- Kira İstinaf No: 34/67
İstinaf Komisyonu Huzurunda.
İstinaf edilen: Türkân Necati veya namı diğerler Türkan
Ahmet Said, Abohor. (Müstedi)
ile
İstinaf eden: Hüseyin Ahmet Çıra-klı, Lefkoşa.
(Müstedaaleyh)
a r a s ı n d a.
Kira Tahkik Komisyonu Tüzüğü - Fasıl 149 Akitler Kanunu Madde 10 - Sözleşmenin sözlü ve/veya zımni oluşu - Talep- Takririnde ileri sürülmeyen iddialara dayanılarak karar verilemeyeceği.
Talep ve tafsilatta mevcut olmayan herhangi bir husus hakkında şahadet verilse dahi Mahkemenin bu şahadete dayanarak karar vermesi hatalı bulundu ve taraflar arasında sözlü zımn-i anlaşma yapıldığına dair şahadet mevcut olmakla birlikte bu husus talep takririnde ve müdafaaya verilen cevapta iddia edilmediğinden böyle bir anlaşmanın yapıldığı hususundaki karar iptal edildi.
--------------------
K A R A R
Lefkoşa Kira tahkik- Komisyonunun 655/66 numaralı ve 30 Mart, 1967 tarihli kararı aleyhine müstedaaleyh tarafından yapılan bu istinafta müstedaaleyh Komisyon kararının aşağıdaki sebeblerden dolayı hatalı olduğunu ileri sürer.
Kira Tahkik Komisyonunun, tarafeyin arasında sözl-ü mukaveleden doğma, müstedaaleyhin müstediye ayda KL 10.- ödemelrde bulunması için vermiş olduğu karar hatalıdır.
Verilen karar şahadetle bağdaşmamaktadır.
Kira Tahkik Komisyonunun, taleb takririnin taleb kısmının (a) bendi ile 2. paragraf altında taleb t-akririnin taleb kısmının yapıldığı iddia olunan anlaşmayı teyid edici herhangi bir delil olmadığı cihetle, talebde olmayan bir iddiaya istinaden, müstedaaleyhin ayda KL 10.- ödemesi için vermiş olduğu karar hatalıdır.
Diğer taraftan aleyhine istinaf -olunan, müstedi, Komisyonun verdiği kararın ahval ve şeraite ve vakıalara ve teyid edilen şahadete dayandığından hatadan ari bulunduğunu ve verilen kararda herhangi bir hata bulunmadığını ileri sürerek istinafın reddini taleb etti.
Müstedi 28 Ekim 19-66 tarihli taleb takriri ile müstedaaleyhten şunları taleb etti:
Müstedinin maliki bulunduğu Lefkoşa'da, İsparta
sokağında 34 numaralı evin aylık kirası olan
ayda KL 10.-'yı ödemesi.
1 Ağustos 1964 tarihinden 30 Eylül 1966 tarihine değin ödenmem-iş kira olarak veya kiradan mutebaki olarak borçlu bulunduğu KL 130.-'yı ödemesi;
Aksi takdirde yukarıda tarif edilen ve halen müstedaaleyhin işgalinde bulunan evi boşaltarak boş bir halde mal sahibi müstediye teslim etmesi;
İstinafın masraflarını ödemesi;-
Taleb takririnin tafsilât kısmının 2. ve 5. paragrafı şöyledir:
"2. Müstedaaleyh mezkur evin 3 odasından 1 odası
hariç 2 oda, sofa, banyo, aşhane, kademhane
ve bilcümle müştemilatının ayda KL 10.000 milden
kiracısıdı-r ve bu hususta taraflar arasında
yapılan anlaşma mucibince müstedaaleyh ayda KL
10.- bedeli icarı 1 Nisan 1964'den itibaren
ödemeyi deruhte ve kabul etti ki bu anlaşma Mart
1964'de veya o tarihlerde şifahi olarak tarafl-ar
arasında aktedildi.
5. Müstedi ile müstedaaleyh arasında aktedilen
anlaşma mucibince müstedaaleyh aylık uyuşulmuş
kira olan KL 10.-'yı ödemek mecburiyetindedir."
Müstedaaleyh müdafaa takrirnamesinde müstedinin taleb takririnde -ileri sürdüğü anlaşmayı red ve inkâr etti ve taraflar arasında herhangi bir anlaşma olmadığını ileri sürdü.
Müstedi, müstedaaleyhin müdafaasına verdiği cevabın 3. paragrafında taraflar arasında ayda KL 10.- uyuşma olduğunu iddia etti ve bu iddiasında- da israr ettiğini beyan etti.
Müstedi Lefkoşa İsparta sokak No:34'de kain bir evin sahibidir. 1963 Aralık ayında hadiseler patlak verdiğinde kendisi Abohor'da öğretmedi. Hadiseler başladıktan sonra takriben Aralık 27-28 1963'de eniştesi Derviş Şeyt-anoğlu kapının camını kırarak müstedinin evini işgal etti. Ondan 1-2 gün sonra müstedaaleyh de ailesi ile beraber gelip bu eve yerleştiler. Derviş şeytanoğluna göre müstedaaleyh Derviş Şeytanoğlunun amcasının damadıdır. Kısa bir müddet sonra Derviş Şeyt-anoğlu evi terketti mamafih müstedaaleyh müstedinin evini işgal etmeye bugüne kadar devam etti. Mart 1964 sonuna kadar müstedaaleyh müstediye hiç bir kira ödemedi. Mamafih verilen şahadete göre ondan sonra ilk 3 veya 4 ay için KL 10.-'ar liradan ve ondan- sonra da KL 5.-'dan kira ödediği belirtiliyor.
Taleb takririnden açıkça görüleceği gibi müstedi, müstedaaleyhle Mart 1964'de veya o tarihlerde taraflar arasında bir şifahi anlaşma aktolunduğunu ve bu anlaşmaya göre müstedaaleyhin 1 Nisan 1964'den it-ibaren ayda KL 10.-'yı ödemeyi deruhte ve kabul ettiğini iddia etti. Müstedaaleyh ise, müstedi ile kira hususunda herhangi bir anlaşma yaptığını red ve inkâr etti. Kira Tahkik Komisyonu kararında şunları belirtti:
"İstintak esnasında eniştesi Dervi-ş Şeytanoğluna
verilen yetkinin şifahi olduğunu ve daha sonra KL
10.-'dan anlaştığını eniştesinin kendine
bildirdiğini, kendisinin ise bizzat anlaşma
yapmadığını ifade etmiştir.
Müstedinin eniştesi Derviş Şeytanoğlu şahadetin-de
bu eve kendisi ile müstedaaleyhin beraber
girdiklerini, daha sonra kendisinin evine
gittiğini, müstedaaleyhin orada kaldığını, 1-2 ay
sonra müstedaaleyhin kendisine teklifte
bulunduğunu, müstediden cevab gelince
müst-edaaleyhin Haziran 1964'de kendisine KL 10.-
verdiğini Temmuz'da ise yine KL 10.- verdiğini,
Ağustos ve Eylül'de yine gittiğinde müstedaaleyhin
KL 10.-' bana çoktur, isterseniz beni dava edin, KL
5.-'dan fazla veremem' dediğini, ist-intak esnasında
'ben kendim hiç bir zaman Hüseyin Beyle bu evin
kirası KL 10.-'dandır diye bir uyuşma yapmadım'
demiş, aşağıda 'bu ev ile KL 10.-'ya uyuşulmuştur'
demiştir.
Müstedaaleyhin şahadetinde KL 5.-'dan oturmayı
- teklif ettiğini, KL 10.- istediklerini, verdiği KL
10.-'ların eski borçları kapatmak için olduğunu, bu
evin suyu olmadığını, KL 5.-'ları alel hesap
aldıklarını kendisine bildirilmediğini, evin
kirasının KL 5.- olduğunu ifade e-tmiştir.
İstintakta müstedinin KL 10.-'yı 1 seneden sonra
istediğini, Derviş beyin şayanı itimad bir şahit
olduğunu kabul ettiğini ve KL 10.-'ları nasıl
verdiğini hatırlamadığını belirtmiş ve KL 5.-
uyuşulduğunu kabul etmemiş,- sadece KL 5.-
verdiğinde aldıklarını beyan etmiştir.
Dinlenen şahadet neticesinde müstedi ve şahidinin
verdiği şahadete inanmamakta bir sebeb yoktur.
Müstedi eniştesi Derviş Şeytanoğlu vasıtası ile
temsil edilerek müsted-aaleyhle aralarında zımnen
sözlü bir icar mukavelesi meydana gelmiş
bulunmaktadır. daha sonra müstedinin Nisan ve
Mayıs ayı için KL 10.- alması, buna itiraz
etmemesi ve vekiline de 2 defa KL 10.- vermesi, bu
evin Nisan 1-964'den itibaren ayda KL 10.-'dan
zımnen kiralandığını göstermektedir, Binaenaleyh,
müstedaaleyhin 1/11/66 tarihinden itibaren
müstediye aralarındaki sözlü mukaveleden doğma KL
10.-'yı ödemesi emrolunur. Bu tarihten evvelki
- birikmiş kira borçları hakkında hiç bir emir
verilmez."
Bir anlaşma hakkında Kıbrıs Kanunları Fasıl 149, madde 10'da şunlar belirtilmektedir:
"10. (1) All agreements are contracts if they are
made by the free consent o-f partion
competent to contract for a lawful
consideration and with a lawful object and
are not hereby expressly declared to be
void and may subject to the provisions of
this Law made in- writing or by word of
mouth or partly in writing and partly by
word of mouth or may be implied from the
conduct of the parties."
- Müstedi taleb takririnde kira hususunda müstedaaleyh ile aralarında zımnı bir anlaşma (agreement by conduct) olduğunu ileri sürmedi. Kira Tahkik Komisyonu taleb takririnde taleb olunmayan bir anlaşmanın mevcud olduğunu bulması kanaatimizce hatalıdır.- Kanaatimizce bir mahkeme veya Komisyon ancak bir dava veya istidada taleb edilen taleb ve talabi destekleyen tafsilât hakkında karar verebilir ve bunun dışında herhangi bir karar vermek doğru değildir. Bu hususta İstinaf Komisyonu 40/66 numaralı istinaf-ta şu kararı vermiştir:
"Kanaatimizce, bir Mahkeme veya Komisyon ancak ve
ancak bir istidada taleb edilen ve talebi
destekleyen tafsilât hakkında karar verebilir ve
bunun dışına hiçbir zaman çıkamaz. Bunun için şu
iki davaya -göz bakmak kâfidir:
Eleni Panayiotou Jordanou v. Polycarpos Neophytou
Anyftos, The Cyprus Law Report, Vol. 24, page. 97
at page 106.
'There was nothing in the pleadings and no Amendent
was sought in order to add an issuw on th-e validity
of the order of the Director to cancel his title
-deeds relating to the 4/5 the of the properties
involved in the case.
A Court of Law has to confine itself to the
issue as appearing at the close of the pleadi-ngs or
properly added to at the date of the hearing and
not take up at the trial other issues which the
evidence of a particular witness might suggest' ve
London Passenger Transport Board and Moscrop, 1942 App. Cas. H.L., page 332,- at page. 347:
'Any departure from the cause of action alleged, or
the relief claimed in the pleadings should be
proceeded or, at all events, accompanied, by the
relevant amendments, so that the exact cause of
action alleged a-nd relief claimed shall from part
of the court's record, and be capable of being
reffered to thereafter should necessity arise.
Pleadings should not be "deemed to be a amended" or
"treated as amended". they should be amended in
- fact.'
Pleadings hususunda Civil Procedure Rules Order 19, Rule 4 ve 22 şöyledir:
"4. every pleading shall contai-n, and contain only,
a statement in a summary from of the material facts
of which the party pleading relies for his claim or
defence, as the case may be, but not the evidence
by which they are to be proved, and shall, when
nec-essary, be devided into paragraphs, numbered
consecutively. Dates, sums and numbers shall be
expressed in figures and not in words. The
pleadings shall be signed by the advocate, or by
the party, if he sues or derends in person."
- "22. whenever any contract or any relation between
any personal is to be implied from a series of
letters or conversations, or otherwise from a
number of cireustances, it shall be sufficient to
allege such contract or relation -as a fact, and to
refer generally to such letters, conversations, or
circumstances without setting them out in detail.
And if in such case the person so pleading desires
to rely in the alternative upon more contracts or
relati-ons than one as to be implied from such
circumstances, he may state the same in the
alternative."
Kanaatimizce taleb bi-r anlaşma üzerine dayanırsa mezkûr anlaşmanın yazılı veya sözlü veya kısmen sözlü ve kısmen yazılı olduğunu veya tarafların davranış ve hareketlerinden (by conduct) doğduğunu açıkça ifade etmesi icab eder. Bu hususta Turquand and the Capital and Counts Ba-nk v. Pearson (1879) L.J. Vol. 48, page. 703 at page. 704'de şunlar yer almaktadır:
"Looking at Order XIX. rule 4, it seems to me clear
that in the contemplation of the legislature such a
statement ought not to be made. When the plaintif-f
relies on an agreement, it is for him to state
whether it was an agreement in writing or by parol,
and partly by letter, or whether it is there suit
of a series of documents. That is quite clear when
we look at order XIX. r-ule 4. An agreement is not a
fact, but an inference with the law draws from
facts. The real fact is the existence of a
document in writing, or that certain letters were
written, or that a certain conversation took
place."
ve-
"The result is, that it is not as a rule necessary
to set out the agreement verbatim, but it is
necessary to state whether the agreement is in
writing or by parol, and if it was in writing, to
set it out so far as to shew the- effect of it."
Yine pleadings hususunda Michael Zarzou Aletrai v. Pantelis Stylli Paraudi C.L.R. Vol. 24, page. 269 at 271 and 272'd-e şunlar yer almaktadır:
"The learned magistrate thought that the plaintiff's
claim was partly based on trespass to his property
and, inter alia, held that plaintiff was not
entitled to recover on the first part of paragraph
- 1 of his claim. But on appeal plaintiff's counsel
clarified that his claim was based on the
infringement of the plaintiff's right of support.
The learned Magistrate considered also this aspect
of the case. In his judgement he sta-ted:
"In the body of the statement of claim nothing
is pleaded as to this right of support and its
infringement. A reference is made however to this
right in the relief clause. In my opinion this is
not sufficient; plain-tiff ought to have pleaded
this right of support and its infringement in the
statement of claim. Every material fact on which a
party relies for his claim must be pleaded, see.
0.19.r.4 of Civil Procedure Rules. Therefore
pl-aintiff cannot succeed on this part of his claim
either".
"From a reading of the statement of claim,
especially paragraph 4, it become apparant that the
draftsman was pleading acase of ownership of the
bank and interference with t-he said bank alleged to
be owned by plaintiff. It is true that there is
some vague reference to the stability of the bank
and the land of the plaintiff but that to my mind
would not be sufficient. For a useful precedent of
a stat-ement of claim in a case of infringement of a
right of support of the plaintiff's land one should
refer to Bullen and Leake's Precedents of Pleading.
9th Edition, at page. 497.
In fact what is pleaded in the body of the statement
o-f claim (paragraph 1 to 6) is the ownership of the
bank and the acts of trespass by defendant to the
said bank and the acts of trespass by defendant to
the said bank. It is only when we come to the
relief clause that we find the first -time reference
to the natural right of support, which cannot be
considered sufficient to raise the issue properly
before the court (see Gregoria Drakou v. Ioulia
Phylactou (unreported) Civil Appeal No.4056 dated
7th January, 1954."-
Müstedinin taleb takriri ve müdafaaya verdiği cevap tetkik edildiğinde müstedinin gerek şahsen ve/veya gerek eniştesi Derviş Şeytanoğlu vasıtası ile temsiledilecek müstedaaleyh ile aralarında zımnen sözlü bir icar mukavelesi meydana geldiği iddias-ı ileri sürülmediği açıkça görülmektedir. Bu böyle olduğuna göre Kira Tahkik Komisyonunun, müstedinin taleb takririnde mevcut olmayan iddiaları nazarı itibara alarak karar vermeleri hatalıdır. Daha evvel belirttiğimiz gibi bir Mahkeme veya Komisyon ancak- ve ancak bir dava veya istidada taleb edilen taleb ve talebi destekleyen tafsilât hakkında karar verebilir. Taleb ve tafsilâtta mevcut olmayan herhangi bir hususu hakkında şahadet verilse dahi Mahkeme veya Komisyonun bu şahadete dayanarak karar vermesi h-atalıdır. Müstedi taleb takririnde mevcut olmayan vakıalara istinad etmek istiyorsa taleb takririnin tadili için Mahkeme veya Komisyona müracaat edebilir. Bu yapılmadıkça ve taleb takriri tadil edilmedikçe, Mahkeme veya Komisyonun taleb takriri ve tafsil-âtta olmayan bir iddia için karar vermeğe salâhiyeti yoktur. Bundan dolayı Kira Takdir Komisyonunun 30 Mart 1967 tarihli kararını iptal ederiz. Müstedinin işbu istinafın masraflarını ödemesine karar verilir.
29 Haziran, 1967.
-
Full & Egal Universal Law Academy