-
D.7/86 YİM 125/84
Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Oturum Yapan
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salahi, Aziz Altay.
Müstedi: Argun- Aşıkoğlu, Girne.
- ile -
Müstedaaleyh: Ekonomi ve Maliye Bakanlığı Gelir ve Vergi Dairesi
Müdürlüğü vasıtasıyle KKTC, Lefkoşa.
A r a s ı n d a.
M-üstedi namına: Güner Çakın
Müstedaaleyh namına: Doğan Erozan
Yasa Maddesi: 48/77 sayılı Kamu Alacaklarının Tahsili Usulü Yasası.
İstemin Özeti: Müstedinin, Müstedaaleyh tarafından kendisine gönderilen ve ödeme emrine itirazı reddeden kararının hükümsüz- ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verilmesi istemi.
OLAY: Telekomünikasyon Dairesi ile anlaşma yaparak abone olan ve evine telefon taktıran Müstedi, konuşmaların tutarı borcunu ödemediği için telefon dairesi telefonunu kesti-. Müstedi Telekomünikasyon Dairesine ve Bakanlığa müracaat ederek faturalarda belirtilen miktarın çok yüksek olduğunu bu nedenle durumun incelenmesini talep etti. Müstedaaleyh bor- cun Kamu Alacakları Tahsili Usulü Yasası tahtında tahsili yönüne gitmiştir.- Müstedi, telefon borcunun bir kamu alacağı olmadığını ileri süre- rek işbu başvuruyu dosyaladı.
SONUÇ: 48/77 sayılı Kamu Alacaklarının Tahsili Usulü Yasası hangi alacakla- rın kamu alacağı olduğunu belirtmektedir. Müstedi, kendisine telefon bağ- lanması -için Telekomünikasyon Dairesi ile bir antlaşma yaptmıştır. Müste- dinin Telekomünikasyon Dairesine ve dolayısıyle devlete karşı adi bir borcu olduğuna kuşku yoktur. Adi bir borcun tahsili ise kamu alacağı gibi olamaz. Tahsilat sair alacaklar gibi Kaza Mahk-emelerine başvurulmak suretiyle elde edilir.
Sonuç olarak başvuru kabul edilir.
____________________
K A R A R
Salih S. Dayıoğlu: İşbu başvuru ile müstedi, müstedaaleyh tarafından kendisine gönderilen 3.8.1984 tarih ve T 12/84 sayılı ödeme emrine -yapmış olduğu itirazı reddeden müstedaaleyhin 24.9.1984 tarih ve VTL1 sayılı kararının hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğuramayacağına karar verilmesi iste- minde bulundu.
Olgular hususunda taraflar arasında büyük ölçüde anlaşmazlık y-oktur. Bunlar aşağıdaki şekilde özetlenebilir.
Müstedi 1976 yılında Girnedeki ikametgahına bir telefon cihazı koydur- mak istedi ve bu maksatla Kıbrıs Türk Telekomünikasyon Dairesine (bundan sonra sadece Daire olarak anılacaktır) başvurdu. Daire ile kend-isi arasında 10.3.1976 tarihinde yapılan bir "telefon abonman sözleşmesi" sonucu müstediye 52642 numaralı bir telefon cihazı takıldı. 1980-81 yıllarında müstedinin telefo- nundan yapılan konuşmalar 293,295 TL gibi oldukça kabarık bir rakam tuttu. Müteaddit- taleplere rağmen müstedi bu meblağı ödemekten kaçındığı için Daire de 4.2.1981 tarihinde müstedinin telefonunu kesti ve ona gönderdiği 11.8.1981 tarihli bir yazı ile aralarındaki telefon abonman sözleşmesinin 11. maddesine uy- gun olarak sözü edilen sözle-şmeyi feshetti. Müstedi Daireye gönderdiği 22.8.81 tarihli bir yazı ile sair şeyler meyanında talep edilen telefon tutarının çok oldu- ğunu ve tekrar tetkik edilmesini talep etti. Daire müstedinin şikayet ve istemini inceledi ve ona gönderdiği 28.8.1981 ta-rihli bir yazı ile bunları reddetti. Müstedi, Dairesinin bağlı olduğu Bakanlığa yazdığı 8.11.1981 tarihli bir yazı ile benzeri şikayetlerde bulundu. Müstedi, bu yazısına, 9.12.1981 tarihli bir yazı ile olumsuz yanıt aldı. Müstedinin sözü edilen telefon bor-cunun tahsili için Daire, konuyu, Gelir ve Vergi Dairesine havale etti.
Müstediye gönderilen 5.6.1984 tarihli bir ödeme ihbarnamesi ile müste- daaleyh 48/1977 sayılı Kamu Alacakları Tahsili Usulü Yasasının 12. maddesine istinaden zorla tahsil işlemine ba-şlamadan önce 30.6.1984 tarihine kadar bor- cunu ödemesi için müstediye ihbarda bulundu. Bu ihbara 26.6.1984 tarihli bir yazı ile yanıt veren müstedi özetle, talep edilen borcun bir kamu alacağı olmadığı için bunun tahsilatının da 48/77 sayılı Yasa altında- yapılamayacağını, talep edilen telefon borç miktarının hayli kabarık olduğunu ve bu miktarı bulacak konuşma yapmadığını iddia etti. Müstediye gönderilen 16.7.1984 tarihli bir yazı ile yaptığı iddialar müstedaaleyh tarafından reddedildi. Müstedaaleyh taraf-ından 3.8.1984 tarihinde düzenlenen ve 10.9.1984 tarihinde müstediye teb- liğ edilen bir ödeme emri ile anılan miktar 35195TL gecikme zammı eklenmek suretiyle toplam 328491TL oldu ve bu miktarın emrin tebliğinden sonra 15 gün zarfında ödenmesi veya mal bil-diriminde bulunması talep edildi. Müstedi 24.9.84 tarihinde ödeme emrine yazılı olarak itiraz etti ancak bu itiraznamesi de aynı gün müstedaaleyh tarafından reddolundu. Bunun üzerine müstedi de 9.11.1984 tarihinde bu başvuruyu dosyaladı ve kendisine tebliğ- edilen ödeme emrine yapmış olduğu itirazı reddeden müstedaaleyhin 24.9.1984 tarih ve VTL 1 sayılı kararının hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğuramayaca- ğına karar verilmesini istedi.
Ödeme emri ile müstediden talep edilen miktarın b-ir telefon borcu olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf yoktur. Müstedaaleyhin yaptığı iş ise sadece bu borcun tahsilatıdır. Dolayısıyle müstedaaleyhin borcun oluşmasında herhangi bir karar veya işlemi yoktur. Müstedaaleyh tahsilatını 48/77 sayılı Kamu- Alacaklarının Tahsili Usulü Yasası altında yapmak yönüne gitmiştir. Müstedinin de esas itibarı ile şikayeti miktar üzerinde ihtilaf konusu olmakla beraber telefon borcu olarak bir miktar borcunun mevcut olduğunu kabul etmekte ancak bu borcun sözü edilen 4-8/77 sayılı Yasa altında tahsil edilemiyeceğini çünkü borcun 48/77 sayılı Yasa altında bir kamu alacağı olmadığını iddia etmektedir. Gerçekten de müstedinin telefon borcunun -miktarı ne olursa olsun- 48/77 sayılı Yasa anla- mında bir "kamu alacağı" değil i-se haliyle bunun tahsilatının sözü edilen yasa altında yapılmasına olanak yoktur. O halde müstedinin devlete olan telefon borcunun "kamu alacağı" olup olmadığı- nın araştırılması gerekir.
48/77 sayılı Yasanın3. maddesi kamu alacağı deyiminin Yasanın 2. m-ad- desi kapsamına giren alacakları tanımladığını belirtmektedur. Yasanın 28/85 sayılı tadil yasasından önceki şekli ile 2. maddesi aynen şöyledir:
"2. Devlete, Belediyelere, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumuna, köy idarele- rine ve köy idarelerinin kurdukları -birlik ve cemiyetlere ait vergi, resim, harç, ceza, dava masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli alacaklarla kira, gecikme zammı, faiz ve taksitlerle satılan taşınır ve taşınmaz malların taksit bedelleri gibi diğer alacaklar ve bunların tatbikat gider-leri hakkında bu Yasa kuralları uygulanır.
Çeşitli Yasalarda belirtilen türlü kamu alacakları ve Kamu İktisadi Te- şebbüslerine ait kira alacaklarının tahsili de bu Yasa kurallarına bağlıdır."
Görülüyor ki yukarıda alıntısı yapılan 2. maddenın 2.- fıkrası "kamu ala- cakları" deyimine bir açıklık getirmemiştir. O halde bu deyimin öğretide ne anlama geldiğinin ve neleri içerdiğinin belirlenmesi gerekir. Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar'ın İdare Hukukunun Umumi Esasları Cilt III sayfa 1645'de "Amme Ala-caklarının Mahiyeti" başlığı altında şu görüşlere yer verilmektedir:
"Devletin ve diğer idari hükmi şahıslarının malları gibi alacakları da amme alacakları ve adi alacaklar olmak üzere iki kisma ayrılabilir. Bu şa- hısların amme hukukundan doğan ve bu huk-uk hükümlerine tabi olan alacakları amme alacakları kategorisini teşkil eder. Vergiler, resimler harçlar ve para cezaları amme alacaklarının başlıcalarıdır. Bunların menşelerı Devletin hakimiyeti, amme kudreti olmak itibarıyle bunlar menşe bakımından husus-i şahısların alacaklarıyle Devletin akit, haksız fiil, sebepsiz iktisap gibi medeni hukuk menşeinden doğan hususi alacak- larından ayrılırlar."
Keza aynı eserin 1647. sayfasında muhtelif müellifler tarafından ortaya atılan zıt görüşlere karşın aşağıdaki -tarife de yer verilmiştir. Bu tarifi aynen iktibas etmekte yarar vardır:
"Amme alacakları, amme idarelerinin vergi, resim ve harçlarla, para cezaları ve vergi cezaları, bunların zamları ve diğer karşılıklarından doğan alacaklardır": amme idarelerinin akit-ler, haksız fiiller ve haksız iktisaplardan doğan alacakları dışında kalan alacaklar amme alacakları- dır."
Kamu alacağının yukarıda belirtildiği gibi tek bir tarifi olmadığını söylemeye gerek yoktur. Yasa koyucunun herhangi bir devletin alacağını kamu a-lacağı niteliğinde görmesi ve bu hususta ifadesini yasa ile izhar etmesi olasıdır. Bunun da yapılması halinde elbette ki kamu alacağı deyiminin tefsiri daha da genişletilmiş olur. Şimdi de bir Devlet dairesi olan Telekomünikasyon Dairesi- nin vermekte oldu-ğu ve kamu hizmeti niteliğinde olan telefon hizmetlerine karşı müstedinin olduğu iddia edilen telefon borcunun bir kamu alacağı olup olmadı- ğının araştırılması gerekir. Daha ileri gitmeden önce hemen belirtmekte yarar vardır ki müstediye telefon dairesi t-arafından telefon tahsis edildiği 1976 yılında telefon dairesi ile müstedi arasında 3.3.1976 tarihinde "telefon abonman sözleş- mesi" ismi altında bir sözleşme imzalanmıştı. Bu sözleşme taraflara yani gerek Telekomünikasyon Dairesine ve gerekse müstediye b-ir takım menfaatler sağladığı gibi onlara bir takım da mükellefiyetler yüklemiştir. Örenğin bu sözleş- menin 6. maddesi telefon hesaplarının vaktinde ödenmemesi halinde dairenin telefon irtibatını kesebileceğini ve bu sebeple kesilen irtibatın tekrar bağla-nması için ödenmemiş telefon ücretleri ile birlikte ek muayyen bir ücretin abone tarafından ödenmesi zaruretini öngörmektedir. Yine Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar'ın İdare Hukukunun Umumi esasları cilt I sayfa 521'de şu görüşlere yer verilmektedir:
"Bir- kısım amme hizmetlerinden fert abonman mukavelesi denilen bir mukaveleyi imzalamak suretiyle faydalanmaya başlar. Elektrik, su, hava gazı tevzii gibi muayyen bir ferde karşı muayyen bir mevzuun ifası şeklinde görülen hizmetlerden bir mukaveleye dayanılara-k istifade edilir, bu mukavele muayyen bir mevzuu, şartları, karşılıklı hakları ve borçları ihtiva eder. Mukaveldeki şartlar ve borçların yerine getirilmemesi halinde idare de kendi vecibelerınin yani amme hizmetlerinin ifasından istinkaf eder, hatta icabı-nda mukavelenin cezai şart hükümleri tatbik olunur. Bu mukavelelerden çıkan ihtilaflar da adliye mahkemelerinde halledilir."
Aynı eserin 522. sayfasında ise spesifik olarak telefon abonmalarının Fransa Devlet Şurası tarafından akdi mahiyette olduğu kabul -edildiğine yer verilmekte-dir. O kısmı da aktarmakta yarar görürüz:
"Bu durumu nazara alan ekseri müellifler ve içtihat, faaliyetin mevzuu amme hizmeti olmakla beraber, fertle idare arasındaki durumu tamamen bir hususi hukuk akdi saymakta ve bu yüzden çık-an ihtilaflara da hususi hukuk prensiplerinin tatbikini doğru bulmaktadırlar. Fransa'da Devlet Şurası da telefon abonmanlarının akdi mahiyette olduğu neticesine var- maktadır."
Son olarak da sayfa 524'tw abonman mukavelelerinin hususi hukuk sahasına gire-n bir akit olduğu görüşüne yer verilmektedir. Binaenaleyh yukarıda söylenenlerden de anlaşılacağı gibi müstedinin Telekomünikasyon Dairesine ve dolayısıyle devlete adi bir borcu olduğuna kuşku yoktur. Bu borç 48/77 sayılı Yasa anlamında kamu alacağı niteli-ğinde olmadığına göre bunun tahsili de sözü edilen Yasanın öngördüğü şekilde olamaz. Bu durumun daha önce değinildiği gibi 28/85 sayılı tadil yasasından önceki hukuki durumu aksettirdiğini vurgula- makta yarar vardır. 28/85 sayılı tadil Yasasından sonra ve- bu Yasanın getirdiği yeni hükümlerden sonra hukuki durumun ne olduğu üzerinde bu başvuruyu ilgi- lendirmediği cihetle durmamız gerekmemektedir.
Yukarıda söylenelerden de anlaşılacağı gibi müstedinin devlete olan adi borcu için 48/77 sayılı Yasaya dayana-rak bir kamu alacağı gibi müstedaaleyh tarafından tahsil yoluna gidilmesi hatalıdır. Bu nedenle müstedaleyh tarafından yapılan tüm işlemlerin de sakat ve yoklukla malul olduğuna hükmetmek kaçı- nılmazdır.
Kanaatımızca Devlet sözü edilen alacağını sair ad-i alacaklar gibi Kaza Mahkemelerine başvurmak suretiyle elde etme yoluna gidebilir.
Sonuç olarak yukarıda söylenenlere tabi olmak koşulu ile başvuru kabul edilir ve müstediye gönderilen ödeme emrinde ifadesini bulan telefon borcunun ödenmesi gerektiği do-ğrultusundaki kararın hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğuramayacağına karar verilir.
(Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salahi) (Aziz Altay)
Yargıç - Yargıç Yargıç
24 Şubat 1986
Full & Egal Universal Law Academy