Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine dairemizce verilen 06/07/2017 tarih 2017/1420 Esas 2017/1686 Karar sayılı kararın temyizi sonucunda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 27/09/2018 tarih 2017/3086 Esas ve 2018/2898 Karar sayılı ilamı ile anılan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce dosya tekrar kayda alınmış, belirlenen duruşma gün ve saatinde Eşme Asliye Ceza Mahkemesi ile SEGBİS aracılığıyla sesli ve görüntülü olarak bağlantı kurulmuş, sanık ve sanık müdafii iletişim sağlanmış ve bu şekilde duruşmada hazır edilmiştir.
Sanık müdafine duruşma gün ve saatini bildirir Yargıtay bozma ilamı da eklenmek suretiyle çağrı kağıdı çıkarılmış, sanık müdafi de duruşmada Segbis aracılığıyla hazır bulunmuştur.
Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Sanık savunmasında: ''Ben örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmiyorum. Tamamen Allah rızası ve çocuklara yardım için eylemlerim olmuştur. Suç işleme kastım yoktur. Beraatime karar verilsin.'' şeklinde beyanda bulunmuş olup, aşamalardaki savunmalarında da suçlamayı kabul etmediği yönünde beyanı olmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında:
Sanık hakkındaki ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmak suretiyle TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 SK 5/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması yönünden görüş bildirmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında ve istikrar kazanan bir çok kararında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması kısaca FETÖ/PDY, gizlilik temeline dayalı, örgüt bütünlüğü içinde sıkı bir disiplin ve hiyerarşi barındıran silahlı bir terör örgütüdür.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Sanık kamu emeklisi olup, Eşme ilçesinde yaşamaktadır. Dosyaya da yansıdığı üzere Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile iltisaklı bir kısım kişilerle teması bulunmaktadır. Örgüte ait olduğu anlaşılan .... Eğitim Öğretim ve Turizm Ticaret A.Ş isimli şirkette 08/12/2015 tarihinde 2000 adet ve 200.000 TL bedelli hisseyi herhangi bir bedel ödemeden ....'tan devralmıştır. Bu süreç 17/25 Aralık 2013 tarihi itibariyle örgütün gerçek yüzünün kamuoyu tarafından öğrenildiği tarihten sonraki sürece rastlamakta olup sanığın da geçmiş yaşantısı dikkate alındığında bunu bilecek durumda olduğu anlaşılmıştır. Bilahare sanığın 04/07/2016 tarihi itibariyle aynı hisseleri bir başka kişiye tekrar bedelsiz olarak devrettiği de belirlenmiştir. Sanığın bu eylemi muvazaalı ve Yargıtay bozma ilamında da belirtildiği üzere şirketin gerçek sahiplerinin saklanmasını kolaylaştırıcı niteliktedir. Anılan şirketin faaliyetlerine son verildiği görülmektedir. Örgütün medyadaki yayın organlarına el konulması sonrasında sesini duyurabilmek için yayın hayatına başlattığı .... isimli gazeteye aboneliği dahi sanığın örgüte desteğini ortaya koymaktadır. Silahlı terör örgütü üyeliğinin ne şekilde oluşabileceği yukarıda değerlendirilmiştir. Ancak örgütün amaçlarını bilerek yardım etme şeklinde gerçekleşen bir katılma üyelik boyutuna ulaşmayıp, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturabilecektir. Örgüt üyeliğinin oluşmadığı hallerde yardım suçunun oluşması mümkündür. Örgütün devamlılığını sağlaması, faaliyetlerini sürdürebilmesi için yapılacak olan her türlü yardım bu suç tipi kapsamında kalabilecektir. Yardımın şekli önemli değildir. Para yatırmak, ayni destek sağlamak suretiyle, örgütle doğrudan ya da dolaylı bağlantısı bulunan kurum ve kuruluşlara üyeliğinin bulunması ve benzeri durumlar eğer üyelik sıfatına götürecek başkaca delillerle desteklenmiyorsa yardım kapsamı içinde kalabilecektir. Örgüte üye olma fiili bir katılma durumu olup örgüt yöneticilerinin kabul ve rızasına gerek bulunmamaktadır. Tek taraflı bir irade ile örgüte katılmak mümkün olabilecektir. Kendi rızası ile sanık örgütün hiyerarşik yapısı içerisine dahil oluyor ve eylemler süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gösteriyor ise üyelik durumu ortaya çıkacaktır. Ancak yukarıda da değinildiği üzere somut olayın durum ve özelliğine göre gerektiğinde tek bir eylem dahi örgüt üyeliği suçunu da oluşturabilecektir. Örgüte yardım etme suçunun bilerek ve isteyerek işlenmesi gerekmektedir.
Bu açıklamalarla birlikte tekrar yukarıda belirtilen hususlar gözetildiğinde geçmişi ve yaşantısı itibariyle 17/25 Aralık 2013 tarihi itibariyle kamuoyuna yansıyan örgütün gerçek yüzünü ve tavrını bilecek konumda bulunması nedeni ile, somut olayda bilerek ve isteyerek eylemini gerçekleştirip tavrını sürdürdüğü, varolan suç kastının ortadan kalkmasının söz konusu olmadığı yönünde heyetimizde tam bir vicdani kanaat oluşmuştur.
Açıklanan nedenlerle sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğunu gösterir nitelikte kesin deliller elde edilememiş ancak mevcut delillerin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte bilerek ve isteyerek örgüte yardım etme suçunu oluşturduğu sonuç ve kanaatine varılmış, sanığın aşamalardaki savunmasına da yansıdığı üzere 04/07/2016 tarihinde tekrar hisseleri devretmesi nedeni ile bu tarih eylem tarihi olarak kabul edilmiş, sanık ve müdafiinin beraate yönelik talepleri açıklanan gerekçelerle yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmak suretiyle aşağıdaki şekilde cezalandırılması dair hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık .... hakkında terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası nedeni ile Uşak 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 18.04.2017 tarih, 2017/96 esas ve 2017/70 karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı ve sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık ....'ın üzerine atılı ve sabit bulunan örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 220/7.maddesi delaleti ile TCK.nın 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, sanığın suç kastının yoğunluğu, suç sebep ve saikleri ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğü dikkate alınarak taktiren 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın eyleminin örgüte bilerek yardım etme fiilini oluşturduğu anlaşıldığından, yardımın niteliği dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 220/7.maddesinin ikinci cümlesi gereğince cezası taktiren 2/3 oranında indirilerek 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak, 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak,5237 sayılı TCK'nun 62. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek, sanığın neticeten 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58/9. maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
2-Sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta olan yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirleri hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA,
3-Suç delili olarak Uşak Adli emanetin 2016/1284 sırasına kayıt edilerek zapt olunan “1 adet .... medya ve .... ismi bulunan tahsilat makbuzu ile 1 adet ödemeyi yapan ....,parayı alanın … olduğu para makbuzundan ibaret iki küçük kağıdın” dosyada delil olarak SAKLANILMASINA,
4-a)Sanık hakkında temyiz ve istinaf kanun yolu incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
b)Sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından yapılan toplam (84,30) TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık .... ve sanık müdafii Av…….'nun Segbis vasıtasıyla yüzüne karşı hükmün tefhiminden itibaren 15 günlük süre içerisinde dairemize verilecek dilekçe veya aynı süre içerisinde tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 05.02.2019 (¤¤)