AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 16576/15
Mansur YAVAŞ / Türkiye
Başkan
Ksenija Turković,
Yargıçlar
Jon Fridrik Kjølbro,
Georges Ravarani
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 30 Ağustos 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 1 Nisan 2015 tarihinde gerçekleştirilmiş olan yukarıdaki başvuruyu dikkate alarak yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
Başvuran Mansur Yavaş 1955 doğumlu olup Ankara’da ikamet etmekte olan bir Türk vatandaşıdır. Mahkeme önünde, Ankara’da görev yapmakta olan Avukat H.H. Güllü tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
Başvuran tarafından bildirildiği şekliyle davanın koşulları aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1. Başvuran, 30 Mart 2014 tarihinde Türkiye’de gerçekleştirilen belediye seçimlerine Cumhuriyet Halk Partisinden (“CHP”) Ankara Büyükşehir Belediye başkanı adayı olarak katılmıştır.
2. Yüksek Seçim Kurulu (“YSK”) tarafından ilan edilen sonuçlara göre başvuran 1,385,038 oy alırken Adalet ve Kalkınma Partisinden (“AKP”) seçime katılan ve başvuranın rakiplerinden biri olan İ.M.G. ise 1,416,770 oy almıştır.
3. CHP, 6 Nisan 2014 tarihinde, YSK’ya seçim sonuçlarıyla ilgili itirazda bulunmuş ve seçimde meydana gelen çelişkiler nedeniyle ve hile yapıldığı iddiasıyla oyların yeniden sayılmasını talep etmiştir. CHP’nin söz konusu iddiaları şu şekildedir:
(a) Toplam 12,234 adet seçim sandığından genelde AKP adayının birinci çıktığı 2,098 sandığa ilişkin yazılı kayıtlarda her belgenin kendisine özgü seri numarası ile birlikte resmi mühürlerin bulunmaması.
(b) Dönemin Başbakan Yardımcısı, seçim gecesi boyunca oyların toplandığı ve sayıldığı merkeze daha önceden bir ziyarette bulunduğu için yürütme organının tarafsız olmaması.
(c) Adalet Bakanı’nın, sonuçlar açıklanmadan önce AKP adayı ile ortak bir basın açıklamasında bulunması.
(d) Seçim gecesinde insanların oy sayımını canlı yayından takip ederken ve başvuranın partisinin önde olduğu süre zarfında Ankara’nın belirli ilçelerinde ani elektrik kesintilerinin yaşanması.
(e) Seçim sandığı komisyonları üyelerinin, görevlerini uygun şekilde yapmamış olmaları; örn. oy pusulalarına doğru şekilde mühür basılmaması ve böylece bazı oyların geçersiz sayılması; ve
(f) Seçimlere ilişkin yayın yapan ve sonuçlar hakkında güncellenen veriler sağlayan bağımsız haber ajansına ait web-sayfasının ele geçirilmesi ve böylece sadece devlete ait haber ajansının tek haber kaynağı olarak bırakılması. Bu durum, başvuranın partisi önde giderken söz konusu haber ajansının dört saat boyunca haberleri güncelleyememesine yol açmıştır.
4. YSK, 9 Nisan 2014 tarihinde söz konusu şikâyetleri reddetmiş ve diğer gerekçelerin yanı sıra ilgili partinin iddialarını kanıtlamak için destekleyici belge veya başka bir kanıt ibraz etmediğini belirtmiştir. YSK, resmi mühürlerin bulunmayışının, daha sonradan her zaman düzeltilebilecek maddi bir hata olarak kabul edilmesi gerektiği kanaatindedir. YSK ayrıca oy sayımının doğru yapıldığını ve geçersiz oy sayısının seçim sonuçlarını değiştirmeye yeterli olmadığını belirtmiştir.
5. Başvuran, 12 Haziran 2014 tarihinde, Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunmuş ve Sözleşme’nin 6 ve 10. maddeleri ve Sözleşmeye Ek 1 No’lu Protokolün 3. maddesi kapsamındaki haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
6. Anayasa Mahkemesi, 23 Temmuz 2014 tarihinde şikâyeti sadece 1 no’lu Protokolün 3. maddesi kapsamında incelemeye karar vermiş ve şikâyetin Sözleşme’nin hükümleri ile konu bakımından bağdaşmadığı gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez olarak nitelendirmiştir.
B. İlgili iç hukuk kuralları
7. Anayasa’nın 7. maddesi şu şekildedir:
“Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.”
8. Anayasa’nın 23 Temmuz 1995 ve 17 Ekim 2001 tarihlerinde değiştirildiği şekliyle, 67. maddesi aşağıdaki gibidir:
“Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme, seçilme ve bağımsız olarak veya bir siyasî parti içinde siyasî faaliyette bulunma ve halkoylamasına katılma hakkına sahiptir.
Seçimler ve halkoylaması serbest, eşit, gizli, tek dereceli, genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göre, yargı yönetim ve denetimi altında yapılır. Ancak, yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının oy hakkını kullanabilmeleri amacıyla kanun, uygulanabilir tedbirleri belirler.
On sekiz yaşını dolduran her Türk vatandaşı seçme ve halkoylamasına katılma haklarına sahiptir.
Bu hakların kullanılması kanunla düzenlenir.
Silah altında bulunan er ve erbaşlar ile askerî öğrenciler, taksirli suçlardan hüküm giyenler hariç ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlüler oy kullanamazlar.
Ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde oy kullanılması ve oyların sayım ve dökümünde seçim emniyeti açısından alınması gerekli tedbirler Yüksek Seçim Kurulu tarafından tespit edilir ve görevli hâkimin yerinde yönetim ve denetimi altında yapılır.
Seçim kanunları, temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir.
Seçim kanunlarında yapılan değişiklikler, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz.”
ŞİKÂYETLER
9. Başvuran, belediye seçimlerindeki usulsüzlük ve hile yapıldığına ilişkin şikâyetlerinin seçim kurulu ve Anayasa Mahkemesi gibi ilgili kurumlarca keyfi olarak reddedildiği gerekçesiyle Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesinden şikâyetçi olmuştur.
10. Başvuran ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’nın 67. maddesinde yer alan “seçimler” ibaresinin kısıtlayıcı bir şekilde yorumlandığı ve 2014 belediye seçimlerine ilişkin şikâyetlerinin Sözleşme hükümleri ile konu bakımından bağdaşmaz olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğunu beyan ettiği için seçimlerde yapılan hilenin Anayasa Mahkemesi tarafından giderilmediğini ileri sürmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Yasal işlemlerin adil olmadığı iddiası hakkında
11. Başvuran; seçimlerde yapılan hileye ve seçim sürecindeki usulsüzlüklere ilişkin şikâyetlerinin, seçim kurulu ve Anayasa Mahkemesi tarafından usulünce incelenmemesinden şikâyetçi olmuştur. Bu bağlamda, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Başvuranın şikâyetiyle ilgili olduğu ölçüde Sözleşme’nin 6. maddesi şu şekildir:
“1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içerisinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
12. Mahkeme, şikâyetlerin incelendiği yasal işlemlerin, Ankara’da gerçekleştirilen belediye seçimlerinin geçerliliğine ve başvuranın belediye başkanı olma hakkına ilişkin olduğunu gözlemler. Bu tür yasal işlemler, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında olan medeni haklara değil siyasi haklara ilişkin bir anlaşmazlıkla ilgilidir (bk., milletvekili seçimleri bağlamında, Pierre-Bloch v. Fransa, 21 Ekim 1997, § 50, Kararlar ve Hükümler Derlemesi 1997‑VI; yerel seçimler bağlamında bk. Cherepkov / Rusya (kk.), no. 51501/99, ECHR 2000‑I; ve hem milletvekili hem de belediye seçimleri bağlamında bk. Valentin Gorizdra / Moldovya, başvuru no. 53180/99, 2 Temmuz 2002).
13. Bu nedenle, Sözleşme’nin 6. maddesi, şikâyet konusu olan yasal işlemlere uygulanmaz.
14. Mahkeme; başvurunun bu kısmının, Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamı dâhilinde Sözleşme hükümleri ile konu bakımından bağdaşmadığı ve bu nedenle 35 § 4 madde hükmü uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
B. Ulusal makamların seçimde yapıldığı iddia edilen hileyi tespit ederek ortadan kaldırmaması
15. Başvuran, seçimlerde meydana geldiğini iddia ettiği hilenin, seçim kurulu ve Anayasa Mahkemesi tarafından ortadan kaldırılmamasından şikâyetçidir. Başvuran özellikle, Anayasa Mahkemesinin, Anayasa’nın 67. maddesinde geçen “seçimler” ibaresini dar şekilde yorumladığı ve 2014 belediye seçimlerine ilişkin şikâyetini kabul edilemez olarak nitelendirdiği gerekçesiyle, Sözleşme’nin 6 ve 53. maddesi kapsamında kalan haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
16. Mahkeme; bir davaya ilişkin olay ve olguların hukukta nasıl nitelendirilebileceği konusunda yetkin olduğunu tekrar dile getirir (örneğin bk. Aksu / Türkiye [BD], başvuru no. 4149/04 ve 41029/04, § 43, AİHM 2012). Başvuranın şikâyetinin bu bölümünün, büyük ölçüde 2014 belediye seçimlerinden kaynaklanan bir ihtilafa ilişkin olduğu ve bu nedenle şikâyetin, sadece Sözleşmeye Ek 1 No’lu Protokolün 3. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği kanaatindedir. İlgili madde şu şekildedir:
“Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak şartlar içinde, makul aralıklarla, gizli oyla serbest seçimler yapmayı taahhüt ederler.”
17. 1 No’lu Protokolün 3. maddesi, kişilerin serbest seçimler aracılığıyla yasama organını seçme hakkını koruma altına almaktadır (bk. Booth-Clibborn ve Diğerleri / Birleşik Krallık, başvuru no. 11391/85, 5 Temmuz 1985 tarihli Komisyon kararı, Kararlar ve Hükümler 43, s. 236). “Yasama organı” ibaresinin, sadece ulusal meclis anlamına gelmesi gerekmez. Bu ibarenin, ilgili Devletin anayasal yapısının ışığında yorumlanması gereklidir (bk. Mathieu-Mohin ve Clerfayt / Belçika, 2 Mart 1987, § 53, Seri A no. 113, ve Matthews / Birleşik Krallık [BD], no. 24833/94, § 40, AİHM 1999-I).
18. Mahkemenin yerleşik içtihadına göre, ilgili ülkede yasama organının bir bölümünü teşkil etmeyen birimlere ilişkin belediye seçimleri 1 No’lu Protokolün 3. maddesinin kapsamına dâhil değildir (X. / Birleşik Krallık, no. 5155/71, 12 Temmuz 1976 tarihli Komisyon kararı, Derlemeler 6, s. 13; yukarıda anılan Cherepkov kararı; Malarde / Fransa (kk.), no. 46813/99, 5 Eylül 2000; Salleras Llinares / İspanya (kk.), no. 52226/99, AİHM 2000-XI; yukarıda anılan Valentin Gorizdra kararı; Santoro / İtalya, başvuru no. 36681/97, 16 Ocak 2003; ve Mółka / Polonya (kk.), no. 56550/00, AİHM 2006‑IV).
19. Mahkeme; bu nedenle, belediyelerin Türkiye’nin yasama organının bir bölümü olarak kabul edilip edilmediğini tespit etmelidir. Bu bağlamda, Mahkeme, 24 Haziran 2014 tarihli 4692/09 başvuru numaralı Uçar ve diğerleri / Türkiye kararında, şu hususları belirttiğini dile getirir:
“… Türkiye Anayasası, yasama yetkisini Türkiye Büyük Millet Meclisine, yani Parlamentoya vermiştir (bk. Anayasa’nın 7. maddesi). Ayrıca Türkiye’deki belediyeler, yerel hizmetlerin düzenlenmesi ve teminine ilişkin idari nitelikteki yetkileri elinde bulundurur… Dolayısıyla, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası anlamı dâhilinde yasama yetkisini kullanmazlar. Bu nedenle Mahkeme; belediyelerin, Türkiye’nin yasama organlarının bir bölümünü teşkil etmediği sonucuna varmıştır”.
20. Mahkeme, başvuranın 30 Mart 2014 tarihinde yapılan belediye seçimlerinden şikâyetçi olduğunu dikkate alır. Yukarıdaki davada varılan sonuç ışığında, Türkiye’de belediyelerin ve belediye başkanlarının, yasama yetkisini kullanmadıkları ve bu nedenle Ek 1 No’lu Protokolün 3. maddesi anlamı dâhilinde “yasama organının” bir parçası olmadığı aşikârdır. Bu doğrultuda, bu görevler için yapılan seçimler, Ek 1 No’lu Protokolün 3. maddesi kapsamına dâhil değildir.
21. Mahkeme; başvurunun bu bölümünün Sözleşme’nin 35 § 3 (a) maddesi anlamı dâhilinde Sözleşme hükümleri ile bağdaşmaz olduğu ve 35 § 4. madde hükmü uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatindedir.
İşbu gerekçelerle Mahkeme oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 22 Eylül 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan Bakırcı Ksenija Turković,
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy