Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine dairemizce verilen 06/07/2017 tarih 2017/1505 esas 2017/1685 karar sayılı kararın temyizi sonucunda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/09/2018 tarih 2017/3363 Esas ve 2018/2760 Karar sayılı ilamı ile anılan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce dosya tekrar kayda alınmış, belirlenen duruşma gün ve saatinde Gediz Asliye Ceza Mahkemesi ile SEGBİS aracılığıyla sesli ve görüntülü olarak bağlantı kurulmuş, sanık ve sanık müdafii iletişim sağlanmış ve bu şekilde duruşmada hazır edilmiştir.
Sanık müdafine duruşma gün ve saatini bildirir Yargıtay bozma ilamı da eklenmek suretiyle çağrı kağıdı çıkarılmış, sanık müdafi de duruşmada belirtildiği üzere hazır bulunmuştur.
Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Sanık savunmasında: ''Ben FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye değilim, hiçbir faaliyetine katılmadım. Ben sadece dershane ve okulda büro memuru olarak çalıştım. Talimat alarak Bank .... ya para yatırmadım. Yasal banka olduğu için tesadüfen para yatırdım, denk gelmiştir. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum.'' şeklinde beyanda bulunmuş olup beraatine karar verilmesi yönünden savunma yapmıştır.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: İlk derece mahkemesi kararının kaldırılmak suretiyle sanığın TCK 314/2, 220/7, 3713 SK 5 maddeleri uyarınca cezalandırılması yönünden görüş bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında ve istikrar kazanan bir çok kararında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması kısaca FETÖ/PDY, gizlilik temeline dayalı, örgüt bütünlüğü içinde sıkı bir disiplin ve hiyerarşi barındıran silahlı bir terör örgütüdür.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Sanık 2006 yılından itibaren örgütle bağlantılı dershane ve okullarda çalışmaktadır. Kayıt memuru adı altında başladığı işine büro memuru adı altında örgütle bağlantılı okulda devam ederken KHK ile kapatılma sürecine kadar çalışmıştır. Sanık 04/08/2016 tarihinde yakalanmıştır. Bank .... isimli örgütün en önemli finans kaynaklarından biri olan bankada hesabı bulunmakta olup 12/09/2014 tarihinde .... Bankasından 10000 TL kredi çekmek suretiyle .... Bankasının Kütahya şubesinde katılım hesabı açmak suretiyle 9.970 TL yatırdığı görülmektedir. MASAK raporunda bu husus ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Sanığın tespit olunan bu eylemi örgüte destek amaçlı olduğu, bilerek ve isteyerek yaptığı yönünde heyetimizde tam bir vicdani kanat de oluşmuştur. Sanığın dosyaya yansıyan bu konum ve eylemleri örgütle irtibatını da ortaya koymuştur. Ancak silahlı terör örgütü üyeliğinin ne şekilde oluşabileceği hususuna yukarıda değinilmiş ise de örgütün amaçlarını bilerek yardım etme şeklinde gerçekleşen bir katılma üyelik boyutuna ulaşmayıp, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturabilecektir. Örgüt üyeliğinin oluşmadığı hallerde yardım suçunun oluşması mümkündür. Örgütün devamlılığını sağlaması, faaliyetlerini sürdürebilmesi için yapılacak olan her türlü yardım bu suç tipi kapsamında kalabilecektir. Yardımın şekli önemli değildir. Para yatırmak, ayni destek sağlamak suretiyle, örgütle doğrudan ya da dolaylı bağlantısı bulunan kurum ve kuruluşlara üyeliğinin bulunması ve benzeri durumlar eğer üyelik sıfatına götürecek başkaca delillerle desteklenmiyorsa yardım kapsamı içinde kalabilecektir. Örgüte üye olma fiili bir katılma durumu olup örgüt yöneticilerinin kabul ve rızasına gerek bulunmamaktadır. Tek taraflı bir irade ile örgüte katılmak mümkün olabilecektir. Kendi rızası ile sanık örgütün hiyerarşik yapısı içerisine dahil oluyor ve eylemler süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteriyor ise üyelik durumu ortaya çıkacaktır. Ancak yukarıda da değinildiği üzere somut olayın durum ve özelliğine göre gerektiğinde tek bir eylem dahi örgüt üyeliği suçunu da oluşturabilecektir. Örgüte yardım etme suçunun bilerek ve isteyerek işlenmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalarla birlikte tekrar yukarıda belirtilen deliller ve eylemler dikkate alındığında sanığın dosyaya yansıyan geçmişi, sosyal ve ekonomik durumu ile yaşantısı dikkate alındığında 17/25 Aralık 2013 tarihi itibariyle kamuoyuna yansıyan örgütün gerçek yüzünü ve tavrını bilecek konumda bulunması nedeni ile somut olayda bilerek ve isteyerek sosyal ve ekonomik durumu ile uyumlu kredi çekmek suretiyle örgütle irtibatlı olduğunu bildiği bankaya yatırmasının varolan suç kastının ortadan kalkmasının söz konusu olmadığı yönünde heyetimizde tam bir vicdani kanaat oluşmuştur.
Açıklanan nedenlerle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğunu gösterir nitelikte kesin deliller elde edilememiş ancak mevcut delillerin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım etme suçunu oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılmış, sanığın belirtilen çalışmış olduğu okulun 667 sayılı KHK ile faaliyetinin sonlandırılması nedeni ile eylem tarihi 23/07/2016 olarak kabul edilmiş, sanık ve müdafiinin beraate yönelik talepleri açıklanan gerekçelerle yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmak suretiyle aşağıdaki şekilde cezalandırılması dair hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık hakkında terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile ilk derece mahkemesince sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanığın üzerine atılı ve sabit bulunan örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 220/7.maddesi delaleti ile TCK.nın 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın suç kastının yoğunluğu, suç sebep ve saikleri ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü dikkate alınarak taktiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın eyleminin örgüte bilerek yardım etme fiilini oluşturduğu anlaşıldığından, yardımın niteliği dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 220/7 maddesinin ikinci cümlesi gereğince cezası taktiren 2/3 oranında indirilerek 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
2-Sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta olan yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirleri hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA, diğer tedbirlerin kaldırılmasına,
3-Kütahya Adli Emanet Memurluğunun 2017/4 sırasına kayıtlı dergilerin dosyada delil olarak saklanmasına,
4-a)Sanık hakkında temyiz ve istinaf kanun yolu incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
b)Sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından yapılan toplam (28,80) TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık …. ve sanık müdafii Av……'nın Segbis sistemi vasıtasıyla huzurunda hükmün tefhiminden itibaren 15 günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 05.02.2019 (¤¤)