-D.18/97 YİM 143/97
Yüksek İdare Mahkemesinde
Anayasanın 152. Maddesi Hakkında.
Yargıç Gönül Erönen Huzurunda.
Davacı: Alper Tenekeci, Gazi Mağusa Belediyesi, Gazi Mağusa
-ile-
Davalı: Gazi Mağusa -Belediyesi, Gazi Mağusa
A r a s ı n d a.
Davacı namına: Avukat Ömer Adal
Davalı namına: Avukat Hakkı Önen.
-------------------
ARA KARAR
Gönül Erönen: Davacı Müstedi, 22.9.1997 tarihinde dosyaladığı bir başvuruyla Davalı- tarafından alınan ve 8.9.1997 tarih ve GMB/210-03 (772) sayılı yazı ile ilgililere duyurulan ve Gazi Mağusa Belediyesinde Su İşleri Sorumlusu olarak çalışan Ali Özad'ın 8.9.1997 tarihinden itibaren Belediye Müdürlüğü görevine vekaleten atandığını bildiren- kararın tamamen hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğuramayacağına dair Mahkemenin karar vermesini talep etmiştir.
Dava ile aynı gün dosyalanan tek taraflı ara emri istidası ile Davacı Müstedi, Davalı Belediye Başkanı tarafından alın-an
ve Ali Özad isimli şahsı 8.9.1997 tarihinden itibaren Belediye Müdürlüğü görevine vekaleten atayan 8.9.1997 tarihli kararın uygulamasının ve/veya yürütülmesinin durdurulmasını ve Davalının, Davacının Belediye Müdürlüğü görevini vekaleten yürütme yet-kilerine müdahale etmekten ve/veya Müstedinin bu yetkileri kullanmasını engellemekten men edilmesini öngören geçici bir ara emri talep etmiştir.
23.9.1997 tarihinde bu ara emri istidasını değerlendiren Mahkeme, ilk nazarda ara emri verilmesinin uygun ol-acağı görüşü ile istidanın A ve B paragrafı gereğince emir vermiştir. Verilen emir 3.10.1997 tarihine kadar Mahkeme başka türlü emretmedikçe geçerli olacaktı. İstida returnable olarak 3.10.1997 tarihine tayin edilmişti. İlgili emrin ve istidanın birer sure-tinin Davalı Müstedaaleyhe tebliğ edilmesi üzerine 25.9.1997 tarihinde itirazname ve buna ilişkin yemin varakası dosyaladı. Dosyalanan itirazname ve yemin varakası Mahkeme tarafından aynı gün incelendikten sonra Mahkeme istidanın bir an önce dinlenebilmesi- için istidayı returnable olarak 30.9.1997 tarihine almayı uygun bulmuştur. 23.9.1997 tarihinde verilen ara emrinin bu tarihe kadar geçerli olması hususunda emir vermiştir.
Tarafların gıyabında verilmiş olan bu emir Mahkeme Mukayyitliği tarafından ilgili- taraflara bildirilmiştir. 30.9.1997 tarihinde ara emri istidasının duruşması yapılmıştır. Ara emri maksatları açısından Mahkeme huzurundaki olgular özetle şöyledir:
Davacı, Şubat 1967 tarihinden beri Gazi Mağusa Belediyesinde çalışmaktadır. Davacı bir m-üddet kitabet, tahsildarlık işleri yaptıktan sonra takriben 1975 tarihinden
itibaren Veznedar Vergi Memuru ve bu sıfatla Giderler Bölümü
Sorumlusu olmuştur. Takriben 15.10.1979 tarihinde Veznedar Giderler Sorumlusu olarak intibak işlerine tabi tutulmuşt-ur.
31.10.1984 tarihli tüzüğe göre Davacı 2.Derece Mali İşler Sorumlusu mevkiine intibak ettirildi. Davacının hizmet sınıfı Mali İşler Sorumlusu hizmet sınıfıdır. Yetki ve görevleri arasında Müdür veya İdare Amirinin gaybubeti halinde bu mevkiilere vekal-et etmek de vardı.
Belediye Müdürünün vefat etmesi ve bu makamın boşalması üzerine Davalı Belediye, 8.9.1997 tarihinde Belediyede Su İşleri Sorumlusu olarak çalışmakta olan İlgili Şahıs Ali Özad'ı vekaleten Belediye Müdürü görevine atamıştır.
Davacının -iddiasına göre, Davalı veya Belediye Başkanının böyle bir atama yapmaya yetkisi yoktur. 31.10.1984 tarih ve A.E 514 sayılı Belediyeler Kamu Görevlileri Tüzüğüne bilhassa bahsedilen Tüzüğün 66. maddesine dayanarak Belediyelerde Müdür veya İdare Amiri ve Bi-rim Sorumlusu kadrolarına vekalet görevleri 3 aydan fazla sürerse vekalet aylığı verilmek suretiyle bir başka Belediye görevlisi vekil olarak atanabilir.
Mahkeme huzurundaki meselede böyle bir durum yoktur ve Belediye Müdürü görevini yasal görevleri gereği- otomatik olarak vekalet etmekle yükümlüdür. Davalı Müstedaaleyh, aldığı karar ile bu haklarını gayri yasal bir şekilde engellemektedir.
Yine Davacının iddiasına göre ara emrinin kesinleşmemesi halinde, gayri yasal durumun devam edeceği ve bu göreve geti-rilmesinin ve bu görevden emekli olmasının imkansız olacağı ve bu surette telafisi imkansız zarar ziyana uğrayacaktır.
Davalı Müstedaaleyh, 66. maddeyi farklı yorumlamaktadır ve yapmış olduğu atamanın ilgili Tüzüğün 66. maddesine uygun
yapıldığını, bu -Tüzüğün "Müdür ve İdare Amirinin gaybubeti
halinde" İkince Derece Mali İşler Sorumlusu mevkiinde bulunan kişinin ona vekalet edebileceği belirtilmiş olmasına rağmen aynı Tüzük maddesinde kadronun açık olması halinde konu Tüzükte öngörülen şartlara uygun o-lma koşulu Belediye Başkanının vekaleten görevlendirme yapabileceğini belirtmektedir. Dolayısıyle konu Tüzük, Müstedinin kadrosu itibarı ile sadece konu mevkiye Belediye Başkanı tarafından vekaleten atama yapılıncaya kadar Belediyenin işlerinin aksamaması -konu görevi vekaleten yürüteceğini belirtmektedir. Ancak Belediye Başkanı konu göreve, mevzuata uygun bir şekilde vekaleten atama yaptığına göre Müstedinin zarar ve ziyana uğratılmış meşru bir menfaatı yoktur. Aynı şekilde, yaptığı işlem de gayri yasal değ-ildir. Davacı Müstedi görevini 3 ay süreyle yürütmüş olması halinde vekalet ettiği mevkiinin maaşını alması gerekmekte idi.
Ancak Davacı konu göreve tüzük gereği bir kaç gün gibi kısa bir süre vekalet etmiştir ve Belediye Başkanı 8.9.1997 tarihinde Murat Ö-zad isimli Belediye görevlisini Tüzüğe uygun olarak atamıştır.
Taraf avukatları istidanın duruşması sırasında Mahkemeye yukarıda değinilen hususlarda şahadet çağırmayıp sadece hitap etmekle yetindiler.
Müstedi, konu ile bağlantılı gördüğü Başsavcının -25.3.1994 tarihli yazısı olan Tanıtma "A"'yı emare 1 olarak itiraz olmaksızın Mahkemeye ibraz etmiştir.
Davalı Müstedaaleyh avukatı ise hitabı sırasında
Müstedinin mevcut yasal mevzuatı çok iyi bilmiş olmasına rağmen hukuki konulara bağlı hususlarda Mah-kemeye yanlış,
yanıltıcı veya noksan bilgi vererek konu ara emrini aldığını ileri sürmektedir, ve itiraznameye ilişkin yemin varakasının 3.
paragrafında bu konulara değindiğini belirtmiştir. Davalı Müstedaaleyhi temsil eden Avukat devamla, Müstedinin- başvurusunda başarılı olması halinde parasal yönden telafi edilebileceğini telafisi imkansız zarar ziyana uğramadığını ve bu nedenle geçici ara emrinin iptal edilmesini talep etmiştir.
Olgusal verilerden fazla hukuksal verilere dayanan ara emri istidası-nda taraflar 31.10.1984 tarihli ve Amme Enstrümanı 514 sayılı Belediye Kamu Görevlileri Tüzüğünün 66. maddesine ağırlık verdiler.
İstida, itirazname, bunlara ilşkin yemin varakaları, emare 1 ve taraf avukatlarının hukuki durum ile ilgili belirtmiş oldukla-rı hususlar Mahkeme tarafından değerlendirilmiştir. Bu istida maksatları bakımından ara emirlerinin verilip verilmemesine ilişkin yasal ve hukuki prensipler bu ara emri istidasında karar verirken göz önünde bulundurulmuştur.
Mahkeme bu istidada karar v-erirken meselenin esasını karara bağlama niyetinde değildir. Bu itibarla olgulara fazla değinmeyi uygun görmemekteyim. Zaten olgusal hususlarda taraflar arasında fazla ihtilaf yoktur.
Taraflar arasındaki esas ihtilaf Belediye Başkanının hangi aşamada başk-a şahsı vekaleten göreve getirebileceğidir. Bu hususta karara varılması Yasanın ve Tüzüğün yorumlanmasına
bağlıdır. Yapılacak olan bu yorumunda ara emri istidası safhasında değil davanın esasının dinlenmesi sırasında yapılması gerekmektedir.
Ara emirler-iyle ilgili hukuki prensipler Müstedaaleyhler tarafından ileri sürülen hususlar ve aşağıda belirteceğim gerekçeler ışığında tek taraflı olarak verdiğim ara emrin yürürlükten kaldırılarak iptal edilmesi gerektiği görüşüne varmış bulunmaktayım. Ara emrinin y-ürürlükte kalması için geçerli sebep görmemekteyim. Bu görüşlerime ek olarak şu hususlara da değinmeyi uygun görmekteyim.
Davacının esas davadaki taleplerine bakıldığı zaman ara emrinin kesinleşmesi halinde bir anlamda, meselenin kökünden halledilmiş olma-sı anlamına gelecektir. Bu da ara emri verme maksatları açısından bu meselede yanlış bir hareket olacağı görüşünde olduğumdan bundan dolayı ara emrinin iptal edilmesi gerekir.
Belediye Başkanının 66. madde tahtında kullandığı yetki huzurumdaki hitaplarda-n ve hukuksal verilerden de anlaşılacağı gibi tartışmaya açık olan bir husustur. İlgili maddeler değişik şekillerde Müstedi lehine veya aleyhine yorumlanabilir. Müstedaaleyhin Yasaya aykırı bir davranış içinde olduğu veya karar verdiği tartışmaya yol açmay-acak şekilde net olduğu kesinlikle söylenemez. Nerede kaldı ki Yasa veya Tüzüğe aykırı hareket edip etmediği davanın esası sırasında karar verilecek bir husustur. Bu görüşlerim neticesinde de verilen geçici ara emrinin yürürlükte kalmaması gerektiği inancı-ndayım.
Ara emri istidasında karara varırken Yasaya veya Tüzüğe kesin ve açık seçik bir aykırılık söz konusu olduğu hallerde telafisi imkansız zarar ziyanın var olup olmadığı aranmayabilir. Ancak huzurumdaki meselede böyle bir durum yoktur. Keza Müstedi-nin esas davasında
başarılı olması halinde parasal tazminat ile muhtemel bir zararın tazmin edilebileceği hususu dikkate alındığında telafisi imkansız zarar ziyanın varlığından söz edilemeyeceği görüşündeyim. Bu nedenle ara emrinin dava neticesine değin -kesinleşmemesi halinde Müstedinin telafisi imkansız zarar ziyana uğrayabileceğine, geriye dönüşün imkansızlaşacağına veya zor olacağına ilişkin iddialarına itibar etmemeyi uygun görmekteyim.
Verilen ara emrinin dava sonuna değin kesinleşmesi halin-de, Müstediye nazaran Müstedaaleyhin daha fazla zarara uğrayacağı, Belediye işlerinin yürütülemeyeceği hatta tümünün de tıkanabileceği hususları ara emrinin kesinleşmemesi görüşüne ayrıca varmama neden olmuştur.
Tüm bu hususları ve ara emri ile diğer pr-ensipleri de dikkate aldığımda adaletin tecellisi açısından 23.9.1997 tarihinde verilmiş olan ara emrinin iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim. Neticede 23.9.1997 tarihinde tek taraflı olarak verilmiş olan ara emri iptal edilir. -
İşbu istida masraflarını Müstedi, Müstedaaleyhe ödeyecektir.
Gönül Erönen
Yargıç
30 Eylül 1997
30.9.1997 YİM: 143/97
- Hazır eskisi gibi
Av. Ömer Adal: Muhterem Mahkemenin vermiş olduğu karara saygımız sonsuz olmakla birlikte hem fikir değiliz. Verilmiş olan bu karar aleyhine istinafa götürmeyi düşünüyoruz. Bu nedenle istinaf dosyalayabilmemiz ve İstinaf Mahkemesin-de görüşülmesine ve bir karar verilmesine olanak sağlamak için mevcut Ara Emrinin makul bir süre için uzatılmasını rica ederim. Uygun görülmesi halinde kısa sürede istinafımızı dosyalayacağız.
Av. Hakkı Önen: Bu Ara Emrinin uzatılmasına itirazımız vardır.- Bu bir bakımdan kapıdan girip de elde edemediği bir kararı pençereden girmek suretiyle elde etmeyi sağlamaktır. Bu kararın iptal edilmesini talep ederim.
Mahkeme: Biraz önce okumuş olduğum kararda 23.9.1997 tarihinde tek taraflı olarak vermiş olduğum geç-ici Ara emrini dava sonuna kadar kesinleşmemesi gerektiği görüşü ile, yürürlükten kaldırılarak iptal etmiş bulunmaktayım. Bu kararda, neticeye varırken belirtmiş olduğum husus ve görüşler, biraz önce Müstedi Avukatının yapmış olduğu beyan karşısında da geç-erliliğini korumaktadır. Ara emri istidası kararında belirtmiş olduğum hususları halen benimsemiş bulunmaktayım ve Müstedi avukatının yapmış olduğu bu müracaat karşısında aynen tekrarlanmış addediyorum. Burada tekrarlanmış addettiğim görüşlere ilaveten de -şu hususa değinmeyi ayriyeten uygun
görmekteyim. Yargısal prosedür ve işlemler, istinaf dosyalanacağı cihetle, durmamaktadır. Aynen sürdürülmektedir. Müstedi istinaf dosyalamakta serbesttir. Ancak huzurumdaki dava konusu olgular, istinaf dosyalanacağı cih-etle 23.9.97 tarihinde vermiş olduğum tek taraflı ara emrini uzatmam için herhangi bir neden içermemektedir.
Tüm yukarıda belirttiğim hususlar çerçevesinde davacı müstedi istinaf dosyalayabilmesi ve istinaf Mahkemesinde görüşülmesine ve- karar verilmesine değin 23.9.1997 de vermiş olduğum Ara Emrinin uzatılmasına ilişkin yapmış olduğu müracaatı kabul etmeme olanak yoktur. Müstedi Avukatının yapmış olduğu bu talep reddedilir.
Gönül Erönen
-Yargıç
8
Full & Egal Universal Law Academy