-
D.12/87 YİM 141/85
Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Oturum Yapan
Yüksek Mahkemede.
Yargıç N. Ergin Salahi huzurunda.
Anayasanın 152. maddesi hakkında.
Müstedi: Turhan- Öztürk, Balıkesir.
- ile -
Müstedaaleyh: 1. KKTC Bakanlar Kurulu vasıtası ile KKTC, Lefkoşa.
2. Kamu Hizmeti Komisyonu vasıtası ile KKTC, Lefkoşa.
- A r a s ı n d a.
Müstedi namına: Güner Çakın.
Müstedaaleyh namına: savcı Mehmet Ali Şefik.
Yasa Maddesi: 46/82 sayılı Gümrük ve Rüsumat Dairesi Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları Yasası, 26/77 sayılı Emeklilik Yasasının 9(1) maddesi ve 7/79 sayılı -Kamu Görevlileri Yasası.
İstemin Özeti: Müstedaaleyh 1'in önerisi üzerine Müstedaaleyh II tarafından alınan ve Müstediyi mecburi emekliye sevk eden kararın hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verilmesi istemi.
OLAY: -Gümrük ve Rüsumat Dairesinde müdür muavini olarak görev yapan Müstedinin, görevine devam ederken Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan bir önerge ile gümrük teşkilatına zararlı bir kişi olduğu ileri sürülerek mecburi emekliye sevki istendi. Bakanlar Kurul-u, Müstedinin mecburi emekliye sevk edilmesinin Kamu Hizmeti Komisyonuna önerilmesine karar verdi ve gereği için Komisyona iletti. Komisyon 24 saat geçmeden Müstediyi mecburi emekliye sevk etti.
Başvuru bu karardan yapılmıştır.
SONUÇ: Müstediye yö-neltilen isnatların varit olmadığı bir yana Kamu Hizmeti Komisyonu 26/77 sayılı Emeklilik Yasasının 9(1) maddesine istinaden Müstedinin emekliye sevk edilmesi işleminin gerekçeleri itibarı ile bir disiplinsizlik içermediği dikkate alındığında Müstediye söz- hakkı tanımamakla hata etmiştir. Ve her halukarda 24 saat dahi geçmeden Bakanlar Kurulu istemini onaylar vaziyette alınan kararın herhangi bir araştırma mahsulü olmadığı açıktır. Karar bu durumu ile de sakattır.
Netice olarak Müstedaaleyh 1'in öne-risi üzerine Müstedaaleyh 2'nin Müstediyi mecburi emekliye seveden kararının hükümsüz ve etkisiz oldu- ğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verilir.
____________________
H Ü K Ü M
Bu başvurudaki ortak olgular özetle şöyledir:
Müstedi 8.10.-1957 tarihinde Gümrük ve Rüsumat Dairesinde kamu görevine başlamış çeşitli gümrük hizmetlerinde bulunduktan sonra 1969-1970 yılları arasında Türk Yönetimine bağlı Çıkış İzinleri Bürosu Başkanlığı yapmış- tır. Daha sonra yine asli görevi olan Gümrük Dairesi-nde görevlendirilmiş, barış Harekatını müteakip kurulan Devlet Ercan Havaalanında 1. sınıf Gümrük memuru olarak 1.11.1976 tarihine kadar görev yapmıştır. Müstedi 1.11.1976 tarihinde Gümrük ve Rüsumat Dairesi Polis Başmüfettişliğine terfian atanmıştır. 2.11-.1977 tarihihinde ise 1178-77 sayılı bir karar ile yetkisi genişletilerek Gümrük Polislerinin tüm sorumluluğu müstediye verilmiştir. Daha sonra geçiri- len 46/82 sayılı Gümrük ve Rüsumat Dairesi Kuruluş Görev ve Çalışma Esas- ları Yasası uyarınca 24.12.198-2 tarihinde Gümrük Şube Amiri mevkiine intibak ettirilmiştir. Son olarak münhal ilan edilen Gümrük ve Rüsumat Dairesi Müdür Muavinliği (İdari) mevkiine bir çok aday arasından Kamu Hizmeti Komisyo- nunca 3.7.1984 tarihinden itibaren atanmıştır. Bu mevki dai-re Müdüründen sonra en yüksek mevkidir ve müstedi takriben bir sene bu görevde Müdür Mua- vini olarak hizmet görmüş ve Müdürün gaybubetinde ona vekalet etmiştir. Müstedi görevine devam ederken Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Emare V olarak Mahkem-eye sunulan 18 Eylül 1985 tarihli bir önerge ile müstedinin gümrük teşkilatına zararlı bir kişi olduğu ileri sürülerek mecburi emekliye sevk edilmesinin istenmesi yönünde bir Bakanlar Kurulu kararı alınması talep edilmiştir
Önergede müstedi hakkında şu g-örüşe yer verilmektedir:
"Müdür Muavini (İdari) Turhan Öztürk, Gümrük Teşkilatında Müdür- den sonra Dairenin tüm yetki ve sorumluluğunu üstlenecek olan ikinci kişidir. Müdür Muavini (İdari) mevkiine getirildiği halde kafası hala muhafız mentalitesinde olu-p üstlerine, astlarına ve vatandaşlara karşı daima kusurlu davranmakta ve bu tutumunu tüm ikazlara rağmen değiş- tirmemektedir. Bu eylemleri son zamanlarda tehlikeli boyutlara ulaşmış- tır. Bu bakımdan yarar beklenen bu kişiden ciddi şekilde zarar gelmek- -tedir."
Bakanlar Kurulu ise Emare VI olarak ibraz edilen karar ile müstedinin 26/1977 sayılı Emeklilik Yasasının mecburi emeklilikle ilgili 9(1) maddesi uya- rınca mecburi emekliye sevk edilmesinin Kamu Hizmeti Komisyonuna önerilme- sine karar vermiştir.- Bu karar Ekonomi ve Maliye Bakanlığının 19 Eylül 1985 tarihli Emare VII yazısı ile Kamu Hizmeti Komisyonuna gereği için iletilmiştir. Kamu Hizmeti Komisyonu ise aradan 24 saat geçmeden 20 Eylül 1985 tarihinde başvuru konusu olup Emare VIII olarak ibraz ed-ilen kararla müstediyi Mecburi Emekliye sevk etmiştir.
Başvuru, Kamu Hizmeti Komisyonunun bu kararına karşı yapılmıştır.
Başvurunun duruşmasında müstedi kendisi şahadet vermiş ve aynı daire- de halen Müdür Muavini olarak görev yapan Orhan Köle'yi şahit- olarak çağır- mıştır. Müstedaaleyhler tarafından ise Gümrük ve Rüsumat Dairesi Müdürü Özay Akif şahit olarak çağrılmıştır.
Müstedi şahadetinde özetle uzun yıllar Gümrük ve Rüsumat Dairesinde yapmış olduğu hizmetler ve aldığı terfilere değinerek Emare V -önergede kendi- sine yöneltilen isnatların doğru olmadığı ve dürüst ve titizlikle görevini yaptığı yönünde şahadet vererek bu konunun esasda Gümrük Dairesi Müdürünün, Müdür Muavini mevkilerine terfi etmelerini arzuladığı kişilerin terfi etmemesinden kaynak-landığını ileri sürmüştür. Ayrıca kendisine ve diğer Müdür Muavinlerine doğru dürüst bir iş bölümü çerçevesinde görevler verilmekten kaçınıldığını ve bu nedenlerle Dairede huzursuzluk bulunduğunu, bu düzensizliği ve Müdürün bazı hususlarda aksak tutumunu d-ile getiren durumu bir yazı ile Bakana ilettiğini, Maliye Bakanı Salih Coşar Beyin kendilerini ve Müdürü aratarak Dairenin daha verimli çalışabilmesi yönünde bir düzen getirmeğe çalıştığını ancak yine daire Müdürünün tutumu neticesinde tam bir düzen sağlan-madığını, ilk zamanlarda kendisine içinde çalışabileceği bir oda dahi verilmediğini ileri sürmüş ve sair benzer hususlara değinmiştir. Müstedi ayrıca kendisine yöneltilen Emare V'deki isnatlar hususunda hiçbir ikazda bulunulmadığı gibi bunların doğru olmad-ığını kanıtlamak için de bir söz hakkı tanınmadığını iddia etmiştir. Müstedi tarafından şahit olarak çağırılan ve halen Gümrük ve Rüsumat Dairesinde Müdür Muavini olarak görev yapmakta olan Orhan Köle ise, dairesindeki huzursuzluğun gerek müstedi ve gereks-e kendısı gibi Müdür Muavini durumunda olan kişilere iş veril- mekten kaçınılması ve bir nevi kendilerinin Gümrük teşkilatından dışlanmak istenmesi nedenlerinden kaynaklandığına değinerek bu iddialarını destekleyici örnekler vermiş ve müstedinin bu hususta-ki şahadetini büyük ölçüde teyid etmiştir.
Müstedaaleyh tarafında çağırılan Özay Akif ise şahadetinde özetle; müs- tedinin mizacı itibarıyle aşırı titiz bir kişi olduğunu, bunun neticesi olarak da Müdür Muavininin değil bir Gümrük muhafızının yapması ger-eken bazı işleri resen yaptığını ileri sürerek bunları aydınlatıcı bir iki olaya değinmiştir. Ayrıca, müstedinin kendisini yolsuzlukla itham edici, asılsız bir yazıyı da bakana gönderdiğine değinmiştir. Bu şahit şahadetinin hiçbir yerinde müstedinin dürüst- olmadığı, işine devam etmediği hususunda şahadet vermediği gibi müstedinin ne yönde Gümrük teşkilatına zararlı olduğunu da açıklığa kavuşturmamıştır.
Şahadete göz atıldığında müstedinin şahadeti bir çok hususlarda, halen Gümrük ve Rüsumat dairesinde Müd-ür Muavini olarak görev yapan Orhan Köle'nin şahadeti ile büyük ölçüde desteklenmektedir. Yaptığım müşahade ve değerlendirmede gerek müstedi ve gerekse müstedi şahidi olarak çağırılan Orhan Köle'nin mahkemeye, şahadetlerinde doğruyu aktardıkları kanaatına -vardım. Müstedaaleyh tarafından çağrılan Özay Akifin şahadetine gelince; Müstedinin bu şahit hakkında Maliye bakanlığına yazmış olduğu yazıdan etkilen- diğine, ayrıca bu şahidin sadece müstedi ile değil, diğer Müdür Muavinleri ile de belirli bir huzursuzlu-ğu bulunduğunu, müstedi hakkında mahkemeye bazı olay- ları abartılmış olarak anlattığını dikkate alarak bu şahidin şahadetinin en azından tarafsız olamayacağı ve abartılmış olduğu cihetle de büyük bir kıymet ifade edemeyeceği kanaatındayız. Esasen bu şahi-t dahi müstedinin dürüst bir memur olmadığını iddia etmemiştir. Müstedinin aleyhine olarak ileri sürdüğü olayları dahi tahlil ettiğimde müstedinin aşırı derecede dürüst davranmağa çalıştığı görülmektedir.
Sunulan şahadet dışındaki belgesel şahadete göz a-tıldığında Emare V önergede, müstedinin astları veya üstleri ile uyum sağlayamadığı iddia edilmek- tedir. Astları ile uyum sağlamadığına dair herhangi bir şahadet olmadığı gibi bu yönde çağrılan müstedaaleyh şahidi tarafından da ciddi bir iddia ileri sürül-me- miştir. Müstedinin üstü yani Müdürü durumunda bulunan Özay Akifle uyum sağlayıp sağlamadığı hususuna gelince müstedinin müdürü ile belirli bir huzur- suzluğu olduğu doğrudur. Ancak bu huzursuzluk sadece müstedi ile müdür ara- sında olmayıp diğer Müdür -Muavinleri ile Müdür Özay Akif arasında aynı huzursuzluğun olduğuna dair şahadet mevcuttur. Özay Akif dahi kendisi belirli bir safhada bu huzursuzluğun düzeltilebilmesi için tüm Daire Muavinleri ile kendi- sini Bakanın çağırdığını ve bu konuları düzeltmeğe- çalıştığı hususunda şahadet vererek huzursuzluğun sadece müstediden kaynaklanmadığı yönündeki müstedinin şahadetini kendi şahadeti ile dahi desteklemiş olmaktadır. Bu durumda böyle bir huzursuzluğun sorumluluğunu müstediye yüklemek haksızlık olacaktır. Em-are V önergede "Müdür Muavini (İdari) Mevkiine getirildiği halde halen muhafız mentalitesinde olup üstlerine ve astlarına daima kusurlu davranmaktadır. Tutumunu tüm ikazlara rağmen değiştirmemiş" denmektedir. Halbuki müstedi şahadetinde kendisine hiç bir i-kaz yapılmadığını ısrarla iddia etmesine rağmen müstedaaleyh tarafından çağırılan Özay Akif direkt olarak müstedinin tutumunu hedef alan herhangi bir ikaz yapıldığını dahi iddia etmemiştir. Yazılı bir ikaz yapıldığına dair belge de ibraz edilmiş değildir. -Herhalukarda görevden uzaklaştırılmasını gerektirecek derecede kusurlu olan kamu görevlisine 9/76 sayılı Kamu Görevlileri Yasasının öngördüğünü ikazlar, kınama ve benzeri işlemler yapılarak kendilerine durumunu düzeltmesi için bir fırsat verilmesi ve bunla-rın siciline işlenmesi gerekirdi. Bu gibi işlemler yapılmış olsa idi önergede iddia edildiği gibi müstedinin kusurlu veya zararlı bir eleman olup olmadığı kendiliğinden ortaya çıkacaktı. Bunların yapılmamış olması müstedinin önergedeki isnatların varit olm-adığı yönündeki şahadetini daha da kuvvetlendirmektedir. Müstedi ayrıca şahadetinde göreve terfian Müdür Muavini olarak atandığı tarihte Gümrük Genel Müdürlüğünde görevlendirilmiş olmasına rağmen kendisine iş verilmekten kaçınıldığı, çalışması için ortam h-azırlanmadığı, bir oda dahi verilmediğini iddia etmiştir. Emare XII olarak sunulan 1.2.1985 tarihli Gümrük Müdürlüğünün genelgesi ve bu genelgeye ek listeye göz atıldığında mevcut odaların tahsisi ve ne maksatla kullanıldığının dökümüne bakıldığında müsted-iye herhangi bir oda ayrılmadığı ve kendisine iş ortamı yaratılmadığı görülmektedir. Bu husus da müstedinin şahadetini desteklemektedir.
Başvurunun duruşmasında müstedi avukatı özetle, başvuru konusu ka- rara mesnet teşkil eden ve müstediye yöneltilen ön-ergedeki isnatların Kamu Hiz- meti Komisyonu tarafından müstedinin bilgisine getirilmediği ve ona söz hakkı tanınmadığı, bunların varit olmadığının da isbatlandığını ileri sürmüştür. Ayrıca konu yasa maddesi altında Bakanlar Kurulunun müstedinin zorunlu em-ekliye sevk edilmesini Kamu Hizmeti Komisyonundan istemek yetkisine sahip olduğunu teslim etmekle beraber bu hususta karar vermesi gereken merci olan Kamu Hizmeti Komisyonunun bir takdir yetkisi olduğunu ve bu Komisyonun takdir yetkisini kullanabilmesi içi-n hiç bir araştırma yapmadığını, gerekçe vermediğini de ileri sürmüştür. Bu hususta Kamu Hizmeti Komisyonu mensuplarının şahadetine başvurmamakla beraber sunulan belgelerden böyle bir araştırma yapılmasının olası olmadığını da ileri sürmüştür.
Müdafaa t-arafından bulunan savcı özetle 26/77 sayılı Emeklilik Yasa- sının 9(1) maddesi altında Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin geniş bir yetki olduğunu herhangi bir gerekçe gösterilmeden 50 yılını dolduran bir kamu görevlisinin zorunlu emekliye sevk edilmesinin- Bakanlar Kurulunca istenebilece- ğini ve Kamu Hizmeti Komisyonunun da bu kişiyi emekliye sevk etmesi gerek- tiğini, bu madde altındaki işlemlerin 7/79 sayılı Kamu Görevlileri Yasasından ayrı mütalaa edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca bu gibi işl-emlerde sebep gösterilmesi gerekmemesine rağmen belirli bir gerekçe verildiğini, kamu Hizmeti Komisyonunca bu sebeplere istinaden bir karar alındığını, idari kararlarda alınan kararın yanlış olduğunu isbat etme mükellefiyetinin karşı tarafa ait olduğunu da- ileri sürmüştür.
26/77 sayılı Emeklilik Yasasının 9(1) altındaki yetkinin kendine has özel ve oldukça geniş kapsamlı bir yetki olduğunu kabul etmekteyim. Ancak Bakan- lar Kurulu bu madde altında 50 yaşını doldurmuş bir kamu görevlisinin mecburi emekliye- sevk edilmesini Kamu Hizmeti Komisyonundan talep ederken bu hususta karar vermesi gereken organ olan Kamu Hizmeti Komisyonu bir takdir yetkisi kullanma durumunda olduğuna göre komisyonun takdir yetkisini doğru olarak kullanabilmesi için belirli bir düzeyd-e bir sebep veya gerekçe ileri sürmesi gerekmektedir kanaatindeyim. Aksi halde Kamu Hizmeti Komisyonunun takdir yetkisini kullanmasına ve neticede verilecek kararın idari yargı denetimine açık olmasına olanak bulunmayacaktır.
Önümüzdeki meselede Bakanlar- Kurulu Emare V önergedeki gerekçe- leri Kamu Hizmeti Komisyonuna 19.9.1985 tarihli Ekonomi ve Maliye Bakanlığının Emare VII yazısı ile ilettiği görülmektedir. Ancak ayni evrakın üst kısmına kayıt no 383 ve 20.9.1985 tarihli olarak şerh düşüldüğü de görülm-ekte-dir. Bu durumda bu yazıların Kamu Hizmeti Komisyonuna 20.9.1985 tarihinde iletildiği ve Kamu Hizmeti Komisyonunun da aynı gün toplanarak Emare VIII başvuru konusu karar ile müstediyi mecburi emekliye sevk ettiği görülmektedir. Bu kararda herhangi bir -gerekçe içermemekte sadece komisyona sunulan önerge ile Bakanlar Kurulu kararının tezekkür edildiğinden bahsedilmektedir. Müste- dinin mecburi emekliye sevk edilmesinden takriben 1 sen önce 8.6.1984 tarihinde müstediyi Müdür Muavini görevine terfian atarke-n Kamu Hizmeti Komisyonu Emare IV de görülen aşağıdaki görüşleri serdettikten sonra onu son görevine atamıştı.
"3 Şubat,1984 tarihinde yapılan yazılı yabancı dil (İngilizce) sınavında başarılı olan ve daha sonra yapılan sözlü yarışma sınavında diğer ad-ay- lara nazaran her bakımdan daha başarılı olan, sorulan soruları daha iyi yanıtlayan, Komisyon üzerinde daha iyi intiba bırakan, sicili olumlu olan ve diğer tüm faktörler de (kıdem, liyakat, bilgi, çalışkanlık v.s.) dikkate alınarak bu mevkii için aranan- evsafa her bakımdan sahip olan Gümrük Polis Başmüfettişi Bay Turhan Öztürk'ün 3 Temmuz,1984 tarihinden itibaren atanmasına karar verildi."
Bir sene gibi kısa bir süre önce müstedi hakkında bu denli olumlu görüş belirten Kamu Hizmeti Komisyonu, kendisine- emare VII ile iletilen Emara V önergede müstedi aleyhindeki görüşleri dikkatlice incelemesi ve bunların ne denli doğru olabileceğini bir karara bağlayabilmesi için müstediye bu meselede bir söz hakkı tanıması gerekmekte idi. Bu yapılmamıştır. Ayrıca Kamu -Hizmeti Komisyonu emare yazısı ile iletilen ve müstedinin mecburi emekliye sevk edil- mesi işlemini içeren Emare V önergeyi aldıktan sonra aradan 24 saat geçmeden Bakanlar Kurulunun Emare VI da görülen istemi doğrultusunda ve bunu onaylar şekilde hiç bir -gerekçe vermeden müstedinin mecburi emekliye sevk edilmesine karar vermiştir. Bu olgular ışığında Kamu Hizmeti Komisyonunun takdir yetkisini kullanabilmesi için herhangi bir araştırma yaptığı iddia dahi edilemeyeceği kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
Müs-tediye yöneltilen isnatların varit olmadığı bir yana Kamu Hizmeti Komisyonu esasda 26/77 sayılı Emeklilik Yasasının 9(1) maddesine istinaden müstedinin emekliye sevk edilmesi işleminin gerekçeleri itibarı ile bir disiplinsiz- lik isnadı içerdiği dikkate al-ındığında müstediye bir söz hakkı tanımamakla da hata etmiştir. Herhalukarda konunun ceryan ediş şekli ve emare yazıların Kamu Hizmeti Komisyonuna ulaşmasından sonra aradan bir gün geçmeden ve her- hangi bir araştırma yapması söz konusu edilemeyeceği kısa -bir süre içerisinde Bakanlar Kurulunun istemini onaylar vaziyette Kamu Hizmeti Komisyonunun aldığı başvuru konusu kararın herhangi bir araştırma mahsulü lmadığı açıktır. Konu karar bu durumu ile de sakattır.
Netice olarak müstedaaleyh 1'in önerisi üzerin-e müstedaaleyh 2'nin müstediyi 28.10.1985 tarihinden geçerli olmak üzere mecburi emekliye sevkeden 20.9.1985 tarih ve P.151 sayılı kararının hükümsüz ve etkisiz olduğu- na ve herhangi bir sonuç doğuramıyacağına karar verilir.
- (N. Ergin Salahi)
Yargıç
26 Mart 1987
Full & Egal Universal Law Academy