AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 50693/10
Hasan Ataman ve Aydeniz YILDIRIM / Türkiye
17 Mart 2015 tarihinde,
Başkan
András Sajó,
Yargıçlar
Işıl Karakaş,
Nebojša Vučinić,
Paul Lemmens,
Egidijus Kūris,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), Daire olarak toplanarak, 27 Temmuz 2010 tarihinde yapılan başvuruya ilişkin gerçekleştirilen müzakerelerin ardından, aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY
1. Başvuranlar Hasan Ataman Yıldırım (bundan sonra “başvuran” olarak anılacaktır) ve Aydeniz Yıldırım (bundan sonra “başvuran” olarak anılacaktır) T.C. vatandaşları olup sırasıyla 1950 ve 1972 doğumludur ve İstanbul’da ikâmet etmektedir. Başvuranlar, Mahkeme önünde, İstanbul Barosu’na bağlı Avukat H. Coşkuner tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
2. Başvurunun kendine özgü koşulları, başvuranlar tarafından ifade edildiği şekilde aşağıdaki gibi özetlenebilir.
1. Başvuran Hasan Ataman Yıldırım’ın Tutukluluğu ve Hakkında Açılan Ceza Davası
3. 2007 yılında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı “Ergenekon” isimli suç örgütü üyesi oldukları iddia edilen kişiler hakkında hükümeti cebir ve şiddet kullanarak devirmeyi amaçladıkları iddiasıyla soruşturma başlatmıştır. Savcılığa göre sanıklar toplumda tanınmış kişilere yönelik suikast, yüksek yargı organlarının binaları veya kutsal mekanlar gibi hassas yerlere bombalı suikastlar düzenlemek gibi provokasyon eylemleri planlamış ve gerçekleştirmişlerdir. Sanıklar, bu yolla toplum genelinde bir korku ve panik atmosferi yaratmayı amaçlamış ve bu sayede bir güvensizlik ortamı oluşturarak askeri darbe yolunu açmayı hedeflemişlerdir.
4. 7 Ocak 2009 tarihinde Ergenekon örgütüne üye olmakla ve yardım etmekle suçlanan başvuran Hasan Ataman yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.
5. Başvuran Hasan Ataman, polis karakolunda sessiz kalma hakkını kullanacağını belirtmiştir.
6. Başvuran Hasan Ataman, 11 Ocak 2009 tarihinde nöbetçi hâkim önüne çıkarılmış olup olaylar ve kendisine atfedilen suçlamalar hakkında ifadesi alınmıştır. Hâkim, duruşma sonunda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 100. maddesi uyarınca ilgilinin tutuklanmasına karar vermiştir.
7. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, soruşturma aşamasında başvuran Hasan Ataman’ın tutukluluk halinin devamı konusunda re’sen incelemede bulunmuştur. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra, ilgili hakkında kuvvetli suç şüphesinin bulunmasını, suçun niteliğini, kaçma riskini ve dosyanın içeriğini dikkate alarak tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.
8. İstanbul Cumhuriyet savcısı, 17 Temmuz 2009 tarihli bir iddianameyle, başvuran Hasan Ataman’ın da aralarında bulunduğu ki mahkûmiyeti talep edildiği yukarıda belirtilen örgütünün iddia edilen üyeleri hakkında Ağır Ceza Mahkemesi’nde ceza davası açmıştır. İstanbul Cumhuriyet savcısı, ilgilinin Ergenekon’u yönetenlerden biri olmasından ve yasadışı bir şekilde üçüncü şahısların siyasi, felsefi ve dini görüşleri ve etnik kökenleri hakkında kişisel verilerin içerdiği arşivler oluşturmasından yakınmaktadır.
9. Cumhuriyet savcısı, suçlamalarını evlerde ve başvuran Hasan Ataman’ın ve suç ortaklarının iş yerlerinde yapılan aramalar sırasında el konulan belgelere ve bazı sanıkların telefon dinlemelerinin kayıtları ve ifadelerine gibi farklı delil unsurlarına dayanmaktadır.
10. Ağır Ceza Mahkemesi, iddianamenin sunulmasının ardından şehir merkezine yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta İstanbul’un bir ilçesi olan - Silivri’de ilk duruşmasını düzenlemiştir. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkların sayısını ve savunmalarını yapan avukatların sayısını dikkate alarak davanın gerekliliklerine daha uygun olduğu kanaatine vararak daha sonraki duruşmaların da Silivri’de düzenlenmesine karar vermiştir.
11. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 5 Ağustos 2013 tarihli bir kararla Ergenekon davasında kararını vermiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvuran Hasan Ataman’ın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ve iddianamede belirtilen suçlar için on iki yıl dokuz ay hapis cezasına mahkûm edilmesine karar vermiştir.
12. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Mart 2014 tarihinde başvuran Hasan Ataman’ın tutukluluk süresinin Kanunda belirtilen azami süreyi aştığı gerekçesiyle ilgilinin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar vermiştir.
13. Ağır Ceza Mahkemesi, 3 Nisan 2014 tarihinde Ergenekon davasında 16.798 sayfalık gerekçeli kararını yayımlamıştır.
14. Hâlihazırda başvuran Hasan Ataman’ın hakkında açılan ceza davası, dosyada bulunan unsurlara göre Yargıtay önünde halen derdesttir.
2. Basın Hakkında Başvuranlar Tarafından Açılan Davalar
15. Başvuran Hasan Ataman’ın yakalanmasının ardından hakkında yürütülen soruşturma ulusal günlük gazetede ve internet sitelerinde geniş bir şekilde yer almıştır.
16. Başvuranlar, 26 Kasım 2009 tarihinde Şişli Sulh Ceza Mahkemesi’nde iki dava açmışlardır. Başvuranlar, dava açarak cevap ve düzeltme haklarını kullanmak istediklerini belirtmişler ve dolayısıyla, Şişli Sulh Ceza Mahkemesi’ni, kendi ifadelerine göre, başvuran Hasan Ataman’ın suçlu olarak gösteren ve kendilerine ait iş yerini maddi olarak sarsabilecek nitelikteki makalelere cevaben bir yazının Taraf gazetesine ve internet sitesi olan "’a/" eklenmesi yönünde karar vermeye davet etmişlerdir.
17. Sulh Ceza Mahkemesi, 1 Aralık 2009 tarihinde verilen iki kararla, başvuranların taleplerini reddetmiştir.
18. Başvuranlar, yukarıda belirtilen kararlara itirazda bulunmuşlardır.
19. Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, temyiz mercii olarak 12 ve 13 Ocak 2010 tarihlerinde başvuranlar tarafından yapılan itirazları reddetmiştir.
3. Gazetede ve Sorumlusu Hakkında Başvuranların Şikâyeti
20. 9 Kasım 2009 tarihinde, başvuran Hasan Ataman hakkında yürütülen soruşturma ile ilgili olarak Bugün gazetesinde bir makale yayımlanmıştır.
21. Başvuranlar, 17 Kasım 2009 tarihinde, iftira suçundan Bugün gazetesi ve sorumlusu A.Y.A. hakkında suç duyurusunda bulunmuşlardır.
22. Şişli Cumhuriyet savcısı, 28 Aralık 2009 tarihinde toplumda basının özellikle oynadığı rolü dikkate alarak, söz konusu maddenin Anayasa ile korunduğu şekliyle basın özgürlüğünün kısıtlanmasına riayet edildiği gibi değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varmış olup kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
23. Başvuranlar, belirtilmeyen bir tarihte verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz etmişlerdir.
24. Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı, 27 Ocak 2010 tarihinde verilen kararla, itiraz edilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı onaylamıştır. Bu karar, 17 Şubat 2010 tarihinde başvuranların temsilcilerine tebliğ edilmiştir.
B. İlgili İç Hukuk ve Uygulanması
1. Anayasa Mahkemesi Önünde Bireysel Başvuru
25. 23 Eylül 2012 tarihinde Anayasal değişikliğinin yürürlüğe girmesinin ardından, Türk Anayasa Mahkemesi önünde yapılan bireysel başvuru Türk hukuk sistemi çerçevesinde gerçekleştirilmiştir.
26. Somut olayda Anayasa Mahkemesi önünde yapılan bireysel başvuruyu düzenleyen 6216 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin bulunduğu metin ve somut olayda Anayasa Mahkemesi’nin içtüzüğünün ilgili kısımları Uzun/Türkiye ((kabul edilebilirlik hakkında kararı), No. 10755/13, §§ 25-27, 30 Nisan 2013) davasında yer almaktadır.
2. Tutukluluk Süresi Konusunda Anayasa Mahkemesi İçtihadı
27. Özgürlük hakkı ile ilgili olan davalar çerçevesinde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karar ve hükümler, Koçintar/Türkiye davasında ((kabul edilebilirlik hakkında kararı), No. 77429/12, §§ 15-26, 1 Temmuz 2014) Mahkeme kararında sunulmuştur.
3. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Hükümleri
28. Tutukluluk, CMK’nın 100. maddesi ve devamında öngörülmektedir. CMK’nın 100. maddesine göre, suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığına imkân veren olgusal unsurların bulunması ve tutukluluğun bu hükümde sırayla belirtilen gerekçelerden biri ile ispatlanması halinde yani şüphelinin kaçma veya kaçma riskinin bulunması, delilleri gizleme veya değiştirme ya da tanıkları etkileme riskinin bulunması gibi durumlarda kişi tutuklanabilir. Şüphelinin özellikle Devletin güvenliğine ve anayasal düzene karşı bazı suçları işlediğine dair kuvvetli şüphelerin bulunması, tutukluluk durumunu haklı göstermek için yeterlidir.
29. CMK’nın 101. maddesine göre, tutuklama kararı soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının talebi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde ise Cumhuriyet savcısının talebi üzerine veya re’sen yetkili mahkeme tarafından verilmektedir. Tutuklama ya da tutukluluğun devamı ile ilgili kararlar itiraza tabi olup, bu kararlarda hukuki ve fiili gerekçelerin bulunması gerekmektedir.
ŞİKÂYETLER
30. Başvuran Hasan Ataman, Sözleşme’nin 6. maddesini ileri sürerek, tutukluluk süresinden ve tutuklanmasına karar verilmesi için yerel mahkemeler tarafından sunulan gerekçelerden şikâyet etmektedir.
31. Başvuran Hasan Ataman, yine Sözleşme’nin 6. maddesi açısından, duruşma salonunun İstanbul’un merkezi yerine Silivri’de bulunmasının kamuya açık oturumlar ilkesine ihlal teşkil ettiği kanaatine vararak duruşma salon seçiminden şikâyet etmektedir. Başvuran Hasan Ataman, silahların eşitlik ilkesinin ceza davası boyunca ihlal edildiğini iddia etmektedir.
32. Başvuran Hasan Ataman, Sözleşme’ye Ek 1. No.’lu Protokolün 1. maddesi alanında iddianamede içeren bazı bilgilerin mülkiyet hakkına ihlal teşkil etmesinden şikâyet etmektedir.
33. Bununla birlikte başvuranlar, Sözleşme’nin 6, 8, 9, 10 ve 13. maddelerini ileri sürerek, daha fazla ayrıntı vermeksizin bazı bilgilerin özel hayatları ile ilgili olduğu kanaatine vararak basın aracılığıyla kamuoyuna ifşa edilmesinden ve söz konusu ceza davası ile ilgili olmamasından şikâyet etmektedirler. Genel bir şekilde başvuranlar, iftira suçundan söz konusu basının sorumlularının mahkûm edilmemesinden şikâyet etmektedirler.
34. Sonuç olarak başvuranlar, Sözleşme’nin 6, 8, 9, 10, 13 ve 17. maddelerine dayanarak, ulusal mahkemelerin basında çıkan makalelere cevaben bir yazı eklenmesi kararına itiraz ederek cevap ve düzeltme haklarının kullanılmasına yönelik taleplerini reddetmelerinden şikâyet etmektedirler.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
A. Tutukluluk Hakkında
35. Başvuran Hasan Ataman, tutukluluk süresinin ve bu tutukluluğu ispatlamak amacıyla ulusal mahkemeler tarafından sunulan gerekçelerin Sözleşme’nin 6. maddesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.
36. Olay ve olguların hukukî nitelendirilmesi konusunda takdir yetkisine sahip olan Mahkeme (Glor/İsviçre, No. 13444/04, § 48, AİHM 2009), bu şikâyetlerin Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrası açısından incelenmesi gerektiği kanaatindedir. Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrası aşağıdaki şekildedir:
“Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullar uyarınca yakalanan veya tutulan herkes (...) makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir.”
37. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilmesinin normal şartlarda başvurunun Mahkemeye yapıldığı tarih itibarıyla değerlendirildiğini hatırlatmaktadır. Bununla birlikte, Mahkeme birçok defa belirttiği gibi bu kuralın, her davanın özel koşullarına göre gerekçelendirilebilecek istisnaları bulunmaktadır (Baumann/Fransa, No. 33592/96, § 47, AİHM 2001V (özetler)). Böylece Mahkeme, özellikle bazı üye Devletlere karşı ve uzun yargılama konulu olan başvurular hakkında yürütülen davalarda bu genel ilkeyi göz ardı etmiştir (Fakhretdinov ve diğerleri/Rusya (kabul edilebilirlik hakkında kararı), No. 26716/09, 67576/09 ve 7698/10, 23 Eylül 2010 ve Taron/Almanya (kabul edilebilirlik hakkında kararı), No. 53126/07, 29 Mayıs 2012). Mahkeme, Türkiye aleyhine mülkiyet hakkıyla ilgili sorunlar konusunda açılan bazı davalarda da aynı şekilde hareket etmiştir (İçyer/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında kararı), No. 18888/02, §§73-87, AİHM 2006-I, Altunay/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında kararı), No. 42936/07, 17 Nisan 2012, et Arıoğlu ve diğerleri/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında kararı), No. 11166/05, 6 Kasım 2012).
38. Somut olayda Mahkeme, başvuran Hasan Ataman’ın tutukluluğunun 11 Ocak 2009 tarihinde başladığını ve mahkûm edilmesiyle 5 Ağustos 2013 tarihinde sona erdiğini kaydetmektedir.
39. . Mahkeme, Koçintar/Türkiye ((kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 77429/12, §§15-26, 1 Temmuz 2014) kararında, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrası bağlamındaki şikâyetinin uygun şekilde giderilmesini sağlayacak nitelikte olmadığını ve başarı sağlayacak makul bakış açıları sunmadığını düşünmesine imkân verecek herhangi bir unsurun bulunmadığı kanaatine vardığını hatırlatmaktadır.
40. Somut olayda Mahkeme, bu içtihattan uzaklaşacak herhangi bir neden görmemektedir.
41. Dolayısıyla iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle başvuran Hasan Ataman’ın Sözleşme’nin 5. maddesinin 3. fıkrasına ilişkin şikâyeti, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca kabul edilemez olarak karar verilmelidir.
B. Başvuran Hasan Ataman Hakkında Açılan Ceza Davasının Hakkaniyete Uygun Olmamasına İlişkin Şikâyeti Hakkında
42. Başvuran Hasan Ataman, duruşmaların İstanbul’un merkezi yerine Silivri’de düzenlenmesinden şikâyet etmektedir. Başvuran Hasan Ataman, kamuya açık oturumlar ilkesinin ihlal edildiği kanaatindedir. Öte yandan başvuran Hasan Ataman, soruşturma dosyasında bulunan bütün delil unsurlarına erişme imkânının bulunmaması ve savunma hazırlanması için gerekli kolaylıklardan yararlanamaması nedeniyle adil yargılanma ilkesinin ihlal edilmesinden şikâyet etmektedir. Başvuran Hasan Ataman, Sözleşme’nin 6. maddesini ileri sürmektedir. Somut olayda Sözleşme’nin 6. maddesi aşağıdaki şekildedir:
“1. Herkes, (...) kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, (...) bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun (...) görülmesini istemek hakkına sahiptir. Hüküm açık oturumda verilir; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde, veya davanın açık oturumda görülmesinin adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar dava süresince tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir.
(...)
3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
(...)
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;
(...) ».
43. Öncelikle Mahkeme, başvuran Hasan Ataman hakkında açılan ceza davasının Yargıtay önünde halen derdest olduğunu tespit etmektedir. Dolayısıyla Mahkeme, başvuran Hasan Ataman hakkında açılan davayla ilgili genel bir inceleme yapabilecek durumda değildir.
44. Dolayısıyla ulusal mahkemeler nezdinde yürütülen davanın mevcut aşamasında, başvuran Hasan Ataman Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edilmesinden şikâyet edemez. Bununla birlikte, başvuran, hakkında yürütülen ceza yargılaması sonunda iddia ettiği ihlallerden dolayı mağdur olduğunu düşündüğü takdirde, yeniden Mahkeme’ye başvurabilir. Dolayısıyla başvurunun bu kısmı, vaktinden önce yapılmıştır (bk., bu arada, Baltacı/Türkiye (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 495/02, 14 Haziran 2005 ve Doğan (kabul edilebilirlik hakkında karar), No. 28484/10, §§ 95-97, 10 Nisan 2012).
45. Dolayısıyla, Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca, başvurunun bu kısmının da reddedilmesi uygundur.
C. Sözleşme’ye Ek 1. No.’lu Protokolün 1. Maddesine İlişkin Şikâyet Hakkında
46. Başvuran Hasan Ataman, iddianamede yer alan bazı bilgilerin Sözleşme’ye 1. No.’lu Protokolün 1. maddesi anlamında, mülkiyetlerine saygı gösterilmesi hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Somut olayda Sözleşme’ye 1. No.’lu Protokolün 1. maddesinin ilgili kısımları aşağıdaki şekildedir:
“ Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
(...) ».
47. Mahkeme, dosyada bulunan unsurlara göre, başvuran Hasan Ataman’ın ulusal mahkemeler önünde bu şikâyetini ileri sürmediğini gözlemlemektedir. Mahkeme, başvuran Hasan Ataman’ın hiçbir etkin başvuru yolundan yararlanmasa bile altı aylık süre kuralının bu tür bir durumda ileri sürülen eylem veya tedbirin gerçekleştiği ya da ilgilinin bilgi edindiği veya etkilerini ya da zararını hissettiği tarihten itibaren başladığını hatırlatmaktadır (Varnava ve diğerleri/Türkiye [BD], No. 16064/90, 16065/90, 16066/90, 16068/90, 16069/90, 16070/90, 16071/90, 16072/90 et 16073/90, § 157, AİHM 2009).
48. Somut olayda Mahkeme, başvuran Hasan Ataman’ın şikâyet ettiği iddianame tarihi 17 Temmuz 2009 olduğunu gözlemlemektedir. Dolayısıyla altı aylık süre, söz konusu tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır. Böylelikle başvuran Hasan Ataman mülkiyet hakkına ilişkin şikâyeti, vaktinden sonra yapılmış olup Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
D. Başvuranların Cevap ve Düzeltme Haklarının Kullanılmasına İlişkin Şikâyetler Hakkında
49. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6, 8, 9, 10, 13 ve 17. maddeleri alanında, ulusal mahkemelerin basında çıkan makalelere cevaben bir yazı eklenmesi kararına itiraz ederek cevap ve düzeltme haklarının kullanılmasına yönelik taleplerini reddetmelerinden yakınmaktadırlar.
50. Mahkeme, bu şikâyetin yalnızca Sözleşme’nin 8. maddesi açısından incelenmesinin uygun olduğunu kaydetmektedir. Sözleşme’nin 8. maddesi aşağıdaki şekildedir:
“ 1. Herkes özel hayatına, aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(...)”.
51. Somut olayda Mahkeme, Şişli Asliye Ceza Mahkemesi’nin başvuranlar tarafından yapılan itirazlar hakkında temyiz başvurusunu karara bağlayarak 12 ve 13 Ocak 2010 tarihlerinde yani mevcut başvurunun yapıldığı 27 Temmuz 2010 tarihinden yaklaşık altı aya aşkın bir süre önce bu itirazları reddettiğini gözlemlemektedir. Öte yandan davanın incelenmesi, altı aylık süresini durdurabilecek veya askıya alabilecek hiçbir özel koşul tespit etme imkânı sunmamaktadır.
52. Dolayısıyla bu şikâyet, vaktinden sonra yapılmış olup Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.
E. Başvuranların Özel Hayatı Hakkında
53. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6, 8, 9, 10 ve 13. maddelerini ileri sürerek, bazı bilgilerin özel hayatları ile ilgili olduğunu ve söz konusu ceza davasıyla ilişkili olmadığını ancak basın aracılığıyla kamuoyuna ifşa edildiğini dile getirmektedirler. Özellikle başvuranlar, iftira suçundan Bugün gazetesi sorumlularının mahkûm edilmemelerinden şikâyet etmektedirler.
54. Mahkeme, bu şikâyeti yalnızca Sözleşme’nin 8. maddesi açısından incelenmesinin uygun olacağı kanaatindedir.
55. Mahkeme, başvuranların mevcut şikâyetiyle ilgili olarak, yalnızca Şişli Cumhuriyet savcısı tarafından verilen 28 Aralık 2009 tarihli kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ve söz konusu kararı onaylayan Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı tarafından verilen 27 Ocak 2010 tarihli kararı sunduklarını kaydetmektedir.
56. Öte yandan Mahkeme, dosyada bulunan unsurların başvuranların şikâyet ettikleri makalelerin içeriğini inceleme imkânı sunmadığını gözlemlemektedir.
57. Dolayısıyla Mahkeme, başvuranlar tarafından ileri sürülen bu şikâyet yeterince desteklenmediği kanaatindedir. Dolayısıyla başvurunun bu kısmı Sözleşme’nin 35. maddesinin 4. fıkrası uyarınca kabul edilmez olarak karar verilmesi gerekir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oybirliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; 9 Nisan 2014 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Stanley NaismithAndrás Sajó
Bölüm Yazı İşleri Müdürü Başkan
Full & Egal Universal Law Academy