AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No.54619/11
Yılmaz YİĞİT /Türkiye
Başkan
Julia Laffranque,
Hakimler
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Valeriu Griţco,
Ksenija Turković,
Jon Fridrik Kjølbro,
Georges Ravarani,
veBölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla 21 Haziran 2016 tarihinde, daire olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 13 Haziran 2011 tarihinde sunulan başvuruyu dikkate alarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuran Yılmaz Yiğit, 1979 doğumlu ve Ankara’da ikamet eden bir Türk vatandaşıdır. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Ankara Barosuna kayıtlı Avukat D. Karaca tarafından temsil edilmiştir.
A. Somut Olayın Koşulları
2. Davanın koşulları başvuranın ifade ettiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir:
3. Olaylar döneminde başvuran, Türk ordusunda uzman çavuş olarak görev yapmaktadır. 21 Haziran 2007 tarihinde PKK terör örgütü tarafından yerleştirilen antipersonel mayın Şırnak’ta bir arazide patlamış olup, başvuran ağır yaralanmıştır.
4. Aynı gün başvuran Şırnak Askeri Hastanesine kaldırılmıştır.
5. Başvuran 26 Haziran 2007 tarihinde, önce Diyarbakır Askeri Hastanesine daha sonra da yaklaşık iki ay boyunca yatarak tedavi gördüğü Ankara GATA Askeri Hastanesine nakledilmiştir.
6. GATA Askeri Hastanesi tarafından 11 Nisan 2008 tarihinde düzenlenen tıbbi raporda, başvuranın iki kol ve sol bacağının patlama nedeniyle kesildiği, ilgilinin sol gözünde hasar olduğu, tüm yaşamı boyunca birinin tedavi ve yardımına ihtiyaç duyacağı ve artık orduda görev yapamayacağı belirtilmektedir.
7. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından alınan 2 Eylül 2008 tarihli bir karar ile başvurana, 15 Temmuz 2008 tarihinden itibaren malullükaylığı bağlanmıştır. Anılan maaşın miktarı ayda 1.974,45 Türk Lirası’na (Yeni Türk Lirası – yaklaşık 1.155 avro (EUR)ulaşıyordu. Bu durumda kendisine ayrıca 81.498,83 Yeni Türk Lirası (yaklaşık 50.000 avro) emeklilik ikramiyesi ödenmiştir.
8. 3 Kasım 2008 tarihli bir karar ile Savunma Bakanlığı Tazminat Komisyonu uğradığı zararlar nedeniyle başvurana 97.751,20 Yeni Türk Lirası (yaklaşık 50.125 avro) ödenmesine karar vermiştir.
9. 7 Ocak 2009 tarihinde başvuran İçişleri Bakanlığı nezdinde 250.000 Yeni Türk Lirası maddi, 50.000 Yeni Türk Lirası manevi tazminat talep etmiştir.
10. 17 Şubat 2009 tarihinde İçişleri Bakanlığı başvuranın talebini reddetmiştir.
11. 13 Nisan 2009 tarihinde başvuran, yaralanması sonucu uğradığı zararın tazmini için Askeri Yüksek İdare Mahkemesine dava açmıştır. Başvuran 250.000 Yeni Türk Lirası maddi, 50.000 Yeni Türk Lirası manevi tazminat talep etmiştir.
12. 18 Haziran 2009 tarihinde İçişleri Bakanlığı, idareye yüklenebilir bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyleAskeri Yüksek İdare Mahkemesi’nden başvuranın talebinin reddini isteyen cevap dilekçesi sunmuştur.
13. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi başvuranın uğradığı zararların tespiti için belirtilmeyen bir tarihte bilirkişi görevlendirmiştir. Bilirkişi raporunda başvurana ödenen miktarın, ilgilinin maruz kaldığı zarardan yüksek olduğunu ve daha fazla tazminat ödenmesine gerek olmadığını belirtmiştir.
14. 15 Aralık 2010 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi davanın esası hakkında kararını vermiştir. Kararın gerekçesinde Yüksek Mahkeme, Devlet görevlilerine yüklenebilirbir hizmet kusuru bulunmasa bileAnayasa’nın 125. Maddesi gereğince aynı şekilde tazminat yükümlülüğü getiren Devletin kusursuz sorumluluğunun olduğu sonucuna varmaktadır. Başvurana idare tarafından ödenen tazminat ve aylık miktarını göz önünde bulundurarak, bilirkişi raporu ışığında ilgilinin talebini reddetmiştir.
15. 10 Ocak 2011 tarihinde başvuran Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kararına itiraz etmiştir.
16. 2 Mart 2011 tarihli bir karar ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi itiraz konusu kararın kanuna ve usule uygun olduğunu tespit ederek başvuranın talebinidayanaktan yoksun bularak reddetmiştir.
B. İlgili İç Hukuk
17. Anayasa’nın 125. maddesinin 1 ve 7. fıkralarının somut olayla ilgili bölümleri şu şekildedir:
« 1. İdarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.
(...)
7. İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.»
ŞİKAYETLER
18. Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının ve 13. Maddesinin ihlalini ileri süren başvuran, ölümcül yaralanmaları nedeniyle ulusal makamlar tarafından ödenen tazminatın yetersiz olduğunu beyan etmektedir. Özellikle de tazminat talebinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından reddedilmesinden şikâyet etmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
19. Başvuran Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrası ve 13. maddesini ileri sürerek, Devleti, mayın patlamasının ardından etkin bir koruma sağlamamakla, özellikle de tazminat talebinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından reddedilmesi nedeniyle suçlamaktadır.
Dava konusu olayların hukuki nitelendirilmesinde takdir yetkisine sahip olan Mahkeme başvuranın şikâyetinin sadece Sözleşme’nin 2. maddesi çerçevesinde incelenmesi gerektiği kanısındadır (İstanbullu ve Aydın /Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 20793/07 ve 29240/07, § 24, 29 Eylül 2015). Sözleşme’nin 2. maddesinin somut olayla ilgili bölümleri aşağıdaki gibidir:
« 1. Herkesin yaşam hakkı yasayla korunur (...) »
20. Mahkeme, patlamalarda yaralı kurtulan mağdurların daha önceki benzer başvurularının2. madde bağlamında incelendiğini hatırlatmaktadır (Akdemir ve Evin /Türkiye, No. 58255/08 ve 29725/09, § 46, 17 Mart 2015).
21. Mahkeme, başvuranın yasadışı örgüt PKK üyeleri tarafından yerleştirilen mayının patlamasının ardından yaralandığını dikkate almaktadır. Başvuran bu patlamanın ya da yaralanmanın sorumlusunun Devlet olduğunu iddia etmemektedir. Devlet’in ihmali olduğunu ve olayın engellenmesi ya da mayın patlamasına bağlı risklerin azaltılması için uygun tedbirler almadığını ileri sürmemektedir. Başvuran, maddi ve manevi zarar için ulusal makamlarca verilen tazminatın yetersiz olduğundan özellikle de ek tazminat talebinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından reddedilmesinden şikâyet etmektedir. Sonuç olarak,başvuran, yaşam hakkının korunması için Türkiye’nin Sözleşme’nin 2. maddesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini iddia etse bile, davanın özel koşulları gözetildiğinde başvuran aşağıdaki nedenlerle 2. maddenin ihlali olduğunu iddia edemeyeceğinden Mahkeme, bu sorun hakkında karar vermeyi gerekli görmemektedir.
22. Mahkeme Sözleşmenin ihlali iddiasını inceleme görevinin öncelikle ulusal makamlarda olduğunu teyit etmektedir.Bu bakımdan, Sözleşmeye göre,başvuran, yargılamanın her aşamasında mağdur sıfatı taşımalıdır. Ulusal makamların Sözleşme’nin ihlalini açıkça ya da esasen kabul etmeleri ardından da tazmin etmeleri durumu hariç, başvuranın lehine verilen bir karar ya da alınan bir tedbir, Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca başvuranı « mağdur » sıfatından yoksun bırakmak için kural olarak yeterli değildir (Kurić ve diğerleri/Slovenya[BD], No. 26828/06, § 259, AİHM 2012 (özetler)).
23. Bir kişinin Sözleşme’nin ihlalinden dolayıhala mağdurolup olmadığısorunu, temel olarak Mahkemenin ilgili kişinin durumunun geçmişe dönük (ex post facto)bir incelemesinigerektirmektedir (Centro Europa 7 S.r.l.ve Di Stefano /İtalya[BD], No. 38433/09, § 82, AİHM 2012).
24. Dolayısıyla, bir yandan Sözleşme tarafından korunan bir hakkın ihlalinin ulusal makamlarca en azından esasta kabul edilip edilmediğini ve diğer yandan bu ihlalin düzeltilmesinde yeterli ve uygun bir değerlendirme yapılıp yapılmadığınıteyit etmek Mahkeme’nin görevidir (bkz.özellikleScordino /İtalya (No. 1) [BD], No. 36813/97, § 193, AİHM 2006‑V).
25. Mahkeme, Sözleşme tarafından teminat altına alınan hakkın ihlalinin iç hukuktauygun ve yeterli tazminatla telafisinin davanın koşullarının bütününe özellikle,uyuşmazlık konusu Sözleşme’nin ihlalinin niteliğine bağlı olduğunu değerlendirmektedir (Gäfgen /Almanya [BD], No. 22978/05, § 116, AİHM 2010).
26. İlk koşul ile ilgili Mahkeme, bu tür olaylarda Devletin kusursuz sorumluluğunu düzenleyen ulusal mevzuatesas alınarak, Devletin, mayın patlaması ile oluşan zararların tazmininikabul ettiğini dikkate almaktadır.
27. Geriye ulusal makamlar tarafından alınan tedbirlerin başvuran için yeterli ve uygun bir telafi olup olmadığını araştırmak kalıyor.
28. Mahkeme bu bağlamda, ulusal makamların tespit edilen ihlalin telafisi olarak başvurana bir tazminat ödediği durumda da ödenen miktarın incelenmesinin doğru olacağını hatırlatmaktadır. Bunu yapmak için, Mahkeme benzer davalarda kendi uygulamalarını göz önünde bulunduracak ve eldeki hususları dikkate alarak benzer durumda ne kadar tazminata hükmedeceğini kendi kendine soracaktır, her halükarda iki tazminat miktarının tamamen uyuşmasını aramaz.Ayrıca Mahkeme, Sözleşme tarafından teminat altına alınan hak ve özgürlüklere riayet edilmesini sağlamakla yükümlüolmaları sebebiyle, ulusal makamlarca tercih edilen telafi yolu ve ulusal makamların telafiyi yerine getirmedeki süratide dâhil olmak üzere, davanın koşullarının bütününü dikkate alacaktır.Bu demektir ki ulusal seviyede kabul edilen tutarın dava koşulları dikkate alındığında açıkça yetersiz olmaması gerekmektedir (bkz.yukarıda anılan diğerleri arasında, Scordino (No. 1) §§ 178-203, Cocchiarella /İtalya [BD], No. 64886/01, §§ 65‑107, AİHM 2006‑V, Becová /Slovakya (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 23788/06, 18 Eylül 2007, Kormoš / Slovakya, No. 46092/06, § 73, 8Kasım 2011, Žúbor / Slovakya, No. 7711/06, § 63, 6 Aralık2011,ve Horváth /Slovakya, No. 5515/09, § 93, 27 Kasım 2012).
29. Somut olayda Mahkeme olayın ardından idarenin başvurana ömür boyu malullük aylığı bağladığını ve 81.498,83 Yeni Türk lirası emekli ikramiyesi ödediğini gözlemlemektedir. Ayrıca ilgili maruz kaldığı zararlar nedeniyle önemli bir miktar daha, yani 97.751,20 Yeni Türk lirası almıştır. Mahkeme başvuranın,tam yargı davası açtığını ve bu davada idarenin kusursuz sorumluluğunun tespit edildiğinidikkate almaktadır. Bununla birlikte Askeri Yüksek İdare Mahkemesibilirkişi raporu doğrultusunda kararını vermiş, başvurucuya ödenen tazminatın zarardan yüksek olduğunu değerlendirerek, ilgilinin ek tazminat talebini reddetmiştir.
30. Delillerin değerlendirilmesinin öncelikle iç hukuk ve ulusal mahkemelerin yetkisinde olduğunu hatırlatan Mahkeme, somut olayda Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kararının keyfi olarak görülemeyeceği kanısına varmaktadır. Böylelikle Mahkeme’ye göre başvuran tarafa ödenen miktarlar açıkça yetersiz olarak değerlendirilmemektedir.
31. İç hukukta sunulan tazminatuygun ve yeterli olduğundan, başvuran bu durumda Sözleşme’nin 2. maddesinin ihlali nedeniyle « mağdur » olduğunu ileri süremeyecektir.
32. Başvurunun 35.maddenin 3. fıkrasının a) bendi anlamında Sözleşme hükümleriyle şahıs yönünden (ratione personae)bağdaşmadığı anlaşılmakta ve 35. maddenin 4. fıkrası uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; 12 Temmuz 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithJulia Laffranque
Yazı İşleri MüdürüBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy