-
Hukuk İstinaf No: 9/70
(Dava No: 334/69)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
İstinaf eden: Kemal Hacı Faik
(Müddeaaleyh)
ile
İstinaf edilen: Hüveylâ Osman Nuri-
(Müddei)
arasında.
İstinaf eden namına: Cebbar Niyazi
İstinaf edilen namına: Ümit Süleyman
1967 Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanunu-
Ölümünde müstecirle birlikte ikamet eden ail-e ferdinin müstecir sayılabilmesi için müteveffanın dul eş bırakmaması gerektiği- Layihaların maddi vakıaları ihtiva etmesi zorunluluğu- Şahadet verilmeyen bir hususta Mahkemenin bulgu yapamayacağı.
Davacı, dava konusu Lefkoşa'daki evin mal sahibidir.- Davalının babası, 2.2.1967 tarihinde bu evi davacıdan aylığı KL 7.-'dan kiraladı. Davalının babası Ocak 1969'da öldü. Davacı davalıyı dava ederek tam kira olan ayda KL 8.- ödemesini ve kira bakiyelerini talep etti. Davalı, ayda ancak KL 2.- ödeyebileceğin-i iddia etti. Bidayet Mahkemesi, davalının babasının ölümünden sonra müstecir olduğunu, marangoz olan davalının T.C. Meclisinden ayda KL 20.240 mils aldığını, davalının dışarıda iş yapıp gelir elde etmediği hususundaki şahadetine inanmadığını, aylık maaşın-dan fazla dışarıda yaptığı işlerden gelir elkde etmesi nedeniyle tam kira olan ayda KL 8.-'yı ödemeye kudreti olduğunu saptadı ve ayda KL 8.- ödemesini emretti. Davalı, istinaf etti. Başlıca 1. Müstecir olmadığını, 2. Ödeme kudretine göre bir kira ödemesin-in emredilmesi gerektiğini iddia etti.
KARAR: Yüksek Mahkeme, davacı talep takririnde, davalının babasının ölümünde dul eş bırakıp bırakmadığını yazmadığından, davalının müstecir olduğunun iddia edilmiş sayılamayacağına karar verdi. Davalı, işgalci ol-duğundan ödeme kudretine göre kira vermesi gerekir. Bidayet Mahkemesi, önünde hiçbir şahadet olmadan ve lâhiyalarda iddia edilmeyen bir hususta, davalının T.C. Meclisindeki işi dışında iş yapıp gelir elde ettiği hususunda bulgu yapmakla hata etti. Yüksek M-ahkeme, davalının ayda KL 5.- kira ödemesini emretti.
Atıfta bulunulan yargısal içtihatlar:
1. Kira İstinaf No: 34/67 2. Phillips 4QBD s.127. 3. Eleni Panayiotou Tordanou v. Plycerpos Neophytou Anyftos C.L.R. Vol.24 s.97.
Müddei Lefkoş-ada Atilla Sokağı No: 13'de kâin bir evin sahibidir. Müddei mezkûr evini 2.2.67 tarihli bir icar mukavelenamesi ile Hacı Mehmet Faik Efendiye aylığı KL 8.-'dan icar etti. Hacı Faik Efendi mezkûr evin kirasını Aralık 1968 sonuna kadar müddeiye ödedi ve takr-iben Ocak 1969 da vefat etti. Müddeaaleyh müteveffanın oğlu olup kendisi ile mezkûr evde oturmakta idi. Müteveffanın ölümünden sonra da müddeaaleyh mezkûr evde oturmaya devam etti ve müddeiye Ocak 1969 dan itibaren yalnız KL 12.- kira ödedi.
Müddei 23- Mayıs 1969 da müddeaaleyh aleyhine 335/69 numaralı davayı açarak aşağıdakilerini talep etti.
1. 1 Ocak 1969'dan itibaren müddeiye KL 8.- tam kira
ödemesi için bir emir;
2. 1 Ocak 1969'dan itibaren Mayıs 1969 sonuna kadar
olan müd-det için KL 28.- kira borcunu ödemesi için bir
emir;
3. Mahkemenin uygun göreceği bir emir.
Müddeaaleyh 18.6.1969'da dosyaladığı müdafaa takriri ile babasının vefatından sonra ayda KL 3.- kira ödemeye başladığını fakat daha sonr-a ödeyemeyecek bir duruma düştüğü için ayda KL 3.- dahi ödemekten imtina ettiğini bildirdi. Müddeaaleyh ancak ayda KL 2.- kira ödeyebilecek durumda olduğunu ileri sürdü.
Bidayet Mahkemesi her iki tarafın şahadetini dinledikten sonra aşağıdaki karara v-armıştır:-
"Hacı Faik ile müddei arasındaki 2.2.67 tarihli kontrat
hitam bulması ile Hacı Faik ile beraber ikamet etmiş ve
onun vefatından sonra ayni evde ikamet etmekte devam
etmiş bulunan müddeaaleyh kanuni müstecir durumuna -
girmiştir. Bu itibarla müddeaaleyhin ödeme kudreti ile
mütenasip olarak esas kiraya mahsuben bir miktar kira
tespit edilmesi gerekmektedir. Müddeaaleyh Cemaat
Meclisi tarafından istihdam edilen bir dülgerdir. Cemaat
Meclis-inden ayda KL 20.240 mil bir ücret almaktadır.
Müddeaaleyhin Cemaat Meclisi mesai saatlarından ayrı
olarak dışarıda ayrıca çalışmadığına dair verdiği
şahadete Mahkeme inanmamıştır. Müddeaaleyh evli ve 4
çocuk babasıdır. Müddeaa-leyh aylık kazancı bu sanattan
olarak Cemaat Meclisinden aldığı aylık ücretin
üstündedir. Mahkeme müddeaaleyhin evin esas aylık kirası
olan KL 8.-yı ödeyebilecek bir kudrette olduğuna kanaat
getirmiştir. Dava 23 Mayıs 1969 tarih-inde açıldığına
göre müddeaaleyhin 1.6.1969 tarihinden itibaren dava
konusu evin aylık kira bedelini KL 8.-dan ödemesine
hüküm ve karar verilir. Dava masrafları müddeaaleyh
tarafından ödenecektir."
Müddeaaleyh Bidayet -Mahkemesi kararını verirken aşağıdaki sebeplerden dolayı hataya düştüğünü ileri sürerek istinaf eyledi.
(1) 1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler)
Kanunu gereğince Müstenif müstecir durumuna
girmemiştir. Bu itibarla müstec-ir durumunda olan
bir kimsenin yüklendiği mükellefiyeti müstenife
yüklemek hatalıdır.
(2) Müstenifin ödeme kudreti ile mütenasib olarak esas
kiraya mahsuben bir kira ödemesi için emir verilmesi
icab ederdi.-
Müstenifin maaşı nazarı itibara alındıktan sonra
talep kira bedeli değil, kiraya mahsuben bir miktar
ödemesi için emir verilmesi gerekmekte idi.
Maaşından ayrı herhangi bir gelire sahip olduğuna
dair şahadet ibraz edilmediği cihetle, maaşı- dışında
gelire sahip oluşuna dair bir bulguya varılması
hatalıdır.
(5) Müstenif işbu istinafı ile Bidayet Mahkemesinin
kararında bir tadilat yapılmasını dolayısıyle
ödeme kudreti üzerinden ödenmesi icap eden bir kira
- bedelinin tesbit edilmesini talep etmektedir.
İstinaf esnasında müddeaaleyh babasının ölümünden sonra evi işgal etmeye devam etmekle müstecir sayılmayacağı ancak evi işgal ettiğinden ödeme kudretine mütenasib bir miktar kirayı müddeiye ve-rmekle mükellef olduğunu ve Bidayet Mahkemesinin 1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanununun 6(1) maddesi tahtinde hareket ederek müddeaaleyhin ödeme kudreti ile mütenasib esas kiraya mahsuben bir miktar kira ödemesini emretmesi gerektiğini i-leri sürdü. Müddei ise müddeaaleyhin babasının vefatından sonra mevzuu bahis evi işgal etmeye devam etmekle 1967 Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanununun 2. maddesine göre müstecir durumuna geldiğini ve Mahkemenin Kanunun 6(3) maddesi tahtinde m-ukavelename gereğince tesbit olunan kiranın tamamen ödenmesi için emir vermesi gerektiğini Bidayet Mahkemesine yaptığı beyanatta (Address) ileri sürdü.
Davada karar verilmesi gereken şu hususlar vardır:
1. Müddei Mahkemeye dosyaladığı taleb takri-rinde müddeaaleyhin babasının vefatından sonra mezkûr evi işgal etmekle müstecir durumuna girdiğine dair herhangi bir iddiada bulunup bulunmadığı,
2. Yukarıda birinci paragraftaki iddia yapılmışsa şahadete göre müddeaaleyhin 1967, Kira Tanzim ve Murak-abe Kanununa göre müstecir sayılıp sayılamayacağı,
3. Müstecir sayıldığı takdirde ödenmesi gereken kira tesbit edilirken, 1967 Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanununun hangi maddesi altıdna hareket etmesi gerektiği,
4. Müstecir sayılma-dığı takdirde ödenecek kiranın kanunun hangi maddesi tahtinde tesbit edileceği.
Müddei müddeaaleyhin 1967, Kira Tanzim ve Murakabe (Geçici Hükümler) Kanununun 2(c) maddesi tahtinde babasının ölümünden sonra mevzuu bahis evde müstecir durumuna geldiğin-i iddia etti. Kira Tanzim Kanununun 2(c) maddesi aynen şöyledir:-
"2. Müstecir
(a)..............
(b)..............
(c) Ölümü zamında kendisi ile birlikte ikamet eden
müstecirin dul eşini veya dul bir eş bırakma-dığı
hallerde müstecirin ölümüne tekaddüm eden en az
6 ay müddetle müstecir ile birlikte ikamet eden,
müstecirin ailesinden bir azasını da ihtiva
eder."
Müddeinin taleb takririnde müteveff-anın dul eş bırakıp bırakmadığı hususunda herhangi bir kayıt mevcut değildir. Müddeaaleyhin kanunun 2(c) maddesi tahtinde müstecir durumuna gelebilmesi için babasının bir dul eş bırakmaması gerekir. Kanuna göre eğer müteveffa bir dul eş bırakmışsa müddeaal-eyh müstecir durumuna gelemez. Müteveffanın bir dul eş bırakıp bırakmama hususu taleb takririnde mutlaka bahsedilmesi gereken esasa ait bir vakıadır (meterial fact). Müddei bunu yapmadığına göre müddeaaleyhin kanunun 2(c) maddesi tahtinde müstecir olduğu i-ddiasını yapmamış sayılır. Kaldı ki, müddei taleb takririnin 5'inci paragrafında müddeaaleyhin cemaat hizmetinde olduğunu ve KL 30.-dan fazla maaş aldığını ve tam kirayı ödeyebilecek durumda olduğunu iddia etmekle müddeaaleyhin kanunun 2(c) maddesi tahtind-e müstecir olduğunu iddia etmediği manasına gelebilir çünkü eğer müddeaaleyh müstecir olmuş olsaydı, icar mukavelenamesi 1967 de yapıldığına göre, kanunun 6(3) maddesine göre müddeaaleyhin icar mukavelenamesinde bahsolunun tam kirayı ödemesi gerekirdi. Bu -gibi hususlarda müstecirin ödeme kudreti mevzuu bahis değildir.
Bir taleb veya müdafaa takririnde nelerin yer alması icab ettiği Civil Procedure Rules. Order 19, Rule 4 de belirtilmektedir. Civil Procedure Rules, Order 19, Rule 4 aynen şöyledir:-
- "4 Every pleading shall contain and contain only a
statement in a summary form of the material facts of
which the party pleading relies for his claim or
defance, as the case may be, but not the evidence by
which they are to be pr-oved, and shall, when neces-
sary be devided into paragraphs, numbered consecuti-
vely. Dates, sums, and numbers shall be expressed in
figures and not in words. The Pleadings shall be
signed by the advocate, or by the party, if he- sues
or defends in person."
Order 19, Rule 4'den görülüyor ki esasa ait vakıalar (Meterial facts) taleb takririnde zikrolunmalıdır. Esasa ait vakıalar taleb takririnde zikrolunmazsa müddeinin bu vakıalar hususunda Mahkemeye herhangi bir şahadet- vermeye hakkı yoktur. Bu gibi vakıalar hususunda Mahkemeye herhangi bir şahadet verilse dahi, Mahkeme bu gibi şahadeti nazarı itibara almaması lâzımdır. Bak Kira İstinaf No: 34/67 ve Philipps 4 Q.B.D. s.127, s. 133'de:-
"If parties were held strictly- to their pleadings
under the present system they ought, not to be
allowed to prove at the trial, as a fact on which
they would have to rely in order to support their
case, any fact which as not stated in the pleadings.
Therefore, -again, in their pleadings they ought to
state every fact upon which they must rely to make
out their right of claim."
ve sayfa 138'de
"The plaintiff must state the facts which are mete-
rial for the purpose of enabling the def-endant to
go to trial, knowing what the issue he really has
to meet is and what is the question between him and
the plaintiff, so that he may not be there taken by
surprise, and the real question between the parties
fail t-o be decided in consequence of insufficient
allegations of the plaintiff. The statement of
claim, of necessity, must set out all the facts
material to prevent the defendant being taken by
surprise, because it is the - first pleading, and
that which ought tobe referred to for the purpose
of seeing whether there is a cause of action."
ve sayfa 139'da
"What particulars are to be stated must depent on
the facts of each case. But in- my opinion it is
absolutely essential that the pleading, not to be
embarrassing to the defendants should state those
facts which will put the defendants on their guard
and tell them what they have to meet when the case
- comes on for trial."
ve Eleni Panayiotou Jordanou v. Polycarpos Neophy-
tou Anyftos, C.L.R. Vol.24, s.97, s.106:
"There was nothing in the pleadings and no amend-
ment was sought in order to add an issue on the
- validity of the order of the Director to cancel his
title-deeds relating to the 4/5ths of the proper-
ties involved in the case.
A Court of Law has to confine itself to the issues
as appearing at the close of the pleadings or- pro-
perly added to the date of the hearing and not take
up at the trial other issues which the evidence of
a particular witness might suggest."
Müddeinin Mahkemeye dosyaladığı taleb takririne bakıldığında müddeaaleyhin şu veya bu- sebebten dolayı müstecir durumuna geldiği iddia edilmedi. Taleb takririnde iddia edilen hususu müddeaaleyhin babasının sağ olduğu zamanda evde ikamet etmesi ve babasının ölümünden sonra da evde ikamet etmeye devam etmesidir. Müddei, taleb takririnde 1967,- Kira Kanununun 2(c) maddesi tahtinde müddeaaleyhin müstecir olduğu hususunda zikrolunması gereken esasa ait vakıaları (material facts) zikretmiş değildir. Müddeaaleyhin 1967, Kira Kanunu tahtinde müstecir sayılabilmesi için Hacı Faik Efendinin ölümünden s-onra eş bırakmadığını müddeinin taleb takririnde zikretmesi ve davada ispat etmesi gerekirdi. Halbuki yukarıda belirttiğimiz gibi esasa ait olan bu husus, yani Hacı Faik Efendinin dul eş bırakıp bırakmama hususu, taleb takririnde zikrolunmadığı gibi Mahkem-ede de bu hususta herhangi bir şahadet verilmiş değildir. Bu böyle olduğuna göre müddeaaleyh müstecir sayılmaz.
Bidayet Mahkemesi kararıdna "Hacı Faik ile beraber ikamet etmiş ve onun vefatından sonra ayni yerde ikamet etmekte devam etmiş bulunan müdd-eaaleyh kanuni müstecir durumuna girmiştir," denilmektedir.
Kanaatimizce Bidayet Mahkemesinin bu bulgusu hatalıdır. "Kanuni Müstecir" 1967 Kira Kanununda şöyle tefsir edilmektedir:
"Kanuni Müstecir bir kira münasebetinin sona ermesi
veya erdiri-lmesi halinde ilgili gayri menkul malı
tasarrufunda bulundurmakta devam eden bir müsteciri
ifade eder."
Gerek talep takririnde gerekse verilen şahadette müddeaaleyh ile müddei arasında herhangi bir kira münasebeti olduğu iddia edilmi-ş değildir. Kanaatimizce müddeaaleyh, taleb takririnde yapılan iddialar ve Mahkemeye verilen şahadet nazarı itibara alındığında müstecir durumuna girmiş sayılmaz. Müddeaaleyh müddeinin evini işgal ettiği için müddeiye ödeme kudretine göre bir miktar kira v-ermek mecburiyetindedir. Esasen Bidayet Mahkemesi de bu hususu şöyle düşünmüş ve şunları söylemiştir:
"Bu itibarla müddeaaleyhin ödeme kudreti ile mütena-
sip olarak esas kiraya mahsuben bir miktar kira tes-
pit edilmesi gerekmektedir."
- Kanaatimizce Mahkeme müddeaaleyhin müddeiye kira ödemesi için ancak 1967 Kira Kanununun 8(2) maddesi tahtinde emir verebilir.
Kanunun 8(2) maddesi aynen şöyledir:
"8(2) Kira münasebeti olmayan herhangi bir halde
ilgili gayri menkul m-alı herhangi bir surette işgal
eden veya kullanan şahıs veya şahısların her birinin
ödeme kudretleri nazarı itibara alınarak bir miktar
kira ödemeleri emredilebilir."
Müddei taleb takririnde ve verdiği şahadette müddeaaleyhin cemaat- meclisinde çalıştığını ve KL 30.- maaş aldığını iddia etti.
Müddeaaleyh ise müdafaa takririnde Plânlama ve İnşaat Dairesi tarafından istihdam edildiğini ve maaş olarak ayda KL 20.240 mil aldığını iddia etti. Müddei Mahkemeye verdiği şahadette müddeaa-leyhin Cemaat Meclisinde marangoz olarak çalıştığını ve ayda KL 30.- maaş aldığını bildirdi. Müddeaaleyh ise Mahkemeye verdiği şahadette Cemaat Meclisine bağlı Plânlama ve İnşaat Dairesinde çalıştığını ve ayda KL 20.240 mil aldığını beyan eyledi.
Bida-yet Mahkemesi müddeaaleyhin Cemaat Meclisinden aldığı maaşın KL 20.240 mil olduğu kanaatına vardı. Ancak Bidayet Mahkemesi Müddeaaleyhin Cemaat Meclisi mesai saatlerinden ayrı olarak dışarıda ayrıca çalışmadığına dair verdiği şahadete inanmadığını belirtti- ve bu şahadete inanmadığından müddeaaleyhin aylık kazancının Cemaat Meclisinden aldığı aylık ücretin üstünde olduğu kanaatına vardı. Kanaatımızca Bidayet Mahkemesi bu hususta hatalı bir kanaata varmıştır. Müddeaaleyhin Cemaat Meclisindeki işinden maada bi-r iş yaptığına dair müddei tarafından ne taleb takririnde iddia yapılmış ne de herhangi bir şahadet verilmiştir. Mahkemeye şahadet verilmediğinden Bidayet Mahkemesinin böyle bir kanaata varması hatalıdır. Bidayet Mahkemesi müddeaaleyhin müddeiye ödeyebilec-eği kirayı tesbit ederken müddeaaleyhin maaşının KL.20.240 milden fazla olduğunu nazarı itibara alarak müddeaaleyhin ayda KL 8.-'yı ödemesini emretmiştir. Hiç şüphe yok ki Bidayet Mahkemesi müddeaaleyhin hakiki kazancı olan ayda KL 20.240 mili nazarı itiba-ra almış olsaydı, tesbit ettiği kira ayda KL 8.- olmayacaktı. Bidayet Mahkemesinin bu husustaki kararını tadil eder ve Müddeaaleyhin ödeme kudretini nazarı itibara alarak müddeiye 1 Haziran 1969'dan itibaren ayda KL 5.- vermesini emrederiz. Aleyhine istina-f edilenin istinaf masraflarını ödemesi emrolunur.
Yüksek Mahkeme.
Full & Egal Universal Law Academy