AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 19452/07
Nesrin YILDIRIM/TÜRKİYE
Başkan,
Valeriu Griţco,
Yargıçlar,
StéphanieMourou-Vikström,
GeorgesRavarani
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 22 Kasım 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
1 Mayıs 2007 tarihli yukarıdaki başvuruyu dikkate alarak,
Davalı Hükümet tarafından sunulmuş olan görüşleri ve bunlara karşılık olarak başvuran tarafından sunulmuş olan görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran, Nesrin Yıldırım, Türk vatandaşı olup, 1958 doğumludur ve Antalya’da ikamet etmektedir. Mahkeme önünde, Antalya Barosuna kayıtlı avukat O. Evren tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
3. Dava konusu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, Antalya Merkez ilçesinde Balbey mahallesinde bulunan bir arazi parçasının sahibidir.
5. Vakıflar Genel Müdürlüğü (“Müdürlük”), 20 Şubat 1990 tarihinde başvuranın sahip olduğu arazi parçası hakkında kamulaştırma kararı vermiştir.
6. Müdürlük, 28 Aralık 1990 tarihinde, başvuran adına açılmış olan banka hesabına, kamulaştırma bedeli olarak 220.000.000 Türk lirası[1] yatırmıştır.
7. Başvuran, 8 Şubat 1991 tarihinde, Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi önünde dava açarak, daha yüksek bir kamulaştırma bedeli talep etmiştir.
8. Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi başvuranın talebini kısmen kabul ederek, ek kamulaştırma bedeli olarak, başvurana, 15.167.796.860 liranın (ilgili zamanda yaklaşık 8.200 avroya tekabül etmiştir), 13 Şubat 1991 tarihinden 17 Ekim 2001 tarihine kadar yasal faiz ve 17 Ekim 2001 tarihi sonrasında kamu borçlarına uygulanan en yüksek faiz işletilerek ödenmesine karar vermiştir.
9. Müdürlüğün temyiz ve karar düzeltme taleplerinin Yargıtay tarafından reddedilmesinin ardından, asliye hukuk mahkemesinin kararı 2 Nisan 2007 tarihinde kesinleşmiştir.
10. Müdürlük, 30 Ocak 2007 ve 23 Şubat 2007 tarihlerinde, başvurana kamulaştırma bedeli olarak, uygulanan faizler ile birlikte sırasıyla 123.109 Türk lirası (yaklaşık 66.790 avro) ve 25.821 Türk lirası (yaklaşık 14.300 avro) ödemiştir.
B. İlgili iç hukuk ve uygulama
11. Aşağıda geçen (bk. aşağıda 14. paragraf) Tazminat Komisyonuna ilişkin iç hukuk ve uygulama hakkındaki bilgilere Turgut ve Diğerleri/Türkiye (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013; Demiroğlu/Türkiye (k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013 ve Yıldız ve Yanak/Türkiye (k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014 kararlarından erişilebilir.
ŞİKÂYET
12. Başvuran, yargılamaların uzunluğu ve yüksek enflasyon oranları nedeniyle kendisine ödenen kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğradığını ve dolayısıyla kendisinin finansal kayıp yaşadığını ileri sürerek, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği konusunda şikâyette bulunmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
13. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesine dayanarak, tazminat yargılamalarının uzunluğu ve Türkiye’deki yüksek enflasyon oranları nedeniyle, kendisine ödenmiş olan kamulaştırma bedelinin, kamulaştırılan arazisinin piyasa değerinin oldukça altında olduğundan şikâyetçi olmuştur.
14. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğuna, kararların geç icra edilmesine veya icra edilmemesine ilişkin başvuruların incelenmesi amacıyla yeni bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu belirtmiştir. Hükümet ayrıca, Tazminat Komisyonunun yetkilerinin 16 Mart 2014 tarihli bir kararnameyle genişletilerek, uzun yargılama ve enflasyon etkileri nedeniyle kamulaştırma bedelindeki değer kaybına ilişkin şikâyetlerin incelenmesinin de Komisyonun yetkileri kapsamına dâhil edildiğine dikkat çekmiştir. Hükümet bu bağlamda, başvuranın Tazminat Komisyonuna başvurmadığını ve dolayısıyla iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür.
15. Mahkeme, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından, Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Söz konusu pilot karar sonrasında Mahkeme, Yıldız ve Yanak/Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) davasında verdiği kararda, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu, tüketmedikleri gerekçesiyle başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun, kamulaştırma davalarındaki değer kayıplarıyla ilgili şikâyetler bakımından erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu değerlendirmiştir.
16. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) kararında, Hükümete hâlihazırda tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları normal usul uyarınca incelemeye devam edebileceğini vurgulamış olduğuna dikkat çekmektedir.
17. Ancak Mahkeme, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan yeni iç hukuk yoluna başvurmamış olduğuna ilişkin ilk itirazı bağlamında, yukarıda anılan Yıldız ve Yanak davasında varmış olduğu sonucu yinelemeyi uygun görmektedir.
19. Mahkeme, yukarıdaki hususları dikkate alarak, mevcut başvurunun, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle Mahkeme, oybirliğiyle,
Başvuruyu kabul edilemez olarak nitelendirmiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 15 Aralık 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
[1] 1 Ocak 2005 tarihinde eski Türk lirasından yeni Türk lirasına geçilmiştir. 1 yeni Türk lirası = 1.000.000 eski Türk lirasıdır.
Full & Egal Universal Law Academy