İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 17869/10
Ongun YÜCEL / Türkiye
Başkan
Paul Lemmens
Yargıçlar
Ksenija Turković,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 27 Eylül 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 14 Mart 2010 tarihli başvuruyu, davalı Hükümet tarafından sunulan görüşleri ve buna cevap olarak başvuran tarafından sunulan görüşleri göz önünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuran Ongun Yücel 1979 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, İstanbul Barosuna kayıtlı Avukat Ö. Gümüştaş tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi temsilcisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Davaya konu olaylar, ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Başvuran, mülga Ceza Kanunu’nun 146 § 1 maddesinde yasaklanan anayasal düzeni yıkmaya teşebbüs ettiği şüphesiyle 6 Ocak 2005 tarihinde tutuklanmıştır.
5. Başvuran, 31 Ocak 2008 tarihinde suçlu bulunarak 7 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir.
6. Yargıtay, 6 Mayıs 2009 tarihinde söz konusu kararı bozmuştur. Bu nedenle, dava dosyası Ankara Ağır Ceza Mahkemesine iade edilmiştir.
7. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, 15 Eylül 2009 tarihinde başvuranın tahliye edilmesine karar vermiştir.
8. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Ağustos 2012 tarihinde, yasadışı silahlı örgüte üye olmaktan suçlu bulduğu başvuran hakkında 7 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiştir.
9. İlk derece mahkemesi tarafından verilen karar, 8 Temmuz 2013 tarihinde, Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmiştir.
ŞİKÂYETLER
10. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi uyarınca, tutukluluk süresinin aşırı uzun olduğunu ileri sürmüştür.
11. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin 5 § 4 maddesi uyarınca, tutukluluk halinin yasaya uygunluğu konusunda itirazda bulunabileceği etkin bir hukuk yolu bulunmadığını iddia etmiştir.
12. Başvuran aynı zamanda, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi ile bağlantılı olarak 5 § 5 maddesinin ihlal edildiği hususunda şikâyette bulunmuştur.
13. Başvuran son olarak, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamında, hakkında yürütülen ceza yargılamalarının makul sürede tamamlanmadığını ileri sürmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi
14. Başvuran, Sözleşme’nin 5 § 3 maddesi uyarınca, tutukluluk süresinin makul olmayan derecede uzun olduğunu iddia etmiştir.
15. Hükümet, hukuka aykırı tutukluluk nedeniyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi kapsamında tazminat davası açma imkânına atıfta bulunarak, başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini belirtmiştir.
16. Başvuran, Hükümetin söz konusu itirazına herhangi bir yorumda bulunmamıştır.
17. Mahkeme, Demir / Türkiye (no. 51770/07, §§ 17-35, 16 Ekim 2012), davasında benzer bir şikâyeti incelediğini ve söz konusu davada, ilk derece mahkemesinin başvuran hakkındaki kararının kesinleşmiş olmasına rağmen, başvuranın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi kapsamında sağlanan hukuk yoluna başvurmamış olması nedeniyle, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğunu gerekçe göstererek başvuruyu kabul edilemez olarak beyan ettiğini yinelemiştir.
18. Mahkeme, somut davada, başvuranın tutukluluk halinin 15 Eylül 2009 tarihinde sona erdiğini ve Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin başvuranın mahkûm edilmesine yönelik kararının, Yargıtay tarafından verilen 8 Temmuz 2013 tarihli kararla kesinleştiğini gözlemlemiştir (bk. yukarıda 9. paragraf). Sonuç olarak, söz konusu tarihten itibaren, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca tazminat davası açma imkânı bulunan başvuran bu yola başvurmamıştır.
19. Mahkeme, iç hukuk yollarının tüketilip tüketilmediği hususunda yapılan değerlendirmenin normal koşullarda, başvurunun Mahkemeye sunulduğu tarih esas alınarak gerçekleştirildiğini yinelemiştir. Ancak, Mahkemenin birçok kararında belirttiği üzere, bu kural, her davanın kendine özgü koşulları kapsamında gerekçelendirilebilecek istisnalara tabidir (bk. İçyer / Türkiye (k.k.), no. 18888/02, § 72, AİHM 2006‑I). Mahkeme, tutukluluk süresinin uzunluğuyla ilgili olarak yukarıda bahsedilen ve ceza davası kapsamında verilen nihai kararın ardından yürürlüğe giren hukuk yoluna ilişkin davalarda söz konusu kuraldan daha önce ayrılmıştır (ayrıca bk. diğer kararlar arasında, Tutal ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 11929/12, 28 Ocak 2014). Mahkeme, söz konusu istisnanın somut davada da uygulanması gerektiği kanaatindedir.
20. Sonuç olarak, Mahkeme, söz konusu şikâyetin, Sözleşme’nin 35 § 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmesi gerektiği kanaatine varmıştır.
B. Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi
21. Başvuran, hakkında yürütülen ceza yargılamalarının uzunluğunun, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi kapsamındaki “makul süre” koşuluna uygun olmadığı hususunda şikâyette bulunmuştur.
22. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, uzun yargılamalar ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruları ele almak üzere yeni bir Tazminat Komisyonu kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet, başvuranın Tazminat Komisyonuna başvurmaması nedeniyle, iç hukuk yollarını tüketmediğini ileri sürmüştür: bu gerekçe, Turgut ve Diğerleri / Türkiye ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) davasında Mahkeme tarafından da kabul edilmiştir.
23. Başvuran, Hükümetin itirazlarına yönelik herhangi bir yorumda bulunmamıştır.
24. Mahkeme, Hükümet tarafından da belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan / Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından, Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemiştir. Mahkeme sonrasında, Turgut ve Diğerleri (yukarıda anılan) davasında verdiği kararında, yeni bir hukuk yolunun oluşturulmuş olması nedeniyle, başvuranların iç hukuk yollarını tüketmediklerine kanaat getirerek, yeni bir başvuruyu kabul edilemez olarak beyan etmiştir. Mahkeme, bu kararı verirken özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun, yargılamaların uzunluğuna ilişkin şikâyetler bakımından ilk bakışta erişilebilir ve makul bir çözüm sunacak nitelikte olduğu kanısına varmıştır.
25. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan § 77) davasında verdiği kararında, hâlihazırda Hükümete bildirilen bu tür başvuruları yine de inceleyebileceğini vurguladığını kaydetmiştir.
26. Ancak Mahkeme, Hükümetin, başvuranın 6384 sayılı Kanun kapsamında oluşturulan yeni iç hukuk yoluna başvurmamasına ilişkin ilk itirazlarını dikkate alarak, Turgut ve Diğerleri davasında vardığı sonucu yinelemektedir. Mahkeme bu nedenle, başvuranın iç hukuk yollarını tüketme yükümlülüğünden muaf tutulmasına neden olacak herhangi istisnai bir durumun söz konusu olmadığı sonucuna varmıştır.
27. Dolayısıyla, somut şikâyet, Sözleşme’nin 35 § 1 ve 4 maddesi uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmelidir.
C. Diğer şikâyetler
28. Mahkeme, başvuranın Sözleşme’nin 5 §§ 4 ve 5 maddesi kapsamında ileri sürdüğü şikâyetlerle ilgili olarak, mevcut bilgiler ışığında, başvuranın beyanlarının Sözleşme’de veya Protokollerinde öngörülen hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine işaret etmediği kanaatine varmıştır. Dolayısıyla başvurunun bu kısmı, açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle, Sözleşme’nin 35 §§ 3 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmelidir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 20 Ekim 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy