Yukarıda açık kimlik bilgileri yazılı bulunan sanık hakkında, istinaf incelemesi sonucunda verilen Dairemiz kararın Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 23/01/2019 gün ve 2018/6120 Esas, 2019/456 sayılı Kararı ile Bozulması üzerine Dairemizce yapılan yargılama sonunda;
İDDİA:
Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17/05/2017 gün ve 2017/263 sayılı iddianamesi ile sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediği iddiasıyla, TCK'nın 314/2, 53, 58/9, 63, 3713 sayılı Yasanın 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KABUL VE UYGULAMASI:
Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/11/2017 gün ve 2017/100 Esas, 2017/108 sayılı Kararı ile sanığın TCK'nın 314/2, 3713 sayılı TMK'nın 5/1 maddeleri gereğince sonuç olarak 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 53, 58/9 ve 63 maddelerinin uygulanmasına, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEMESİ AŞAMASI:
İlk derece mahkemesinin hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu karara karşı temyiz yasa yoluna başvurulduğu, Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 23/01/2019 gün ve 2018/6120 Esas, 2019/456 sayılı Kararı ile Kararın Bozulması üzerine Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada;
SAVUNMA:
İlk derece mahkemesinde alınan savunmasında; "Ben bu konuda daha önce emniyette savcılıkta ve sorguda ifade vermiştim. Aynen tekrar ederim. Ben ...... isimli programı kullanmadım. Adını 15 Temmuz'dan sonra duydum. 2012 senesinde eşimin altın bileziklerini çalınmaya karşı bir önlem olarak bozdurduk. Faizsiz bankacılık yaptığı için Bankasya'ya yatırdım. 2014 yılında da zaten bu parayı geri çektim. Aktif ......'e benim haklarımı daha iyi savunacağı düşüncesiyle üye olmuştum. Sendikaya üye olmak bir anayasal haktır. Kaldı ki geçmişte kimse bize bu sendikanın örgütün sendikası olduğu, yönünde bir uyarıda bulunmamıştır. Eğer biri suçlanacaksa bu konuda bizi uyarmayan yöneticilerin suçlu olduğu düşünüyorum. Ben kendim 10 yıl kadar imamlık yaptım. Özellikle bu yapının islamiyetle ilgili olarak insanlara bir faydası olacağını hiç düşünmedim. Aksine bu ve benzer yapılara karşı daima karşı durdum. Çocuğumun tedavisi nedeniyle aksamalar yaşamaktadır. Bu nedenle tutukluluğun sona erdirilmesini talep ederim.
Ben ...... kullanmadığımı daha önce söylemiştim. İçerikler bana ait değildir okunan kayıtları kabul etmiyorum." şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Dairemizde alınan savunmasında; "İmam hatip lisesi mezunuyum. Aldığım eğitim nedeniyle FETÖ örgüt üyesi olmam mümkün değildir. 2 yıldır tutukluyum. FETÖ üyesi olup da durumu çok daha ağır olan kişiler bu süreçte tahliye edilmelerine rağmen ben haksız olarak cezaevinde tutuluyorum. Çocuğum kronik rahatsızlığı vardır. Tedavisinin takip edilmesi gerekmektedir. Cezaevinde olduğum için takip etme imkanım yoktur.
Örgüt üyeliğine ......'daki hesabım esas alınmıştır. Ben bunun örgüt üyeliğine esas alınacağını bilseydim hiçbir şekilde ......'da işlem yapmazdım.
Örgüt üyeliği suçlamasını kabul etmiyorum. Suçsuzum. Beraatime karar verilmesini ve tahliye edilmemi talep ediyorum.
Aleyhime olan kısımları kabul etmiyorum. Okunan ifadeler bana aittir.
Mütalaanın tahliye yönündeki kısmına katılıyorum. Tahliyemi talep ediyorum.
Ailemin mağduriyeti ve çocuğumun rahatsızlığı göz önünde bulundurularak tahliyemi talep ediyorum." şeklinde beyanlarda bulunmuştur.
Sanık müdafi Av…….. sözlü savunmasında; "Müvekkilin savunmalarına aynen katılıyoruz. Müvekkil din kültürü öğretmenidir. Üzerine atılı suçu işlememiştir.
Müvekkilim 2 yıldan fazla tutukludur. Aynı konumda bulunan sanıklar tahliye edilmişlerdir. Müvekkilin uzun tutukluluk hali insan haklarının ihlalini oluşturmaktadır. AHİM'in koymuş olduğu kriterlere de uygun değildir. Öncelikle adli kontrol kararı da düşünülerek tahliyesine karar verilmesini daha sonra da atılı suçlamadan beraatine karar verilmesini talep ediyorum.
Cumhuriyet Savcısının tahliyeye ilişkin mütalaasına katılıyoruz. Ancak mütalaanın diğer kısımlarını kabul etmiyoruz. Müvekkilin tahliye edilmesini talep ediyoruz." şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
Sanık savunması,
CGNAT kayıtları,
...... sorgu sonucu,
...... tespit ve değerlendirme tutanağı,
...... Bilirkişi Raporu,
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
Litvanya Ülkesinde bulunan serverden elde edilen bilgilerin bulunduğu hardisk üzerinde CMK 134 maddesi uyarınca inceleme yapılabilmesi için Ankara 4.Sulh Ceza Hakimliğince 09/12/2016 tarih 2016/6774 D.İş sayılı kararı ile incelenmesine karar verildiği,
Anayasa Mahkemesinin 20/06/2017 tarih ve 2016/22169 başvuru numaralı kararında, Yargıtay 16.Ceza Dairesinin 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamına atıfta bulunarak FETÖ/PDY Terör Örgütünün şifreli haberleşme ağı olan ...... uygulamasının hukuka uygun bir delil olarak kabul ettiği,
Ceza Genel Kurulunun 23/02/2016 tarih ve 2014/5.MD-98 esas, 2016/83 sayılı kararında elektronik delillerin hukukiliği açısından "... Ceza Muhakemesinin amacı usul ve kuralların öngördüğü ilkeler doğrultusunda maddi gerçeğin her türlü şüpheden uzak bir biçimde kesin olarak belirlenmesidir. Maddi gerçeğin belirlenmesinde kullanılan yegane araçlar deliller olup, nitekim 5271 sayılı CMK'nın "Delillerin takdir yetkisi" başlıklı 217. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; "Yüklenen suç, hukuki uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" denilerek ceza yargılamasının amacının maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır şekilde araştırılıp bulunmasına işaret edildiği, Ceza Muhakemesinde hangi husususun hangi delillerle ispat olunacağı konusunda bir sınırlama bulunmayıp, hukuka uygun elde edilmiş her türlü aleyhe ve lehe olan delillerin değerlendirilmesi ile şüpheden arınmış bir sonuca ulaşılmasının amaçlandığı belirtildiği,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, iç hukukun ve ulusal yargının yetki alanına giren delillerin kabul edilebilirlikleri veya bunların değerlendirmeleriyle ilgili konularda bir kural koymamaktadır. (Garcia Ruiz / İspanya Davası / 21.01.1999 & 28) Sözleşmede delillerin kabul edilebilirliğini belirleme yöntemini gösteren ve hangi kanıtların kabul edilebilir olduğunu belirleyen bir kural yoktur. (Schenk / İsviçre davası / 12 Temmuz 1988 & 45-46; Teixeira de Castro / Portekiz davası / 9 Haziran 1988 & 34; Heglan / Çek Cumhuriyeti davası / 1 Mart 2007 & 84) Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre kanıtların kabulü ve değerlendirilmesi öncelikle ulusal mahkemelerin görevidir. (Van Mechelen ve diğerleri / Hollanda davası / 23 Nisan 1999 &56; Rachdad / Fransa davası / 13 Kasım 2003 & 23) Bu kararlardan anlaşıldığı üzere, AİHM kabul ettiği kriterlerine göre; delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ulusal mahkemelerin takdirinde olduğu,
Yukarıdaki karar ve bilgiler dikkate alındığında:
Sanık ......'in ...... tespit ve değerlendirme raporuna göre sanığın ...... nolu hattı üzerinden 26.12.2015 tarihinden itibaren ...... ID, ...... ve ....... şifresi ile örgütün kriptolu haberleşme programı olan ...... programını kullanmaya başladığı, gelen içerik kayıtları uyarınca fazlaca FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün örgütsel paylaşımında bulunduğu, diğer taraftan Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu Başkanlığı'ndan gönderilen CD içeriğine göre sanığın 26.12.2015-17.01.2016 tarihleri arasında ...... programına bağlanmada kullanılan 9 IP numarasından biri olan ...... IP numarası ile 50 kez bağlantı kaydının bulunduğu anlaşıldığı,
Bilirkişi tarafından sanığın ...... hesap hareketlerine ilişkin yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 05/09/2017 tarihli rapor ile sanığın ve kardeşi ......'in ......'da hesaplarının bulunduğu, ......'da birçok işlem yapıldığının belirtildiği, sanığın FETÖ elebaşı ......'in çağrılarını da kapsayacak şekilde 02.12.2013-16.11.2015 tarihleri arasında ......'ya 41.971,51 TL yatırdığı ve bunun da talimat doğrultusunda ......'nın devamına katkı sağlamak amaçlı olduğu,
Sanık ......'in savunmaları, ...... tespit ve değerlendirme tutanağı, ...... tespit edilen numaranın baz istasyonu karşılaştırması, tanıkların beyanları, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bozma kararı, Sivas 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararındaki gerekçeler ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın eylemi silahlı terör örgütüne üye olma suçu niteliğinde olduğu, bu nedenlerle eylemlerine uyan 5237 sayılı TCK'nun 3/1 ve 61/1 madde ve fıkralarına göre aynı Kanunun 314/2, 3713 Sayılı Yasa'nın 3.maddesi yollamasıyla aynı Kanunun 5, 5237 Sayılı TCK'nun 53/1-2-3-1 cümle, 58/6, 9, 63/1 madde ve fıkralarına göre cezalandırılmasına,
Sanığın suçunun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, aldığı ceza miktarı ve tutuklu kaldığı süre nazara alınarak tahliyesine,
Sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nun 109/3-a maddesi uyarınca "yurt dışına çıkamamak" ve yine sanıklar hakkında 5271 sayılı CMK'nun 109/3-b maddesi uyarınca da "haftanın bir günü ikametgah adresine en yakın kolluk birimine başvurarak imza atmak" şeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi kamu adına mütala olunur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ / KABUL ve GEREKÇE:
FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü:
Ayrıntıları Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24/04/2017 gün ve 2015/3-2017/3 sayılı kararında ve birçok yargısal kararlarda açıklandığı gibi, kendisini kısaca "Hizmet" olarak tanımlayan FETÖ/PDY; paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma aracı haline getiren, siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma düşüncesine sahip, örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden, bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyen, güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı ilke edinen, gizlilikten görünmez bir duvar inşa edip bu duvarın arkasına saklanan, böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da bu düşman üzerinden mensuplarını motive eden, "Altın Nesil" adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle devlete tabandan tavana sızan, bu kadroların sağladığı avantajlarla devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden, böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp, ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan kendine özgü bir suç örgütüdür.
Örgütün nasıl bir yapıya sahip olduğu ve niteliği açısından değerlendirme yapıldığında; örgütün kurucusu, yöneticileri ve üyeleri arasında sıkı bir hiyerarşik bağın mevcut olduğu, gizliliği üst seviyede tutup, illegal faaliyetleri gizleyebilmek için, hiyerarşik yapıya uygun hücre sistemi içinde yapılanarak, örgüt lideri ve yöneticilerinin gruplara iletilmesini istediği emir ve talimatlar ile örgüt üyeleri arasında haberleşmenin sağlanması amacıyla ...... gibi haberleşme araçlarının kullanıldığı, görünür yüzüyle gerçek yüzü arasındaki farkı gizlediği, amaca ulaşabilmek için yeterli eleman, araç ve gerece sahip olduğu, amacının; Anayasada öngörülen meşru yöntemlerle iktidara gelmek olmayıp, örgütün oluşturduğu kaos ortamı sonucu, demokratik olmayan yöntemlerle cebir şiddet kullanmak suretiyle meclis, hükümet ve diğer Anayasal kurumları fesh edip iktidarı ele geçirmek olduğu, bu amaçla, Polis ve Jandarma teşkilatı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Genel Kurmay Başkanlığı gibi kuvvet kullanma yetkisine sahip olan kurumlara sızan üyeleri vasıtasıyla, kendisinden olmayan güvenlik güçlerine, kamu görevlilerine, halka, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Meclis binası gibi simge binalar ve birçok kamu binasına karşı ağır silahlarla saldırıda bulunmak suretiyle amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli öldürme, yaralama gibi çok sayıda vahim eylem gerçekleştirildiği, anılan örgüt mensupları hakkında 15 Temmuz darbe girişiminden ya da örgüte mensubiyetlerinden dolayı açılıp bir kısmı görülmekte olan ya da mahkemelerce karara bağlanan davalar, bu davalarda dinlenen itirafçı sanık savunmaları, gizli tanık ve tanık anlatımları, örgüt lideri ile yöneticilerinin açık kaynaklardaki yazılı ve sözlü açıklamaları, Emniyet Genel Müdürlüğünün örgüt hakkındaki raporu gibi olgu ve tespitler dikkate alındığında;
FETÖ/PDY küresel güçlerin stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak, Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik, ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türkiye Devletini ve varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkmak ve daha sonra ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütü olduğu; anılan örgütün kuruluşundan 15 Temmuz 2016 sürecine kadar, örgüt lideri ...... tarafından belirlenen ideolojisi doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek üzere eylem ve fikir birliği içinde hareket ettiği, gerçekleştirdiği eylemlerde kullandığı yöntem, bir kısım örgüt üyelerinin silah kullanma yetkisine sahip resmi kurumlarda görevli olmaları ve bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma olanaklarının varlığı ve 15 Temmuz 2016 günü olduğu gibi örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekilmeyeceklerinin görülmesi nedeniyle, tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından 5237 sayılı TCK'nin 314/1-2 maddesi bağlamında silahlı bir terör örgütü olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan duruşma sonucunda hukuki durumunun tespiti:
...... Tespit ve değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtlarına göre sanığın ...... numaralı hat üzerinden ......'u kullandığı, "......" ...... ID (kimlik numarası), "......" kullanıcı adı, "......." şifresi ile ...... iletişim sisteminde kayıtlı olduğu, sanığın ...... sunucuları/sistemleri ile iletişim kurduğu, örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ......’ya para yatırıp katılım hesabı açtığı ve Aktif Eğitim sendikasına üye olduğu anlaşılmıştır.
İddianamede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller, suçlamanın hukuki nitelendirmesi, CMK'nin 282. maddesi gereğince, ilk derece mahkemesinin gerekçeli hükmü, istinaf kanun yolu başvuru dilekçesi, görevlendirilen üyenin inceleme raporu, ...... Tespit ve Değerlendirme Tutanağı ile dosya içerisinde bulunan bilgi ve belgeler, deliller değerlendirilip tartışılarak ulaşılan sonucuna göre ilk derece mahkemesinin değerlendirmesi ve kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak;
Temel hapis cezasının belirlenmesinde dosya içindeki bilgi ve belgeler, terör örgütü içerisindeki konumu, yaptığı faaliyetlerdeki çeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk gözetildiğinde, TCK'nın 61/1 ve 3/1 maddeleri hükümlerine göre temel hapis cezasının teşdiden belirlenmesinin somut olaya uygun olmadığı ve orantılı bulunmadığı, eylemi düzenleyen kanun maddesindeki alt sınırdan ayrılmayı gerektirir bir neden tespit edilemediğinden ilk derece mahkemesinin kararı temel cezanın belirlenmesi bakımından kaldırılarak ceza takdiren alt sınırdan belirlenmiştir.
Sanığa yüklenen suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle, tespit edilen temel ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılmış, sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılmak suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A) Sivas 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 01/11/2017 gün ve 2017/100 E. ve 2017/108 K. sayılı hükmünün CMK'nın 280. maddesi 2. fıkrası uyarınca KALDIRILMASINA,
B) 1-Sanık ......'in üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçu sabit bulunmakla eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 314/2 maddesi uyarınca suçun işlenmesindeki özellikler, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik, kastın yoğunluğu nazara alınarak temel cezanın alt sınırdan belirlenmesi suretiyle takdiren 5 Yıl Hapis Cezası ile cezalandırılmasına,
2-Sanığın üzerine atılı suçun 3713 sayılı Kanunun 3. maddesinde sayılan mutlak terör suçlarından olması nedeniyle verilen ceza aynı Kanunun 5/1. maddesi uyarınca yarı oranında artırılarak 7 Yıl 6 Ay Hapis Cezasıyla cezalandırılmasına,
3-Sanığın yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurularak, TCK’nin 62/1. maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak neticeten 6 Yıl 3 Ay Hapis Cezası ile cezalandırılmasına,
4-Sanığa hükmolunan cezadan başkaca artırım ve indirim yapılmasına takdiren yer olmadığına,
5-Sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasının mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, 24/11/2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Anayasa Mahkemesi'nin hak yoksunluklarına ilişkin 08.10.2015 gün ve 2014/140-2015/85 sayılı kararı gözetilerek, TCK’nin 53. madde 1-2-3. fıkralarının uygulanmasına,
6-Sanığa hükmolunan cezanın TCK'nin 58/9 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve ayrıca sanık hakkında cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına,
7-Sanığın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürenin TCK'nin 63/1. maddesi gereğince hükmolunan cezasından mahsubuna,
8-1-a-Sanık ......'in üzerine atılı suçun vasfı, tutuklulukta geçirdiği süre, sabit ikametgah sahibi olması, kaçma ve delilleri etkileme şüphesini gösterir somut olgu bulunmaması, tedbir adli kontrol ile de sağlanabileceğinden Yargıtay Bozma İlamı da dikkate alınarak TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu değilse DERHAL SALIVERİLMESİ için Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı'na ve sanığın bulunduğu Sivas E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğüne müzekkere YAZILMASINA,
b-Tahliye kararı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 7 gün içerisinde CMK'nın 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi Başkanlığına İTİRAZ edilebileceğine,
c-Kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
8-2-Sanık hakkında CMK'nın 109/3 ve devamı maddeleri uyarınca ADLİ KONTROL UYGULANMASINA, buna göre;
a)Sanığın CMK'nın 109/3-a maddesi uyarınca YURT DIŞINA ÇIKIŞININ YASAKLANMASINA,
b) CMK'nın 109/3-b maddesi uyarınca sanığın ikametinin bulunduğu adli kolluk birimine giderek haftanın cuma günü saat 08:00 ila 23:59 arasında İMZA ATMA YÜKÜMLÜĞÜNÜN UYGULANMASINA,
c)Adli Kontrol yükümlülüğünün uygulanması için karardan bir örneğin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne ve bağlı olduğu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
d) Sanığın yukarıda belirtilen Adli Kontrol Yükümlülüğüne uymadığı takdirde CMK'nın 112/1. maddesi uyarınca hakkında tutuklama kararı verilebileceğinin ihtarına, (ihtar yapıldı)
e) Adli Kontrol Kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilip hâkime onaylatmak üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka ilk derece ceza mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe göndermek, ilgilinin cezaevinde bulunması halinde Ceza İnfaz Kurumu ve Tutukevi müdürlüğüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle CMK'nin 267 ve devamı maddeleri uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi Başkanlığına İTİRAZ edilebileceğine,
9-Bozmadan önceki hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi ve Yargıtay ilamının sanık lehine olması karşısında, CMK’nın 325/3. fıkrası uyarınca bozmadan sonraki yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
10-5320 sayılı Kanunun 16. maddesi gereğince, hüküm kesinleştiğinde kesinleşme şerhli bir suretinin ilk derece mahkemesi tarafından soruşturmada görev alan kolluk birimine gönderilmesine,
Dair sanık ve müdafii Av. ......'nın yüzüne karşı, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ...... katılımıyla, mütalaaya uygun CMK'nın 280/2 ve 286 maddeleri uyarınca verilen karara yönelik olarak, duruşmada hazır bulunanlar yönünden tefhim tarihinden itibaren, duruşmada hazır olmayanlar yönünden tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde hükmü veren Dairemize bir dilekçe verilmesi ya da zabıt kâtibine beyanda bulunup tutanak tutturup hâkime onaylatmak veya bir başka ilk derece ceza mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi ceza dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek, ilgilinin ceza evinde bulunması halinde, ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle, CMK'nin 286/1 maddesi uyarınca Yargıtay ilgili Ceza Dairesinde TEMYİZ kanun yolu açık olmak üzere 03/04/2019 tarihinde oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)