Yerel mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine dairemizce verilen 04/10/2017 tarih 2017/2335 esas 2017/2311 karar sayılı kararın temyizi sonucunda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 12/11/2018 tarih 2017/3942 Esas ve 2018/4106 Karar sayılı ilamı ile anılan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Dairemizce dosya tekrar kayda alınmış, belirlenen duruşma gün ve saatinde sanığın bulunduğu ceza mahkemesi ile SEGBİS aracılığıyla sesli ve görüntülü olarak bağlantı kurulmuş, sanıkla iletişim sağlanmış ve bu şekilde duruşmada hazır edilmiştir.
Dairemizce Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.
Sanık savunmasında: Ben suçlamaları kabul etmiyorum, terör örgütü üyesi olmadım, devletimin milletimin aleyhine hiçbir faaliyet içerisinde yer almadım, suçlamaları kabul etmiyorum, bu husustaki ilk derece aşamasındaki savunmalarımı tekrar ediyorum şeklinde savunmada bulunmuştur.
İddia Makamı Esas Hakkındaki Mütalaasında: Sanık ....’ün öğretmen olup, KHK ile meslekten çıkarıldığı, KHK ile örgütle iltisakı sebebiyle kapatılan .... isimli sendikaya 10/04/2014-21/07/2016 tarihlerinde üye olduğu, Sanığın kendisine ait .... numaralı telefon hattıyla ilk tespit tarihi 29/11/2015 olan .... programını kullandığı, ID numarasının .... olarak tespit edildiği, .... programına son online tarihinin 13/02/2016 olduğu, 24/09/2016 tarihli inceleme tutanağına göre el konulan eşyalar içerisinde örgütsel notlarının bulunduğu, sanığın örgütle organik bağ kurduğu ve üzerine atılı FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği anlaşıldığından ....’ün müsnet suçtan eylemine uyan TCK’nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58/9 ve 63. Maddeleri gereğince cezalandırılması, kamu adına talep ve mütalaa olunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Öncelikle sanığın üyesi olduğu iddia edilen FETÖ-PDY Silahlı Terör Örgütüne ilişkin değerlendirme yapmak ve bu yapılanmanın silahlı terör örgütü olup olmadığının tespitini yapmak gerekirse;
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2016/7162 E., 2017/4786 K. sayılı ilâmında açıklandığı üzere fethullahçı terör örgütü/paralel devlet yapılanması (FETÖ/PDY); dini, istismar ederek paravan olarak kullanan, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "X3" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan sui generis özelliğe sahip bir suç örgütüdür.
Örgütün türü ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliğe riayet edildiği, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, grup imamları tarafından emir talimat verilmesi, üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması için .... gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkın gizlendiği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün yarattığı kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle parlamento, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesih edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisini haiz kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY'nin küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu kabul edilmiştir. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar geçen süreçte örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket etmiştir. Gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının varlığı, örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314/1-2 maddesi kapsamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Fethullahçı Terör Örgütünün silahlı bir terör örgütü olduğu konusunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Örgüt legal görünüm altında dernek, sendika gibi sivil toplum örgütleri vasıtasıyla toplum içinde örgütlenmeye çalışarak illegal faaliyetlerini perdelemeye çalışmanın yanında, aynı zamanda açıklanmaya çalışıldığı üzere devletin sivil ve resmi tüm kurumlarına da sızma faaliyetlerini devam ettirmiştir. Sivil toplum örgütlerinde örgütsel faaliyetlerini toplantı adı altında yürüttüğü gibi, üyelerinin ev ve iş yerlerinde dahi bu tür örgütsel toplantıları yaptığı, bununla da kalmayıp toplantılara katılan üyelerden örgüt jargonunda himmet olarak adlandırılan paralar da toplamak suretiyle örgüte finansal destek sağladığı anlaşılmaktadır. Örgütün kendi üyelerini değişik sektörlerde finanse etmek için …. Bankası A.Ş.'ni kurdurduğu ve bu nedenle 2014 yılı Ocak ayı içerisinde kamuoyuna yansıdığı üzere örgüt lideri Fethullah Gülen'in kısaca "Varınızı yoğunuzu satın Bankasya'ya yatırın" şeklindeki talimatı üzerine örgüt üyelerinin arabalarını satarak, başka bankalardan kredi çekerek ve benzeri şekillerde para yatırdıkları, katılım hesapları açtırdıkları bilinmektedir.
Silahlı terör örgütü üyesi, örgütün amaçlarını benimsemiş olup, örgüt bütünlüğü içerisinde ve hiyerarşik yapıya dahil olarak örgüt tarafından verilen görevleri her zaman için yerine getirmeye hazır vaziyette bekleyen, kendi iradesiyle hareket etmeyip örgüt iradesini benimsemiş ve bunu kendi iradesinin önüne geçirmiş olan kişidir. Örgüt üyesi ile örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve üyenin faaliyetlere katılması gerekmektedir. Örgüte sadece sempati ile bakılması örgüt üyeliği için yeterli olmayacaktır. Faaliyetler değişik şekillerde ve görünümlerde olabilecektir. Örgüt üyesi her zaman için kendisini emir ve talimat almaya hazır hisseden, sorgulamadan hareket eden kişidir. Bilindiği üzere silahlı terör örgütüne üyelik suçunun oluşabilmesi bakımından üyeyle örgüt arasında organik bir bağın bulunması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden eylem ve faaliyetlerin bulunması gerekmekle birlikte bazı durumlarda olayın niteliği, işleniş şekli, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, eylemin gerçekleştiği yer, zaman ve şartlar ile sanığın dış dünyaya yansıyan davranışları dikkate alındığında kural olarak belirtilen süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özellikleri olmasa dahi sadece örgüt üyeleri tarafından işlenebilecek olan suçu işleyen sanıkların bu nedenle tek bir fiille dahi olsa örgüt üyesi kabul edilmesi mümkün olabilecektir.
Bu değerlendirme kapsamında somut olay incelendiğinde; Sanık ....'ün Çanakkale ili … İlköğretim Okulunda sınıf öğretmeni olarak görev yaptığı, sanığın örgütün gizli haberleşme yöntemi olan .... programını .... gsm hattına yüklemek suretiyle gizli ağ yapılanmasına dahil olduğunun anlaşılması üzerine Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kamu davası açıldığı, Çanakkale 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 09/06/2017 tarih ve 2017/56 Esas 2017/131 sayılı kararı ile sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu, Dairemizce 04/10/2017 tarih ve 2017/2335 Esas 2017/2311 sayılı karar ile istinaf talebinin eleştiri ile Esastan Reddine karar verildiği, bu sanık müdafii tarafından kararın temyiz edildiği,
Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 12.11.2018 tarih ve 2017/3942Esas ve 2018/4106 sayılı kararı ile .... kullanıcısı olduğunu kabul etmeyen sanığın, .... uygulamasını kullandığının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, .... kullanıcısı olduğuna dair delilin atılı suçun sübutu açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, istinaf aşamasından sonra dosya içerisine geldiği anlaşılan ayrıntılı .... tespit ve değerlendirme raporunun CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmada sanık ve müdafiine okunup diyecekleri sorulduktan sonra yargılamaya devamla bir hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi ile silahlı terör örgütüne üye olma suçu temadi eden suçlardan olup yakalanma ile temadi kesileceğinden, gerekçeli karar başlığında suç tarihinin "22/09/2016" yerine “15/07/2016” olarak yazılması gerektiği belirtilerek bozma kararı verildiği anlaşılmış olup Dairemizce usul ve yasaya uygun olan bozma ilamına uyulmuştur.
Dairemizce duruşma açılması ile sanığın yeniden savunması alınarak Yargıtay aşamasında dosyasına gönderilen .... tesbit ve değerlendirme tutanakları sanığa okunması suretiyle bozma nedeni olan eksikliğin tamamlandığı, sanığın .... kullanmadığını, tesbit ve değerlendirme tutanağındaki bilgilerin kendisine ait olmadığını, çocuğunun adının .... olduğunu, ekli listedeki kişilerden .... tanıdığını, kendisi gibi öğretmen olduğunu, ancak kimseyle .... üzerinden haberleşmediğini atılı suçu işlemediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Dairemizce yapılan yargılama ile sanığın Çanakkale ili …. İlköğretim Okulunda sınıf öğretmeni olarak görev yaptığı, örgütün gizli haberleşme yöntemi olan .... programını kullandığı, bu halde dosya içerisinde bulunan tesbit ve değerlendirme tutanağına göre .... , kullanıcı adının sunguralp1071, şifresinin oğlunun adı ile uyumlu olacak şekilde efe^571 olduğu, giriş sayısının 15, gönderilen mesaj sayısının 17, toplam alınan mail sayısının 267 olduğu, eklediği kişilerin sanık ile aynı mesleği yapan öğretmen kişiler olup mesaj ve mail içeriklerinin örgütsel nitelik taşıdığı, yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde sanığın .... programını kullanmak suretiyle FETÖ/PDY tarafından oluşturulan gizli ağa dahil olduğu, KHK ile örgütle iltisakı sebebiyle kapatılan .... isimli sendikaya üye olduğu anlaşılan ve kamu görevi sıfatı taşıyan sanığın KHK kapsamında meslekten ihraç edildiği, ayrıca sanıktan ele eşyalar içerisinde örgütsel notlarının bulunduğu, sonuç olarak toplanan deliller , .... değerlendirme tesbit tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturduğu, sübut bulan suç nedeniyle suç tarihinin sanığın yakalandığı tarih olan 22/09/2016 olarak kabul edilmiştir.
Sanığın öğretmen olarak kamu bünyesinde görev yapıyor olması dikkate alındığında Anayasanın 129/1 maddesi uyarınca devlete sadakatle bağlı olarak görevini yapması gerekmesine rağmen bu sadakati göstermeksizin atılı suçu işlediğinin anlaşılması nedeniyle kamuda görev yapmayıp aynı eylemi gerçekleştiren kişilere göre cezasının belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi bakımından alt sınırdan uzaklaşılmasının ceza adaletinin sağlanması yönünde hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılmış, bu nedenle cezasının alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle belirlenmesi gerektiği, ancak ilk derece mahkemesince alt sınırdan ceza belirlenmesi nedeniyle ortaya çıkmış bulunan kazanılmış hakkın da korunması gerektiği anlaşıldığından, bu hususta gözetilerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmak suretiyle sanığın yeniden cezalandırılmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Sanık .... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan açılan kamu davası sonucunda, Çanakkale 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 09.06.2017 tarih, 2017/56 esas ve 2017/131 karar sayılı ilamı ile sanığın mahkumiyetine dair verilen karar aleyhine, sanık müdafii tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, dairemiz tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 5271 sayılı CMK.nın 280/2. maddesi gereğince incelemeye konu hükmün KALDIRILARAK, sanık hakkında yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle;
Sanık .... üzerine atılı ve sabit bulunan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nun 314/2. maddesi gereğince suçun işleniş şekli, sanığın öğretmen olup, devlet memuru sıfatı ile Anayasal düzene sadakat ile yükümlü olmasına rağmen atılı suçu işlemesi, örgüt içerisindeki etkinliğinin fazla olması, suç kastının yoğunluğu, ortaya çıkan tehlikenin büyüklüğünün fazla olması hususları dikkate alınarak asgari ceza haddinden ayrılmak sureti ile taktiren ve teşdiden 5 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 3. maddesinde belirtilen terör suçu ile cezalandırılmış olması sebebiyle, sanığa verilen cezanın 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun 5/1. maddesi gereğince yarı oranında artırılarak,7 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın duruşmalarda mahkeme heyetine karşı saygılı tutumu, geçmişi ve sosyal ilişkileri, fiilden sonraki davranışları ile cezanın fail üzerinde göstereceği olası etkileri sanık lehine hafifletici sebep kabul edilerek 5237 sayılı TCK.nun 62/1. maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek,6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında ilk derece mahkemesi tarafından verilen hüküm aleyhine, sanık tarafından ve sanık lehine istinaf yasa yoluna başvurulmuş olması nedeni ile, CMK.nın 283/1. maddesi gereğince yeniden verilen hüküm, önceki hüküm ile verilen cezadan daha ağır olamayacağından, sanığa verilen hapis cezasının ilk derece mahkemesi tarafından verilen sonuç ceza miktarına indirilerek, sanığın neticeten 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık hakkında hapis cezasına karar verildiğinden, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı da gözetilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nın 53. maddesinin uygulanmasına,
Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirmiş olduğu sürelerin 5237 sayılı TCK.nın 63.maddesi gereğince cezasından MAHSUBUNA,
Sanığın silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum olması dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 58/9 maddesi gereğince; hükmolunan cezanın, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına,
Diğer istinaf taleplerinin reddine,
2-a)Sanık hakkında 5271 sayılı CMK.nın 109/3-a maddesi gereğince uygulanmakta olan yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirleri hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA,
3-a)Dijital materyallerin incelenmesi sonucu oluşturulacak adli kopyaların dosya içerisinde delil olarak SAKLANMASINA,
b)Sanıktan el konulan dijital materyal asıllarının incelemesi bittikten sonra sanığa İADESİNE,
4-a)Sanık hakkında temyiz kanun yolu incelemesi için yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
b)Sanığın hakkında ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan toplam 183,10 TL. yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
Dair; talebe uygun olarak oybirliği ile verilen karar, iddia makamı ile sanık ....'ün huzurunda, sanık müdafinin yokluğunda, hükmün tefhim veya tebliğinden itibaren on beş günlük süre içerisinde dairemize veya dairemize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek dilekçe veya zabıt kâtibine beyanda bulunmak (başvuru sahibinin ceza infaz kurumunda bulunması halinde ise kurum müdürüne beyanda bulunmak veya dilekçe vermek) suretiyle, Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere, açıkça okunup usulen anlatıldı. 02.04.2019 (¤¤)