AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 27749/09
Halil YEŞİLYURT ve diğerleri / Türkiye
Başkan
András Sajó,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Paul Lemmens,
Egidijus Kūris,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjølbro
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 2 Haziran 2015 tarihinde Daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), 6 Mayıs 2009 tarihli başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşler ile başvuranların cevap olarak sunduğu görüşleri göz önünde bulundurarak yapılan müzakereler neticesinde aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuranlar Halil Yeşilyurt, Sevil Yeşilyurt ve Kezban Yeşilyurt, Türk vatandaşları olup, sırasıyla 1960, 1964 ve 1990 doğumludurlar. Mahkeme önünde, Ankara Barosuna bağlı Avukat Murat Özdemir tarafından temsil edilmektedirler.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmektedir.
A. Başvuranların yakınının ölümü ve ceza soruşturması
3. Başvurunun kendine özgü koşulları, taraflarca ifade edildiği şekilde, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuranlar 14 Temmuz 1986 yılında doğan ve 6 Nisan 2007 tarihinde zorunlu askerlik hizmetini yaptığı sırada hayatını kaybeden İbrahim Yeşilyurt’un ebeveyni ve kız kardeşidir.
5. Başvuranların yakını 2006 yılında gerçekleştirilen askeri sayımla birliğe katılmıştır.
6. İbrahim Yeşilyurt, askerlik şubesine kaydını yaptırmış ve askeri eğitime başlamadan önce, olağan prosedüre uygun olarak psikolojik muayene de dâhil olmak üzere bir dizi sağlık kontrolünden geçmiştir.
7. Doktorlar tarafından, askerlik yapmaya elverişli olduğu değerlendirilmiştir.
8. Bilgi formuna göre, İbrahim Yeşilyurt yetkililere özel herhangi bir sorunu olduğundan bahsetmemiştir.
9. İbrahim Yeşilyurt 24 Kasım 2006 tarihinde askerliğini yapmak üzere Gaziemir’e (İzmir) çağrılmıştır. Burada, temel askeri eğitimin yanı sıra askeri araç kullanma eğitimi de almıştır.
10. 30 Kasım 2006 tarihinde, kışlanın psikolojik danışmanı ile yapılan görüşme sırasında, fiziksel ya da psikolojik herhangi bir sorunu bulunmadığını ifade etmiş; sigara, alkol ya da uyuşturucu madde bağımlısı olmadığını belirtmiştir.
11. İbrahim Yeşilyurt 7 Aralık 2006 tarihinde, psikolojik danışman ve kışla komutanı ile görüşmüştür. Herhangi bir sorundan şikâyet etmemiştir.
12. 16 Şubat 2007 tarihinde Gaziantep ili Oğuzeli ilçesinde tabura katılmıştır.
13. Yetkililere iletilen bilgi formunda, İbrahim Yeşilyurt gözündeki rahatsızlığının giderilmesi için ameliyat olmak istediğine değinmiş ve gözlük kullanmadığını belirtmiştir. Psikolojik sıkıntısı olup olmadığı sorusunu “görme bozukluğu” olarak yanıtlamıştır.
14. Dahil olduğu yeni taburda on günlük bir entegrasyon döneminin ardından bu taburun ikinci bölüğüne gönderilmiştir.
15. İbrahim Yeşilyurt 10 Mart 2007 tarihinde kışlada danışmanlık görüşmelerine katılmıştır. Marangoz olduğunu; herhangi bir ailevi sorunu olmadığını; fiziksel ya da psikolojik herhangi bir rahatsızlığı bulunmadığını, daha öncesinde de bu tür bir rahatsızlık yaşamadığını ifade etmiştir. İntihar düşüncesinin bulunmadığını beyan etmiştir.
16. İbrahim Yeşilyurt 2 Nisan 2007 tarihinde, Şehit Fevzi Hudut Karakolu’nda (Gaziantep) geçici süreyle şoför olarak görevlendirilmiştir. Aynı gün akşam saatlerinde, Gaziantep’te bulunan bölük karargâhından hudut karakoluna gitmek üzere ayrılmıştır.
17. Yeni kışlasında, ilgiliye askeri bir araç emanet edilmiştir. İbrahim Yeşilyurt bu araçla, komutanları bölük karargâhına; nöbetçi askerleri ise görev yerlerine getirip götürmekteydi. Bu geçici görev süresince, kendisine hudut karakolunda görevli aşçının üzerine zimmetli G-3 tipi tüfek de emanet edilmiştir.
18. İbrahim Yeşilyurt 6 Nisan 2007 tarihinde, saat 10.30’da, askerleri nöbet yerlerine kadar götürdükten sonra hudut karakoluna geri gelmiştir.
Saat 13.00 sıralarında, bütün askerler öğle yemeği için yemekhanede toplanmıştır. Yemek başlamadan hemen önce, Asteğmen M.U., İbrahim Yeşilyurt’un olmadığını fark etmiştir.
Çavuş S.Ç.’ye talimat vererek, onu bulmasını söylemiştir. Bu arada Asteğmen M.U. da kantinden çıkmış ve İbrahim Yeşilyurt’un kapalı park yerine park edilmiş vaziyetteki aracının kapısının açık olduğunu fark etmiştir. Ayrıca yerde bir kasket ile aracın altında sıvı birikintisi olduğunu görmüştür. Bir taraftan İbrahim Yeşilyurt’a seslenerek araca doğru gitmiştir. İbrahim Yeşilyurt’u şoför koltuğunda, vücudu sağ tarafa yatık ve cansız vaziyette bulmuş; başında bir kurşun yarası fark etmiştir. Bunun üzerine yardım çağırmıştır.
Çavuş M.G. gelmiş ve insanları olay yerinden uzaklaştırmıştır. Civar karakolda görev yapan Asteğmen Doktor Ç.S. getirilmiştir. Yapılan ilk muayene sonunda doktor, ilgilinin öldüğünü doğrulamıştır.
19. Gaziantep Askeri savcılığı derhal olayla ilgili olarak bilgilendirilmiştir. Askeri savcı saat 14.00 sıralarında olay yerine gelerek re’sen ceza soruşturması başlatmıştır.
20. Savcının talimatları üzerine, Gaziantep İl Jandarma Komutanlığı Olay Yeri Ekibi de olay yerine gitmiştir.
21. Bilirkişi ekibi, olayın hudut karakolunun kapalı park yerinde park edilmiş vaziyette duran askeri aracın içinde meydana geldiğini tespit etmiştir.
22. İbrahim Yeşilyurt’un sürücü koltuğunda olduğu; vücudunun sağ tarafa eğik vaziyette durduğu; cesedin yanında bulunan G-3 tipi tüfeğin üzerinde şarjör takılı olduğu ve tek atış pozisyonunda bulunduğu belirlenmiştir.
23. Araçta bir adet boş kovan bulunmuş; müteveffanın başındaki yaradan akan kanın, aracın tabanından yere doğru aktığı; aracın sol tarafında ve parkı kapatan sac levha üzerinde birer mermi izi bulunduğu tespit edilmiştir. Bu deliklerin şekli, aracın içinden ateş edildiğini ve atışın muhtemelen saat 13.10 sıralarında yapıldığını göstermekteydi.
24. Müteveffanın ceplerinden birinde veda notu içeren bir not defteri bulunmuştur.
25. Olay yeri tespit tutanağı düzenlenmiştir.
26. Olay yeri krokisi çizilmiştir.
27. Olay yerinde fotoğraflar çekilmiştir.
28. Savcı nezaretinde ölü harici muayenesi yapılmıştır.
29. Gaziantep Devlet Hastanesinde, askeri savcı nezaretinde klasik otopsi de yapılmıştır.
30. Yapılan klasik otopsi neticesinde, İbrahim Yeşilyurt’un bitişik atış mesafesi neticesinde meydana gelen ateşli silah yaralanması sonucu hayatını kaybettiği sonucuna varılmıştır. Otopsi raporuna göre, mermi sağ frontal bölgeden girmiş ve serebral dokuya zarar vermesi sonucu kanamaya neden olarak sol şakaktan çıkmıştır.
31. Adli tabipler, İbrahim Yeşilyurt’un vücudunda herhangi bir şiddet izi tespit etmemişlerdir.
32. Balistik bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
33. Bilirkişiler, İbrahim Yeşilyurt’un ölümüne neden olan G-3 tipi tüfeği incelemiş ve söz konusu silahın çalışır durumda olduğu sonucuna varmışlardır.
34. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda, araçta bulunan boş kovanın, müteveffanın yanında bulunan silahtan çıktığı ve bu tüfeğin İbrahim Yeşilyurt’a geçici olarak emanet edilen silah olduğu belirtilmiştir.
35. Kriminal raporda, müteveffanın el ve yüzünden alınan numunelerin incelendiği; tespit edilen atış kalıntılarından, silahın İbrahim Yeşilyurt tarafından tutulduğu ve kullanıldığı sonucuna varılmıştır.
36. Grafolojik bilirkişi incelemesi yapılması talimatı verilmiştir.
37. Yapılan grafoloji incelemesi neticesinde, müteveffanın not defterindeki yazının İbrahim Yeşilyurt’un el yazısı olduğu tespit edilmiştir.
38. Savcı, İbrahim Yeşilyurt’un Gaziemir’de acemi birliğine ve daha sonra Gaziantep’te usta birliğine katıldığında yaptığı danışmanlık görüşmeleri ile ilgili raporlarda, İbrahim Yeşilyurt’un, bu görüşmelerde, herhangi bir ailevi problemi olmadığını, marangozluk yaptığını, ekonomik durumunun normal olduğunu, fiziksel ya da psikolojik sorununu bulunmadığını ayrıca intihar eğilimi de olmadığını ifade ettiğini tespit etmiştir.
39. İbrahim Yeşilyurt acemi birliğindeyken, beş defa viziteye çıkmış; bunların hiçbirinde herhangi bir psikolojik sorunu olduğundan söz etmemiştir.
40. Usta birliğine katıldıktan sonra, biri zorunlu periyodik vizite, diğeri ise görme şikâyetiyle ilgili olmak üzere iki defa viziteye çıkmıştır.
41. 23 Mart 2007 tarihinde, göz muayenesi için Gaziantep Devlet Hastanesine götürülmüştür. Konsültasyon sonunda, gözlük reçete edilmiştir. Gözlükleri satın almış ancak görüşünü yeterli derecede düzeltmediği kanaatiyle hiç takmamıştır.
42. Savcı, hudut karakolu nöbet defterine yer alan bilgilerden, İbrahim Yeşilyurt’un 2 Nisan 2007 tarihinden itibaren görevlendirildiğini ve karakolda geçirdiği dört gün boyunca kendisine nöbet yazılmadığını tespit etmiştir.
43. Erlerin tanık ifadeleri alınmıştır.
44. İbrahim Yeşilyurt’a şoförlük görevi veren Başçavuş E.A.’nın ifadesine göre, İbrahim Yeşilyurt 3 Nisan 2007 tarihinde bölük karargâhındaki bürosuna gelerek, bilhassa araç kullanırken gözüne perde inmesi nedeniyle görme sorunu yaşadığından söz etmiştir. E.A., belli bir mesafeden bir kitabın sayfasını okutmayı denemiş; İbrahim Yeşilyurt da bu yazıları okuyabilmiştir. E.A. bunun üzerine durumun acil olmadığı ve İbrahim Yeşilyurt’un birkaç gün sonra, karakoldaki geçici görevi sona erdiğinde tekrar viziteye çıkması gerektiği kanaatine varmıştır.
45. Çavuş M.G. ifadesinde, aynı gün hudut karakoluna döndüklerinde, İbrahim Yeşilyurt’un, kendisine, daha iyi görmek için gözlüğe ihtiyacı olduğunu ve araç kullandığında bazen gözüne perde indiğini söylediğini belirtmiştir. M.G. de bunun üzerine göz tansiyonu sorunu olabileceğini ve birkaç gün sonra bölük karargâhına katılacağını; ancak o zamana kadar aracı dikkatli biçimde kullanması gerektiğini söylemiştir. İbrahim Yeşilyurt aynı zamanda, askerliğe başlamadan önce, bir göz doktorunun kendisine çok kalın camlı ve çok çirkin bir gözlük verdiğinden ve bunu hiç takmadığından da bahsetmiştir. M.G., kendisine revire muayene kaydı yaptırmasını tavsiye etmiştir. Ertesi gün, İbrahim Yeşilyurt’a revire kayıt yaptırıp yaptırmadığını sorduğunu, İbrahim’in yaptırmadığını söylediğini ve “Komutanım, her halükarda hiçbir şey yapmayacaklar.” dediğini ifade etmiştir.
46. Olaydan bir önceki gün hudut karakolundaki askerlerden biri olan Ş.T.’nin ifadesine göre İbrahim Yeşilyurt, yanına gelerek silahının dolu olup olmadığını sormuştur.
Ş.T. ona neden böyle bir soru sorduğunu sormuş; İbrahim Yeşilyurt “Onu bana ver, kafama kurşun sıkacağım.” diye cevap vermiştir.
Ş.T., İbrahim Yeşilyurt’un bu sözleri söylerken ciddi olmadığı düşüncesiyle, bu konuşmadan üstlerine bahsetmediğini de eklemiştir.
47. Erlerin tamamı verdikleri ifadelerde, bildikleriyle kadarıyla, İbrahim Yeşilyurt’un bilinen herhangi bir psikolojik sorunu bulunmadığını ve normal davrandığını belirtmişlerdir. Erler, İbrahim Yeşilyurt’u üçüncü bir kişi tarafından intihara sürükleyecek herhangi bir olay ya da kine tanık olmadıklarını ifade etmişlerdir. Erler, askeri hayatın kendilerine uygun olduğunu ve iyi muamele gördüklerini eklemişlerdir.
48. İbrahim Yeşilyurt’la yakın ilişkisi olan bazı askerler, kendisinin sürekli görme sorunundan yakındığını hatta kör olmaktan korktuğunu belirtmişlerdir. 23 Mart 2007 tarihinde İbrahim Yeşilyurt’u muayene eden göz doktorunun reçetesine göre düşük derecede miyop (sağ göz -0,5 diyoptri astigmatla -1,5 diyoptri ve sol göz -1,0 diyoptri astigmatla -1,5 diyoptri) olmasına rağmen, kendisi ileri derecede miyop (ifadelere göre -4,5 diyoptri) olduğunu düşünmekteydi. İbrahim Yeşilyurt ayrıca, şoförlük görevini çok yorucu bulduğunu da dile getirmişti.
49. Erler, savcının kendilerine sorduğu soru üzerine, elektrik kesintisi nedeniyle çalışan jeneratör ile kantinde çalışan televizyon sesinin silah sesini kapattığını; bu nedenle ölüme sebep olan silah sesini duymadıklarını söylemişlerdir.
50. Savcı aynı zamanda İbrahim Yeşilyurt’un annesini de dinlemiştir. İfadesinde, oğlunun psikolojik sorunu olmadığını; ancak hafif bir görme sorunu olduğunu belirtmiştir. Beyanlarına göre, İbrahim Yeşilyurt, ölümünden bir önceki gün babasıyla telefonda konuşmuş ve yeni görevinde her gün sekiz saat nöbet tuttuğunu, yeterince uyumadığını, zaman zaman uyuyakaldığı için yemekleri kaçırdığını ayrıca kantinde temizlik yapmak zorunda olduğunu anlatmıştır.
51. Savcı, İbrahim Yeşilyurt’un telefonunun temin edilmesini talep etmiştir. Savcı, İbrahim Yeşilyurt’un ölümünden bir hafta önce, halen Gaziantep’te tabur karargâhında olduğu sırada, anne ve babasıyla telefonda görüştüğünü tespit etmiştir. Savcılığa göre, ilgilinin telefonda babasına bahsettiği uzun nöbet görevleri şüphesiz bu dönemle ilgiliydi.
52. Savcı, karargâhın nöbet defterini incelemiş; İbrahim Yeşilyurt’un karargâhta iki saatten fazla nöbet tutmadığını ve anlatılanların yanlış olduğunu kaydetmiştir. Ayrıca, İbrahim Yeşilyurt’un hafta sonu [çıkış] izinlerine çıkabildiğini eklemiştir.
53. Yaşanan olay sonrasında hudut karakolunda yapılan cephane sayımı esnasında, stokun dolu olduğu; fakat yüz on üç şarjörden birinde yirmi yerine on dokuz mermi bulunduğu tespit edilmiştir. Bu merminin kaybolma nedeni kesin şekilde açıklanamamıştır.
54. Konuyla ilgili olarak, Bölük Komutanı Üsteğmen A.Ö.’nün ifadesi alınmıştır. İfadesinde, 6 Nisan 2007 tarihinde yapılan aramalar sırasında acil müdahale timine ait olan şarjörlerden birinde bir merminin eksik olduğunun tespit edildiğini ifade etmiştir. A.Ö. bu merminin olmadığının neden fark edilmediğini ve olayda kullanılan merminin bu olup olmadığını bilmediğini belirtmiştir. A.Ö., aynı zamanda, verdiği emirlere göre, İbrahim Yeşilyurt’un aracında sakladığı silahın normalde silahlıkta tutulması ve yalnızca görev sırasında araçta bulunması gerektiğini ifade etmiştir. Öte yandan, askerlere sınırdaki en önemli görevlerinin nöbet tutmak olduğunu ve yeterli personel olmaması halinde, kanunla öngörüldüğü üzere, günde sekiz saate kadar nöbet tutmalarının da mümkün olduğunu açıkladığını belirtmiştir. Ayrıca, askerlerin, kaçakçılığa karşı pusu yöntemiyle mücadele ve denetim faaliyetlerine katılmaları nedeniyle bazen yeterince uyuyamadıklarını ve İbrahim Yeşilyurt’un askeri hayata bağlı olarak yaşanan bu koşullar karşısında bunalıma girerek, aşırı uzun nöbetlerden şikâyet etmiş olması gerektiğini ifade etmiştir. Oysa A.Ö., İbrahim Yeşilyurt’un hiçbir zaman ne kendisine ne de bir başka subaya herhangi bir sorunu olduğundan bahsetmediğini de eklemiştir.
55. Subaylar, İbrahim Yeşilyurt’un muhtemelen atış eğitimleri sırasında bir mermiyi almış olabileceği kanaatine varmışlardır.
56. Ceza soruşturması sonunda, Gaziantep Askeri Savcılığı, İbrahim Yeşilyurt’un askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada yaşadığı depresyon neticesinde intihar ettiği sonucuna varmıştır.
57. Savcı, İbrahim Yeşilyurt’un, hudut karakolunda birkaç günlük şoförlük görevinde karşılaştığı zorluklar, tek şoför olarak devamlı çalışmaya zorlanması, tıbbi muayenelerden geçmesine rağmen çözüme kavuşturulamayan görme sorunu nedeniyle intihar ettiği kanısına varmıştır.
58. Savcı, üçüncü kişilerin İbrahim Yeşilyurt’u intihar etmeye kışkırttığını ifade etmeye neden olabilecek herhangi bir delil unsuru bulunmadığını kaydetmiştir. Savcı ayrıca, bu olayın gerçekleşmesinde üçüncü şahıslara atfedilebilecek herhangi bir hata, ihmalkârlık, kışkırtma veya suç ortaklığının bulunmadığını belirtmiştir.
59. Savcı, öte yandan İbrahim Yeşilyurt’un babasına anlattığından farklı olarak, ilgilinin hudut karakolunda ortalama sadece iki saat nöbet tuttuğunun altını çizmiştir.
60. Savcı, ne İbrahim Yeşilyurt’a geçici süreyle şoförlük görevinin verilmesi ne de sağlık sorunlarına ilişkin tedaviler hususunda herhangi bir ihmalkârlık saptanmadığını eklemiştir.
61. Savcı, İbrahim Yeşilyurt’un atış eğitimleri sırasında bir mermi bulmuş ve bunu saklamış olabileceği kanaatine varmıştır. Savcıya göre, mühimmat deposuna erişimde askeri yetkililerin ihmali bulunmamaktaydı.
62. Bu itibarla, askeri savcı 11 Kasım 2008 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermiştir.
63. Savcı, bu kararı vermek için, bilhassa olay yeri inceleme raporu, olay yeri krokisi ve fotoğrafları, tıbbi raporlar, otopsi raporu, balistik bilirkişi raporu, grafolojik bilirkişi raporu ve tanık ifadelerine dayanmıştır.
64. Söz konusu karar başvuranlara tebliğ edilmiştir. Başvuranlar 17 Haziran 2008 tarihinde avukatları aracılığıyla soruşturmaya katılma talebinde bulunmuşlardır.
65. Başvuranlar, avukatları aracılığıyla 3 Aralık 2008 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmişlerdir. Soruşturma sonucunda intihar varsayımının hemen kabul edildiğini ve cinayet olasılığının dikkate alınmadığını iddia ederek, farklı tanıkların ifadelerinde çelişkiler bulunduğunu belirtmişlerdir. Özellikle, elektrik kesintisi nedeniyle çalışan jeneratörün çıkardığı aşırı gürültünün, kantindeki televizyon sesiyle birlikte yakınlarındaki silah sesini kapatması gibi ölüm esnasındaki koşulların birbiriyle uyumlu olmasını şüpheli bulduklarını dile getirmişlerdir. Başvuranlar ayrıca, bilirkişi raporlarına itiraz etme imkânına sahip olamadıklarından ve olay yerinde incelemeler yapıldığı sırada orada bulunamadıklarından yakınmışlardır. Öte yandan, askeri sorumluların, İbrahim Yeşilyurt’un sağlık sorunlarını önemsemediklerini iddia etmişlerdir. Bununla beraber, bütün delillerin toplanmadığını ve mevcut delillerin askeri yetkilileri koruma kaygısıyla taraflı biçimde değerlendirildiğini ileri sürmüşlerdir.
66. Malatya 2. Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi 26 Ocak 2009 tarihinde, soruşturmada herhangi bir eksiklik tespit edilmediği gerekçesiyle yapılan itirazı reddetmiştir. Dosyada, cinayet iddiasını destekleyebilecek herhangi bir delil unsuru bulunmadığı ve tanık beyanlarında çelişkiler olmadığı kanaatine varmıştır. Bu bağlamda bilhassa, yürütülen soruşturmanın ölüm koşullarının aydınlatılmasına imkân verdiğini hatırlatmıştır: İbrahim Yeşilyurt’un cesedinde herhangi bir boğuşma ya da şiddet izi bulunmadığı; atışın bitişik mesafeden yapıldığı; müteveffanın ellerinde atış kalıntıları olduğu ve hayatına son vermeden önce veda mektubu yazdığı tespit edilmiştir. Askeri Mahkeme, soruşturmanın gizliliğine riayet edilerek yürütüldüğünü ve başvuranların avukatının bilirkişi raporlarının tebliğ edilmesini istemediğini kaydetmiştir. Aynı zamanda, itiraz başvurusunda, bilirkişi raporları sonuçlarına itiraz etme nedenini de belirtmediğini gözlemlemektedir. İbrahim Yeşilyurt’un vizitelere çıktığını; ancak bu vizitelerin hiçbirinin psikolojik rahatsızlık ile ilgili olmadığını tespit etmiştir. Askeri Mahkeme, ilgilinin görme sorununun ciddiye alındığını ve göz doktoruna muayene olduğunu, bunun yanı sıra, görme sorununu iyileştirme amacıyla gözlük reçete edildiğini de eklemiştir.
B. İdari yargıda açılan tazminat davası
67. Başvuranlar eş zamanlı olarak 8 Şubat 2008 tarihli başvuruyla, avukatları aracılığıyla Milli Savunma Bakanlığına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nde tazminat davası açmışlardır.
68. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 19 Kasım 2008 tarihinde oy çokluğuyla bu talebi reddetmiştir. İbrahim Yeşilyurt’un intihar etmesinin askeri yetkililere yüklenemeyeceği kanaatine varmıştır. Hâkimlere göre, ilgilinin intiharı ile askeri idarenin herhangi bir eylem, kusur ya da ihmalkârlığı arasında nedensellik bağı bulunmadığı kanaatine varmıştır.
69. Bir hâkim, ayrık oy görüşünde, erin zorunlu askerlik görevini yaptığı sırada hayatını kaybetmesi nedeniyle, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca İdareyi tazminat ödemeye mahkûm etmenin uygun olacağı kanaatine varmıştır.
ŞİKÂYETLER
70. Başvuranlar, Sözleşme’nin 2. maddesine dayanarak, İbrahim Yeşilyurt’un askerlik hizmetini yaptığı sırada açıklanamayan koşullarda hayatını kaybettiğini iddia ederek, yaşam hakkının korunmadığından yakınmaktadırlar.
71. Başvuranlar ayrıca, yakınlarının hayatını kaybetmesiyle ilgili olarak etkin bir soruşturma yürütülmediğini ve askeri yargı makamlarınca askeri sorumluların korunduğunu iddia etmektedirler.
72. Başvuranlar aynı zamanda, Sözleşme’nin 6. maddesine dayanarak, askeri yargı makamlarının taraflı ve hakkaniyetten yoksun şekilde karar verdiklerini iddia etmektedirler.
73. Başvuranlar, Sözleşme’nin 13. maddesine dayanarak, Sözleşme’nin 2 ve 6. maddeleri bağlamındaki şikâyetlerini sunmak için etkili bir başvuru yoluna sahip olmadıklarından yakınmaktadırlar.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
74. Başvuranlar, yakınlarının yaşam haklarının ve bu bağlamda etkin bir ceza soruşturması haklarının ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.
75. Hükümete göre, İbrahim Yeşilyurt’un intiharının sorumluluğu askeri yetkililere yüklenemez: Hükümete göre, söz konusu er, psikolojik olarak normal bir tavır sergilemiş ve intihar girişiminde bulunacağına dair herhangi bir emare göstermemiştir. Öte yandan, üstlerini bu anlamda herhangi bir sorundan da bahsetmemiştir. Hükümet, olayın ardından derhal soruşturma açıldığını ve ölüm koşullarını açığa kavuşturacak bütün soruşturma işlemlerinin yerine getirildiğini belirtmektedir. Hükümete göre, İbrahim Yeşilyurt’un ölüm koşullarının kesin şekilde ortaya konulduğunu; bunun yanı sıra başvuranların soruşturmaya katılma, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara Askeri Mahkeme önünde itiraz etme ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde haklarını ileri sürme imkânı bulduklarını da eklemektedir.
76. Başvuranlar, Hükümet’in iddiasına karşı çıkmakta ve iddialarını yinelemektedirler. Özellikle, yetkililerin, cinayet ihtimalini ciddi bir şekilde değerlendirmediklerini ileri sürmektedirler. Her halükarda, yakınlarının gerçekten hayatına son verdiği varsayıldığında, başvuranlar, askeri yetkililerin, önleyici düzeydeki eksiklikleri nedeniyle, yaşam hakkını korumaya yönelik pozitif yükümlülüklerini, yerine getirmedikleri kanaatine varmaktadırlar.
77. Bununla birlikte, davaya ilişkin olay ve olguların hukuki tavsifi konusunda tek yetkili olan ve başvuranlar ya da Hükümetler tarafından bunlara atfedilen nitelendirmelere bağlı olmayan Mahkeme, başvuranlar tarafından dile getirilen iddiaların, Sözleşme’nin yalnızca 2. maddesi kapsamında incelenmesinin uygun olacağı kanısındadır (Guerra ve diğerleri / İtalya, 19 Şubat 1998, § 44, 1998-I Karar ve Hüküm Derlemesi). Söz konusu maddenin, somut olayla ilgili bölümü şu şekildedir:
“1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur. (...)”
A. Sözleşme’nin 2. maddesinin esas yönü
1. Bir başkasının davranışlarına karşı İbrahim Yeşilyurt’un hayatını koruma yükümlülüğü hakkında
78. Mahkeme, Sözleşme’nin 2. maddesinde, yetkililerin sorumluluğu altında bulunduğu sırada, yaşamı bir başka bireyin suç niteliğindeki eylemleri ya da kendi eylemleri nedeniyle risk altında olan bireyi korumak amacıyla gerekli tüm önleyici tedbirleri almaları hususunda Devletlere pozitif yükümlülük yüklendiğini hatırlatmaktadır (Osman/Birleşik Krallık [BD], 28 Ekim 1998, § 115, Karar ve Hüküm Derlemesi 1998-VIII).
79. Mahkeme, mevcut davada, ölüm koşulları, toplanan delil unsurları ve olayı çevreleyen koşulların bütününü göz önünde bulundurarak, İbrahim Yeşilyurt’un yaşamının diğer şahıslar tarafından tehdit edildiğini düşündürecek hiçbir sebep bulunmadığı kanaatine varmaktadır.
80. Dolayısıyla, başvuranların yakınının bir cinayete kurban gittiği yönündeki iddialar spekülasyondan ibarettir.
81. Esasen, Mahkeme, yetkililerin, olay yeri inceleme tutanağına, balistik raporuna, otopsi raporuna ve tanık dinleme tutanaklarına dayanarak, yürütülen ceza soruşturması sonunda İbrahim Yeşilyurt’un intihar ettiği sonucuna vardıklarını gözlemlemektedir.
82. Yetkililer tarafından kabul edilen iddia inandırıcılıktan uzak olmayıp, kuşkusuz nesnel unsurlara dayanmaktadır.
83. Bu iddianın uyumsuz ve mantık dışı olduğunu kanıtlayabilecek veya güvenilirliğine ciddi anlamda zarar verebilecek nitelikte herhangi bir unsurun bulunmamasını dikkate alan Mahkeme, ulusal makamların vardığı sonuçlardan uzaklaşmak için yeterli ve ikna edici herhangi bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir.
84. Dolayısıyla, Mahkeme, başvuranların yakınının ölümü konusunda ulusal yetkililerce sunulan açıklamaların tamamen makul ve güvenilir olduğu kanısına varmaktadır.
2. İbrahim Yeşilyurt’un hayatını bizzat kendisine karşı koruma yükümlülüğü hakkında
85. Mahkeme daha sonra, Sözleşme’nin 2. maddesinde, yetkililerin sorumluluğu altında bulunduğu sırada yaşamı kendi eylemlerinden dolayı risk altında olan bireyi korumak amacıyla gerekli tüm önleyici tedbirleri almaları hususunda Devletlere pozitif yükümlülük yüklendiğini hatırlatmaktadır (Keenan/Birleşik Krallık, No. 27229/95, §§ 89-93, AİHM 2001-III).
86. Esas sorun, askeri mercilerin İbrahim Yeşilyurt’un yakın ve gerçek bir intihar tehlikesi arz ettiğini bilip bilmediklerini ya da bilmeleri gerekip gerekmediğini ve bu durumu bilmeleri halinde, askeri yetkililerin bu riski önlemek için kendilerinden makul olarak beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediklerinin tespit edilmesidir (Tanrıbilir/Türkiye, No. 21422/93, § 72, 16 Kasım 2000, yukarıda anılan Keenan, § 93 ve Kılınç ve diğerleri/Türkiye, No. 40145/98, § 43, 7 Haziran 2005).
87. Mahkeme’nin bu bağlamda yapacağı inceleme sırasında, yetkililere atfedilebilir hatanın, basit bir değerlendirme hatasının veya tedbirsizliğin ötesine geçip geçmediğini araştırması gerekmektedir (Abdullah Yılmaz/Türkiye, No. 21899/02, § 57, 17 Haziran 2008).
88. Esasen, benzer davada, insan davranışının öngörülemezliğini göz ardı etmemek ve Devletin pozitif yükümlülüğünü, Devlete aşırı veya dayanılmaz bir yük getirmeyecek şekilde yorumlamak gerekmektedir (yukarıda anılan Keenan kararı, § 90).
89. Mahkeme, somut olayda başvuranların yakınının orduya katılmadan önce intihara eğilimi olduğunu düşündürebilecek ruhsal bozuklukları olduğunu gösteren hiçbir unsur bulunmadığını kaydetmektedir.
90. Mahkeme ayrıca, İbrahim Yeşilyurt’un askerlik hizmetini yerine getirmeye yönelik olarak ruhsal durumunun başvuranlar tarafından hiçbir zaman konu edilmediğini tespit etmektedir.
91. Mahkeme’ye göre tüm unsurlar, başvuranların yakınının, olayın yaşanmasına kadar, askeri hayatın zorluklarından şikâyet etmesi dışında, yakın ve gerçek intihar riski olarak kabul edilebilecek anormal bir davranış sergilemediğini düşündürmektedir.
92. Mahkeme’ye göre, İbrahim Yeşilyurt’un askeri hayatın koşullarına alışma konusunda yaşadığı güçlükler ve buna bağlı şikâyetleri, üstlerinin fark etmesi gereken yakın bir intihar riskinin öncü emareleri olarak değerlendirilemez.
93. Esasen, İbrahim Yeşilyurt’un görme sorununa ilişkin olarak, yetkililer uygun tedbirleri almışlardır; ilgili göz doktoruna sevk edilmiş; muayene eden doktor tarafından gözlük reçete edilmiştir. Yetkililer, İbrahim Yeşilyurt’un ıstıraba neden olacak derecede görme sorunu yaşadığını tahmin edemezlerdi. Ş.T., İbrahim Yeşilyurt’un olaydan bir önceki gün sözleri (bk. yukarıdaki 46. paragraf) söylerken ciddi olmadığı düşüncesiyle üstlerini bu konuşmadan haberdar etmemiştir.
94. Hudut karakolundaki görevinin zorluğuyla ilgili olarak ise, er, sorunlarının, basit bir yorgunluğun ötesinde bir boyut kazandığını düşündürecek nitelikte davranış bozukluğu sergilememiştir.
95. Bununla birlikte, yetkililer, İbrahim Yeşilyurt’un hayatına son verme riski bulunduğunu farkına varma fırsatı bulamamışlardır.
96. Mahkeme ayrıca, olayı önleyememiş olmaları nedeniyle askeri yetkilileri suçlamanın, Sözleşme’nin 2. maddesinden doğan yükümlülükleri bakımından kendilerine aşırı bir yük yükleneceği anlamına geleceği kanısındadır.
B. Sözleşme’nin 2. maddesinin usul yönü
97. Sözleşme’nin 2. maddesinin usuli yönüyle ilgili olarak, Mahkeme, mevcut davaya benzer davalarda, yaşam hakkının korunması usulünün Devlete, ölüm koşullarını ve konuyla ilgili sorumluları tespit etmek üzere bağımsız bir soruşturma yürütme yükümlülüğü getirdiğini de hatırlatmaktadır (Çiçek/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 67124/01, 18 Ocak 2005). Sözleşme’nin 2. maddesi anlamında soruşturmanın etkinliği konusuyla ilgili ilkeler Mustafa Tunç ve Fecire Tunç/Türkiye ([BD], No. 24014/05, §§ 169-182, 14 Nisan 2015) kararında yer almaktadır.
98. Soruşturmanın öncelikle etkili ve eksiksiz olarak yürütülmesi gerekmektedir (Ramsahai ve diğerleri/Hollanda [BD], No. 52391/99, § 324, AİHM 2007-II). Bu da soruşturmanın, olayların nasıl meydana geldiğinin ortaya çıkarılması ve gerekirse sorumluların kimliklerinin tespit edilmesi ve cezalandırılmalarını sağlama yönünde elverişli olması anlamına gelmektedir.
99. Her durumda, yetkililerin, görgü tanıklarının ifadeleri, bilirkişi incelemeleri veya gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı bir rapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması ve klinik bulguların, özellikle de ölüm sebebinin objektif analizi dâhil olmak üzere, söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesi için imkânları dâhilindeki makul tedbirleri almış olmaları gerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesini olumsuz yönde etkileyecek nitelikte soruşturmaya ilişkin her türlü eksiklik, bu kurala uygun olması konusunda risk teşkil edecektir (Giuliani ve Gaggio/İtalya [BD], No. 23458/02, § 301, AİHM 2011(özetler)).
100. Özellikle, soruşturma sonuçları, konuyla ilgili tüm unsurların titiz, objektif ve tarafsız bir incelemesine dayanmalıdır. Açıkça yürütülmesi gereken bir soruşturma işleminin reddedilmesi, soruşturmanın, davanın koşullarını ve gerektiğinde sorumluların kimliklerini belirleme gücünü tehlikeye atacaktır (Kolevi/Bulgaristan, No. 1108/02, § 201, 5 Kasım 2009).
101. Soruşturmanın beklenen asgari etkinliğe ulaşabilmesi için gerekli incelemelerin niteliği ve kapsamı somut olayın koşullarına bağlıdır. Bu koşullar, davayla ilgili bütün olayların ışığında ve soruşturma işleminin uygulamaya ilişkin gerçeklikleri dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Meydana gelebilecek çok çeşitli durumları, yalnızca soruşturmaya ilişkin işlemler listesine veya diğer basit kıstaslar düzeyine indirgemek mümkün değildir (Velcea ve Mazǎre/Romanya, No. 64301/01, § 105, 1 Aralık 2009).
102. Ayrıca, soruşturma, mağdurun ailesinin meşru çıkarlarının korunması için gerekli olduğu ölçüde kendilerine erişebilir olmalıdır. Kamunun da, duruma göre değişen bir derecede soruşturmayı inceleme hakkını kullanabilmesi gerekmektedir (Hugh Jordan/Birleşik Krallık, No. 24746/94, § 109, AİHM 2001-III). Bununla birlikte, kamunun ve mağdurun yakınlarının soruşturmaya erişim izni, yargılamanın başka safhaları için verilebilir. (bk. diğerleri arasında, McKerr/Birleşik Krallık, No. 28883/95, § 129, AİHM 2001-III).
103. Son olarak, Sözleşmenin 2. maddesi, yetkili makamlara, soruşturma esnasında mağdurun bir yakını tarafından yapılabilecek her soruşturma tedbiri talebini yerine getirme zorunluluğu getirmemektedir (bk., yukarıda anılan, Ramsahai ve diğerleri kararı, § 348 ve Velcea ve Mazăre/Romanya, No. 64301/01, § 113, 1 Aralık 2009).
104. Mahkeme, somut olayda öncelikle, başvuranların yakınının hayatını kaybetmesine neden olan hadisenin 6 Nisan 2007 tarihinde meydana geldiğini, ilk soruşturma tedbirlerinin aynı gün alındığını ve savcılığın soruşturmaları sona erdirerek 11 Kasım 2008 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiğini tespit etmektedir. Söz konusu kararın bir örneği başvuranlara gönderilmiş ve başvuranlar, avukatları aracılığıyla Askeri Mahkeme önünde bu karara itiraz etmişlerdir. Askeri Mahkeme, soruşturmada herhangi bir eksiklik tespit edilmediği gerekçesiyle 26 Ocak 2009 tarihinde başvuranların itirazını reddetmiştir. Mahkeme bu koşullar altında, söz konusu soruşturmaların gereken özenle yürütüldüğü ve herhangi bir aşırı gecikmenin soruşturmayı olumsuz yönde etkilemediği kanaatine varmaktadır.
105. Mahkeme ayrıca, yetkililerin söz konusu olay ve olgulara ilişkin delil unsurlarını toplamak ve muhafaza etmek amacıyla uygun tedbirleri aldıklarını kaydetmektedir.
106. Askeri savcı nezaretinde klasik otopsi yapılmıştır. Yapılan klasik otopsi sonucunda, ölüm nedeni ile muhtemel atış mesafesine ilişkin klinik tespitlerin nesnel bir incelemesiyle birlikte yaralanmaya ilişkin bir rapor düzenlenmiştir.
107. Savcılık aynı zamanda, balistik inceleme yapılması talimatı vermiştir. Olay yerinde bulunan silah ve kovan üzerinde de bilimsel incelemeler yapılmıştır. Olay yeri bilirkişiler tarafından incelenmiş ve fotoğraflanmıştır.
108. Ayrıca, kaligrafik bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Yapılan inceleme neticesinde, veda notunu İbrahim Yeşilyurt’un intihar etmeden önce yazdığı tespit edilmiştir.
109. Bununla beraber, yetkililer, olaylardan hemen sonra çok sayıda kişinin ifadesini almıştır. Hiçbir unsur, yetkililerce kilit tanıkların sorgulanmadıklarına veya ifadelerin usulüne uygun olmayan biçimde alındığına işaret etmemektedir. Mahkeme bununla birlikte, ifadeler arasında çelişkiler görmemekte ve bunların birbirleriyle tutarlı olduğunu tespit etmektedir.
110. Dolayısıyla, savcılığın son olarak kabul ettiği varsayımdan başka herhangi bir varsayım üzerinde durmadığı iddia edilemez.
111. Mahkeme, dosyada bulunan unsurlar dikkate alındığında, soruşturma makamlarının olayları aydınlatma isteklerinden şüphe duymaya yönelik hiçbir unsur bulunmadığı kanaatine varmaktadır. Mahkeme, başvuranların yakınının ölümü sonrasında yürütülen soruşturmanın, koşulların kesin bir şekilde belirlenmesine imkân verdiği kanısındadır. Başka bir ifadeyle, Mahkeme, yerel yargılama makamları tarafından soruşturmanın uygun biçimde ve ivedilikle yürütülmesi konusunda itiraz etmeye imkân verecek nitelikte herhangi bir eksikliğin bulunmadığını belirtmektedir.
112. Dolayısıyla, başvuranın şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksundur ve Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilerek, 25 Haziran 2015 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithAndrás Sajó
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy