Yukarıda açık kimliği yazılı sanıklar hakkında Dairemiz kararı Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 19/06/2019 tarih 2018/10842-2019/10135 EK sayılı kararı ile bozulmakla yeniden esasa kaydedilerek yapılan değerlendirme ve açılıp sonuçlandırılan duruşma sonunda:
İDDİA VE İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN HÜKÜM:
Karabük Cumhuriyet Başsavcılığının 20/02/2017 tarih ve 2017/288 esas sayılı iddianamesi ile sanık A. hakkında 2011 yılı son ayları ila 2014 yılı Mayıs ayı arası tarihinde çocuk olan mağdure B.'ya karşı bir kez sarkıntılık düzeyinde, 3 kez nitelikli cinsel istismarda, 4 kez hürriyeti tahditte ve 1 kez şantajda bulunduğu, sanık B.'in diğer sanığın 2012 yılındaki eylemine katılarak mağdureye karşı asli fail olarak nitelikli cinsel istismarda ve hürriyeti tahditte bulunduğu iddiasıyla sanık A.'ı TCK'nun 103/1-2.cümle, 109/1, 109/3-f, 109/5, 103/2, 103/3-a, 109/1, 109/3-b-f, 109/5, 103/2, 109/1, 109/3-f, 109/5, 103/2, 103/4, 109/1, 109/3-f, 109/5, 107/2 yoluyla 107/1, 53 maddeleri uyarınca, sanık B.'in TCK 103/2, 103/3-a, 109/1, 109/3-b-f, 109/5, 53 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemine Karabük Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
Karabük Ağır Ceza Mahkemesi yapmış olduğu yargılama sonunda 28/09/2017 tarih ve 2017/56 esas 2017/138 karar sayılı ilamı ile sanık A.'ın 6545 Sayılı kanun öncesi TCK 103/2, 103/3, 103/4, 103/6, 43/1, 62/1, 109/2, 109/3-b-f, 109/5, 43/1, 62/1 sanık B.'in 6545 Sayılı kanun öncesi TCK 103/2, 103/3, 103/6, 62/1, 109/2, 109/3-b-f, 109/5, 62/1 maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar vermiştir.
Sanık A.'a şantaj suçundan mahkumiyet karar verilip, HAGB uygulandığından bu suç istinaf incelemesi dışında kalmıştır.
Karara karşı sanık B. müdafii, sanık A. müdafii, o yer Cumhuriyet Savcısı, katılan Bakanlık vekili istinaf başvurusunda bulunmuş ve dosya Dairemize gelmiştir.
Dairemiz'in yapılan yeniden yargılama sonucu verdiği 29/06/2018 tarihli 2018/1354-2018/1261 EK sayılı kararı ile sanık A.'ın 6545 Sayılı yasa öncesi TCK'nın 103/2, 43/1, 62, 53, 109/1, 109/3-b-f, 109/5, 43/1, 62, 53.maddeleri, sanık B.'in TCK'nın 103/2, 39/2-c, 62, 53, 109/1, 109/3-b-f, 109/5, 62, 53.maddeleri uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Dairemiz kararına karşı katılan B. vekili, sanık A. müdafi, sanık B. müdafi ve katılan Bakanlık vekili temyiz yoluna başvurmuşlardır.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 19/06/2019 tarih 2018/10842-2019/10135 EK sayılı kararı ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin reddine, sanık müdafileri ile katılan mağdur vekilinin temyiz istemleri yönünden ise "5271 Sayılı CMK'nın 210. maddesinin birinci fıkrasında “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez”,
Aynı Kanunun 217. maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdani kanaatiyle serbestçe takdir edilir” hükümlerine yer verilmiş olup bu kapsamda;
Olayın tek görgü tanığı konumunda bulunan mağdurenin Bölge Adliye Mahkemesince dinlenilmesinden vazgeçilmesine rağmen dosya içeriğine kaydedilen görüntüsünün heyetçe izlenip izlenmediğinin duruşma tutanaklarına yansımaması karşısında, dosyada mevcut mağdureye ilişkin ifadeye ait görüntü kaydı duruşmada izlenip, mağdurenin ifade sırasındaki beyan ve davranışları da irdelendikten sonra sanıkların hukuki durumu ile suç vasfının tayin ve takdiri gerektiği gözetilerek ilk derece mahkemesince 5271 Sayılı CMK'nın 230/1-b. maddesine uygun düşmeyen gerekçeyle kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun kabulu yerine değişik gerekçelerle başvurunun kabulüyle hükümlerin kaldırılarak sanıkların atılı suçlardan mahkumiyetlerine karar verilmesi suretiyle aynı Kanunun 289/1-g. maddesine muhalefet edilmesi,
Kabule göre de;
İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 07.07.2017 günlü, 2199 Sayılı rapor içeriğinden mağdure B.'nın 2011-2014 yıllarında mağduru bulunduğu A.'ın eylemlerine bağlı ruh sağlığının bozulduğu, B.'in gerçekleştirdiği eylemlerin ise ruh sağlığındaki bozukluğu artırdığının bildirilmesi karşısında sadece sanık A. hakkında TCK'nın 103/6. maddesinin uygulanması gerektiği gözetilirek A. hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun (TCK 103/6. maddesine ilişkin uygulama yönünden) esastan reddiyle, diğer sanık B. yönünden anılan maddenin tatbik imkanının bulunmamasından dolayı istinaf başvurusunun kabulü gerekirken, yazılı şekilde TCK'nın 23. maddesinin uygulanması gerektiğinden bahisle istinaf başvurusunun tüm sanıklar yönünden kabulüyle hükümlerin kaldırılarak aynı Kanunun 103/6. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi," gerekçesiyle Dairemiz kararı bozulmuştur.
Dairemizce bozma kararına oyçokluğuyla uyularak yeniden yargılama yapılmıştır.
ŞİKAYET:
Aşamalarda özetle Yahya K. Beyatlı Anadolu Lisesi'nden ayrıldığını, Ş. T. ile evlendiğini, sanıkları evlenmeden önce tanıdığını, A. ile komşu olduklarını, A. ile duygusal bir arkadaşlığının olmadığını, ağabey kardeş gibi ilişkileri olduğunu, sanığın kendisi ile bir ara gönül eğlendirdiğini, ortaokula gittiği dönemde A. ile mesajlaştıklarını, sonradan arkadaşlıklarının ilerlediğini, kendisine hoşlandığını söylemesi üzerine birlikte gezdiklerini, kendisini ailesine söylemekle tehdit ederek arkadaşlığa zorladığını, ilk başlarda öpüştüklerini, ilk olayların 2011-2012 yıllarında olduğunu öpüşmeden sonra bacağına dokunduğunu, kendisini çarşıya götürme bahanesiyle alıp eve bırakmadığını, Yenişehir'de ki Çamlığa götürüp, bacağına dokunduğunu, kendi isteğiyle onunla gittiğini, arabadan indirdikten sonra kendisine vurmaya başladığını, tekrar arabaya binince kapısını kilitlediğini, olayı ailesinden sakladığını, ailesinden çekindiğini, eşi ve annesi arkasında durunca şikayetçi olduğunu, eşinin kendisini ziyarete geldiğinde yüksek sesle müzik dinlemesi yüzünden A. ile kavga ettiklerini, kavga olayı nedeniyle karakola gidince A. ile yaşadığı cinsel olayları anlattığını, kendisini çamlığa götürüp öpme ve bacağına dokunma eylemlerinin 2011 yılı son aylarında olduğunu, 8.sınıfa geçtiği yaz ayında 2012 yılında A.'ın kendisini çağırdığını, kendisinin de onunla birlikte gittiğini, Yaylacık'ta ki su deposuna bir şey konuşacağım diye kendisini götürdüğünü, önce bacaklarına dokunduğunu, B.'i de yanına çağırdığını, B.'den müsait ev sorduğunu, onun da benim evim boş diye cevap verdiğini, birlikte içki vs alıp, B.'in evine gittiklerini, kendisinin oturup sohbet etmeyi beklerken, saat 23.00 civarında kendisini evde bırakıp kapıyı kilitleyip gittiklerini, o sırada telefonu olmadığını, daha sonra poşetlerle geldiklerini, terasta alkol aldıklarını, eve gitmek istediğini söylediği halde kendisini eve bırakmadıklarını, bağırdığı halde sesini kimsenin duymadığını, kendisine de baskı yaparak içki içirdiklerini, sonra şişe çevirmece oynadıklarını, şişenin ağzının geldiği kişinin soyunduğunu, sanıkların ikisinin birden kendisine cinsel istismarda bulunduğunu, ikisinin kendisini ortalarına alıp içki içirdiklerini, içkinin etkisiyle kendisine gelemediğini, uyanmaya çalıştığı sırada sanıklardan birini üstünde, diğerini de gövdesinin altında gördüğünü, orada ikisinin de kendisine anal yoldan organ soktuklarını, bağırmaması için ağzını kapattıklarını ve susturmak için vurduklarını, A.'ın vajinal yoldan da ağız yoluyla da organ soktuğunu, sabah uyandığında bezde kan görüp sorduğunu, sanıkların parmaklarından bulaştıklarının söylediklerini, daha sonra sanıkların kendisini arabayla aldıkları yere bıraktıklarını, annesine arkadaşımda kaldım diye söylediğini, polise gitmekten ve ailesine söylemekten korktuğunu, o tarihlerde 11-12 yaşında olduğunu, bu olaydan 1-2 ay sonra Zopran Tepesi'ne gittiklerini, A.'ın kendisini tehditle ailesine söylemesi baskısıyla götürdüğünü, orada ağzına organ sokmaya çalıştığını, 5-6 ay sonra su deposu civarına arabayla gittiklerini, arkadaşı M.'nin de gördüğünü A.'dan bırakmasını istediği halde bırakmayıp kaçırdığını, orada da tarlaların olduğu yerde ağzına organ sokmak istediğini, ancak kendisinin hayır demesi üzerine, kendisine vurup saçını çektiğini, şiddet uyguladığını, daha sonra ağzına organ sokup kendisini kaçırdığı yere bıraktığını, anal ve vajinal yoldan B.'in evindeki olay dışında cinsel istismar olmadığını, ancak ağız yoluyla organ sokmanın defalarca gerçekleştiğini, 2014 yılı Mayıs ayında A. ile kavga edip ayrıldıklarını, Mayıs ayında .... ile sevgili olduklarını ve daha sonra evlendiklerini, B.'i 3-4 defa gördüğünü, B. ile S.'nin arkadaş olduğunu, şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
Bozma sonrası Dairemiz'de önceki beyanlarının doğru olduğunu, eşi .... ile evlenmeden önce herhangi bir cinsel ilişki yaşamadığını, yaşamış olsa bunu anlatmaktan çekinmeyeceğini, sanıklardan B.'i önceden tanımadığını, ancak sanık A.'ın yanında görüp tanıştığını, S. isimli kızı mahalleden tanıdığını, sanık A.'la kendisi sevgili olduğunda önceden A.'la konuşan S.'nin B. ile arkadaşlık yapmaya başladığını, A.'ın zorlaması nedeniyle onunla sevgili anlamında arkadaşlık ettiğini, A.'la yaşadığı cinsel ilişkileri tek tek önceki beyanlarında anlattığını, B.'in evinde de B. evdeyken sanık A.'la cinsel ilişki yaşadığını, A.'la ilişkilerinin 2011-2014 tarih aralığında gerçekleştiğini, soruşturma aşamasında olaylar kendisine net sorulmadığı için B.'in kendisine organ sokmaktan bahsetmediğini, duruşmada bahsettiğini, şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
Katılan Durdu kızı ile sanık A. arasında yaşananları sonradan öğrendiğini, sanık B.'in babasının şikayetten vazgeçmelerini sağlamak için kendilerine para teklif ettiğini, sanıklardan şikayetçi olduğunu beyan etmiştir.
Katılan mağdure vekili sanıkların cezalandırılmasını talep etmiştir.
Katılan Bakanlık vekili sanıkların cezalandırılmasını talep etmiştir.
MÜTALAA:
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında;
1-)Sanık A. D. yönünden yapılan incelemede,
a-)Sanık A. D. hakkında mağdure B. E.'e (T.) yönelik bir kez sarkıntılık düzeyinde kalan çocuğun basit cinsel istismarı ve üç kez çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçlarından cezalandırılması için açılan kamu davasında, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada sanığın zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği kabul edilerek 6545 Sayılı Kanun öncesi TCK'nın 103/2,103/3, 103/4,103/6, 43/1,62/1.maddeleri gereğince 22 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de, sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu birden fazla kişiyle birlikte işlemediği, ayrıca eylemin cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın işlendiği, mağdure hakkında Adli Tıp 6.İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen raporda ruh sağlığının bozulduğunun bildirildiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün CMK'nın 280/2.maddesi gereğince kaldırılarak, eylemine uyan ve daha lehe olan 6545 Sayılı Kanun öncesi TCK'nın 103/2, 103/6, 43/1, 62, 53, 63.maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi,
b-)Sanık A. D. hakkında mağdure B. E.'e (T.) yönelik olarak 4 kez kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan kamu davasında, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada eylemin tehditle işlendiği kabul edilerek sanığın TCK'nın 109/2, 3-b-f, 5, 43/1, 62/1.maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de, eylemin tehditle işlendiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, tam ve inandırıcı delil bulunmadığı ve temel cezanın TCK'nın 109/1.maddesi gereğince tayin edilmesi gerektiği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün CMK'nın 280/2.maddesi gereğince kaldırılarak, eylemine uyan TCK'nın 109/1, 3-b-f, 109/5, 43/1, 62/1, 53, 63. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi,
c-)Sanık A.'ın üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği yönünde hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunması, suçun katalog suçlardan olması ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağının anlaşılması nedeniyle tutukluluk halinin devamına karar verilmesi,
2.Sanık B. D. yönünden yapılan incelemede;
a-)Sanık B. hakkında mağdure B. E.'e (T.) yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği kabul edilerek 6545 Sayılı Kanun öncesi TCK'nın 103/2,103/3,103/6, 62/1.maddeleri gereğince 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de, sanığın mağdureye organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, tam ve inandırıcı delil bulunmadığı, ancak sanığın A. D.'in organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunma eylemine evini tahsis etmek suretiyle yardım ettiği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün CMK'nın 280/2.maddesi gereğince kaldırılarak, eylemine uyan 6545 Sayılı Kanun öncesi TCK'nın 103/2, 39/1-2, 62, 53.maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi,
b-)Sanık B. hakkında mağdure B. E.'e (T.) yönelik olarak 1 kez kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan kamu davasında, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada eylemin tehditle işlendiği kabul edilerek sanığın TCK'nın 109/2, 3-b-f, 5, 62/1.maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış ise de, eylemin tehditle işlendiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, tam ve inandırıcı delil bulunmadığı ve temel cezanın TCK'nın 109/1.maddesi gereğince tayin edilmesi gerektiği anlaşılmala, ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün CMK'nın 280/2.maddesi gereğince kaldırılarak, eylemine uyan TCK'nın 109/1,3-b-f, 109/5, 62/1, 53.maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Sanık A. aşamalarda özetle;
Mağdure ile hiçbir zaman duygusal arkadaşlığının olmadığını, mağdurenin kendisine karşı duygularının olduğunu, ona karşılık vermediğini, mahalleden komşu olduklarını, onun ağabeyi ile arkadaş olduğunu, mağdurenin evlendiği .... ile aralarında husumet bulunduğunu, kendisinin başkasıyla evlenmesinden sonra ....'ın karısının kendine aşık olduğunu öğrenince husumetin arttığını, B.'in ailesi ile oturduğu eve giderken mağdureyi sokakta görüp konuştuğunu, onun evden kaçtığını söylemesi üzerine, sokakta kalmasın diye B.'in evine götürdüğünü, sabaha kadar orada kaldıklarını, mağdureye nasihatte bulunduğunu, cinsel eylemde bulunmadığını, B. ile birlikte mağdureyi evde bırakıp bir düğüne gittiklerini, B.'in evinde mağdure ile birlikte banyoya girmelerinin söz konusu olmadığını, savunmuştur. İlk derece mahkemesinde ki yargılaması sırasında ise mağdure ile sadece 1 ay sevgili oldukların ancak cinsel eylemde bulunmadığını savunmuştur.
Bozma sonrası istinaf yargılaması sırasında önceki savunmalarını tekrar ettiğini, mağdur B. ve eşiyle arasında resmi kayıtlara yansıyan husumet bulunduğunu savunmuştur.
Sanık müdafii müvekkilinin mağdure ile komşuluk ilişkisi dışında başka bir ilişkisinin olmadığını, alınan raporda mağdurenin yatakta kan gördüğü iddiasının aksine kızlık zarının duhule müsait olduğunun tespit edildiğini, tanık M.'nin mağdurun nişanlanmasından 7-8 ay önce sanık tarafından zorla arabaya bindirilip götürüldüğünü belirtmiş ise de, o tarihte sanığın Bursa'da ablası ve eniştesiyle ikamet ettiğini, mağdurenin beyanlarının çelişkili olduğunu, tanık S.'nin mağdurenin sanığa eskiden beri aşık olduğunu beyan ettiğini belirterek mağdurenin kurgudan ibaret iddialarının itibar edilmeyip beraat kararı verilmesini talep etmiştir.
Bozma sonrası istinaf duruşmasında mağdur ve eşiyle müvekkili arasında husumet bulunduğunu, mağdurun yaşının küçük olduğu dönemde kocası ....'la da cinsel ilişki yaşadığını kabul ettiğini, sanık ve .... dışında da mağdurun flört ve arkadaşlıklarının olduğunu, mağdurun iddialarının 6-7 yıl öncesine dayalı olduğunu, mağdur beyanı dışında delil olmadığını, iddiaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek beraat ve tahliye kararı verilmesini talep etmiştir.
Sanık B. aşamalarda özetle;
2012 yılında bekar olduğunu, ailesi ile birlikte dubleks evde yaşadıklarını, mağdurenin evinde kaldığı gün ailesinin memlekete gitmesi nedeniyle yalnız olduğunu, sanık A. ile düğünden çıkıp saat 21.30-22.00 sıralarında A. isteği ile mağdure ile buluştuklarını, A.'ın kendisine evin müsait olup olmadığını sorduğunu, kendisinin müsait olduğunu söylediğini, B.'nın arkadaşı S.'nin de onunla birlikte gelmesini beklediğini ancak onun gelmeyip A. ile B.'nın geldiğini, terasa çıkıp yemek yeyip içki içtiklerini, kendisi işe gideceği için alt kata inip yattığını, 45 dakika kadar sonra sanık A. ile B.'nın kendisini sıcak su olup olmadığını sorduklarını, kendisinin banyoyu hazırladığını, mağdure ile sanığın birlikte banyoya girip 5 dakika kadar sonra banyodan çıktıklarını, daha sonra evden ayrıldıklarını, kendisinin B.'ya herhangi bir cinsel eylemde bulunmadığını, sabaha kadar evinde kalmadıklarını, toplam 2,5-3 saat kadar kaldıklarını, sevgili olup olmadıklarını bilmediğini, mağdurenin yaşının küçük olduğunu anlamadığını, dışardan bakınca 18-19 gibi göründüğünü, S.'nin kendisinin kız arkadaşı olduğunu, dördünün birlikte 2-3 kez gezdiklerini savunmuştur.
Bozma sonrası istinaf duruşmasında önceki savunmalarını tekrar ettiğini, mağdurun önceki ifadelerinin çelişkili olduğunu, ilk derece mahkemesinde heyetin bu çelişkileri fark edip mağdura sorular sorduğunu savunmuştur.
Sanık müdafii olayın mağdurenin nişanlısı .... ile A. arasında tartışma ve kavga çıkıp, olayın karakola yansımasından sonra, mağdurun 6-7 yıl önceki olayları anlatarak, şikayetçi olmasından kaynaklandığını, mağdur beyanlarının çelişkilerle dolu olup hükmü esas alınamayacağını, mağdurenin annesi ile birlikte kapının önünde otururken A.'ın kendisini aldığını belirttiğini, bir annenin akşam saatlerinde kızını araba ile göndermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, yine B.'in evinde zorla içki içirildiğini iddia ettiğini, bir kimseye sarhoş olacak kadar zorla içki içirilmesinin de hayatın olağan akışına uygun olmadığını, mağdurun ÇİM'de müvekkilini olaya karıştırmaya çalıştığını C.savcılığında ise müvekkilinden bahsetmediğini, mağdurenin direnip bağırması halinde, komşuların duymasının kuvvetle muhtemel olduğunu, S. ile A.'ın o tarihte sevgili olduklarının, B.'in ise S. ile arkadaş olduğunu, bir kimsenin kendisi kız arkadaşının başkasıyla ilişkiye girmesinin örf ve adete göre mümkün olmadığını, mağdurenin alınan raporda kızlık zarının bozulmadığının tespit edildiğini, belirtilerek müvekkilinin beraati kararının verilmesini talep etmiştir.
Bozma sonrası istinaf duruşmasında mağdur ifadesinin müvekkilinin mahkumiyet için yeterli olmadığını, mağdurun tüm aşamalarda çelişkili ifadeler verdiğini, ilk ifadesinde sanık A.'ın arabayla kendisini aldığını annesinin gördüğünü söylediği halde sonraki ifadesinde ailesini arayıp arkadaşlarında kaldığını ve gelemeyeceğini söylediğini, ilk ifadesinde müvekkili B.'in organ sokma eyleminden bahsetmediği halde sonradan bu yönde iddiasını genişlettiğini, mağdurun yıllarca suskun kaldıktan sonra eşi .... ile A. arasında gelişen husumet sonrası şikayetçi olduğunu, A. ile iddialarını güçlendirmek için müvekkili B.'i de olayın içine çekerek anlatımda bulunduğunu, B.'in evinde gerçekleştiğini iddia ettiği olaylarda rızasının olmadığını belirttiği, ancak herhangi bir tepki gösterse etraftaki binalardan sesinin duyulmamasının mümkün olmadığını, mağdurun anlatımlarında da bahsettiği gibi mağdur ve sevgilisi A. ile sanık B. ve sevgilisi S.'nin dördünün birlikte dolaştığı dönemde B.'in mağdura karşı cinsel eylemde bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, mağdurun anatomik bakire olduğunun tespit edildiğini belirterek müvekkilinin beraatine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Katılan mağdure ve yasal temsilcisinin aşamalardaki beyanları,
Sanıkların aşamalardaki savunmaları,
08/09/2016 tarihli 96 Sayılı sağlık kurulu raporu,
HTS raporları,
İstanbul ATK 6. İhtisas Kurulu'nun 07/07/2017 tarihli 2199 Sayılı raporu,
Tanık Ş. T.'ın mağdurenin eşi olduğu evlenmeden önce 9 ay arkadaşlık yaptıkları, arkadaşlık döneminde sanık A.'ın kendisine yıllarca zorla cinsel istismarda bulunduğunu anlattığını, sanık B.'in de ona yardım ettiğini anlattığını, 2014 yılı mayıs ayında mağdure ile sevgili olduklarını, olayları 2015 yılı 9 veya 10.aylarında kendisine anlattığını, ailesinin kendisine destek olmayacağından çekinmesi, sanık A. ile ağabeyinin arkadaş olması ve komşu olmaları nedeniyle şikayetçi olmaktan çekindiğini anlattığını, o süreçten sonra intihara teşebbüs ettiğini, 2015 yılı Aralık ayında nişanlandıklarını, aslında şikayet etmeyi nikahtan sonra düşündüklerini, ancak nikaha 1 hafta kala sanık A. ile tartışma ve kavga yaşayıp karakolluk olmaları üzerine şikayet ettiklerine ilişkin beyanı,
Tanık S. D.'ın mağdure B.'nın A.'ı sevdiğini onun kendisine ilgi duymadığını zaman zaman kendisine söylediğini, mağdurenin rahat davranan birisi olduğunu, bir gün A. ve B. ile karşılaştığını, B. ve kendisini sanıkların arabayla eve bıraktıklarını, daha sonra annesine mağdurenin S. ablaya geçiyorum diyerek evden ayrıldığını annesinden duyduğunu, annesine böyle bir olay olmadığını söylediğini, B.'yı bir daha adını kullanmaması için uyardığını, Çamlık denilen yere sanıklar ve mağdureyle gitmediğine dair beyanı,
Tanık M. A.'un B. ve A.'ı mahalleden tanıdığını, B.'i tanımadığını, B.'nın evden kaçması ve intiharı ile bilgisinin olmadığını, 2-3 yıldır mağdure ile görüşmediğini, A. ile B.'nın sevgili olduklarına dair bilgisinin olmadığını, hatırladığı kadarıyla mağdurenin 8.sınıfa gittiğinde akşam vakti sanık A.'ın B.'ya "bin şu arabaya " diye bağırdığını, B.'nın binmem dediğini, A.'ın ısrarı ve gel konuşacağız demesi üzerine arabaya bindiğini, B.'nın bindikten sonra kendisine "M. gel beni kurtar" diye bağırdığını, A.'ın araba ile uzaklaştığını, mağdurenin kardeşini aradığını ancak telefona bakan olmadığını, bir gün sonra B.'yı görüp sorduğunda hiçbir şey olmadığını kendisine söylediğini beyan ettiği,
KBÜ Eğitim ve Araştırma Hastanesi kurul raporunda mağdurenin bakire olduğu, hymenin duhule müsait olduğu, fevhanın 3-3,5 cm olduğu eski ya da yeni yırtık tespit edilemediği,
Mernis doğum tutanağına göre mağdurenin beyan üzerine nüfusa kaydedildiği,
İstanbul ATK 6. İhtisas kurulunun 07/07/2017 tarih ve 2199 Sayılı raporunda mağdurun ruh sağlığının sanık A.'ın 2011-2014 yıllarında gerçekleştirdiği eylemler sonucu bozulduğunun, B.'in eylemlerinin bozulmayı artırdığının mağdurun beyanlarına itibar edilebileceğinin rapor edildiği,
Kolluk tarafından düzenlenen tutanaklar,
Mağdure ve sanıkların nüfus aile kayıt tabloları,
GEREKÇE:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan deliller ile Dairemizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre;
Mağdurenin 07/09/1999 hastane doğumlu olup 2011 yılı son aylarında 12 yaşını ikmal etmiş olduğu, 07/09/2016 günü mağdurenin doğum günü olması nedeniyle nişanlısı Ş. T.'ın gece geç saatlerde sürpriz yapmak amacıyla mağdurenin evinin önüne geldiği, sanık A.'ın evi ile mağdurenin evinin komşu olduğu, sanık A.'ın ....'a "müzik sesini bu saatte neden açıyorsun şerefsiz" demesi üzerine aralarında tartışma ve kavga yaşandığı, olayın karakola intikal ettiği, mağdurenin karakol ifadesi sırasında, 2011 yılı son aylarında başlayıp 2014 yılı Mayıs ayına kadar sanık A. ile aralarında geçen duygusal ve cinsel olayları anlattığı, 2012 yılında sanık B.'in evinde yaşanan olayı anlattığı ve bu şekilde soruşturma başlatıldığı, mağdurenin 2014 yılı Mayıs ayında 14 yaş 8 aylık olduğu, mağdurenin aşamalarda ana hatlarıyla tutarlı şekilde beyanlarda bulunduğu, sanık B.'in mağdurenin anlatımlarını doğrulayarak ikrarda bulunduğu, yine tanık ....'ın olay karakola intikal etmeden önce nişanlısının başından geçenleri kendisine anlattığını belirttiği, ATK raporundan anlaşılacağı üzere cinsel ilişki sonucu mağdurenin kızlık zarının bozulmayabileceği, tanık beyanlarından sanık A. ile mağdure arasında sevgili olma durumunun olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar mağdure uzunca bir süre olayı ailesinden ve yetkili mercilerden saklamış ise de, sanık A.'ın B.'nın ağabeyinin arkadaşı olması, sanık A. ile evlerinin yan yana olması, ailesinden çekinmesi nedeniyle geç şikayetçi olmasının makul karşılanması ve sübut yönünden sanıklar lehine düşünülmemesi gerektiği kabul edilmiştir. Sanık B. 2012 yılı yaz aylarında gerçekleşen olayı ikrar etmiştir. Bu bağlamda iddia konusu olaylar incelendiğinde sanık A.'ın 2011 yılı son aylarında Yenişehir Çamlığa götürüp mağdureyi dudağından öpmek ve bacağına dokunmak, 2012 yaz aylarında sanık B.'in evine götürüp terasta öpüp okşamak, anal ve vajinal yoldan organ sokmak, birlikte banyo yapmak, bundan 2 ay kadar sonra Zopran Tepesi denilen yerde ağzına organ sokmak, 2014 yılı başları ile 2013 yılı sonlarında su deposu civarında ağzına organ sokmaya çalışmak, 2014 yılı Mayıs ayında ise HAGB'ye konu şantaj eyleminde bulunmak suretiyle eylemini gerçekleştirdiği, sabit olmuştur.
Sanık A.'ın inkara yönelik savunmalarına, sanık B.'in ikrarı, tanık anlatımları, mağdurenin aşamalardaki beyanları, ATK ve doktor raporları karşısında itibar edilmemiştir.
Her ne kadar sanık A.'ın 4 kez cezalandırılması istenilmiş ise de sanığın eylemlerini fırsat buldukça gerçekleştirdiği ve aynı suçu işleme kararı icrasından olmak üzere mağdura birden çok kez organ sokmak ve basit istismarda bulunmak şeklinde eylemini gerçekleştirdiği, bu nedenle TCK 103/2 maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği, sanığın eylemini zincirleme şeklinde aynı suçu işleme kararı altında kastı yenilenmeden gerçekleştirmesi nedeniyle cezasında TCK 43/1 maddesi uyarınca eylemlerin süresi ve sayısı dikkate alınarak TCK'nın 61.maddesi uyarınca asgari haddin üzerinde 1/3 oranında artırım yapılması gerektiği, sanığın 2012 yılındaki B.'in evinde gerçekleşen eylemine sanık B.'in asli fail olarak katılmayıp, yer temin etmek suretiyle yardım eden olarak katıldığı, bu nedenle sanık hakkında TCK 103/3 maddesinin uygulanamayacağı, yine sanık A. ile mağdurenin o tarihlerde sevgili olup mağdureye sanığın cebir, şiddet, tehdit uygulayarak eylemlerini gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığından TCK 103/4 maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı, sanığın eylemleri sonucu mağdurenin ruh sağlığının bozulmuş olması nedeniyle daha az ceza verilemeyeceğinden TCK'nın 103/6.maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği, TCK'nın 43.maddesi uyarınca yapılan artırımın TCK'nın 61/2.maddesi uyarınca mükerrer değerlendirmeye sebep olmaması için TCK'nın 103/3.maddesi uygulaması üzerinden yapılıp TCK'nın 103/6.maddesi uyarınca belirlenen sonuç cezaya artırım miktarı kadar eklenmesi gerektiği, sanığın eylemleri arasında fiili ve hukuki kesinti bulunmadığından sanığın birden çok kez cezalandırılamayacağı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince sanık hakkında verilen hükmün hukuka ve dosya kapsamına uygun olmadığı, istinaf başvurularının yasal ve yerinde olduğu kabul edilerek, açıklamalar ışığında Dairemizce yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
Sanık hakkında 6545 Sayılı kanunla değişik TCK'nın 103/2.maddesi uygulandığında 16 yıl hapis cezası, 43/1.maddesi uyarınca 1/3 oranında artırım yapıldığında 20 yıl 4 ay hapis cezası verilmesi gerekeceği, bu nedenle 6545 Sayılı kanun değişikliği öncesi hükümlerin sanık A. lehine olduğu kabul edilerek uygulama yapılmıştır.
Her ne kadar sanık A. hakkında ilk derece mahkemesince hürriyeti tahdit suçundan temel ceza TCK 109/2 maddesi uyarınca belirlenmiş ise de sanık A.'ın olay tarihlerinde sevgilisi olan B.'nın cebir, tehdit ya da hilesi olmadığı halde hukuken geçerli rızası olmadığı halde kendiliğinden sanıkla cinsel amaçla buluştuğu, bu nedenle ilk derece mahkemesi uygulamasının dosya kapsamına ve hukuka uygun düşmediği Dairemizce kabul edilerek sanığın TCK 109/1 maddesi, 2012 yılı yaz aylarındaki eylemde her iki sanığın asli faili olarak mağdureyi evde tutmaları nedeniyle TCK 109/3-b maddesi, mağdurenin çocuk olması nedeniyle TCK 109/3-f maddesi, sanıkların cinsel amaçlı hareket etmeleri nedeniyle TCK 109/5 maddesinin sanık A.'ın eyleminin aynı suçu işleme kararı altında birden çok kez farklı tarihlerde gerçekleşmesi nedeniyle TCK 43/1 maddesinin uygulanması gerektiği, ağırlatıcı sebeplerin çokluğu dikkate alınarak TCK 61 maddesi uyarınca temel cezanın asgarinin üzerinde belirlenmesi gerektiği Dairemizce kabul edilmiştir. Sanık B.'in sanık A.'ın 2012 yılı yaz ayındaki eylemine asli faili olarak katıldığı diğer 3 eylemine katılmadığı, bu nedenle TCK 109/1, 109/3-b-f, 109/5 maddeleri uyarınca aynı gerekçe ile asgari haddin üzerinde cezalandırılması, ancak hakkında TCK 43/1 maddesinin uygulanmaması gerektiği Dairemizce kabul edilmiştir. Hürriyeti tahdit suçu yönünden ilk derece mahkemesince sanık B. hakkında temel cezanın TCK 109/2 maddesi uyarınca belirlenmesi yasal ve yerinde görülmemiştir.
Her ne kadar ilk derece mahkemesince sanık B.'in 6545 Sayılı kanun öncesi TCK 103/2, 103/3, 103/6 maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiş ise de sanığın evini A.'a mağdure ile cinsel ilişki için kullandırması dışında cinsel istismar eylemine asli fail olarak katılmadığı, arkadaşının sevgilisine bu şekilde davranmasının mümkün olmadığı, o dönemde B.'in tanık S. ile duygusal arkadaşlık yaşadığı, S., A., B. ve B.'in zaman zaman birlikte gezdikleri, B.'in mağdurenin vücuduna cinsel temas içeren eyleminin bulunmadığı, bu nedenle 6545 Sayılı kanun öncesi TCK 103/2, 39/1-2 maddeleri uyarınca yardım eden olarak sorumlu tutulup cezalandırılması gerektiği, ilk derece mahkemesi hükmünün yasal ve yerinde olmadığı, Dairemizce kabul edilerek yeniden hüküm kurulmuştur. Sanık B.'in eyleminin mağdurun ruh sağlığının bozulmasına tek başına etkisi olmaması, mağdurenin A. ile sevgili olması, sanık A.'ın yukarıda açıklandığı üzere eylemleri sonucu B.'nın ruh sağlığının bozulduğu, sanık B.'in eylemlerinin bu sonuca katkısı bulunduğu, ancak etkisi olmadığı İstanbul ATK 6. İhtisas Kurulu raporu ile tespit edildiğinde bu neticeden sorumlu tutulmaması gerektiği anlaşıldığından sanık B. hakkında da 6545 Sayılı kanun öncesi TCK 103/6 maddesinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir. Sanık B.'in diğer sanığın 2012 yılında kendi evindeki B.'ya karşı nitelikli cinsel istismarı dışındaki cinsel istismar eylemlerine katıldığına ilişkin iddia ve delil bulunmadığından hakkında TCK'nın 43.maddesinin uygulanması mümkün görülmemiştir.
Sanık B. hakkında 6545 Sayılı kanunla değişik TCK 103/2 maddesi uygulandığı takdirde 16 yıl hapis cezası, sanık B. hakkında 39/1-2 maddesi uygulandığı takdirde 8 yıl hapis cezası verilecek olup TCK 62 maddesi uyarınca bu ceza üzerinden indirim yapılacağından 6545 Sayılı kanun öncesi TCK hükümlerinin sanık lehine sonuç doğurduğu kabul edilmiştir.
Sanıkların yargılama sürecindeki tutumları ile verilen cezaların sanıklar üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak, haklarında TCK 62/1 maddesi uygulanmıştır. Cinsel istismar suçundan TCK 61 maddesindeki düzenlemeler ışığında ceza verilirken asagari hadden uzaklaşmayı gerektiren bir neden görülmemiştir. Sanıklara verilen hapis cezalarının yasal sonucu olarak TCK 53 maddesi uygulanmıştır, hapis cezalarının süresine göre TCK 50, 51, CMK 231/5 maddeleri uygulanmamıştır.
SONUÇ: Gereği yukarıda açıklandığı üzere;
1.a)Sanık A. D. hakkında mağdur B. E.'e (T.) karşı zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkumiyetine dair Karabük Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28/09/2017 tarih ve 2017/56 esas 2017/138 karar sayılı kararının CMK 280/2.maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
b-)Sanık A. D.'in mağdur B. E.'e karşı karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan 6545 Sayılı Kanun öncesi TCK'nın 103/2.maddesi uyarınca takdiren 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın eylemi nedeniyle mağdurun ruh sağlığının bozulduğu anlaşıldığından verilen ceza TCK'nın 103/6.maddesi uyarınca 15 yıldan az olamayacağından sanığın 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık bu suçu zincirleme olarak işlediği anlaşıldığından verilen cezanın TCK'nın 43/1.maddesi uyarınca temel ceza üzerinden takdiren ve teşdiden 1/3 oranında artırılarak sanığın 17 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığa verilen cezadan TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 14 YIL 8 AY 20 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezadan başkaca artırım ya da indirim yapılmasına yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında, TCK'nın 53.maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,
c-)Sanık A. D.'in mağdur B. E.'e karşı karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan TCK'nın 109/1.maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın bu suçu birden fazla kişiyle birlikte çocuğa karşı işlediği anlaşıldığından verilen ceza TCK'nın 109/3-b-f maddesi uyarınca bir kat artırılarak sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın bu suçu suçu cinsel amaçla işlediği anlaşıldığından verilen ceza TCK'nın 109/5.maddesi uyarınca 1/2 oranında artırılarak sanığın 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık bu suçu zincirleme olarak işlediği anlaşıldığından verilen cezanın TCK'nın 43/1.maddesi uyarınca 1/3 oranında artırılarak sanığın 4 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığa verilen cezadan TCK.'nun 62/1. maddesi uyarınca taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezadan başkaca artırım ya da indirim yapılmasına yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında, TCK'nın 53.maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,
2.a)Sanık B. D. hakkında mağdur B. E.'e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkumiyetine dair Karabük Ağır Ceza Mahkemesi'nin 28/09/2017 tarih ve 2017/56 esas 2017/138 karar sayılı kararının CMK 280/2.maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
b-)Sanık B. D.'in mağdur B. E.'e karşı karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan 6545 Sayılı Kanun öncesi TCK'nın 103/2.maddesi uyarınca takdiren 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık, A. D.'in eylemine yardım eden sıfatıyla katıldığından cezasından TCK'nın 39/2-c maddesi uyarınca 1/2 oranında indirilerek sanığın 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığa verilen cezadan TCK.'nun 62/1. maddesi uyarınca taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 3 YIL 4 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezadan başkaca artırım ya da indirim yapılmasına yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında, TCK'nın 53.maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,
c-)Sanık B. D.'in mağdur B. E.'e karşı karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği anlaşıldığından, sanığın eylemine uyan TCK'nın 109/1.maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın bu suçu birden fazla kişiyle birlikte çocuğa karşı işlediği anlaşıldığından verilen ceza TCK'nın 109/3-b-f maddesi uyarınca bir kat artırılarak sanığın 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığın bu suçu suçu cinsel amaçla işlediği anlaşıldığından verilen ceza TCK'nın 109/5.maddesi uyarınca 1/2 oranında artırılarak sanığın 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Sanığa verilen cezadan TCK.'nun 62/1. maddesi uyarınca taktiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanığın 3 YIL 1 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığa verilen cezadan başkaca artırım ya da indirim yapılmasına yer olmadığına,
Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında, TCK'nın 53.maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,
3-)Sanık A. D. 'in üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun niteliği, katalog suçlardan olması, verilen cezanın miktarı, tutuklulukta geçen süre de dikkate alınarak adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK'nın 100 ve devamı maddeleri uyarınca tutukluluk halinin DEVAMINA,
Sanığın tutukluluk halinin devamına ilişkin karara karşı, yedi gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 268 ve 279. maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi nezdinde itiraz edebileceklerinin bildirilmesine (gerekli ihtarat yapıldı),
Sanığın yakınlarına tutukluluğun devamına dair kararın zabıta vasıtasıyla bildirilmesine,
4-)Sanık A.'ın tutuklulukta ve gözaltında geçirdiği sürelerin TCK'nın 63.maddesi uyarınca cezalardan mahsubuna,
5-)Sanık B. D. hakkındaki adli kontrol kararının devamına,
6-)İlk derece mahkemesince katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine vekalet ücreti verilmesine ilişkin kararın KALDIRILMASINA,
7-)Dairemizce yapılan yargılamada Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, bu konudaki taleplerin reddine,
8-)Yargılama nedeniyle sarfedilen (1.523,37) TL'nin sanıklardan eşit olarak alınarak hazineye irad kaydına,
Dair; sanık B. D. ile müdafii, sanık A. D. ile müdafii, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin yüzlerine karşı, katılan B. E.'in (T.) yokluğunda;
Sanıklar ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yönünden kararın tefhiminden, katılan B. E. (T.) yönünden ise kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286. maddesi uyarınca Yargıtay nezdinde TEMYİZ (süresinde verilen temyiz dilekçesi ile talep edildiği takdirde gerekçeli hükmün tebliğinden işlemeye başlayan 7 günlük süre içerisinde gerekçeli temyiz dilekçesi verilmesinin gerektiği, aksi halde temyiz başvurusunun reddedilebileceği hususu ihtar olunur) kanun yolu açık olmak üzere mütalaaya uygun, C.Savcısının önünde Dairemiz üyesi Bilal Polat'ın muhalefetiyle oyçokluğuyla verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/11/2019
Karşı Oy:
Her ne kadar mağdure beyanı alınarak (1) numaralı bozma gerekçesine eylemli olarak uyulmuş ise de, mağdur beyanının tek delil olmaması, mağdur beyanını destekleyen sanık B.'in ikrarı, doktor raporları, İstanbul ATK 6. İhtisas Kurulu raporu, tanık .... beyanları bulunması, mağdurenin CMK'nın 236.maddesine uygun olarak beyanının ilk derece yargılama aşamasında alınmış olması, mağdur beyanının çözümlerinin dosya içerisinde bulunması karşısında CMK'nın 210.maddesinin dava konusu olayda uygulanma yerinin bulunmaması karşısında Yargıtay bozma ilamı 1 numaralı gerekçesinin dosya kapsamına ve hukuka uymadığı,
6545 Sayılı kanun değişikliği öncesi TCK'nın 103/6.maddesinde neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç düzenlemesi bulunduğu, mağdurenin ruh sağlığının bozulması sonucundan objektif sorumluluk kuralları gereği sanığın sorumlu tutulabilmesi için netice ile sanık eylemi arasında illiyet bağı kurulması gerektiği, illiyet bağının tam olarak kurulabilmesi için sonucun doğmasını etkileyen başka nedenler bulunmaması gerektiği, İstanbul ATK 6. İhtisas Kurulu raporu bu bağlamda değerlendirildiğinde sanık B.'in eyleminin de mağdurenin ruh sağlığının bozulmasına etki ettiğinin, ancak tek başına sonucu doğurmadığının belirtilmesinin dikkate alınması gerektiği, öte yandan tanık ....'ın 2014 yılı mayıs ayında mağdure ile sevgili olduklarını, olayları 2015 yılı 9 veya 10.aylarında kendisine anlattığını belirtmesi, mağdurenin sanık .... ile sevgili olduğu dönemde henüz 15 yaşını ikmal etmemiş olması, her ne kadar mağdure evlilik öncesi .... ile cinsel ilişki yaşamadığını beyan etmiş ise de bu hususun kuşku düzeyinde kalması, sevgili olan .... ile mağdurun cinsel ilişki boyutuna varmayan geçersiz rızaya dayalı cinsel eylemlerde bulunmalarının da olası oluşu, sanık A.'ın B.'ya karşı cinsel istismar eylemlerinde bulunurken cebir, şiddet ya da tehdit uyguladığına dair delil bulunmaması, mağdurenin sanık B.'in evine geçersiz rızasıyla gitmesi, mağdure ile sanık A.'ın mağdurenin 13-14 yaşlarında olduğu dönemde mağdurenin geçersiz rızasına dayalı arkadaşlık yapmış olmaları ve olayların bu dönemde gerçekleşmesi, mağdurenin olaydan 4-5 yıl sonra alınan raporunda ruh sağlığının bozulduğunun tespit edilmesinden arada mağdurenin yaşadıklarının ve ruh sağlığının bozulmasına etki eden başka nedenlerin kesin olarak tespit edilmemesi nedeniyle sanığın sorumlu tutulabilmesi için en azından TCK'nın 23.maddesi kapsamında taksir derecesinde sorumluluğunun bulunması gereği, sanık B.'in ise diğer sanığın eylemine evini kullandırmak suretiyle TCK'nın 39.maddesi kapsamında yardım eden olarak katılmış olması hususları, ayrıca neticeden sorumluluk düzenlemelerinden illiyet bağı konusunda bilirkişi raporunun bağlayıcı olmayıp bu hususun hakim veya mahkeme tarafından takdiri gereken hususlardan oluşu birlikte değerlendirildiğinde, Dairemizin 29/06/2018 tarih 2018/1354-2018/1261 E/K sayılı kararının yasal ve yerinde olup, dosya kapsamına uygun düştüğünden, sayın çoğunluğun Yargıtay bozma ilamına uyulması yönündeki görüşüne katılmıyorum. 08/11/2019 (¤¤)