AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 30804/17
Şeyhmus YEŞİLTAŞ / Türkiye
3 Temmuz 2018 tarihinde,
Başkan
Paul Lemmens
Yargıçlar
Valeriu Griţco,
Stéphanie Mourou-Vikström
ve, Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”), Daire olarak toplanarak, 24 Nisan 2017 tarihinde yapılan yukarıdaki başvuruyu ve Mahkeme İç Tüzüğünün 54. maddesinin 2. fıkrasının a) bendi uyarınca, davalı Devlet ve başvuran tarafından cevaben sunulan görüşleri dikkate alarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuran Şeyhmus Yeşiltaş, Türk vatandaşı olup 1972 doğumludur ve Hatay’da ikâmet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Hatay Barosu’na bağlı olan Avukat N. Hüzmeli Hadimoğlu tarafından temsil edilmiştir. Hükümet, kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları
2. Davanın kendine özgü koşulları, başvuranlar tarafından ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilmektedir:
3. Başvuran, 20 Temmuz 2016 tarihinde, yakalanmış ve tutuklanmıştır. Başvuran, yasadışı örgüt FETÖ/PDY ile bağlantı kurmayı sürdürmekle suçlanmıştır (Çatal Türkiye (KK.), No. 2873/17, 7 Mart 2017). Başvuran, 23 Ağustos 2016 tarihinde, hâkimlik görevinden ihraç edilmiştir.
4. Başvuran, “toplu yaşam alanında” 20 Eylül 2016 tarihine kadar kaldıktan sonra, İskenderun T Tipi Cezaevi İdaresinin kararının ardından söz konusu tarihte “bireysel yaşam alanına” alınmıştır.
5. Başvuran, 23 Eylül 2016 tarihinde, bu karara itiraz etmiştir.
6. Cezaevi idaresi, 17 Kasım 2016 tarihinde, ilgilinin bireysel yaşam alanına alınması kararının yasadışı örgütün iddia edilen üyelerini ayırmak amacıyla güvenlik nedenlerinden dolayı alınmış olan bir tedbir olduğu gerekçesiyle ve 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 9 ve 111. maddeleri uyarınca, başvuran hakkındaki suçlamaların önemini dikkate alarak başvuranın itirazını reddetmiştir. Ardından, cezaevi idaresi, başvuranın yaşam alanından doğrudan yürüyüş alanına geçememesi nedeniyle, ilgilinin günlük planlamaya riayet ederek, ortak avluya çıkış saatlerini düzenlemek durumunda kaldığını belirtmiştir. Ayrıca, cezaevi idaresi, başvuranın hücresinin ve tutukluluk koşullarının değiştirilmesi nedeniyle, gardiyanların öncelikle bu tutukluyu kendisine zarar vermesinin engellenmesi için kemer, ilaç, tıraş makinesi veya makas gibi bazı kişisel eşyaları ne zaman kullandığıyla ilgili olarak, gözetim altına almaları ve olağan dışı bir şeyin olmadığından emin olmak amacıyla yirmi dört saat boyunca belirli aralıklarla denetim yapmaları gerektiğini ifade etmiştir.
7. İskenderun İnfaz Hâkimi (“İnfaz Hâkimi”), 28 Aralık 2016 tarihinde, beklenmedik bir şekilde ziyarette bulunmuş ve tecrit hücreleri, avlular, avukatlarla görüşmeler için kullanılan odalar ve konuşma odaları gibi rasgele bazı yaşam birimlerini denetlemiş ve cezaevinde bulunan kişilerin tutukluluk koşullarını incelemiştir. İnfaz Hâkimi, odaların durumunun yeterli olduğu ve görüşme yapılan bütün tutukluların fiziksel ve ruhsal sağlık durumlarının uygun olduğu kanaatine varmıştır.
8. İnfaz Hâkimi, 3 Şubat 2017 tarihinde, başvuran tarafından yapılan itirazı reddetmiş ve İskenderun Ağır Ceza Mahkemesi 23 Şubat 2017 tarihinde bu kararı onaylamıştır.
9. Hükümet, 5 ve 16 Mayıs 2017 tarihlerinde, Mahkeme’ye şu bilgileri sunmuştur: başvuran cezaevine girişi sırasında, cezaevinin psikoloğu tarafından muayene olmayı reddetmiş, daha sonra cezaevinin hizmetlerinden yararlanmayı talep etmemiş; iki farklı tarihte, fiziksel ve ruhsal açıdan başvuran ile tutukluluk koşulları hakkında görüşme yapan cezaevinin müdürü, doktoru, psikoloğu, gardiyanı, sağlıktan sorumlu müdür, söz konusu tarihte görevde olan gardiyan başvuranı ziyaret etmiş; ayrıca başvuran cezaevi psikoloğunun faaliyetlerinden bilgi sahibi olmuştur; başvuran dört defa pratisyen doktor tarafından muayene edilmiş ve hiçbir hastalık tespit edilmemiştir; başvuran 160 defa yakınları tarafından ziyaret edilmiş ve 17 defa avukatıyla görüşmüştür; başvuranın talebi üzerine, günlük gazeteler verilmiştir; başvuran televizyon satın alma hakkını kullanmamıştır; yetkili makamlar önünde bütün taleplerini sunma hakkına sahip olan başvuran yalnızca 13 defa talepte bulunmuş; başvuranın “bireysel yaşam ünitesinde” bulunması nedeniyle, disiplin cezasına tabi olan “tecrit hücresinde kalan” tutuklulara yükümlü kılınan kısıtlamalar kendisine geçerli değildir; başvuranın kaldığı yaşam ünitesi 15 m2 olup 2.75 m2’si tuvaletlere ve duşlara tahsis edilmiştir; doğrudan yürüyüş alanına erişimi olmayan söz konusu ünitede başvuran günde en az bir saat boyunca avluya tek başına gitme hakkına sahiptir ve 26 Nisan 2017 tarihine kadar avluya diğer iki tutuklu ile gitmiştir.
