Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
TC Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 24/03/2016 tarihli, 2016/499 esas, 2016/2901 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, 15-18 yaş aralığında bulunan katılan mağdur .....'nun 27/03/2019 tarihli celsede beyanının alındığı sırada, CMK.nun 234/2. Maddesi uyarınca bulunması gereken zorunlu vekilinin huzuruyla beyanın alınması gerekirken, zorunlu vekilin duruşmaya katılımının sağlanmadan katılan mağdurun beyanının alınması suretiyle CMK'nun 289/1-e maddesine aykırı olarak; "Duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması" kuralına aykırı hareket edilmesi,
Hukuka aykırı görülerek, CMK'nun 280/1-d, 289/1-e maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Kabule göre de;
A- İlk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde, sanığın katılan mağdur .....'ya yönelik olarak işlediği cinsel istismar ve cinsel taciz suçları yönünden yapılan değerlendirmede, sanığın farklı tarihlerde birden fazla kez gerçekleşen bu eylemlerinin zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirmesi gerektiği belirtilmiş ise de, sanık hakkında katılan mağdur .....'ya yönelik olarak işlediği kabul edilen sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümde, sanığa verilen cezanın TCK.nun 43. maddesi uyarınca arttırılmaması suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
B- İlk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde, sanığın katılan mağdur .....'a yönelik olarak işlediği cinsel istismar ve cinsel taciz suçları yönünden yapılan değerlendirmede, sanığın farklı tarihlerde birden fazla kez gerçekleşen bu eylemlerinin zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirmesi gerektiği belirtilmiş ve sanık hakkında katılan mağdur .....'a yönelik olarak işlediği kabul edilen çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükümde, sanığa verilen cezanın TCK.nun 43. maddesi uyarınca arttırılması suretiyle sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de; sanığın katılan mağdur .....'a yönelik olarak kronolojik olarak gerçekleştirdiği cinsel istismar şeklindeki eylemlerden, katılan mağdurun 6 yaşında iken ve ilkokul 1. veya 2., sınıfta iken kendisine yönelik gerçekleşen eylemlerin kendi arasında teselsül oluşturabileceği, katılan mağdurun 6. Sınıfta iken ve 20/11/2018 tarihinde gerçekleşen eylemlerin de kendi arasında teselsül oluşturabileceği, zira katılan mağdura yönelik olarak ilkokul 1. veya 2. Sınıfta iken gerçekleşen eylemler ile 6. Sınıfta iken gerçekleşen eylemler arasında yaklaşık 4 yıl bulunduğu, katılan mağdur .....'ın sanığın hem annesinin amcasının kızı, hem babasının teyzesinin oğlu olup akraba oldukları, yaklaşık olarak bu 4 yıllık zaman dilimi içerisinde sanığın katılan mağdur .....'a yönelik cinsel saik ile eylemlerini gerçekleştirebilme imkanı var iken gerçekleştirmediği, sanığın yaklaşık 4 yıllık zaman aralığında sanığın suç kastının yenilendiğinin kabulü gerektiği, T.C. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 14/11/2018 tarihli, 2018/6816 Esas, 2018/6763 Karar sayılı ilamının da bu yönde olduğu, katılan mağdura yönelik 6 yaşında iken ve ilkokul 1. veya 2., sınıfta iken gerçekleşen eylemler nedeniyle, T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/14-618 Esas, 2015/351 Karar sayılı, 27/10/2015 tarihli ilamında da belirtildiği üzere; yerel mahkeme tarafından suç tarihinde 15 yaşından küçük olan, zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunun mağdurunun suç sonucunda, ruh sağlığının bozulup bozulmadığı, ruh sağlığında bir bozulma var ise bunun kalıcı olup olmadığına ilişkin 2659 sayılı Kanunun 31. maddesinde Yükseköğretim Kurumları veya birimlerinin adli tıp mevzuatı çerçevesinde görev yapacağının açıkça düzenlenmiş olması karşısında, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nda yer alması gereken uzmanlık dallarında görevli uzmanlar arasından seçilecek ve içerisinde zorunlu olarak çocuk psikiyatrisi bulunan en az beş kişilik bir bilirkişi heyetinden ya da İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerekirken alınmaması,
Bu nedenle, katılan mağdur .....'ın dava dosyasıyla birlikte yukarıda belirtildiği üzere usulüne uygun teşekkül etmiş herhangi bir Yükseköğretim Kurumu veya biriminden ya da İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan anılan eylemlerden dolayı (Katılan mağdurun 6 yaşında iken ve ilkokul 1. veya 2., sınıfta iken kendisine yönelik gerçekleşen eylemler) ruh sağlığının bozulup bozulmadığı, ruh sağlığından bozulma meydana gelmiş ise, bu bozulmanın kalıcı nitelikte olup olmadığı hususunda rapor aldırılması, sonucuna göre, sanık hakkında TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesi saptandıktan sonra, 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur" hükmü gözetilerek lehe olan hükmün önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi, her iki kanunla ilgili uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
C-Katılan mağdur .....'ın kovuşturma aşamasında 27/03/2019 tarihli celsede alınan beyanında, "Ben poşeti eve sanığa vermek için gittiğimde verip geri dönüp merdivenlerden ineceğim sırada sanık beni çağırdı, gel sarılalım dedi, bende gittim, sarılması ile beni evin içine çekip kapıyı kitlemesi aynı anda oldu, bu sırada beni öpmeye çalıştı ve özel bölgeme dokundu, ben ağlayınca kapıyı açtı, bende aşağıda arabada beni beklemekte olan annem ve dayımın yanına gittim" şeklinde beyanı nazara alındığında, sanığın katılan mağdura yönelik gerçekleştirdiği hem cinsel istismar eylemi hem de hürriyeti tahdit eyleminin cebir unsuru ile gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, sanığın katılan mağdura yönelik gerçekleştirdiği hürriyeti tahdit suçunda sanık hakkında TCK. 109/2. fıkrası yerine 109/1. fıkrası uygulanması, sanığın katılan mağdura yönelik gerçekleştirdiği zincirleme şekilde cinsel istismar suçunda sanık hakkında TCK. 103/4. Maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi,
Bozma kararı üzerine dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kanun yolu kapalı olmak üzere KESİN olarak,
Sanığın tutukluluk durumu ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede;
Sanığın Çocuğun Cinsel İstismarı suçu nedeniyle aldığı hapis cezasının miktarı, tabi olduğu infaz rejimi, tutuklulukta kaldığı süre, kaçma şüphesinin olması, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı, isnat edilen suçun 5271 sayılı CMK'nun 100/3'te sayılan katalog suçlardan olması nazara alınarak 5271 Sayılı CMK'nun 100/3.a.6, 102/2 maddeleri gereğince sanık müdafii ve sanığın TAHLİYE TALEPLERİNİN REDDİNE, sanığın TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 107. maddesi gereğince yakınlarına durumun bildirilmesine, sanığın tutukluluk halinin devamına yönelik karara karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 268/3-e maddesi uyarınca Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı yönünden kararın geliş tarihinden, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafii ve sanık yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren yedi (7) gün içerisinde hükmü veren Dairemize verilecek dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunup tutanak tutturulup hakime onaylatmak veya bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde zabit katibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. CEZA DAİRESİ tarafından incelenmek üzere İTİRAZ yolu açık olmak üzere,
Heyet olarak 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)