AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 29152/20
Hasan YILDIZ/TÜRKİYE
Başkan
Branko Lubarda,
Hâkimler
Jovan Ilievski,
Diana Sârcu
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 29 Mart 2022 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşı ve 1978 doğumlu olan, Edirne’de tutuklu bulunan ve Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukat G. Tuncer tarafından temsil edilen Hasan Yıldız’ın (“başvuran”) 30 Haziran 2020 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme’nin (“Sözleşme”) 34. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne karşı yapmış olduğu 29152/20 no.lu başvuruyu,
Başvuranın ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin şikâyetin, Türkiye Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanı Hacı Ali Açıkgül tarafından temsil edilen Türk Hükümetine (“Hükümet”) bildirilmesine ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilemez olduğuna ilişkin kararları,
Tarafların görüşlerini dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
DAVANIN KONUSU
1. Başvuru, cezaevinde tutuklu bulunan başvurana, açlık grevi yaptığı gerekçesiyle cezaevi idaresi tarafından verilen disiplin cezasıyla ilgilidir.
2. Başvuran, olayların meydana geldiği dönemde, Edirne Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunmaktadır. Başvuran İmralı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan tutukluların tecrit koşullarını protesto etmek amacıyla diğer dokuz tutuklu ile birlikte, 25 Aralık 2018 tarihinden itibaren, üç gün süren bir açlık grevi yapmıştır.
3. Ceza İnfaz Kurumu idaresi, 2 Ocak 2019 tarihinde, başvurana bu açlık grevi sebebiyle, bir ay boyunca bazı sportif, kültürel ve sanatsal faaliyetlerden yoksun bırakma cezası vermiştir.
4. İnfaz Hâkimliği ve Edirne Ağır Ceza Mahkemesi, başvuran tarafından eylemlerini haklı göstermek için ileri sürülen gerekçenin, meşru ve kabul edilebilir olmadığı ve ceza kararının usule ve Kanun’a uygun olduğu kanaatine vararak, başvuran tarafından cezaevi idaresinin kararına karşı yapılan itirazları reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi de, başvuranın bireysel başvurusunu, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmiştir.
5. Başvuran, Sözleşme’nin 10. maddesini ileri sürerek, kendisine göre ifade özgürlüğü kapsamına giren bir eylem sebebiyle cezalandırıldığından şikâyet etmektedir.
MAHKEMENİN DEĞERLENDİRMESİ
6. Hükümet, bu iddiaya itiraz etmektedir ve Mahkemeyi, başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar vermeye davet etmektedir.
7. Başvuran, bu iddiaya itiraz etmektedir.
8. Başvurana, açlık grevi başlattığı gerekçesiyle bir yaptırım uygulanması, ilgililerin ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale teşkil etmektedir (yukarıda anılan Atilla ve diğerleri/Türkiye, no. 18139/07 ve diğer 57 başvuru, 11 Mayıs 2010). Ayrıca, bu müdahalenin, Kanun tarafından öngörüldüğü ve kamu düzeninin korunması ve suçun önlenmesi gibi meşru amaçlar izlediği hususlarına taraflarca itiraz edilmemektedir.
9. Mahkeme, müdahalenin gerekliliğiyle ilgili olarak, ifade özgürlüğü konusundaki içtihadından doğan ve bilhassa Bédat/İsviçre ([BD], no. 56925/08, 29 Mart 2016) ve Kula/Türkiye (no. 20233/06, §§ 45‑46, 19 Haziran 2018) kararlarında özetlenen ilkeleri hatırlatmaktadır.
10. Somut olayda ihtilaf konusu ceza, başvurana, cezaevinde düzenin yeniden tesis edilmesi ve ilgilinin ve diğer tutukluların, kişisel durumlarını ilgilendirmeyen nedenlerle benzer açlık grevlerine yeniden başlamalarını engellemek amacıyla verilmiştir. Başvuran tarafından yapılan açlık grevinin toplu niteliği, benzer açlık grevlerinin, cezaevinde düzen ve disiplin açısından teşkil edeceği risk ve verilen cezanın orantılı niteliği dikkate alındığında, bu cezanın, ilgilinin ifade özgürlüğü hakkının kullanımına yapılan orantısız bir müdahale olduğu kanaatine varılamaz (yukarıda anılan Atilla ve diğerleri ve İncedere ve Yıldız/Türkiye (k.k.) [Komite], no. 65227/19 ve 6465/20, § 12, 12 Ekim 2021).
11. Mahkeme, yukarıda belirtilenleri dikkate alarak, Hükümetin itirazının kabul edilmesine ve başvurunun, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi ve 4. fıkrası uyarınca, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar vermektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, Fransızca dilinde tanzim edilmiş olup, 5 Mayıs 2022 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan Bakırcı Branko Lubarda
Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan