AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 55560/09
Zülküf YÜCE / Türkiye
Başkan,
Nebojša Vučinić,
Hâkimler,
Valeriu Griţco,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 5 Aralık 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
9 Ekim 2009 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Zülküf Yüce 1972 doğumlu bir Türk vatandaşıdır. Hâlihazırda Osmaniye T Tipi Cezaevi’nde hapis cezası infaz edilmektedir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın Koşulları
2. Başvuran, 10 Şubat 2000 tarihinde, yakalanmış ve daha sonra, tutuklanmıştır.
3. Cumhuriyet Savcısı, 3 Temmuz 2000 tarihinde, bir iddianame hazırlamış ve başvuran aleyhine Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi nezdinde ceza yargılamaları başlamıştır.
4. Devlet Güvenlik Mahkemeleri, 30 Haziran 2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 16 Haziran 2004 tarihli ve 5190 sayılı Kanun uyarınca kaldırılmıştır. Bu nedenle, başvuran aleyhinde açılan dava için Adana Ağır Ceza Mahkemesi görevlendirilmiştir.
5. Adana Ağır Ceza Mahkemesi, 10 Ekim 2007 tarihinde, başvuranı atılı suçlardan suçlu bularak mahkûm etmiştir.
6. Yargıtay, 30 Nisan 2009 tarihinde, 10 Ekim 2007 tarihli kararı onamıştır.
B. İlgili iç hukuk
7. İlgili iç hukukun tam açıklaması, Turgut ve Diğerleri / Türkiye, ((k.k). no.4860/09, §§ 19-26, 26 Mart 2013) kararında bulunabilir.
ŞİKÂYETLER
8. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesine dayanarak, yargılama öncesi tutukluluğunun aşırı uzun sürdüğünden şikâyet etmiştir.
9. Başvuran, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesine dayanarak, kendisi aleyhinde açılan ceza yargılamalarının makul bir süre içinde tamamlanmadığından şikâyet etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi
10. Başvuran, Sözleşmenin 5 § 3 maddesine dayanarak, tutukluluğunun aşırı derecede uzun sürdüğünü ileri sürmüştür.
11. Mahkeme, başvuranın yargılama öncesi tutukluluğunun 10 Ekim 2007 tarihinde Adana Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla mahkûm edildiği zaman sona erdiğini gözlemlemektedir. Başvuran, bu tarihten itibaren, Sözleşme’nin 5 § 1 (a) maddesi kapsamında, “yetkili bir mahkeme tarafından verilmiş mahkûmiyet kararı sonrasında” tutuklanmıştır. Başvuranın 9 Ekim 2009 tarihine kadar Mahkeme’ye başvuruda bulunmaması nedeniyle, söz konusu şikâyet, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca, altı ay kuralına uymadığı için kabul edilemez olarak beyan edilmelidir.
B. Sözleşme’nin 6. maddesi
12. Başvuran, aleyhinde açılan ceza yargılamalarının uzunluğunun, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesinde düzenlenen “makul süre” koşuluyla bağdaşmadığı konusunda şikâyette bulunmuştur.
13. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğuna ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruların ele alınması amacıyla Tazminat Komisyonu’nun kurulduğunu kaydetmiştir. Bu doğrultuda, Hükümet, başvuranın Tazminat Komisyonu’na başvurmadığı için iç hukuk yollarını tüketmediğini belirtmiştir. Söz konusu gerekçe, Turgut ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) davasında Mahkeme tarafından tanınmıştır.
14. Mahkeme, Hükümet tarafından da ortaya konulduğu üzere, Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) başvurusunda pilot karar usulünün uygulanmasını müteakip Türkiye’de bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Daha sonra, Mahkeme, yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasındaki kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani bu yeni hukuk yolunu tüketmediği gerekçesiyle, yeni bir başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Mahkeme, bu kararı verirken, özellikle, bu yeni hukuk yolunun muhtemel surette (a priori) erişilebilir olduğunu ve yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetler için makul bir tazmin imkânı sunabildiğini değerlendirmiştir.
15. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasında vermiş olduğu kararda, olağan prosedür uyarınca, önceden Hükümete bildirilmiş olan bu türden başvuruları yine de inceleyebileceğini vurguladığını kaydetmektedir.
16. Ancak, Mahkeme, Hükümetin başvuranın 6384 sayılı Kanun ile tesis edilmiş olan yeni iç hukuk yoluna başvurmamış olmasına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak, yukarıda anılan Turgut ve Diğerleri davasında varmış olduğu sonucu yinelemektedir.
17. Dolayısıyla Mahkeme, ceza yargılamalarının aşırı derecede uzun olduğu şikâyetinin, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup, 11 Ocak 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıNebojša Vučinić
Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Başkan
Full & Egal Universal Law Academy