AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru no. 9828/12
Cemal YAŞAR / Türkiye
(ekteki listeye bakınız)
Başkan,
Ivana Jelić,
Hâkimler,
Arnfinn Bårdsen,
Darian Pavli,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Vekili Liv Tigerstedt’in katılımıyla 11 Haziran 2020 tarihinde Komite hâlinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
26 Aralık 2011 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu göz önüne alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle davalı Hükümet tarafından gönderilen deklarasyonu göz önüne alarak,
Gerçekleştirdiği müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
Başvurana ilişkin bilgiler ekteki listede yer almaktadır.
Başvuran, Kocaeli Barosuna kayıtlı Avukat N. Küçükosmanoğlu tarafından temsil edilmiştir.
Başvuran, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi uyarınca, yargılama öncesi aşamada avukata erişim hakkının sistematik bir şekilde kısıtlanması nedeniyle ceza yargılamalarının adil olmadığından ve avukat gıyabında verdiği ifadelerin kullanılmasından şikâyetçi olmuştur. Başvuran, ayrıca, Sözleşme’nin 6 § 3 (d) maddesi uyarınca, aleyhindeki yazılı delillere itiraz edemediği iddiası ile ilgili şikâyette bulunmuştur.
Yukarıdaki şikâyetler, Türk Hükümetine (“Hükümet”) iletilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Hükümet, dostane çözüm görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Mahkeme’ye, söz konusu şikayetler kapsamında ileri sürülen hususların çözüme kavuşturulması amacıyla tek taraflı deklarasyon metni düzenlemeyi teklif ettiğini bildirmiştir. Hükümet, ayrıca, Mahkeme’den, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesini talep etmiştir.
Söz konusu deklarasyon, aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, mevcut davada, Mahkeme’nin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Hükümet, ayrıca, 15 Temmuz 2003 tarihinde 4928 sayılı Kanun’un, avukata erişim hakkına getirilen sistematik kısıtlamaya ilişkin hükmü yürürlükten kaldırdığını hatırlatmaktadır.
Hükümet, ayrıca, 31 Temmuz 2018 tarihli, 7145 sayılı Kanun ile değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, halihazırda, AİHM’nin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesi gerekli kıldığını vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiği kanaatindedir.
Dolayısıyla, AİHM önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, başvuran Cemal YAŞAR’a yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, tüm maddi ve manevi zararların yanı sıra masraf ve giderleri karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca kabul edilen kararın tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan davanın nihai çözümünü teşkil edecektir.
30 Mart 2020 tarihli yazıyla, başvuranın avukatı, başvuranın Hükümet tarafından maddi ve manevi zararının karşılanması için sunulan miktarı çok düşük bulduğu için tek taraflı deklarasyon şartlarından memnun olmadığını belirtmiştir.
Sözleşme’nin 37 § 1 ( c) maddesi, aşağıdaki halde Mahkeme’nin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse ...”.
Bu sebeple, Mahkeme, başvuranın davasının incelenmesine devam edilmesini istemesine rağmen davalı Hükümet tarafından yapılan tek taraflı deklarasyon temelinde başvuruları 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebilir (bk. özellikle Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75‑77, AİHM 2003-VI).
Mahkeme, avukata erişim hakkının sistematik olarak kısıtlanması ve bireyleri mahkum etmek için avukat gıyabında verilen ifadelerin kullanılması hakkındaki şikâyetlere ilişkin açık ve kapsamlı içtihadını ortaya koymuştur (bk., diğer kararlar arasında, Mehmet Duman/Türkiye, no. 38740/09, 23 Ekim 2018; Ömer Güner/Türkiye, no. 28338/07, 4 Eylül 2018; Girişen/ Türkiye, no. 53567/07, 13 Mart 2018; Canşad ve Diğerleri/Türkiye, no. 7851/05, 13 Mart 2018; İzzet Çelik/Türkiye, no. 15185/05, 23 Ocak 2018; ve Bayram Koç/Türkiye, no. 38907/09, 5 Eylül 2017).
Mahkeme, yukarıda anılan davalarda, başvuranın avukata erişim hakkına konulan kısıtlamanın sistematik niteliğinin, tek başına, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlaline karar vermek için yeterli olup olmadığını incelemeksizin, başvuranın polise verdiği ifadelerinin kabul edilebilirlikleri incelenmeden yargılamayı yürüten mahkeme tarafından kullanılmasının ve daha sonra Yargıtay’ın bu eksikliği gidermemesinin, söz konusu maddenin ihlalini teşkil ettiğine karar vermiştir. Bununla beraber, yukarıdaki tüm davalarda, Mahkeme, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesinin, başvuranların uğradıkları manevi zarar için yeterli adil tazmin teşkil ettiğine kanaat getirmiştir.
Mahkeme, Hükümetin, tek taraflı deklarasyonunda, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesinin ihlal edildiğini açıkça kabul ettiğini gözlemlemektedir.
Mahkeme, ayrıca, 31 Temmuz 2018 tarihinde 7145 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiğine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanun’un 4., 17., 18. ve 19. maddeleri, dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde Mahkeme’nin bir davayı kayıttan düşürme kararının akabinde yerel mahkeme yargılamalarının veya soruşturmanın yenilenmesi talebinde bulunma hakkını öngörmektedir. Mahkeme’nin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yenilenmesi, iddia olunan ihlale yönelik etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Bu bağlamda, Mahkeme’nin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
Mahkeme, Hükümetin deklarasyonunda yer alan ikrarların yanı sıra teklif edilen tazminat miktarını dikkate alarak, başvurunun incelenmesini haklı kılan bir gerekçe olmadığı kanaatindedir (37 § 1 (c) maddesi).
Yukarıdaki hususlar ışığında, Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile güvence altına alınan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmeye devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1 maddesinin son cümlesi). Bu karar, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk. Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, §§ 116‑118, 5 Temmuz 2016).
Mahkeme, son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması halinde, başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (bk. Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
Yukarıdaki hususlar ışığında, başvurunun bu kısmının kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Başvuran, ayrıca, Sözleşme’nin 6 § 3 (d) maddesi kapsamında başka şikâyetlerde bulunmuştur.
Mahkeme, başvuranın 31 Temmuz 2018 tarihinde 7145 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonra ceza yargılamalarının yenilenmesi için başvuruda bulunmaya hak kazanması sebebiyle davanın yeniden incelenmesinin mümkün olacağını ve yukarıda belirtilen hukuk yolunun başvuranın Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini yinelemektedir.
Mahkeme, sonuç olarak, bu şikâyetlerin kabul edilebilirliğinin veya esasının incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında davalı Hükümetin sunduğu deklarasyon metinlerinde yer alan koşulların ve yine aynı metin içerisinde sunulan taahhütlerin yerine getirilmesi amacıyla öngörülen düzenlemelerin dikkate alınmasına,
Başvurunun bu kısmının, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine;
Sözleşme’nin 6 § 3 (d) maddesi kapsamındaki diğer şikâyetlerin kabul edilebilirliğine veya esasına ilişkin inceleme yapılmasını gerek olmadığına karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 2 Temmuz 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Liv TigerstedtValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı VekiliBaşkan
EK
Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamındaki şikâyetleri konu alan başvuru
(Adil yargılanma)
Başvuru no.
Başvuru tarihi
Başvuranın adı
Doğum Yılı
Avukatın adı ve görev yaptığı yer
Hükümetin deklarasyonunun Mahkemeye tebliğ edildiği tarih
Başvuranın deklarasyona ilişkin yorumlarının Mahkemeye tebliğ edildiği tarih
Her başvuran için maddi ve manevi tazminat ve masraf ve giderler bakımından ödenmesine hükmedilen miktar
(avro cinsinden)[1]
9828/12
26.12.2011
Cemal YAŞAR
1961
Küçükosmanoğlu Nazmi
Kocaeli
09.03.2020
30.03.2020
500
[1] Başvurana yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmak üzere
Full & Egal Universal Law Academy