10. Ayrıca Hükümet, başvuranın Anayasa Mahkemesi önünde iki defa bireysel başvuruda bulunduğu konusunda Mahkeme’yi bilgilendirmiştir. Hükümet, ilk başvurunun görevden alınmasıyla ve ikinci başvurunun tutukluluk koşullarından şikâyet etmesi ve tahliye edilmesi talebiyle ilgili olduğunu belirtmiştir. Hükümet, 2 Mayıs 2017 tarihinde, bu bağlamda başvuranın önleyici tedbirden yararlanmak amacıyla yaptığı talebinin, bireysel yaşam ünitesinde tutuklu bulunmasının hayatı veya fiziksel ile ruhsal bütünlüğü için bir tehdit oluşturmadığı gerekçesiyle reddedildiğini ve başvuranın ihtiyaç duyduğu durumlarda tıbbi tedaviye erişebildiğini ifade etmiştir. Hâlihazırda, bu iki başvuruya ilişkin incelemeler Anayasa Mahkemesi önünde halen devam etmektedir.
B. İlgili Ulusal ve Uluslararası Hukuk ile Uygulama
11. Somut olayda, ilgili ulusal ve uluslararası hukuk ve uygulama Bora/Türkiye ((kk.), No. 30647/17,§§ 10 ve 11, 28 Kasım 2017) davasında yer almaktadır.
ŞİKÂYETLER
12. Başvuran, Sözleşme’nin 3, 5, 6 ve 13. maddelerini ileri sürerek, tecrit hücresinde tutulmasından ve bireysel yaşam ünitesinde tutuklu bulunmasından şikâyet etmektedir. Başvuran, bu durumun, buna bağlı olan şikâyetlerini ileri sürmek için yerel mahkemelere başvurma hakkını de facto kısıtladığını eklemektedir.
13. İlgili, Sözleşme’nin 8. maddesini ileri sürerek, yakınlarının ziyareti sırasında görüşmelerinin kayıt altına alınmasının özel ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini iddia etmektedir.
14. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesini ileri sürerek, hakkında yürütülen yargılamayla ilgili olarak, yerel mahkemeler tarafından makul süre gerekliliğinin tanınmamasından şikâyet etmektedir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 3. Maddesi Hakkında
15. Başvuran, tutukluluk koşullarından ve özellikle tecrit hücresine alınmasından şikâyet etmektedir. Başvuran, ilgili kısımlarının aşağıda yer aldığı Sözleşme’nin 3. maddesini ileri sürmektedir.
“Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz. “
16. Mahkeme, başvuranın aynı cezaevinde bireysel yaşam ünitesine alındığı somut olayda incelemesi için sunulana benzer bir başvuruyu daha önce incelemiştir (yukarıda belirtilen Bora kararı). Mahkeme, Sözleşme’nin 3. maddesi bağlamında, tutukluluk koşullarına ilişkin ilkeler için bu kararın 15.-21. paragraflarına atıfta bulunmaktadır.
17. Ayrıca Mahkeme, başvuranın tutukluluk koşullarının ve şikâyetlerinin yukarıda bahsedilen Bora kararındakilere benzer olduğunu gözlemlemektedir.
18. Ayrıca Mahkeme, somut olayda İnfaz Hâkiminin İskenderun Cezaevine ziyarette bulunduğunu ve odalarda incelemeler yaptığını kaydetmektedir. Söz konusu hâkim, görüşlerini ayrıntılı bir şekilde belirtmiş ve cezaevi odalarının durumunun, görüşme yapılan tutukluların fiziksel ve ruhsal sağlık durumlarının tatmin edici olduğu kanaatine varmıştır.
19. Mahkeme, mevcut davada daha önceki tespitinden ayrılmasına neden olacak hiçbir unsur veya argüman tespit etmemektedir. Dolayısıyla, Mahkeme başvuranın bu kısmının Sözleşme’nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle, kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
B. Diğer Şikâyetler Hakkında
20. Mahkeme, geriye kalan şikâyetler ile ilgili olarak, bu şikâyetlerin hiçbir şekilde yerel makamların bilgisine sunulmadıklarını, Anayasa Mahkemesi önünde yapılan iki başvuruya ilişkin şikâyetler olduğunu ve bu başvuruların incelenmesinin hâlihazırda halen devam ettiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, Mahkeme, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Çatal /Türkiye (kk.), No. 2873/17, §§ 31-33, 7 Mart 2017). Mahkeme, kullanılabilir iç hukuk yollarını tüketen başvuranlar tarafından sunulan bütün şikâyetler için, ikincillik ilkesinde öngörüldüğü şekliyle, nihai denetim yetkisini koruduğunu hatırlatmanın gerekli olduğu kanaatine varmaktadır (Hasan Uzun/Türkiye (kk.), No. 10755/13, § 71, 30 Nisan 2013).
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy Birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; 6 Eylül 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Paul Lemmens
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy