Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında, istinaf incelemesi sonucunda verilen kararın Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 27/02/2019 tarih ve 2018/6325 esas, 2019/1267 karar sayılı ilamı ile Bozulması üzerine Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
İDDİA:
Kırıkkale C. Başsavcılığının 25/04/2017 tarih, 2017/3764 soruşturma, 2017/1174 esas ve 2017/142 Sayılı iddianamesi ile sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği iddiasıyla, TCK'nun 314/2, 53, 54, 55, 63, TMK'nun 5 gereğince cezalandırılması istemiyle Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABUL VE UYGULAMASI:
Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18/12/2017 gün ve 2017/10 esas, 2017/68 karar sayılı Kararı ile sanığın TCK'nın 314/2, 3713 Sayılı TMK'nın 5/1 maddeleri gereğince sonuç olarak 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEMESİ AŞAMASI:
İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulduğu, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 27/02/2019 tarih ve 2018/6325 esas, 2019/1267 karar sayılı ilamı ile kararın bozulması üzerine, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada;
SAVUNMA:
Dairemizde alınan beyanında; "Birleştirme konusunda bir diyeceğim yoktur. Ancak 34 aydır tutukluyum. Sabit ikametgah sahibiyim. Hiçbir gelirimiz yoktur. Tutuklu kalmam benim ve ailem açısından maduriyetlere neden olmaktadır. Hakkımda tahliye karar verilmesi gerekirse adli kontrol uygulanmasını talep ediyorum." şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
DELİLLER:
Sanık savunması,
CGNAT kayıtları,
Bylock sorgu sonucu,
Bylock tespit ve değerlendirme tutanağı,
Tanık Beyanları,
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
Sanık ..... hakkında Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma dosyasının 13/04/2017 tarihinde yetkisizlik kararı ile Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği ve 2017/3764 sırasına kaydedilerek soruşturmaya devam olunduğu,
Sanık ..... ........ numaralı GSM hattı ile11/08/2014 tarihinde, ........ numaralı GSM hattı ile 19/08/2014 tarihinde örgüt üyelerinin haberleşmek ve irtibat kurmak amacıyla kullandığı, hatta tüm örgüt üyelerine değil, yalnızca güvenilir bulunan örgüt üyelerine yüklenen Bylock isimli programı yükleyerek kullanmaya başladığı, 31006 ID üzerinden, 'yunus' adı ve 'kulyunus' kullanıcı adıyla en son 12/05/2015 tarihinde programa bağlantı sağladığı, 72 kez arandığı, 91 kez arama yaptığı, 134 kez girdiği, 236 mesaj aldığı, 227 mesaj gönderdiği, 169 mail aldığı, 283 mail gönderdiği sanığı, ….. (….) ile (….) ve (….) ID numaralı 3 kişinin listesine eklediği, sanığın ID numaralı üçüncü kişiyi listesine eklediği,
Tanık ….. soruşturma aşamasında şüpheli sıfatıyla müdafi huzurunda kollukta alınan ifadesinde dile getirdiği gibi sanığın Kırıkkale ilinde polis imamlığı yaptığını, yüksek okul koduyla akademi mezunu olmayan emniyet amir veya müdürlerinden sorumlu olduğu, üstlerinden aldığı talimatı uhdesindeki örgüt mensuplarına ilettiği gibi örgüt mensuplarından aldığı bilgileri yukarıya bildirdiği, dini sohbet adı altında sohbette bulunarak üst düzey kolluk görevlilerini kontrol altında tutmaya çalıştığını beyan ettiği,
Sanık ..... hakkında Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/1079 esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan açılmış davanın bulunduğunun ve halen derderst olduğu anlaşıldığından,
Silahlı terör örgütüne yönetici ve üye olma suçunun temadi eden suçlardan olması nedeniyle her iki kovuşturma dosyası arasında şahsi, fiili ve hukuki irtibat bulunduğundan birlikte görülmesi gerektiğinden CMK. 10/1 madde ve fıkrasına göre birleştirilmek üzere CMK. 280/1-d fıkrasına göre bozulmasına karar verilmesi,
Sanığın suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, kanunda öngörülen ceza miktarı ve CMK. 100/3-a-8 fıkrasına göre tutukluluk halinin devamına,
Kamu adına mütala olunur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ / KABUL ve GEREKÇE:
KARAR: FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü:
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 gün ve 2015/3-2017/3 Sayılı kararında ve birçok yargısal kararlarda açıklandığı gibi, kendisini kısaca "Hizmet" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip, örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir suç örgütüdür.
Örgütün nasıl bir yapıya sahip olduğu ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliği üst seviyede tutup, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, örgüt lideri ve yöneticilerinin gruplara iletilmesini istediği emir ve talimatlar ile örgüt üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması amacıyla Bylock gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının; Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün oluşturduğu kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle meclis, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesh edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine sahip olan kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı görülmekte olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanık savunmaları, gizli tanık ve tanık anlatımları, örgüt lideri ile yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğünün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında;
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu; anılan örgütün kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri Fethullah Gülen tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket ettiği, gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisine sahip resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma olanaklarının varlığı ve 15 Temmuz 2016 günü olduğu gibi örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekilmeyeceklerinin görülmesi nedeniyle, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından 5237 Sayılı TCK'nin 314/1-2 maddesi bağlamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan duruşma sonucunda hukuki durumunun tespiti:
Dairemizce 05/06/2018 tarih 2018/441 E, 2018/92 K sayılı kararımız ile sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve temyiz üzerine Yargıtay 16.CD'nin 27/02/2019 tarih 2018/6325 E, 2019/1267 K sayılı kararı ile sanık hakkında Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nin halen derdest olan 2017/1079 esas sayılı dosyasında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan açılmış davanın bulunduğu ve birleştirilmesi gerekçesiyle bozma kararı verildiği anlaşılmıştır.
UYAP incelemesinde sanık hakkında "silahlı terör örgütü kurma ve yönetme'' suçundan dolayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2017 tarih 2017/199/2015 soruşturma numaralı iddianamesi ile Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, müştekinin İçişleri Bakanlığı olduğu, mahkemenin 2017/1079 esasına kaydedildiği halen yargılamanın devam ettiğinin anlaşılması karşısında;
Silahlı terör örgütü yöneticiliği/üyeliği suçlarının kesintisiz (mütemadi) suçlardan olması, aynı suç tarihini kapsayan dönemde gerçekleştirildiği iddia olunan silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçunun, terör örgütü üyeliği suçuna göre üstlenilen görev ve kanundaki cezai yaptırım bakımından daha nitelikli bulunması ve gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi, mükerrer yargılama yapılmasının önüne geçilebilmesi, 5235 Sayılı Kanun'un 47/3. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemelerinin sadece BAM'da görev yapan bölge başkanı, daire başkanları, üyeler, C.Başsavcısı ile C.Savcılarının şahsi suçlarından dolayı ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma görevinin bulunması ve kişilerin T.C.nin taraf olduğu Uluslararası Sözleşmeler ve Anayasa ile yasalardan kaynaklanan maddi olayın incelendiği "iki dereceli yargılanma" haklarının bulunması hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde; sanık ..... hakkında Dairemizde bulunan FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olma suçuna ilişkin dava ile Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/1079 Esas sırasında halen görülmekte olan "FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yöneticisi olma" suçuna konu davaların, olağan kanun yolu denetimi yapan üst dereceli Bölge Adliye Mahkemesinde birleştirilmesine yasal olanak bulunmadığı, aynı derecede yargılama yapan mahkemede birleştirilerek görülmesinde hukuki gereklilik bulunması nedeniyle, söz konusu dosyaların ilk derece mahkemesinde birleştirilmesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde yargılama yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu karşısında Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18/12/2017 gün ve 2017/10 esas, 2017/68 karar sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmiş olup aşağıda şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Sanık .....'un "FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olma" suçundan dolayı Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 18/12/2017 gün ve 2017/10 esas, 2017/68 karar sayılı hükmüyle cezalandırılmasına karar verildiği ve istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 05/06/2018 tarih 2018/441 esas, 2018/92 Sayılı kararı ile başvurunun esastan reddedildiği, bu kararın temyizi üzerine, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 27/02/2019 tarih ve 2018/6325 esas, 2019/1267 karar sayılı ilamı ile Dairemizin kararının bozulmasına karar verildiği ve bozma üzerine yeniden Dairemizin 2019/709 esas sırasına kaydının yapıldığı; sanık hakkında "silahlı terör örgütü kurma ve yönetme'' suçlarından dolayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 30/11/2017 tarih 2017/199/2015 soruşturma numarası ile Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, mahkemenin 2017/1079 esasına kaydedildiği anlaşılmakla, olağan kanun yolu denetimi yapan üst dereceli Bölge Adliye Mahkemesinde dosyaların birleştirilmesine yasal olanak bulunmadığı, aynı derecede yargılama yapan mahkemede birleştirilerek görülmesinde hukuki gereklilik bulunması nedeniyle, söz konusu dosyaların ilk derece mahkemesinde birleştirilmesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri çerçevesinde yargılama yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini zorunluluğu göz önüne alınarak, Kırıkkale 2. Ağır Ceza Mahkemesi hükmünün CMK'nın 280/1-d maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma kararı yönünden yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere dosyanın hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-) Sanık .....'a yüklenen silahlı terör örgütü üyeliği suçunun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin bulunduğunu gösteren dosya kapsamındaki bilgi ve belge içerikleri, atılı suçun CMK'nin 100/3-a-11 maddesinde gösterilen suçlardan oluşu, öngörülen ceza miktarı karşısında kaçma şüphesinin varlığı, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı ve atılı suç bakımından tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşıması, tutukluluk halinin devamının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5 ve 6. maddesindeki koşullara uygun bulunduğu anlaşılmakla, CMK'nin 100/3-a-11 ve 102/2 maddeleri gereğince tahliye talebinin reddiyle TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
Sanığın tutukluluk halinin devamına dair verilen kararın sanık yakınlarından birine veya belirlediği bir yakınına CMK'nin 107/1 maddesi gereğince kolluk marifetiyle tebliğine, (eşine bildirilmesini istedi)
3-) Sanık hakkında verilen kısa kararın bilgi mahiyetinde Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/1079 Esas sayılı dosyasına GÖNDERİLMESİNE,
Dair sanık müdafiinin yokluğunda, sanığın yüzüne karşı, BAM Cumhuriyet Savcısı M. Boğa'nın katılımıyla, mütalaaya uygun, tutukluluğun devamına ilişkin karara karşı tebliğ tarihinden itibaren Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, yedi gün içerisinde CMK'nin 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi nezdinde İTİRAZ kanun yolu açık olmak üzere, bozma kararı yönünden ise CMK'nin 284/1 ve 286/1 maddeleri gereğince KESİN olarak, 22.05.2019 tarihinde oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)