AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 40891/17
Fatma YEŞİLKAYA / Türkiye
Başkan,
Julia Laffranque,
Hâkimler,
Ivana Jelić,
Arnfinn Bårdsen,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 28 Mayıs 2019 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 5 Nisan 2017 tarihinde sunulan, yukarıda belirtilen başvuruyu göz önünde bulundurarak gerçekleştirdiği kapalı oturumdaki müzakereler sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Fatma Yeşilkaya, Türk vatandaşı olup, 1947 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat A. Çalişci tarafından temsil edilmiştir.
2. Davanın kendine özgü koşulları, başvuran tarafından ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
3. Başvuranın oğlu Ercan Yeşilkaya’nın zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmesi için katıldığı askerlik yoklaması, 2009 yılında yapılmıştır.
4. Ercan Yeşilkaya, askerlik şubesinde kaydını yaptırmıştır. Ercan Yeşilkaya, askerlik eğitimine başlamadan önce, özellikle psikolojik bir muayeneyi de içeren olağan tıbbi muayene prosedürüne tabi tutulmuştur. Doktorlar, ilgilinin askerlik görevlerini yerine getirmeye elverişli olduğuna karar vermişlerdir.
5. Ercan Yeşilkaya, askerlik eğitiminin sonunda ve bir hafta yasal izinden yararlanmasının ardından, 9 Kasım 2009 tarihinde Yozgat Akdağmadeni Jandarma Komutanlığına katılmıştır.
6. İlgili, 1 Aralık 2009 tarihinde, kışlanın psikolojik danışmanıyla görüşmüş ve herhangi bir sorununun bulunmadığını dile getirmiştir.
7. Ercan Yeşilkaya, 14 Temmuz 2010 tarihinde, saat 22.00 ile gece yarısı arasında Akdağmadeni Cezaevinde görevdeki nöbetçi jandarmaların arasında bulunduğu sırada, saat 23.35 sularında ateşli bir silahla ölüme yol açacak şekilde yaralanmıştır. İlgilinin hayatını kaybettiği, olay yerinde bulunan askerler tarafından tespit edilmiştir.
8. Akdağmadeni Cumhuriyet Savcısı tarafından resen ceza soruşturması açılmıştır.
9. Cumhuriyet Savcısı ve Jandarma Kriminal Daire Başkanlığının bilirkişi ekibi, saat 00.30 sularında olay yerine gitmiştir.
10. Olay yeri tespit tutanağı düzenlenmiştir. Olay yeri krokisi çizilmiştir. Olay yerinin fotoğrafları çekilmiştir. G3 tipi bir tüfek, on dokuz mermi bulunan bir şarjör, boş bir kartuş ve 7,62 mm çapında bir mermi kovanı olay yerinden toplanmıştır.
11. Olay yerinde aynı zamanda bir veda notu bulunmuştur.
12. Ercan Yeşilkaya’nın arkadaşlarının ifadeleri dinlenmiştir. İlgililer, verdikleri ifadelerde, Ercan Yeşilkaya’nın bilinen bir psikolojik sorununun bulunmadığını belirtmişlerdir. İlgililer, söz konusu eri intihara sürükleyebilecek üçüncü bir kişi tarafından herhangi bir olaydan ya da husumetten haberdar olmadıklarını belirtmişlerdir. İlgililer bununla birlikte, Ercan Yeşilkaya’nın kışlada yalnız kalmayı tercih eden çok içine kapanık birisi olduğunu, çok konuşmayı sevmediğini ve kendisine endişelerinin olup olmadığı sorulduğunda, ilgilinin ya cevap vermemeyi ya da konuşmayı hemen kısa kesmeyi tercih ettiğini ifade etmişlerdir. İlgililer son olarak, Ercan Yeşilkaya’nın maddi sorunlarının olduğunu ve çok fazla sigara içtiğini eklemişlerdir.
13. Ercan Yeşilkaya’ya yakın olan bazı askerler, ilgilinin kışlada çok sıkıldığını ifade etmişlerdir.
14. Söz konusu erin amiri, Ercan Yeşilkaya’nın bilhassa içine kapandığını ve bu durumun kendisinin dikkatini çektiğini belirtmiştir. Söz konusu amir, erin aşçı olarak mutfakta çalışmaya başladığını, ancak burada sıkıldığını ve dolayısıyla kendisine dışarıda bir görevin verildiğini eklemiştir. Amir ayrıca, başvuranın oğlunun hafta sonu kışladan çıkmak istemediğini, maddi sorunlarının olduğunu ve arkadaşları tarafından kendisine zaman zaman maddi yönden yardım edildiğini belirtmiştir. Söz konusu amir aynı zamanda, ilgilinin kışlanın psikolojik danışmanına göründüğünü ve bu danışmanın ilgilinin herhangi bir psikolojik bozukluktan muzdarip olmadığı kanısına vardığını belirtmiştir.
15. Başvuranın ve Ercan Yeşilkaya’nın babasının ifadeleri dinlenmiştir. İlgililer, oğullarının intihar etmesi için herhangi bir sebebin bulunmadığını iddia etmişlerdir. İlgililer, oğullarının ölümünden sorumlu olanların cezalandırılmasını talep etmişlerdir.
16. Cumhuriyet Savcısı’nın gözetimi altında, cesedin üzerinde harici muayene ve otopsi yapılmıştır.
17. Adli tabip, Ercan Yeşilkaya’nın bitişik mesafeden yapılan atış nedeniyle meydana gelen beyin hasarı neticesinde hayatını kaybettiğini ve merminin giriş deliğinin çenenin altında bulunduğunu tespit etmiştir. Adli tabip, cesedin üzerinde herhangi bir darp veya şiddet izinin bulunduğundan bahsetmemiştir. Toksikolojik kan ve idrar testleri de gerçekleştirilmiş ve bu testlerin sonunda uyuşturucu madde veya alkolün bulunmadığı belirtilmiştir.
18. Öte yandan, Ulusal Jandarma Kriminal Laboratuvarı’nın uzmanları balistik bir inceleme gerçekleştirmişlerdir. Bu vesileyle, uzmanlar, olay yerinde bulunan ve söz konusu ere emanet edilmiş olan G3 tipi tüfeği incelemişler ve bu silahın ilgilinin ölümüne yol açtığını tespit ederek, silahın iyi çalışır bir durumda olduğunu saptamışlardır. Uzmanlar, bu incelemenin sonunda düzenlenen bilirkişi raporunda, olay yerinde bulunan mermi kovanının Ercan Yeşilkaya’ya emanet edilen silahtan çıktığını ifade etmişlerdir. Aynı uzmanlar ayrıca inceleme ve analizler yapmışlardır ve bunların neticesinde, söz konusu erin ellerinde ve askerlik ceketinde atış kalıntılarının bulunduğu ortaya çıkmıştır.
19. Ayrıca, grafolojik bir incelemenin yapılmasına karar verilmiştir. Söz konusu inceleme neticesinde, veda notunun Ercan Yeşilkaya’nın kendi eliyle yazıldığı sonucuna varılmıştır.
20. Son olarak, Cumhuriyet Savcısı, bir psikiyatristin bu trajik olayın nedenleri hakkında görüş sunması için bu psikiyatrist tarafından bilirkişi raporunun düzenlenmesini talep etmiştir. Bu uzman, raporunda, intihar vakalarının % 10’unda, söz konusu eyleme geçişin psikiyatrik bir hastalığa bağlı olmadığını ifade etmiştir. Böylelikle, bu uzmana göre, Ercan Yeşilkaya, kaybeden olma duygusunun yol açtığı duygusal sıkıntı anında intihar etmiştir. Yine uzmana göre, olay yerinde bulunan veda notu ve tanık ifadeleri, olayların meydana geldiği tarihte, söz konusu erin intihar etmekten başka bir çözüm yoluna sahip olmadığını düşündüğü kanısına varılmasına imkân vermiştir.
21. Ceza soruşturmasının sonunda, Ankara Askeri Savcısı, 1 Nisan 2011 tarihinde, Ercan Yeşilkaya’nın kendisine emanet edilen silahla intihar ettiği sonucuna varmış ve kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Askeri Savcı, bu eylemin gerçekleştirilmesinde üçüncü kişilere atfedilebilir bir hata, ihmal, kışkırtma ya da göz yummanın bulunmadığını belirtmiştir.
22. Askeri Savcı, bu sonuca varmak için, özellikle olay yeri inceleme raporuna, olay yerinin durumuna ilişkin kroki ve fotoğraflara, otopsi raporuna, balistik inceleme raporuna, grafolojik inceleme raporuna ve tanıkların ifadelerine dayanmıştır.
23. Başvuran bilhassa, oğlunun intihar etmek için bir nedeninin bulunmadığını ileri sürerek, avukatı aracılığıyla bu karara itiraz etmiştir.
24. Ankara Askeri Mahkemesi, 25 Aralık 2012 tarihinde, Cumhuriyet Savcılığı tarafından ek soruşturmanın yapılmasına karar vermiştir.
25. Cumhuriyet Savcısı, ek soruşturma kapsamında, diğerlerinin yanı sıra, Ercan Yeşilkaya’nın ölümüne ilişkin koşulları aydınlatmak amacıyla, daha önce ifadesi alınan tanıklardan bazılarının ifadelerini dinlemiştir. Söz konusu tanıklar, daha önceki ifadelerini doğrulamışlardır. Özellikle, bu tanıklar, erin herhangi bir psikolojik sorundan muzdarip olmadığını, ancak yalnızlığının arkadaşlarının dikkatini çektiğini ve aralarından bazılarının erin kaygılarının olup olmadığını bilmek istediklerinde ve kendisine yardım etmeye çalıştıklarında kendisinin sürekli olarak herhangi bir sorununun olmadığı yönünde cevap verdiğini ve erin ketum birisi olduğunu yeniden belirtmişlerdir. Ek soruşturma sırasında, aynı zamanda söz konusu erin herhangi bir disiplin cezasına tabi tutulmadığı ve olay günü kendisi ile diğer askerler arasında herhangi bir tartışmanın yaşanmadığı kaydedilmiştir.
26. Cumhuriyet Savcısı, 19 Kasım 2013 tarihinde, araştırmaları sona erdirmiş ve talep edilen ek soruşturmaya ilişkin bir raporla birlikte dosyayı Askeri Mahkemeye göndermiştir.
27. Askeri Mahkeme, 4 Şubat 2014 tarihinde, başvuranın itirazını reddetmiştir. Askeri Mahkeme, ceza soruşturmasının, Ercan Yeşilkaya’nın intihar ettiğinin ve hiç kimsenin ilgilinin ölümünden cezai yönden sorumlu olmadığının tespit edilmesine imkân verdiği kanısına varmıştır.
28. Başvuranın avukatı tarafından kendisine bireysel başvuru sunulan Anayasa Mahkemesi, 8 Aralık 2016 tarihinde, yaşam hakkına ilişkin Anayasa hükümlerinin davaya ilişkin koşullarda ihlal edilmediği kanaatine varmıştır.
ŞİKÂYETLER
29. Başvuran, Sözleşme’nin 2. maddesine dayanarak, yerel makamları oğlunun ölüm koşullarını açıkça aydınlatmamakla suçlamaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
30. Başvuran, Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönünden ihlal edilmesinden şikâyet etmektedir.
31. Mahkeme, zorunlu askerlik hizmeti alanında, ihtilaf konusu olayların, Devlet makamları veya görevlileri tarafından özel kontrol altında tutulan bir bölgede veya faillerin bir yandan, olayların gerçek seyrini bilebilecek ve diğer yandan, mağdurlar tarafından kendileri hakkında dile getirilen iddiaları doğrulayacak veya çürütecek bilgilere erişebilecek tek kişiler olarak görüldükleri, kamu için neredeyse erişilebilir olmayan yerlerde sık sık meydana geldiğini hatırlatmaktadır; ayrıca, Mahkemenin konuyla ilgili içtihadı, belirli durumlarda, asgari etkinlik kriterlerine cevap veren, cezai nitelikte resmi bir soruşturmanın yürütülmesi yükümlülüğünün titizlikle uygulanmasını gerektirmektedir (Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye, No. 24014/05, §§ 169‑182, 25 Haziran 2013).
32. Bu türden bir yükümlülük özellikle, bir erin ölümünün objektif olarak “şüpheli” görünmesi halinde doğmaktadır. Bu durum, adam öldürme iddiasının, olaylar dikkate alındığında, en azından savunulabilir olması veya ölümün bir kazadan veya başka bir kasıtsız eylemden meydana geldiğinin başlangıçta açıkça tespit edilmemesi halinde geçerlidir (yukarıda anılan Mustafa Tunç ve Fecire Tunç kararı, §§ 130-133).
33. Mahkeme, somut olaya ilişkin koşullarda, asgari etkinlik kriterlerine cevap veren, cezai nitelikte resmi bir soruşturmanın açılması gerektiği kanaatine varmaktadır.
34. Mahkeme, Cumhuriyet Savcılığının trajik olayın meydana geldiği tarihten itibaren resen bir soruşturma açtığını ve araştırmaları durumun gerektirdiği ivedilikle yürüttüğünü kaydetmektedir.
35. Mahkeme, yetkili Cumhuriyet Savcısı’nın söz konusu olaylara ilişkin delil unsurlarının toplanması ve korunması amacıyla uygun tedbirleri aldığını tespit etmektedir.
36. Mahkeme yine, tanıkların dinlendiğini ve Ercan Yeşilkaya’nın arkadaşlarının ve askeri amirinin ifadelerinin söz konusu Cumhuriyet Savcısı’nın, olayların meydana geldiği dönemde ilgilinin psikolojik durumuna ve söz konusu olayı çevreleyen koşullara ilişkin bilgileri toplamasına imkân verdiğini kaydetmektedir. Dahası, başvuranın ifadesi alınmıştır.
37. Mahkeme aynı zamanda, atış kalıntılarının varlığını tespit etmek amacıyla, erin cesedinin üzerinden numunelerin alındığını saptamaktadır. Ayrıca grafolojik bir incelemenin yapılmasına karar verilmiş ve bu inceleme, olay yerinde bulunan veda notunun Ercan Yeşilkaya’nın kendi eliyle yazıldığının tespit edilmesini sağlamıştır.
38. Mahkeme ayrıca, otopsinin yukarıda belirtilen Cumhuriyet Savcısı’nın gözetimi altında uygulandığını gözlemlemektedir. Bu tedbir, başvuranın oğlunda meydana gelen yaralanma hakkında bir raporun düzenlenmesini ve ölüm nedenine ilişkin klinik bulgulara dair objektif bir analizin yapılmasını sağlamıştır.
39. Öte yandan, Mahkeme, Cumhuriyet Savcılığının cinayetin izini araştırmamakla ciddi olarak suçlanamayacağı kanısına varmaktadır. Aynı şekilde, Mahkeme, başvuran tarafından yapılan başvuruyu incelemiş olan Askeri Mahkemenin başvuranın iddialarını dikkate aldığını ve ek soruşturma işlemlerinin yapılmasına karar verdiğini kaydetmektedir.
40. Dahası, Mahkeme, bir yandan, soruşturmada rol oynayan makamlar ile suçlanabilecek nitelikteki başlıca kişiler arasında hiyerarşik, kurumsal veya başka nitelikte doğrudan bağların bulunmaması ve diğer yandan, soruşturmanın yürütülmesinde bağımsızlık ve tarafsızlık konusunda bir eksikliğin bulunmadığını ortaya koyan, söz konusu makamların somut davranışı göz önünde bulundurulduğunda, soruşturmanın Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında yeterince bağımsız olduğu kanaatine varmaktadır.
41. Son olarak, Mahkeme, Askeri Mahkemenin ve bu mahkemenin hâkimlerinin davranışında, kendilerinin ölümün koşullarına ışık tutmamaya, Cumhuriyet Savcılığı tarafından kendilerine sunulan sonuçları itiraz etmeden kabul etmeye veya suçlanabilecek nitelikteki başlıca kişiler hakkında soruşturmaların açılmasını engellemeye eğilimli olduklarını belirten herhangi bir unsurun bulunmadığını gözlemlemektedir.
42. Mahkeme, aksine, daha önce vurgulandığı üzere (yukarıda 39. paragraf), Askeri Mahkemenin başvuranın iddialarını göz önünde bulundurduğunu, zira öncelikle Cumhuriyet Savcılığı tarafından kabul edilen intihar iddiasının güvenilirliğini tespit etmek amacıyla ek soruşturmanın yapılmasına karar verdiğini belirtmektedir. Askeri Mahkeme, talep edilen ek soruşturmaya ilişkin Cumhuriyet Savcılığının raporuna dayanarak, sonunda başvuranın itirazını reddetmiştir.
43. Mahkemeye göre, Askeri Mahkemenin, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli olduğu görülen bütün soruşturma tedbirlerinin alındığı ve bir şüpheli hakkında davanın açılması için yeterli bir unsurun bulunmadığı kanısına varması hususu, bağımsızlık konusunda bir eksikliğin işareti olarak görülemeyecektir. Bu bağlamda Mahkeme, makamların sonuç değil, araç yükümlülüğüne sahip oldukları ve Sözleşme’nin 2. maddesinin mahkûmiyet kararının verilmesini veya davanın açılmasını sağlama hakkını kapsamadığını hatırlatmaktadır (yukarıda anılan Mustafa Tunç ve Fecire Tunç kararı, § 253).
44. Ayrıca, yukarıda belirtilenler ışığında, Mahkeme, başvuranın oğlunun ölümü konusunda yürütülen soruşturmanın yeterli olduğu ve başvuranın, özellikle avukatı aracılığıyla, menfaatlerinin korunması ve haklarının kullanılması için yeterli ölçüde soruşturmaya katıldığı kanısına varmaktadır. Başka bir deyişle, söz konusu soruşturma Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında etkin olarak yürütülmüştür. Dolayısıyla, Mahkeme, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varmaktadır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna
karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilerek, 20 Haziran 2019 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Julia Laffranque
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy