AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABULEDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 59241/10
Mehmet Emin YILDIZ/Türkiye
Başkan
Valeriu Griţco,
Hâkimler
Arnfinn Bårdsen,
Peeter Roosma
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 14 Ocak 2020 tarihinde Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
26 Ağustos 2010 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
24 Mart 2016 tarihli kısmi kararı göz önüne alarak,
Davalı Hükümet tarafından ibraz edilen görüşleri ve bu görüşlere cevaben başvuran tarafından ibraz edilen görüşleri dikkate alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Mehmet Emin Yıldız, 1978 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, Siirt’te ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde İzmir Barosuna bağlı Avukat N. Paşa tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
Dava konusu olaylar, taraflarca ileri sürüldüğü şekliyle aşağıdaki gibi özetlenebilir:
3. Antalya Cumhuriyet savcısı, 24 Mart 2007 tarihinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 119 § 1 maddesi uyarınca PKK-KONGRA/GEL[1] isimli yasadışı bir örgüte ilişkin olarak yürütülen ceza soruşturması kapsamında bir inşaat alanının aranması talimatını vermiştir.
4. Başvuran, 25 Mart 2007 tarihinde sabah saat 3.00 sularında, aramanın yapıldığı inşaat alanı civarında PKK-KONGRE/GEL üyesi oldukları şüphesiyle iki şüpheliyle birlikte yakalanmıştır. Başvuranın cep telefonu ve iki hafıza kartına delil olarak el konulmuştur.
5. Yapılan tıbbi muayenenin ardından, başvuran Antalya Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gönderilmiştir. Dava dosyasındaki belgelerden, başvurana Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 135. maddesi uyarınca avukata erişim hakkı ile birlikte hakları hatırlatılmıştır. Öte yandan, başvuran Antalya Barosu’nun avukatların grevde olmaları nedeniyle görevlendirmelerin re’sen (ex officio) durdurduğu konusunda bilgilendirilmiştir. Daha sonra, başvuran karakolda ifade vermeyi reddetmiştir.
6. Başvuran, aynı gün, Antalya Cumhuriyet savcısı ve daha sonra sorgu hâkimi önüne çıkartılmıştır. Her ikisinde de, Antalya Barosu’nun avukat görevlendirmelerini re’sen durdurma kararı verdiği tekrar edilmiştir. Her iki makam önünde avukat yokluğunda verdiği ifadesinde, başvuran örgütle olan tüm bağlantısını reddetmiştir. Sorgu hâkimi, başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.
7. İzmir Cumhuriyet Savcısı, 18 Haziran 2007 tarihinde, dört kişi ile birlikte başvuranı yasadışı bir örgüte üye olmakla ve patlayıcı düzenek bulundurmakla suçlayarak haklarında bir iddianame sunmuştur.
8. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, 8 Ekim 2007 tarihinde ilk duruşmasını gerçekleştirmiştir. Söz konusu duruşmada, başvuran, avukat yokluğunda bizzat delil sunmuş ve hakkındaki suçlamaları reddetmiştir.
9. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, 23 Ocak 2008 tarihinde ikinci duruşmasını gerçekleştirmiştir. Söz konusu duruşma tutanaklarına göre, başvuran yargılama sürecinde bir avukat tarafından temsil edilmiştir.
10. Yargılamalar sırasında, 28 Ocak, 18 Mart ve 28 Mart 2008 tarihlerinde, ilk derece mahkemesinin talebi üzerine Antalya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından vekâleten tanık ifadeleri alınmıştır. 18 Mart 2008 tarihli duruşmada, dava dosyasındaki duruşma kayıtlarından anlaşıldığı üzere, mahkeme, başvuranı yakalayan polis memuru C.T.’yi dinlemiştir. C.T., ifadesinde, başvuranın yakalanmasına ilişkin anlatımını yinelemiş ve başvuranın ve başvuranla birlikte yakalanan diğer iki şüphelinin söz konusu zamanda kaçmaya çalıştıklarını ileri sürmüştür. Başvuranın avukatı ilgili duruşmaya katılmamıştır; ancak, duruşma tutanakları diğer iki müşterek sanığın avukatının hazır bulunduğunu ve tanık C.T.’ye soru yönelttiğini göstermektedir.
11. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi, 26 Aralık 2008 tarihinde, başvuranın iddianamede sıralanan suçlamalardan beraatine karar vermiş, ancak yasadışı örgüte yardım ve yataklık etmekten suçlu bulmuş ve altı yıl üç ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.
12. Başvuranın avukatı, 29 Aralık 2008 tarihinde başvuranın mahkûmiyetinin kanuna ve usule aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararını temyiz etmiş ve Yargıtay’dan söz konusu kararı bozmasını talep etmiştir. Söz konusu bir sayfalık temyiz başvurusu metninde, avukat ayrıca ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının kendisine iletilmesinin ardından daha detaylı bir temyiz bildiriminde bulunacağını belirtmiştir. Öte yandan, taraflar tarafından sunulan belgelere göre, söz konusu temyiz bildiriminin Yargıtay’a sunulmadığı anlaşılmaktadır.
13. 18 Şubat 2010 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır. Yazı İşleri Müdürlüğü’nün Yargıtay’ın resmi web sitesinden edindiği bilgilere göre, dava dosyası 2 Mart 2010 tarihinde, ilk derece mahkemesinin Yazı İşleri Müdürlüğü’ne gönderilmiştir.
B. İlgili İç Hukuk
14. Avukat hakkı hususundaki ilgili iç hukuka ilişkin açıklamalar, Harun Gürbüz/Türkiye ( no. 68556/10, §§ 48, 30 Temmuz 2019) kararında yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
15. Başvuran, Sözleşmenin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesi uyarınca, polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada, savcı ve sorgu hâkimi önünde avukata erişiminin reddedilmesi hakkında şikâyette bulunmuştur. Ayrıca, başvuran, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 (c) maddesine dayanarak, Antalya Ağır Ceza Mahkemesi önünde aleyhinde ifade veren tanıkları çapraz sorguya tabi tutamadığını ileri sürmüştür.
16. Hükümet başvuranın ilk derece mahkemesi veya Yargıtay önünde şikâyetlerini dile getirmemiş olmasından ötürü iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazında bulunmuştur.
17. Başvuranın avukatı, Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazına ilişkin belirli bir ibrazda bulunmayarak Hükümetin görüşlerine karşı çıkmış ve başvuru formundaki şikâyetleri yinelemiştir.
18. Mahkeme, önündeki belgelere göre, başvuranın ve avukatının Mahkeme önünde dile getirdikleri şikâyetleri ulusal mahkemeler önünde hiçbir aşamada ortaya koymadıklarını gözlemlemektedir.
19. Bu nedenle, Mahkeme, Hükümetin ilk itirazını da dikkate alarak, bu şikâyetlerin iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun geri kalanının kabul edilemez olduğunu beyan etmiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 6 Şubat 2020 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
[1]. Kürdistan İşçi Partisi/Kürdistan Halk Kongresi.
Full & Egal Universal Law Academy