Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkındaki ilk derece mahkemesi dosyası Yargıtay 14. Ceza Dairesinin kararımızı bozması üzerine Dairemize gelmekle yapılan değerlendirme ve açılıp sonuçlandırılan duruşma sonunda:
İDDİA VE İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN HÜKÜM:
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 08/09/2014 tarih ve 2014/6736 Sayılı iddianamesi ile sanıklar B. T. , K. G. ve A. K. hakkında 2014/ yılı Nisan-Mayıs aylarında çocuk olan S. G.'e karşı çocuğun cinsel istismarı suçlarını işlediği ve buna yardım ettikleri iddiasıyla TCK'nun 37/1 del. 43/1, 53/1, 63, 103/1-a, 103/2, 103/3, 103/6 maddeleri uyarınca Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonunda 25/10/2016 tarih ve 2014/245 (E) ve 2016/380 (K) karar sayılı ilamı ile sanıkların beraatlerine karar vermiştir.
Karara karşı mağdur vekili ile katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili, istinaf başvurusunda bulunmuşlar ve dosya Dairemize gelmiştir.
Dairemiz yaptığı incelemede 22/11/2017 tarih ve 2016/241 esas 2017/2273 karar sayılı kararıyla,
Sanık A. K. hakkında verilen beraat kararına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine,
Sanıklar K. G. ve B. T. hakkında verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurularının kabulüyle beraat kararlarının kaldırılarak,
Sanık B. T. 'nın TCK'nın 103/1-1, 43/1.maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay,
Sanık K. G. 'in TCK'nın 103/1-1, 3-c, 43/1, 39/2.maddeleri gereğince 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14.Ceza Dairesinin 17/04/2019 tarih ve 2018/7360 esas 2019/9220 karar sayılı ilamı ile;
Sanık A. K. aleyhine yapılan temyiz başvurusunun reddine,
Sanıklar K. G. ve B. T. hakkında yapılan temyiz başvurusunun kabulüyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
Sanık A. K. hakkında verilen beraat kararının temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle kesinleşmiş,
Sanıklar K. G. ve B. T. haklarında verilen bozma kararı üzerine dosyanın yeni esasa kaydı yapılmıştır.
ŞİKAYET:
Mağdure S. G. Dairemizdeki ifadesinde;
B. T. ile nişanlanmadığını, onun kendisine herhangi bir cinsel davranışta bulunmadığını, abisi Kamil 'in de B.'la evlenmesi konusunda zorlaması olmadığını, ancak köy hayatından sıkılması nedeniyle kafasında böyle bir mizansel uydurduğunu söyleyerek şikayetçi olmamıştır.
Mağdure S. G. Dairemizdeki ifadesinden önceki beyanlarında özetle;
Abisi K. G. 2014 yılı muhtarlık seçimlerinde aday olduğu ve kendisine yandaş toplamak için sanık B.'a kendisini evlendireceği vaadiyle söz verdiğini, mağduru zorla evlendirmek istediğini B. T. 'nın kendisinden yaşca büyük olmasına rağmen evlenmeyi kabul ettiğini, sanığın annesi olan A. K. 'nun sürekli B. T. ile evleneceği için evlerinde başbaşa kalmalarına zemin hazırladığını, kendisinin gitmek istemediğini ancak yengesi olan Ş. G. 'in B. T. 'nın nişanlısı olduğunu ve bunda bir sakınca olmadığını söyleyerek onu gönderdiğini, bu durumu okulda öğretmenlerine açıkladığını, B. T. ve annesi A. K. 'nun zaman zaman okula gelerek kendisini araçla götürmek istediklerini, öğetmeni A. Ertürk'ün buna izin vermediğini, bu olayı okuldaki öğretmenlerine açıkladıktan sonra söz kesildiğini ve nişan töreni yapıldığını, kına gecesi düzenlediklerini, B. T. 'nın amcası F. T.'nın bu olaya karşı çıktığını, bu nedenle F. T.'nın bilgisi olmadan kına gecesi düzenlendiğini, konu ile ilgili okul bünyesinde de araştırma yapıldığını düşündüğünü, ancak bir sonuç çıkmayınca A. T. isimli arkadaşını aradığını, yardımcı olmasını istediğini, servis aracından köyde indikten sonra A. T. ile buluştuğunu, motosiklet ile kendisini Nallıhan'a götürererek polis karakoluna teslim ettiğini, Karakoldan ablası A. T.'ı aradığını, ablası A.'un Eskişehir'de ikamet ettiğini ve yaşananlardan haberi olmadığını, evden kaçtığını söylediğini, Polis karakolundan Jandarma karakoluna gönderildiğini, gerekli işlemlerin yapıldığını, Çocuk İzlem Merkezi görevlilerinin kendisini Nallıhan'dan alarak Ankara'ya getirdikleini, burada ifadesinin alındığını, kendisinin B. T. ile evlenmek istemediğini ancak, özellikle yengesi Ş. G. 'in B.'un artık nişanlısı olduğunu rahatlıkla onun yanına gidebileceğini ısrarla empoze ettiğini, 2014 yılı okullar henüz kapanmadan önce bir çok kez B. T. 'nın evine gittiğini, bazen geceleri orada kaldığını, B. T. ile aynı yatakta yattıklarını, bir kez cinsel organını ağzına soktuğunu, diğer zamanlarda ise cinsel bölgelerini okşama tarzında fiilleri olduğunu, bu durumdan rahatsız olduğunu yengesi Ş. G. 'e akabinde de okulda arkadaşı Z. B.'e anlattığını, sonraki aşamada da yukarıda bahsettiği gibi arkadaşı A. T.'ı arayarak evden kaçmak istediğini söyleyerek bu konuda kendisine yardımcı olmasını istediğini, bu aşamadan sonra evden kaçtığını, karakola sığındığını ve buradan Eskişehir'de ikamet eden ablası A. T.'ı arayarak yaşadıklarını anlattığını, ablası A. T.'ın evli ve ev hanımı olduğunu, ahlaka aykırı herhangi bir yaşam tarzı olmadığını, yaşadıklarıyla ilgili olarak F. T., yengesi Ş. G. 'in bilgi sahibi olduklarını, söz kesme, kına ve nişan törenlerinin aileler arasında yapıldığını, dolayısıyla bu hususlarda üçüncü kişilerin bilgi sahibi olmadığını bilgi sahibi olan kişilerin bu davada müşteki konumunda olan annesi ve babası ile sanıklar olduğunu, bunların dışında sadece yengesi Şengül ve B.'un amcası F. T.'nın bilgi sahibi olduklarını, A. K. 'nun sürekli oğlu B. ile kendisinin yanlız kalmaları için zemin hazırladığını, bunun dışında bir eylemi olmadığını, abisi K. G. muhtar adayı olduğunu, öncesinde seçimi kaybettiğini, o yıl içinde yapılacak seçimi kaybetmek istemediğini, B.'un amcası F. T.'nın da aday olduğunu, abisi Kamil'in oya ihtiyacı olduğunu, F. T.'nın yeğeni B. ile kendisinin evlenmesini istemediğini, buna karşı çıktığını, her ne kadar ilk ifadesinde B. T. 'nın kendisine yönelik cinsel davranışlarının sadece okşama tarzında olduğunu belirtmişse de aslında cinsel organını ağzına soktuğunu, ancak bu durumu ilk ifadesinde söylemek istemediğini, annesi A. K. 'nun gözlerini bağlaması durumunun söz konusu olmadığını, annesinin sadece oğlu ile kendisini yanlız bıraktığını, eyleminin bununla sınırlı kaldığını, kendisinin ilk derece mahkemesindeki ifadesinin doğru olduğunu, sanık B.'un amcası F.'nin kendilerinin evlenmelerine karşı çıktığını, bunun nedeninin B. ile kendisi arasındaki yaş farkı olduğunu, ayrıca yapılacak muhtarlık seçimlerinde B. ve ailesinin oyunu kaybetmekten endişe ettiğini, bunu yengesi olan Şengül 'ün beyanlarından ve köydeki duyumlarından anladığını, dosya içerğinde bulunan ve sanık B. ile mağdurenin birlikte çekindikleri ifade edilen resimler karşısında; "Bana göstermiş olduğunuz fotoğraftaki kişiler benimle birlikte B. T. ve annesidir. Nişan töreni yapılmadan önce B.'un evinde bu fotoğrafı çektirmiştik. Ayrıca nişan ve kına törenlerine ilişkin ayrıntılı resimlerimiz yoktur şayet temin edebilirsem bilahare ibraz edeceğim, ayrıca söz yüzüğü ile çekildiğimiz fotoğraf vardır bunu mahkemenize avukatım vasıtasıyla ulaştıracağım... Ben sanıkların hepsinden şikayetçiyim davaya katılmayı istiyorum" diye söylemiştir. Çelişki nedeniyle sorulduğunda ise; "Ablasının söylediklerinin doğru olduğunu, kendisinin köy hayatından sıkıldığını, ailesinin yanında sürekli çocuk baktığını, derslerine yeterince çalışamadığını, şayet böyle bir neden ileri sürerek evden uzaklaşırsa daha iyi koşullarda eğitimine devam edebileceğini düşündüğünü, olayın bu noktaya kadar geleceğini düşünmediğini, 15 tatilde ablası A.'un yanına gittiğinde kendisine bu durumu açıkça anlattığını, ablasının şayet olay bu şekilde ise şikayetini geri alabileceğini söylediğini, kendisinin de ablasının bu sözlerini düşünerek duruşmaya katıldığını, B. T. 'nın evine bazen yalnız bazende ailesi ile birlikte gittiğini, zaten karşılıklı ziyaretlerinin olduğunu, ancak kesinlikle geceyi B.'un yanında geçirmediğini, B.'un kendisine yönelik herhangi bir cinsel yakınlaşması olmadığını, ilk derece mahkemesinde sonraki celse verdiği ifadenin doğru olduğunu, köyden kurtulabilmek için böyle bir isnatta bulunduğunu ve olayı kurguladığını, sanıklar A. K. ve B. T. 'nın çok yakın komşuları olduklarından dolayı kurguladığı olayın içerisine kendilerini dahil ettiğini," şeklinde beyanda bulunmuştur.
MÜTALAA:
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında;
Sanıklar B. T. , K. G. haklarında çocuğun cinsel istismarı suçundan açılan davada, yapılan yargılama, mağdurenin tanık anlatımlarıyla da doğrulanan ilk beyanları, bozma kararı, dosya içeriğine göre birlikte değerlendirildiğinde, suç tarihi itibariyle 15 yaşından küçük olan mağdure S. G.'in abisi olan K. G. 'in ısrar ve zorlamalarıyla sanıklardan B. T. ile evlenmek için aralarında dosyada bulunan fotoğraflardan da anlaşılacağı üzere nişan töreni yapıldığı ve peşinden yine Kamil'in mağdurenin sanık B.'un evinde kalması hususunda telkin ve zorlamalarda bulunulduğu, mağdurenin sanık B.'un evinde kaldığı süreler içinde mağdurenin anlatımlarıyla dosya içeriğine göre, sanık B. tarafından mağdureye karşı öpme, okşama şeklinde eylemlerin birden fazla kez farklı zamanlarda işlendiği anlaşılmakla,
Sanıklar B. T. ve K. G. ile ilgili aleyhe istinaf başvurularının kabulüyle, ilk derece mahkemesince verilen beraat hükümlerinin CMK'nın 280/2.maddesi gereğince kaldırılarak,
Sanık B.'un eylemine uyan TCK'nın 103/1-1. cümle, 43, 53. maddeleri gereğince,
Sanık Kamil'in ise eylemine uyan TCK'nın 103/1-1.cümle, 103/3-c, 39, 43, 53. maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesi,
Sanık B.'un üzerine atılı suçunu işlediği yönünde hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunması, suçun katalog suçlardan olması ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağının anlaşılması nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Sanık K. G. aşamalarda özetle;
Mağdure S.'ün kardeşi olduğunu, anne ve babası varken kendisinin kız kardeşini kimseye veremeyeceğini, bu konuda onların söz sahibi olduğunu, şu anda köy muhtarı olduğunu, A. T.'ın kız kardeşi olduğunu, kendisinin düzenli bir yaşamı olmadığını, kardeşi S.'ün onun yanına gitmesine razı olmadığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini, muhtarlık seçimlerinde B. T. ve ailesinin oyunu almak için kız kardeşini B. ile nişanlamadığını, atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmediğini, B.'un çocukluktan beri arkadaşı olduğunu, kendileri ile ailecek görüştüklerini, babasının yatalak olmadığını, kendi işini kendisinin gördüğünü, beraatımı talep ettiğini, kardeşi S.'ün hakkında bu tür isnatlarda bulunma sebebinin, diğer kardeşi A.'un yanına gitmesine rıza göstermediğinden kaynaklandığını, savunmuştur.
Sanık B. T. aşamalarda özetle;
Kendisinin S. G.'i tanıdığını, uzaktan akrabaları olduğunu, ancak iddianameye konu edilen olayların gerçek olmadığını, hiçbir zaman S.'ü evine götürmediğini, ancak aynı bölgede oturduklarından dolayı zaman zaman birbirlerine gelip gittiklerini, suçlamaları kesinlikle kabul etmediğini, K. G. 'in 30 yıldır arkadaşı olduğunu, kendisinin muhtar adayı olduğunu, kendisinin aza olduğunu, A. T.'ın yönlendirmesi ile mağdurenin hakkında bu tür iddiaları gündeme getirdiğini düşündüğünü, beraatını talep ettiğini, kardeşi Kamil'in A. T. ile uzun yıllar görüşmediği için kendisi ile görüşmediğini, bu konu gündeme gelmeden yaklaşık 1 ay önce A.'un yolda önüne geçerek "Kamil'in muhtarlığını bitireceğim, sizin hayatınızı bitireceğim" şeklinde sözler söylediğini, ancak bunu duyan üçüncü bir kişinin olmadığını, kendisine gösterilen fotoğrafın nişan fotoğrafı olmadığını, fotoğraftaki kişilerin kendisi, annesi ve mağdur S. olduğunu, bu fotoğrafı evinde veya S.'ün ailesinin evinde çektirmiş olabileceklerini, şu anda hatırlayamadığını, S.'ü kardeşi gibi gördüğünü, dolayısıyla bu fotoğrafta el ele tutuştuklarını, kendisinin bekar olduğunu, herhangi bir kişiyle nişanlanmadığını, S. ile aralarında nişan olmadığını, evde yaşlı kişi olarak babası olduğunu, ancak kendisinin yatalak olmadığını, kendi işlerini görebildiğini, S. ile gönül ilişkilerinin olmadığını, komşuluk olduğu için gelip gittiklerini, savunmuştur.
Sanık K. G. Dairemizce alınan beyanında;
"Aleyhe olan istinaf başvurusunu kabul etmiyorum, o tarihte muhtarlık seçimleri vardı, benim rakibim ve ablası, S.'ün aklına girdi ve böyle bir ifade vermesini sağladı, B.'la onu nişanlamam mümkün değildir, öyle bir söz hakkım yoktur, ayrıca kardeşim B.'ların evinde kalmamıştır, orada kalması konusunda da onu zorlamadım, beraat kararının onanmasını talep ediyorum, ayrıca bu fotoğrafların nerede çekildiğini bilmiyorum, diğer sanık B. benim çocukluk arkadaşımdır, aile içinde böyle fotoğraflar çektiririz, ayrıca B.'un kardeşimi okuldan alması söz konusu değildir, zira servis vardır, kardeşimin daha önce de evden kaçma olayları vardı" diye söylemiştir.
Sanık müdafii;
Müvekkilin beyanlarına eklenecek bir husus olmadığını, müvekkil hakkındaki beraat kararının onanmasını talep etmiştir.
Sanık B. Dairemizce alınan beyanında;
"Aleyhe olan istinaf başvurularını kabul etmiyorum, iddia edildiği gibi S.'le nişanlanmadım, ona karşı herhangi bir cinsel davranışta bulunmadım, muhtarlık seçiminde akrabam olan F. T.'ya oy vermedim, Kamil'i destekledim, hatta aza oldum, sırf bu husumetle bu şekilde iftira atıldı, dosyadaki fotoğraflara gelince, biz Kamil ve ailesiyle samimiyiz, ailece fotoğraflar çekiniriz, muhtarlık seçiminden sonra "abi gel resim çekinelim" dediler, ben de o şekilde çekildim, bu nişanlılık fotoğrafları değildir, suçlamaları kabul etmiyorum, beraat kararının onanmasını talep ettiğini söylemiştir.
DELİLLER:
Mağdurenin aşamalardaki anlatımları,
Sanık savunmaları,
Olayla ilgili tanzim edilen tutanaklar,
Tanık beyanları,
Mağdure ve sanıkların nüfus aile kayıt tabloları ile tüm dosya kapsamı,
GEREKÇE:
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 08/09/2014 tarih ve 2014/484 Sayılı iddianamesi ile sanıklar B. T. , K. G. ve A. K. hakkında mağdur S. G.'e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan TCK'nın 37/1. Maddesi delaleti ile 103/2, 103/3, 103/6.maddeleri gereğince ayrı ayrı cezalandırılmaları istemiyle Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanıkların tüm aşamalarda suçlamaları kabul etmedikleri, mağdurenin çelişkili anlatımlarda bulunduğu, köy ortamında yapılacak nişan töreninde köy halkının haberdar olması gerektiği ve tanık F. T. ile sanık K. G. arasında husumet bulunduğu, sanıkların cezalandırılmalarına yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat kararı verilmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen beraat kararına karşı katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve mağdur S. G. vekili sanıklar aleyhine olarak istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
Dairemiz yaptığı incelemede 22/11/2017 tarih ve 2016/241 esas 2017/2273 karar sayılı kararıyla,
Sanık A. K. hakkında verilen beraat kararına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine,
Sanıklar K. G. ve B. T. hakkında verilen beraat kararlarına yönelik istinaf başvurularının kabulüyle beraat kararlarının kaldırılarak,
Sanık B. T. 'nın TCK'nın 103/1-1, 43/1.maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay,
Sanık K. G. 'in TCK'nın 103/1-1, 3-c, 43/1, 39/2.maddeleri gereğince 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmişitr.
Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14.Ceza Dairesinin 17/04/2019 tarih ve 2018/7360 esas 2019/9220 karar sayılı ilamı ile;
Sanık A. K. aleyhine yapılan temyiz başvurusunun reddine,
Sanıklar K. G. ve B. T. hakkında yapılan temyiz başvurusunun kabulüyle kararın bozulmasına karar vermiştir.
Sanık A. K. hakkında verilen beraat kararının temyiz başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle kesinleşmiş,
Sanıklar K. G. ve B. T. haklarında verilen bozma kararı üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılamada;
Mağdur S. G. 10/06/2014 tarihinde ÇİM 'deki ifadesinde özetle; ortaokul 8. Sınıf öğrencisi olduğunu abisi Kamil'in liseye gitmesini istemediğini, kendisini evlendirmek için B. T. isimli şahısla nişan yüzüğü taktıklarını, muhtarlık seçimini kazanabilmek için B. T. ve akrabalarının oyunu alabilmek amacıyla kendisini onunla evlendirmeyi vaad ettiğini, 2014 yılı Ocak ayında kendisini B. T. 'ya nişanladıklarını, B.'un yatak odası takımı aldığını, söz kesildikten sonra birçok defa B.'un evine gittiğini, B.'un birçok defa kendisini elleyerek okşadığını, ilk cinsel eyleminin 2014 yılı Nisan ayında olduğunu, bu süreç içerisinde okuldan çıkınca önce kendi evlerine geldiğini, daha sonra B. T. 'nın evine abisi tarafından gönderildiğini ve onların ev işlerini yaptığını, bu durumu Eskişehir'de yaşamakta olan A. ablasına anlatarak ondan yardım istediğini beyan etmiştir.
Mağdurenin 09/06/2014 günü sabah saatlerinde ablası A. T.'ı arayarak, pazar günü kınamı yapacaklar beni kurtar diyerek yardım istediği ve aynı gün okul çıkışında eve gelmeyerek Nallıhan'da polis karakoluna giderek sığınma talebinde bulunduğu görülmüştür.
Dosyaya ibraz edilen fotoğraflar incelendiğinde, sanık B. T. , sanık A. K. ve mağdurenin birbirlerine sarılmış vaziyette bulundukları görülmüştür.
Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 11/06/2014 tarihli raporunda mağdurenin bakire olduğu ve fiili livata bulgusu bulunmadığı belirtilmiştir. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 11/2015 tarihinde 2014 yılı Nisan ve Mayıs ayları itibariyle maruz kaldığı iddia edilen eylemler nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu belirtilmiştir.
Tanık F. T. ilk derece mahkemesindeki ifadesinde özetle; sanık B.'un uzaktan akrabası olduğunu, 2014 yılı Mart ayı öncesinde S. ile B. arasında nişan töreni yapıldığını, nişan töreni yapıldıktan sonraki dönemlerde B.'un zaman zaman S.'ü evine götürdüğünü, ancak aralarında ne tür ilişki olduğu hususunda bilgi sahibi olmadığını, K. G. ile komşu olduklarını, zaman zaman Kamil'in evinden S.'ün ben istemiyorum şeklinde bağırtılarını duyduğunu, kendisinin de 30 Mart yerel seçimlerinde muhtar adayı olduğunu, ancak K. G. 'in muhtarlığı kazandığını, B.'un annesi A. K. 'nun seçim öncesinde Kamil'in lehine oy toplamak için çalıştığını söylediği,
Tanık A. E. Nallıhan Asliye ceza mahkemesinde 02/03/2015 tarihinde talimat ile alınan ifadesinde; S.'ün arkadaşlarından E. E. ve Z. Y.'ın kendisine gelerek, S.'ün zorla evlendirilmeye çalışıldığını söylemeleri üzerine S. ile konuştuğunu, ağabeyinin kendisini zorla evlendirmeye çalıştığını, kendisini nişanladıklarını, ağabeyinin zoru ile nişanlandığı kişinin evine bırakıldığını, ancak nişanlandığı kişi ile her hangi bir temastan bahsetmediğini söylediği,
Tanık Z. B. 23/06/2014 tarihinde Nallıhan Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde; mağdurenin kendisine 2014 yılı ocak ayında B. T. ile nişanlandığını söylediğini, bu nedenle bu kişinin muhtarlık seçimlerinde ağabeyini desteklediğini, A. T.'nın B. T. 'nın kendisi ile ilişkiye girmek istediği esnada ortam oluşturduğunu, hatta evin kapısını kilitleyerek evden ayrıldığını, ancak her defasında bir şekilde kurtulduğunu söylediğini, mağdure ile B.'un nişan fotoğrafını ibraz edebileceğini belirttiği,
Tanık F. Ö. 11/06/2014 tarihinde Nallıhan Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde, olay tarihinde mağdurenin yaşadığı köyde etraflıca araştırma yaptığını, mağdure ile de görüştüğünü, böyle bir evlendirme durumunun olmadığını söylediği, köyde yaptığı araştırma neticesinde de zorla evlendirme durumunun olmadığı sonucuna ulaştığını söylediği, aynı karakolda asayiş tim komutanı olarak görev yapan tanık M. Gazi Keser'de benzer anlatımda bulunduğu, bu kişilerin yargılama aşamasında da benzer anlatımlarda bulundukları,
Tanık E. E. ifadesinde özetle, konu ile ilgili doğrudan bilgi sahibi olmadığını, sınıf ortamında mağdure ile ilgili sevgilisi olduğu ve daha sonra nişanlandığı gibi konuların konuşulduğunu söylediği,
Tanık A. T. 09/06/2014 tarihinde jandarma karakolunda verdiği ifadesinde, olay günü sabah saatlerinde kardeşi S.'ün arayarak " abla pazar günü benim kınamı yapacaklar, beni kurtar" dediğini, kendisi de Nallıhan Karakoluna gitmesi yönünde telkinde bulunduğunu, S.'ün evlenmesine karşı olduğundan dolayı K. G. ve B. T. 'nın kendisine öldürmek için plan yaptıklarını S.'den öğrendiğini, bu iki kişiden sürekli tehdit aldığını söylediği, Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde 24/11/2011 tarihinde talimatla alınan ifadesinde benzer anlatımlarda bulunduğu, 20/03/2015 tarihinde ilk derece mahkemesine dilekçe vererek, S.'ün evden ayrılabilmek maksadıyla böyle bir iddiada bulunduğunu, köy hayatından sıkılması ve daha iyi eğitim alabilmek amacıyla bu olayları ortaya attığını, daha sonra yanına geldiğinde gerçekleri kendisine anlattığını beyan ettiği görülmüştür.
Sanık K. G. Dairemizdeki savunmasında; ilk derece mahkemesindeki beyanlarını tekrar ederek, suçlamaları kabul etmediğini, muhtarlık seçimindeki rakibi ile kardeşi A.'un mağdurenin aklına girdiğini, B. ile mağdurenin birlikte göründükleri fotoğrafların ne zaman çekildiğini bilmediğini beyan etmiştir.
Sanık B. Dairemizdeki savunmasında; ilk derece mahkemesindeki savunmalarını tekrar ederek, mağdure ile nişanlanmadığını, ona karşı herhangi bir cinsel davranışta bulunmadığını, muhtarlık seçimlerinde Kamil'i desteklediğini, gösterilen fotoğrafların Kamil'in ailesiyle samimi olmalarından dolayı çekildiğini beyan etmiştir.
Yargıtay bozmasından önce mağdur S. G.'in tüm aramalara rağmen bulumup ifadesinin alınamaması nedeniyle dinlenmesinden vazgeçilmiş, ancak Yargıtay 14.Ceza Dairesi tek tanık olan mağdurun bulunup dinlenmesi gerekçesiyle kararın bozulmasından sonra yeniden yapılan yargılamada, mağdur S. bulunup dinlenmiş ve B. T. ile evlendirilmeye çalışılmadığını, abisi Kamil'in bu konuda kendisini zorlamadığını, B.'un kendisine karşı herhangi bir cinsel eylemi olmadığını, köy hayatından sıkılması nedeniyle böyle bir suçlamada bulunduğunu, şikayetten sonra Devlete ait çeşitli yurtlarda kaldığını, daha sonra ablası A.'un yanında yaşadığını ve resmi olarak bir başkasıyla evlendiğini, şikayetçi olmadığını söylemiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan deliller ile, Dairemizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; sanıklar K. G. ile B. T. 'nın yakın arkadaş oldukları, 2014 yılı muhtarlık seçiminde aday olan Kamil'in B.'dan kendisine oy vermesini ve desteklemesini istediği, buna karşılık olarak da kız kardeşi S. ile kendisini evlendirmeyi vadetmiş ve bu doğrultuda aile arasında söz kesip yüzük takmak suretiyle S. ile sanık B. nişanladıkları, bu süreç içerisinde mağdur S.'ün sanık B.'un evine giderek sanık A.'ye yardım etmesinin istendiği, mağdurenin istememesine karşın abisinin baskısı nedeniyle birçok kez sanık B. ve A.'nin müşterek yaşadıkları eve gittiği, sanık B.'un nasıl olsa nişanlıyız ilerde evleneceğiz demesi suretiyle mağdureyi öpmek ve cinsel bölgelerini okşamak suretiyle birçok kez basit cinsel istismarda bulunduğu, mağdurenin sıcağı sıcağına vermiş olduğu samimi beyanlarından tarafsız tanıklar Z. B., E. E. ve A. Ertürk'ün anlatımlarından anlaşılmıştır.
Her ne kadar sanıklar Kamil ve B. suçlamaları kabul etmemiş iseler de; mağdure ile sanık B. ve A.'nin samimi fotoğrafları, mağdurenin parmağında yüzük olduğunun belirlenmesi, sanık B.'un zaman zaman okul çıkışında mağdureyi alarak eve getirmesi, tanık anlatımlarıyla sabit olduğundan sanıkların sırf cezadan kurtulmak amacıyla olayları inkar ettikleri kanaatine varılmıştır.
Yine mağdure Dairemizde dinlenildiği sırada, kendisine karşı herhangi bir cinsel eylemde bulunulmadığını, evlenmeye zorlanmadığını, köy hayatından sıkılması nedeniyle böyle bir iftirada bulunduğunu söylese de, mağdurun kendisine yapılan cinsel eylemler nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu da dikkate alındığında, bu anlatımlarının evlenip yeni bir hayat kurması ve sanığın eylemlerinin artık kendi hayatına etki edemeyeceği ve evlenmiş olması nedeniyle de geçmişteki yaşadıklarının artık geleceği yönünde zararının kalmadığı yönündeki düşüncesiyle abisi Kamil ve suç ortağını, suçtan ve cezadan kurtarmak amacıyla mevcut delillerle bağdaşmayacak şekilde olayı açıklamasının samimi bulunmadığı Dairemizce kabul edilmiş ve mağdurun olayın hemen akabinde alınan ve ayrıntılı olan ifadelerine itibar edilmiştir.
Sanık B. T. 'nın mağdure S.'le aile arasında nişanlanmalarından sonra farklı zamanlarda mağduru eve getirerek basit cinsel istismarda bulunduğu Dairemizce kabul edildiğinden ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararını CMK'nın 280/2.maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın suç işleme hususundaki eğilimi, mağdurenin yaşı ve sosyal ortamı dikkate alınarak sanık hakkında teşdiden ceza belirlenerek 6545 Sayılı yasa ile değişik TCK'nın 103/1.maddesi gereğince alt sınırdan ayrılarak cezalandırılmasına, sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçunu farklı zamanlarda birden fazla kez işlediği anlaşıldığından cezasında TCK'nın 43/1.maddesi gereğince 1/4 oranında artırım yapılmasına karar verilmiştir.
Sanığın eylemine uyan çocuğun basit cinsel istismarı suçunu 2014 yılı Nisan-Mayıs aylarında gerçekleştirdiği dikkate alındığında TCK'nın 7.maddesi gereğince lehe olan Kanunun belirlenmesi amacıyla değerlendirme yapılması gerekmiştir. Buna göre 6545 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 5237 Sayılı TCK'nın 103/1.maddesi gereğince teşdiden 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdurun ruh sağlığının bozulması nedeniyle TCK'nın 103/6.maddesi gereğince suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak teşdiden 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 43/1.maddesi gereğince cezasında 1/4 oranında artırım yapılarak 19 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerektiği, 6545 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki TCK'nın 103/1.maddesi gereğince teşdiden 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, 43/1 maddesi gereğince 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerektiği, sonuç olarak 6545 Sayılı kanun ile yapılan değişiklikten sonraki 5237 Sayılı TCK'nın 103/1-1.cümlesi, 43/1.cümlesinin uygulanmasının sanık lehine olduğu anlaşılmıştır.
Sanık K. G. 'in mağdure S.'ün sanık B. ile aile arasında nişanlanmalarından sonra farklı zamanlarda mağdurun B.'un evine gitmesi yönünde baskı yapmak suretiyle sanık B.'un çocuğun basit cinsel istismarı suçuna yardım ettiği Dairemizce kabul edildiğinden ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararını CMK'nın 280/2.maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın suç işleme hususundaki eğilimi, mağdurenin yaşı ve sosyal ortamı dikkate alınarak sanık hakkında teşdiden ceza belirlenerek 6545 Sayılı yasa ile değişik TCK'nın 103/1.maddesi gereğince alt sınırdan ayrılarak cezalandırılmasına, sanığın mağdurenin abisi olması nedeniyle cezasının TCK'nın 103/3-c maddesi gereğince 1/2 oranında artırılmasına, sanığın çocuğun basit cinsel istismarı suçunun farklı zamanlarda birden fazla kez işlenmesine yardım ettiği anlaşıldığından cezasında TCK'nın 43/1.maddesi gereğince 1/4 oranında artırım yapılmasına, sanığın diğer sanık B.'un eylemine doğrudan katılmayıp suçun işlenmesine yardım ettiği anlaşıldığından TCK'nın 39/2-c maddesi yollamasıyla 39/1.maddesi gereğince cezasında inidirim yapılmasına, karar verilmiştir.
Sanığın eylemine uyan çocuğun basit cinsel istismarı suçunu 2014 yılı Nisan-Mayıs aylarında gerçekleştirdiği dikkate alındığında TCK'nın 7.maddesi gereğince lehe olan Kanunun belirlenmesi amacıyla değerlendirme yapılması gerekmiştir. Buna göre 6545 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 5237 Sayılı TCK'nın 103/1.maddesi gereğince teşdiden 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın mağdurun abisi olması nedeniyle TCK'nın 103/3-c maddesi gereğince cezasının 1/2 oranında artırılarak 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, mağdurenin ruh sağlığının bozulması nedeniyle TCK'nın 103/6.maddesi gereğince suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak teşdiden 18 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 43/1.maddesi gereğince cezasında 1/4 oranında artırım yapılarak 19 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 39/2-c maddesi yollamasıyla TCK'nın 39/1.maddesi gereğince 9 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılması gerekiyor ise de, TCK'nın 39/1-son maddesi gereğince daha fazla olamayacağından 8 yıl hapis cezası ile cezalandırlımasına karar vermek gerektiği, 6545 Sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki TCK'nın 103/1.maddesi gereğince teşdiden 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın mağdurenin abisi olması nedeniyle TCK'nın 103/3-c maddesi gereğince cezasının 1/2 oranında artırılarak 15 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın suçu zincirleme olarak işlediği anlaşılmakla TCK'nın 43/1 maddesi gereğince cezasının 1/4 oranında artırılarak 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 39/2-c maddesi yollamasıyla 39/1.maddesi gereğince 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerektiği, ancak TCK'nın 39/1-son maddesi gereğince daha fazla olamayacağından 8 yıl hapis cezası verilmesi gerektiği, sonuç olarak 6545 Sayılı kanun ile yapılan değişiklikten sonraki 5237 Sayılı TCK'nın 103/1-1.cümlesi, 43/1.cümlesinin uygulanmasının sanık lehine olduğu anlaşılmıştır.
Sanıkların geçmişteki halleri, suç işleme hususundaki eğilimleri, eylemlerinden pişmanlık duymamaları ve mağdur ile olan sosyal ilişkileri dikkate alınarak TCK'nın 62.maddesince ceza indirimi yapılmamıştır.
Her ne kadar mağdur vekili istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, mağdurun 18 yaşından büyük olduğu bir zamanda Dairemizce ifadesi alındığında sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiğini belirtmesi nedeniyle mağdur vekilinin istinaf başvurusunun CMK'nın 279/1-b maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-)Mağdur S. D. 'in (G.) şikayetten vazgeçtiğinden CMK'nın 279/1-b maddesi gereğince mağdur vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN REDDİNE,
2.a)Sanık B. T. hakkında mağdur S. D. 'e (G.) karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen beraatine dair Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/10/2016 tarih ve 2014/245 esas 2016/380 karar sayılı kararının CMK 280/2.maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
b-)Sanık B. T. 'nın mağdur S. D. 'e (G.) karşı çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan TCK'nın 103/1-1.cümlesi uyarınca takdiren ve teşdiden 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık bu suçu zincirleme olarak işlediği anlaşıldığından verilen cezanın TCK'nın 43/1.maddesi uyarınca 1/4 oranında artırılarak sanığın 12 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezadan başkaca artırım ya da indirim yapılmasına yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında, TCK'nın 53.maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,
3.a)Sanık K. G. hakkında mağdur S. D. 'e (G.) karşı çocuğun cinsel istismarı suçundan verilen beraatine dair Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25/10/2016 tarih ve 2014/245 esas 2016/380 karar sayılı kararının CMK 280/2.maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
b-)Sanık K. G. 'in mağdur S. D. 'e (G.) karşı çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan TCK'nın 103/1-1.cümlesi uyarınca takdiren ve teşdiden 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık bu suçu kardeşine karşı işlediğinden verilen ceza TCK'nın 103/3-c maddesi uyarınca 1/2 oranında artırılarak sanığın 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık bu suçu zincirleme olarak işlediği anlaşıldığından verilen cezanın TCK'nın 43/1.maddesi uyarınca 1/4 oranında artırılarak sanığın 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık, B. T. 'nın eylemine yardım eden sıfatıyla katıldığından cezasından TCK'nın 39/2-c maddesi uyarınca 1/2 oranında indirilerek sanığın 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığa verilecek ceza TCK'nın 39/ son maddesi uyarınca 8 yıldan fazla olamayacağından sanığın 8 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezadan başkaca artırım ya da indirim yapılmasına yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında, TCK'nın 53.maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,
4-)Sanık B. T. 'nın üzerine atılı bulunan çocuğun basit cinsel istismarı suçunun niteliği, katalog suçlardan olması, verilen cezanın miktarı, tutuklulukta geçen süre de dikkate alınarak adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutukluluk halinin DEVAMINA,
5-)Sanık K. G. hakkındaki YAKALAMA KARARININ DEVAMINA,
6-)Sanık Kamil lehine ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücretinin kaldırılmasına,
7-)Yargılama nedeniyle sarfedilen (979,5) TL'nin sanıklar B. T. ve K. G. 'den eşit olarak alınarak hazineye irad kaydına,
Dair; sanık B. T. ve müdafii, sanık K. G. müdafii, mağdur vekilinin yüzlerine karşı, mağdur, sanık K. G. ile katılan AÇSHB vekilinin yokluğunda;
Sanıklar ile mağdur vekili yönünden kararın tefhiminden, katılan AÇSHB yönünden ise kararın tebliğinden itibaren; itiraz kanun yolu için 7 gün, temyiz kanun yolu için 15 gün içinde Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle,
İstinaf başvurusunun reddine dair karar ile sanık K. G. hakkındaki yakalama kararının devamına ilişkin karar ve sanık B. T. hakkındaki tutukluluk halinin devamına ilişkin karar yönünden; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 268 ve 279. maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi nezdinde İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere,
Mahkumiyet hükümleri yönünden ise; 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca Yargıtay nezdinde TEMYİZ (süresinde verilen temyiz dilekçesi ile talep edildiği takdirde gerekçeli hükmün tebliğinden işlemeye başlayan 7 günlük süre içerisinde gerekçeli temyiz dilekçesi verilmesinin gerektiği, aksi halde temyiz başvurusunun reddedilebileceği hususu ihtar olunur) kanun yolu açık olmak üzere; mütalaaya uygun, 22.01.2020 tarihinde C. Savcısının önünde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)