- Hukuk İstinaf No. 8/75
(Dava No. 38/75; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Ahmet Îzzet ve Şakir S. İlkay.
İstinaf eden: Mehmet Salâhi Nâzım, L-âpta.
(Davacı)
ile
Aleyhine istinaf edilen: l. KTFD Baş Savcısı, Lefkoşa.
2. Ecnebi Gayri Menkul Mallar İdarecisi,
Lefkoşa.
- 3. Girne Emniyet Müdürü.
(Davalılar)
a r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Riza.
Aleyhine istinaf e-dilen namına: Güner Çakın.
Tahliye - Tahsisin iptali ile işgalci durumuna geldiği gerekçesiyle
Müstedinin evi tahliye etmesinin istenmesi.
AraEmri - Müstedinin ara emri istemi - Geçici ara emrinin İlk
Mahkemece kesinleştirilmemesi.
14/60 sayılı -Adalet Mahkemeleri Yasası - Yasanın 32. maddesi Ara emri
istidasının Yasanın 32. maddesine dayanması.
AraEmri - Ara emrinin şartları - Adaletin tam olarak tahakkukunun
müşkül veya imkânsız olacağına kanaat getirilmesi halinde ara
emrinin verileb-ilmesi.
Meni Müdahale Emri (Ara Emri) - Bu tür emirler tezekkür edilirken
esasa ilişkin hususlara, zorunlu olmadıkça girilememesi
OLAY: Davacıya Lâptada bir ev tahsis edildi. Daha sonra Davalılar
tahsis belgesini iptal ederek Davacıyı evden çıkarm-ak istediler.
Davacı tahliyeyi önlemck için bir dava açarak bir de ara emri talep
etti.
İlk Mahkeme geçici ara emrini vermekle birlikte bu emri daha
sonra kesinleştirmedi ve iptal etti.
Davacı ara emrini kesinleştirmemekle İlk Mahkemen-in hata
ettiğini öne sürerek kararı istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, ara emri vermek için gerekli şartların bu
meselede oluştuğunu, ara emri verilmemesi halinde ileride
adaletin tam olarak gerçekleşmesinin müşkül ve imkânsız olacağını
beli-rtti ve istinafı kabul ederek ara emrinin dava neti-
celeninceye kadar yürürlükte kalmasına emir verdi.
H Ü K Ü M
Ülfet Emin:
Bu istinafın ilk hükmünü Sayın Ahmet İzzet verecektir.
Ahmet İzzet:
Müstedi, takriben 6 ay evv-el Lâpta'da kâin olan bir eve yerleştirildi ve o zamandan bugüne kadar orada oturmaktadır.
5 Nisan 1975 tarihinde kendisine Girne Emniyet Müdürü tarafından bir ihbarname gönderilerek mezkûr evi 6 gün zarfında tahliye etmesi istenmiştir. Bunun üzerine m-üstedi Girne Kaza Mahkemesinde bir dava açarak ve ayni zamanda bir geçici men'i müdahale emri isteyerek davanın dinlenip bir neticeye varılmasına değin Müstedaaleyhlerin müdahale etmemelerini ve kendisini evden çıkarmamalarını talep etmiştir.
Müstedi d-osyaladığı yemin varakasında talebinin adil olduğunu, davada muhakeme edilecek ciddi hususlar olduğunu, evi meşru olarak işgal ettiği cihetle evden zorla çıkarılamayacağını ve talep ettiği emrin verilmemesi halinde, daha sonra düzeltilmesi mümkün olmayan b-ir durum meydana geleceğini iddia etmiştir.
Müstedaaleyhler bir itirazname dosyalamışlardır. İtiraznamede bir yemin varakası olmamakla beraber müstedinin Lâpta'da kâin olup işgalinde bulundurduğu evi kendisine daha önce verilen tahsis belgesinin iptali- neticesi, mütecaviz sıfatı ile tasarrufunda bulundurduğu ve ayni zamanda göçmenlerin iskânı ile ilgili mevzuat uyarınca iskân edilecekler kapsamına girmediği iddia edilmiştir.
Bidayet Mahkemesi ilk olarak men'i müdahale emri vermekle beraber kesinleşm-esi için yapılan duruşmada yani 26 Nisan 1975 tarihinde şu sebeplere dayanarak Emrin kesinleşmesini reddetmiştir.
"Bu meselede, yukarıda da belirttiğim gibi, evvelâ ,
tarafların arasındaki münasebetin ne olduğu belli değildir. Bu
yüzde-n ara-karar mevcut olmakla ileride tam adaletin tecellisinin
zor olacağı veya mümkün olmayacağı hususunu mukavemet olduğu
halde, ara-kararı pekleştirmek doğru değildir. Bu yüzden
10.4.1975 tarihli ara-kararı geri alırım."
Müstedi bu Emir-den istinaf etmiştir.
Gerek Müstedaaleyhlerin dosyaladığı itirazda gerekse Bidayet Mahkemesinde ve bugünkü istinafın duruşmasında, müstedinin kendisine tahsis edilen evde ikamet etmeye hakkı olmadığı, mütecaviz olup olmadığı, göçmenlerin iskânı ile ilg-ili mevzuatın uygulanıp uygulanamayacağından bahsedilmiştir. Kanaatımca bunlar esas davanın duruşmasında ele alınacak noktalardır. Şimdi yalnız talep edilen geçici men'i müdahale emrinin kat'ileşmemesi için bir sebep olup olmadığını araştırmak gerekir.
- Müstedinin istidası 14/1960 sayılı Adalet Mahkemeleri Kanunu'nun 32. maddesine istinad etmektedir. Bu maddenin ilgili kısımları aynen şöyledir:-
"32.- (1) Mahkeme Tüzüğüne tabi olarak, her mahkeme, kendi
hukuk yetkisini kullanırken, emir i-le bir men'i müdahale (geçici,
ebedi veya emredici) bahşedebilir, veya, tazminat yahut başka bir
tedbir istenmemiş yahut birlikte bahşedilmemiş olmasına
bakılmaksızın, mahkemece doğru veya o şekilde hareketin münasip
olacağı addolunduğu- bilcümle hallerde, bir yed'i emin tâyin
edebilir:
Ancak, mahkeme istimada muhakeme edilecek ciddi bir konunun
mevcudiyetine, davacının iddiasında haklı olduğu ihtimalinin
mevcudiyeti dolayısıyle tedbir olarak bir men'i müdahale
- bahşedilmediği takdirde, daha sonraki safhada tam olarak adaletin
tahakkukunun müşkil veya imkânsız olacağına mutmain olmadıkça,
geçici bir men'i müdahale bahşedilmeyecektir.
(2) (1)'inci fıkra tahtında isdar olunan herhangi geçi-ci
bir emri, mahkemeni muhik addettiği, kayıt ve şartlar tahtında
isdar olunabilir ve mahkeme herhangi bir zamanda, gösterilen
makul sebebe mebni, öyle bir emri iptal edebilir veya
değiştirebilir."
Bundan da görüleceği gibi men'i mü-dahale emri verilmeden önce Mahkemenin araştırması gereken bazı hususlar vardır. Bunlar da şunlardır: istimada muhakeme edilecek ciddi bir konunun mevcut olup olmadığı, davacının iddiasında haklı olduğu ihtimalinin mevcut olup olmadığı ve men'i müdahale em-ri bahşedilmediği takdirde adaletin tahakkukunun sonraki safhada müşkil veya imkânsız olup olmayacağı.
Bidayet Mahkemesi hakimi kararında bu prensipleri gayet doğru olarak belirtmiştir, fakat bunları davanın olgularına uygulamakta hata etmiştir. Kanaat-ımca bütün bu şartlar bu davada mevcuttur ve bilhassa men'i müdahale emri katileşmediği takdirde ve Müstedi evden çıkarıldığı takdirde daha ilerideki safhada haklı bulunursa, düzeltilemeyecek, tamiri imkânsız bir durum meydana çıkacaktır. Bu sebepten dolay-ı Bidayet Mahkemesi ilk verdiği men'i müdahale emrini kesinleştirmemekle hata etmiştir. Men'i müdahale emrinin kesinleşmesi için bir emir verilmesi taraftarıyım.
Şakir S. İlkay:
Bir davada geçici bir men'i müdahale emrinin verilip verilmeyeceğini veya -daha önce verilen böyle bir emrin, davanın neticelendirilmesine değin, kesinleştirilip kesinleştirilmeyeceğini tezekkür ederken 14/60 sayılı Adalet Mahkemeleri Kuralının 32(1) maddesinin şart bendinde belirtilen aşağıdaki hususların göz önünde tutulması ge-rekir:
(i) muhakeme edilecek ciddi bir konunun mevcut olup olmadığı;
(ii) davacının iddia veya talebinde haklı olduğu ihtimalinin
mevcut olup olmadığı; ve
(iii) böyle bir ihtimal mevcut ise men'i müdahaleemrinin
veril-memesi veya kesinleşmemesi halinde dahasonraki
safhada tam olarak adaletin yerine getirilmesininmüşkil
veya imkânsız olup olmayacağı.
Bu meselede Kaza Mahkemesi huzurunda ileri sürülen iddialar ve verilen şahadet incelendiğinde mu-hakeme edilecek ciddi bir konunun ve davacının talebinde haklı olduğu ihtimalinin mevcut olduğu ve geçici emrin kesinleşmemesi halinde daha sonraki safhada, davacı haklı bulunduğu takdirde, tam olarak adaletin yerine getirilmesinin müşkil veya imkânsız ola-cağı görünür. Bu böyle olduğuna göre de daha önce verilen geçici emrin kesinleşmesi gerekirdi. Binaenaleyh geçici emri kesinleştirmeyip geri almakla Kaza Mahkemesi, kanaatımca, hata etmiştir.
Bu meselede davacıya verilen tahsis belgesinin haklı olarak -verilip verilmediği, yapılan tahsisin iptali için alınan kararın ne dereceye kadar doğru veya geçerli olabileceği ve bunlarla ilgili sair hususlar, kanaatımca, davayı karara bağlarken tezekkür edilebilecek hususlardır.
Netice itibarı ile istinafın kabu-l edilmesi ve bahse konu geçici emrin geri alınmasına dair Kaza Mahkemesinin vermiş olduğu emrin iptal edilerek bunun yerine geçici emrin, davanın neticelendirilmesine değin, kesinleşmesi için emir verilmesi gerektiği görüşündeyim.
Ülfet Emin:
Bu istin-afta tezekkür edilmesi gereken en önemli konu kanaatımca geçici men'i müdahale emri verilmesi için gereken şartların mevcut olup olmadığıdır. Geçici men'i müdahale emirleri müracaat edenin haklı olduğu olasılığının mevcut olması ve istimada karara bağlanac-ak ciddi konuların mevcut olması ve tedbir olarak geçici bir men'i müdahale verilmediği takdirde daha sonraki safhada tam olarak adaletin tahakkukunun müşkil veya imkânsız olacağına kanaat getirilmesi hallerinde verilebilir.
İstinaf eden alt kademedeki- Mahkemeye yaptığı müracaatında dava konusu evin ilgili makam tarafından kendisine tahsis edildiğini belirtmiştir. İstidanın alt kademedeki duruşması esnasında ise istinaf eden Çalışma, Rehabilitasyon ve Sosyal İşler üyeliği tarafından verilen 16.10.74 tar-ihli ev tahsis belgesini ibraz etmiştir. Tahsis belgesi verildikten sonra o zamanın Türk Yönetimi Bakanlar Kurulu İskân ve Rehabilitasyon Yönetmeliği isdar etmiştir ve bu Yönetmelik 22.11.74'de yürürlüğe girmiştir.
Davalılar Mahkemede yaptığı itiraznam-ede, daha önce davalıya verilen tahsis belgesinin 22 Kasım 1974'de neşrolunan İskân ve Rehabilitasyon Yönetmeliğinin geçici 1. maddesine uyarak iptal edildiğini iddia etmiştir.
İlk bakışta İskân ve Rehabilitasyon Yönetmeliğinin herhangi bir yasa veya a-nayasa kaynağından yoksun olduğu görülmektedir. Şahsi kanaatıma göre İskân ve Rehabilitasyon Bakanlığının yürürlükte olan kanun ve anayasaya göre, herhangi bir tahsis belgesi vermeye yetkisi yoktur. Bu böyle olmakla beraber davalılar bu hususa gerek itiraz-namelerinde gerekse duruşma esnasında istinad etmedikleri ve Bidayet Mahkemesi de bu hususu tezekkür etmediği cihetle Bidayet Mahkemesinin huzurunda verilen şahadet ve huzurunda bulunan dava zabıtlarına istinad ederek 1960, Adalet Mahkemeleri Kanunu'nun 32-(1) maddesinde geçici olarak bir men'i müdahale emrinin verilmesi için gereken şartların mevcut olduğu aşikârdır. Bu nedenle Bidayet Mahkemesi geçici müdahale emrini verdikten sonra, geçici müdahale emrinin kesinleşmemesine dair davalıların ileriye sürdüğü- iddialar göz önünde tutulduğunda, geçici men'i müdahale emrinin kesinleşmesi için emir vermesi gerektiği kanaatındayım.
Netice olarak istinaf kabul edilir ve Bidayet Mahkemesinin 26 Nisan 1975'te, 10 Nisan 1975'te verdiği geçici men'i müdahale emrinin- kesinleşmeme kararı iptal edilir ve bunun yerine Bidayet Mahkemesinin 10 Nisan 1975'te verdiği geçici men'i müdahale emrinin kesinleşmesine, yani dava nihai sonuca varıncaya kadar emrin meriyette kalmasına emir verilir.
Aleyhine istinaf edilenlerin is-tinaf masraflarını ödemeleri emrolunur.
Ülfet Emin,
Hâkim.
Ahmet İzzet,
- Hâkim.
Şakir S. İlkay,
Hâkim.
6 Mayıs, 1975.
317
Full & Egal Universal Law Academy