AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 49785/10
İbrahim YILMAZ / TÜRKİYE
Başkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Valeriu Gritço,
Stéphanie Mourou-Vikström
ve İkinci Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla, 10 Nisan 2018 tarihinde, Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm); yukarıda belirtilen 23 Temmuz 2010 tarihli başvuruyu ve davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ile bunlara cevaben başvuran tarafından sunulan görüşleri de dikkate alarak, gerçekleştirdiği müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran İbrahim Yılmaz; Türk vatandaşı olup, 1974 doğumludur ve İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde İstanbul Barosuna bağlı Avukatlar, Y. Vargün ve N. Vargün tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (‘‘Hükümet’’), kendi yetkilisi tarafından temsil edilmiştir.
Davanın Koşulları
3. Başvuruya konu olaylar, taraflarca ifade edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran; 19 Ekim 2008 tarihinde yapılan bir gösteri sırasında, kalabalık ile polisler arasında çıkan fiziki bir arbedenin akabinde yakalanmıştır.
5. Başvuranla ilgili olarak düzenlenen üçüncü ve 28 Ekim 2008 tarihli tıbbi raporda; başvuranın vücudunda birçok lezyon bulunduğu ve çenesinin kırıldığının tespit edildiği belirtilmektedir.
6. Kadıköy Cumhuriyet Savcısı; 9 Kasım 2009 tarihinde, dört polis memurunun ve bir görgü tanığının ifadesini aldıktan sonra, kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Cumhuriyet Savcısı kararında; polislerin, başvuranı yakalamak amacıyla kendilerine verilen yetki dâhilinde güç kullandıklarını belirtmiştir.
7. Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesi; başvurana 5 Ocak 2010 tarihinde tebliğ edilen 7 Aralık 2009 tarihli kararıyla, Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı onaylamıştır.
8. İdari bir hata sebebiyle; söz konusu karar 2 Şubat 2010 tarihinde ikinci defa tebliğ edilmiştir.
ŞİKÂYET
9. Başvuran, Sözleşme’nin 3. ve 13. maddelerini ileri sürerek, polis tarafından yakalandığı sırada kötü muameleye tâbi tutulduğundan şikâyet etmekte ve bu bağlamda yürütülen ceza soruşturmasının etkin olmadığı yönündeki kanaatini bildirmektedir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
10. Başvuran; polisler tarafından kötü muameleye tâbi tutulduğundan şikâyet etmektedir ve bu hususla ilgili olarak etkin soruşturma yürütülmemiş olduğu kanaatindedir.
11. Hükümet; davaya ilişkin nihai kararın, yani Ağır Ceza Mahkemesi’nin 7 Aralık 2009 tarihli kararının, başvuranın temsilcisine 5 Ocak 2010 tarihinde tebliğ edildiği gerekçesiyle; başvuru hakkında Mahkeme’yi, süre yönünden red kararı vermeye davet etmektedir.
12. Başvuran; kararın kendisine bir defa tebliğ edilmiş olmasına rağmen ikinci defa 2 Şubat 2010 tarihinde yeniden tebliğ edildiğini ve Devletin idari hatasının sonuçlarını üstlenmesi gerektiğini belirtmektedir. Başvuran; Hükümetin ilk itirazının reddedilmesini talep etmektedir.
13. Mahkeme; altı aylık süreye ilişkin kuralın başvurana tamamen, Mahkeme’ye başvurusunu sunma imkânını değerlendirmesine ve şikâyetinin kapsamını belirlemesine ilişkin olarak yeterince düşünmesi için süre verilmesi ihtiyacını karşılayarak, esas değer olarak hukuki güvenlik için öngörüldüğünü hatırlatmaktadır (De Wilde, Ooms ve Versyp/Belçika, 18 Kasım 1970, § 50, A Serisi No. 12). Bu süre, belirtilmeksizin ulusal mahkemeler tarafından verilen kararın başvurana veya temsilcisine tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar ve gerçek süresi ne olursa olsun takvime göre en geç altı ay sonra sona erer (Otto/Almanya (k.k.), No. 21425/06, 10 Kasım 2009).
14. Somut olayda kötü muamele şikâyetlerine ilişkin nihai karar; başvuranın temsilcisine 5 Ocak 2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvuranın temsilcisinin bu tarihten itibaren ilgili kararın içeriğinden haberdar edilmiş olması nedeniyle, ikinci olarak yapılan tebligat hiçbir önem arz etmemektedir. Dolayısıyla; 23 Temmuz 2010 tarihinde sunulan bu başvurunun, süresinden sonra yapılmış olması nedeniyle, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş ve 17 Mayıs 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy