-D.24/97YİM 155/97
Yüksek İdare Mahkemesinde
Anayasanın 152. Maddesi Hakkında.
Yargıç Gönül Erönen Huzurunda.
Davacı: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Hür işçi Sendikaları Federasyonu (Hür-İş), 21, Okullar Yolu Kızılay, Lefkoşa
-ile-
Davalı:- Çalışma ve İskân Bakanlığı vasıtasıyle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Lefkoşa
A r a s ı n d a.
Davacı namına: Avukat Mustafa Asena
Davalı namına: Başsavcı Yardımcı Muavini Mustafa Arıkan
İlgili Şahıs namına: Avukat Boysan Boyra.
ARA KARAR
Gönü-l Erönen: Davacı/Müstedi, 14.10.1997 tarihinde Mahkemeye dosyaladığı tek taraflı ara emri istidasında Sosyal Sigortalar İdare Meclisi ve İhtiyat Sandığı Yönetim Kuruluna herhangi bir işçi temsilcisinin atanmasının ve/veya onaylanmasının ve/veya Yönetim Kur-ulu Toplantılarına katılmasının men edilmesi hususunda talepte bulunmuştur.
Mahkeme, istidanın Müstedaaleyhe ve İlgili Kişi Kıbrıs Türk İşçi Sendika Federasyonuna (Türk-Sen) tebliğ edilmesini emretti. Müstedaaleyh, ara emri istidasına itiraz dosyalamamışt-ır. İlgili Şahıs ise ara emri verilmesine itiraz etmiştir.
Ara emrin duruşmasına gitmeden önce İlgili Şahıs avukatı, lâyihalarda yer almayan ancak Davacının davasının tamamlanmamış ve icrai nitelik taşımayan idari bir karara dayandığı cihetle dava açma h-akkı olup olmadığına ilişkin hukuki konu ile ilgili, Mahkemeye ön itirazda bulunmak istedi. Karşı tarafın itiraz etmesi üzerine Mahkeme, konuyu istidanın karar safhasında esası ile birlikte ele alıp değerlendirmeyi uygun bulmuştur. Bunun üzerine ara emri i-stidasının duruşmasına gidilmiştir.
Ara emri istidasına ilişkin olgular sunulmuş olan şahadet çerçevesinde kısaca şöyledir:
Davacı, KKTC Hür İşçi Sendikaları Federasyonu (Hür-İş) 13/71 sayılı Sendikalar Yasası altında kurulmuş bir işçi federasyonudur.
-16/76 sayılı Kıbrıs Türk Sosyal Sigortalar Yasasının 141(3) maddesine göre Sosyal Sigortalar İdare Meclisi "En çok Sigortalı üyesi bulunan en üst işçi mesleki teşekkülünün üyesi olan 3 temsilci" ile oluşmaktadır.
34/93 sayılı İhtiyat Sandığı Yasasının 12(-3)(A)(e) maddesi İhtiyat Sandığı Yönetim Kurulunun oluşumunda "en çok üyeye sahip işçi kuruluşunun" 2 temsilcisinin yer alacağını belirtmektedir.
Davacı Müstediye göre en çok Sosyal Sigortalar üyesi bulunan işçi teşekkülü Davacıdır ve Sosyal Sigortalar -İdare Meclisinde temsil edilmek ve/veya temsilci gönderme hakkına haizdir. Keza en çok İhtiyat Sandığı üyesine sahip işçi kuruluşu yine Davacı olup İhtiyat Sandığı Yönetim Kurulunda temsil edilme ve/veya temsilci gönderme hakkına haizdir.
Kayıtlı bir sen-dika olan İlgili Şahıs (Türk-Sen) ise, Sosyal Sigortalar İdare Meclisinde ve İhtiyat Sandığı Yönetim Kurulunda temsil edilmek veya temsilci gönderme hakkına kendisinin sahip olduğunu ileri sürmektedir.
İlgili Şahsa bağlı Yön-Sen Yönetim Kurulu, 15.5.1989 -tarihli toplantıda "devlet hizmetlerinde bulunanlara işveren tarafından uygulanan ağır baskılar" nedeniyle üye aidatlarının ödenmemesini Yön-Sen sendika tüzüğünün 22(a) maddesine dayanarak 'meşru mazeret' saydıktan sonra, 'baskılar kalkıncaya kadar aidat ö-dememelerine' ilişkin karar almıştır.
Sendikalar Mukayyidi, en fazla üyeye sahip işçi kuruluşunu tesbit edip rapor hazırlamak için Davacı ile İlgili Şahıstan ve onlara bağlı sendikaların mali raporlarını ve üye fişlerini talep ederek, iki yönlü araştırma- yapmıştır. Bu konuya ilişkin olgular özetle şöyle cereyan etmiştir:-
24.8.1996 tarihinde yapılan ve Sendikalar Mukayyidi tarafından onaylanmış olan Genel Kurul sonucunda ilgili Sendika Mukayyidi sendikalardan Sosyal Sigortalar primi yatıran en çok üyeye -sahip işçi kuruluşunun ve İhtiyat Sandığında en çok üyeye sahip işçi kuruluşunun tesbiti için sendika üyelik fişlerini yazılı olarak istemiştir.
22.8.1997'de Davacı Müstedi üyelik fişlerini Sendikalar Mukayyidine getirdi. İlgili Şahıs da üyelik fişleri-ni Bakanlık Müdürü olan Tözün Tunalı'ya teslim etmiştir. Bakanlık Müdürü, teslim edilen üyelik fişlerini Sendikalar Mukayyidine vermiştir.
Sendika Mukayyidi, Müstedi ile İlgili Şahsın ve bunlara bağlı sendikaların üye sayısı ve dağılımının tesbitini daha- esaslı yapabilmek için sendikalardan mali raporlar almıştır. İlgili Şahıs sendikasına bağlı Yön-Sen sendikası mali rapor göndermemiştir.
Sendikalar Mukayyidi, gerek üyelik fişleri gerekse mali raporlardan çıkan rakamlara dahil edilebilen veya edilemeyen -üyeleri sayarak yaptığı çalışma sonunda, Davacı Müstedinin işçi üye sayısının daha yüksek olduğunu tesbit etmiştir. Varmış olduğu sonuçları ilgili Bakanlığa bildirmiştir.
En fazla üyeye sahip olan sendikanın Davacı olduğu hususunda Sendika Mukkayidi tara-fından rapor sunulmasına rağmen, Davalı Çalışma ve İskan Bakanlığı,en çok işçi üyesine sahip olan kuruluşun İlgili Şahıs olduğu noktasından hareketle, İlgili Şahsı sendikalara ilişkin yasalar tahtında "yetkili kılma" kararını almıştır. Davalı bu kararında-, Sosyal Sigortalar Dairesi İdare Meclisi ile İhtiyat Sandığı Yönetim Kurulunda temsil edilme veya temsilci gönderme hakkını İlgili Şahsa verdiğini de açıklamıştır.
Davacı Müstedi esas davasında, Davalının İlgili Şahsı 'yetkili kılan' ve bunun neticesin-de temsiliyet hakkını İlgili Şahsa veren kararının, hatalı olduğunu ileri sürmektedir.
İlgili Şahıs avukatı Mahkemeye ara emrinin verilmemesi konusunda yaptığı hitapta, özetle, YİM 199/80 sayılı karara atıfta bulunarak, ara emri istidasına konu olan kara-rın idari ve icra edilebilecek bir karar olmadığı, keza tamamlanmamış bir karar olduğu cihetle Davacının meşru menfaatı olmadığı,keza haklı ve ciddi bir dava sebebi bahşetmediğinden ara emri verilemiyeceği gibi, davanın iptalini ön itiraz ile talep etmişt-ir.
Müstedi avukatı bu talebe cevaben özetle, alınmış olan yetkili kılma kararının herhangi bir onaya bağlı olmadığını, Müstedinin temsil edilebilme haklarını etkilediği için idari ve tamamlanmış bir karar olduğunu, ara emrinin verilmesine hakkı olduğu-nu belirtmiştir.
Bu konuda Müstedaaleyhi temsilen Başsavcı Yardımcı Muavini, Müstedi avukatının beyan ettiği hususları teyit edercesine kısaca şöyle konuştu: Sendikalar Mukayyidinin gerek mali raporlar gerekse üye fişleriyle ilgili yaptığı tesbit netices-inde ve Savcılığın yapmış olduğu araştırmada, Davacının üye sayısının daha fazla olduğu hususunda tatmin olduklarını, Sendikalar Mukayyidi tarafından yapılan tesbiti doğru kabul ettiklerini, şahadet ışığında yapılan tesbitin ilk nazarda hatalı olmadığını -gösterdiğini, YİM 199/80 sayılı kararın bu meseleye uygulanabilen bir karar olmadığını, alınan kararın hem idari hem de icrai karar olduğunu ve onaya tabii olmadığını, bu nedenle Davacının ara emri maksatları bakımından yeterli, haklı ve ciddi dava sebebi -olduğu görüşünden hareketle ara emrinin verilmesine itirazları olmadığını beyan etmiştir. Davalıyı temsil eden Başsavcı Yardımcı Muavini devamla, Sendika Mukayyidinin mali raporlara göre ilk nazarda, İlgili Şahsa bağlı sendika üyelerinin toplam 2978, Davac-ıya bağlı sendika üyelerinin toplam 3790, üye fişlerinden yaptığı tesbitte ise ilk nazarda Davacıya bağlı sendika üyelerinin toplam 3292, İlgili Şahsa bağlı sendika üyelerinin toplam sayısının ise 2143 olduğu hususunda tatmin olduklarını belirtmiştir.
İlg-ili Şahıs avukatının ileri sürdüğü gibi huzurumda tamamlanmamış bir karar var mı ? Davaya ve istidaya konu olan yasa maddeleri, Sosyal Sigortalar İdare Meclisi ve İhtiyat Sandığı Yönetim Kurulunun oluşumunda en çok üyeye sahip işçi kuruluşunun temsilcileri-nin yer aldığını belirtir.
"En çok üyeye sahip" işçi kuruluşunu tesbit etmek yasalar tahtında Davalıya verilmiştir. Davalı en çok üyeye sahip işçi kuruluşunu tesbit ettikten sonra, en çok üyesi bulunan işçi kuruluşunu, Sosyal Sigortalar İdare Meclisi ve İ-htiyat Sandığı Yönetim Kuruluna temsilci göndermek için yetkili kılmaktadır. En çok üyeye sahip işçi kuruluşunu tesbit eden "yetkili kılma" kararının yürürlüğe girmesi herhangi bir onay veya işleme tabii değildir. Davalı, Davacı ile İlgili Şahıs arasında b-ir seçim ve tesbit yapmıştır. Davacı ile İlgili Şahsın hukuki statülerinde değişiklik yaratmıştır.
Dolayısıyle ilk nazarda kesinleşmiş ve Davacının bu konudaki hukuki menfaatlerini etkileyen ve icra edilmiş olan bir karar vardır.
Şeref Gözübüyük Yönets-el Yargı sayfa 105'de konu ile ilgili şöyle denmektedir:-
" para 164-Birden çok iradelerin bir araya gelmesini gerektiren 'karma işlemler'in tamamlanması sonucu iradenin eklenmesi ile sağlanır. Kural olarak, bir işlem tamamlanmadan iptal davasına konu olam-az. Eğer bir yönetsel işlem,zincirleme işlemlerden oluşuyorsa ve her bir zincir işlem de tek başına yönetsel işlem niteliğine sahip ise ve kişinin hukukunu etkiliyorsa, iptal davasına konu olabilir".
Bu konuda Zaim Necatigil "Cyprus Administrative Law" 1.- baskı (1970) sayfa 118'de şöyle deniyor:-
" In the Kolocassides case(1965 6JSC p674) Triyantafyllides,J., delivering judgment in the first instance,said at page 677:
'An administrative act(and decision also) is only amendable within the competence ,such a-s of this Court under Article 146,if it is executory; in other words it must be an act by means of which the 'will' of the administrative organ concerned has been made known in a given matter,an act which is aimed at producing a legal situation concerning -the citizen affected and which entails its execution by administrative means......"
Prof.Forsthoff'un "The Administrative Act"- adlı eserinin 11. sayfasında şöyle denmektedir:-
"The administrative act includes all unilateral, authoritative acts of an authority of public administration, which have direct legal effect, with the exception of legisative and judicial acts."
Bu hususu- Sayın Zaim Necatigil Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde Anayasa ve Yönetim Hukuku adlı kitabının
83. ncü sayfasında şöyle ifade etmektedir:-
"Burada söz konusu olan hukuksal etkidir. Kararın etkili olması, ilgilinin hukuksal durumunda değişiklik yapması, b-aşka bir deyişle ilgiliyi hukuk yönünden etkilemesidir. Bu güce sahip olmayan yönetsel kararlar iptal davasına konu yapılamazlar. Yönetsel kararın bu özelliğini belirtmek için 'icrai karar' ('executory') deyiminin kullanıldığı görülmektedir. 'İcrai karar' -deyimi ile, 'menfaatları ihlal eden kararlar' anlatılmak istenmektedir..."
Bu prensipleri de göz önünde bulundurduğumda ilk nazarda Davacı/Müstedinin en çok işçi üyeye sahip kuruluş statüsünde olmasına ilişkin meşru bir menfaati alınan karar yüzünden olu-msuz yönde ve doğrudan doğruya etkilendiği görüşündeyim.
Nitekim bu hususlar davanın duruşması sırasında daha esaslı biçimde incelenecektir. Ara emri maksatları açısından ilk nazarda Davacının KKTC Anayasanının 152. maddesi kapsamına giren meşru menfaatı -olduğu noktasından hareketle İlgili Şahsın yapmış olduğu ön itirazı reddederim.
Davacı/Müstedinin ara emrinin verilmesi için ilk nazarda ciddi ve haklı olduğuna dair belirtilerin de var olduğu görülmektedir, örneğin: 51 adet üye fişlerinden oluşan emare -1'de, vefat etmiş, üye oluş tarihleri belli olmayan ve çok yaşlı, işçi statüsüne girip girmediği belli olmayan kişiler de bulunmaktadır.
-
Sendika Mukayyidi sendikaların ilgili yasa ve kurallara uygun bir şekilde hareket etmelerini sağlamakla yükümlüdür. Genelde onayı ve haberi olmadan 13/71 sayılı Sendikalar Yasasının kuralları tahtında bağlayıcı işlem yapılamaz. Nitekim sendikalar, Sendi-ka Mukayyidinin direktif, talimat ve kararlarına uymak zorundadırlar. Bu itibarla Yön-Sen'den talep edilen mali raporun gönderilmemesinden dolayı Yön-Sen üyelerinin yapılan hesaba dahil edilmelerine imkan bulunmadığı gibi, Sendikalar Mukayyidi tarafından h-esaba dahil edilmemeleri, ilk nazarda uygun ve mantıklı bir işlem olarak görülmektedir .
Tüm bu hususlar ışığında ilk nazarda,Sendika Mukayyidinin gerek mali rapor gerekse üyelik fişlerinden tesbit ettiği rakamlar hakkında belirtmiş olduğu hususların doğ-ru olabileceği görüşündeyim.
-
Ara emri verilmemesi halinde, dava Davacı lehine sonuçlansa bile, telafisi imkansız zarar ziyan olacağı veya geriye dönüşün imkansız veya zorlaşacağı ile ilgili hususlara gelince:-
Bu meselede ara emri verip vermemeyi tezekkür ederken Birleştirilmiş Y-İM İstinaf 3/94 ve 4/94 (D. 2/95) sayılı kararda zarar ziyan ile ilgili serdedilen görüşleri de dikkate aldığımda şu soru akla gelmektedir:- Ara emri verip vermemeyi incelerken 'eski duruma dönüş' ne zaman 'çok zorlaşır' hale gelir ?
Yargıtay/Hukuk 8/97 -(D.1/97) sayfa 7'de şöyle denmektedir:-
"Bu durumda (b) şartı yani ara emri verilmezse telafisi imkansız bir zararın doğacağı veya eski duruma dönüşün çok zorlaşacağı şartı üzerinde durmamız gerekmektedir. Şüphe yok ki bu şartı ara emirlerine ilişkin genel- şart, yani adil ve uygun bir halin bulunup bulunmadığı şartı ile birlikte değerlendirmeliyiz. Bir ara emrin amacı duruşma süresince statükoyu korumak ve diğer bir ifade ile duruşma bittiğinde verilecek kararın bir anlam ifade etmesini sağlamaktır. Mahkeme-nin davayı dinleyip gerekçeli kararını verinceye kadar tarafların en az zarar görecekleri koşullarda statükoyu korumaya gayret etmesi gerekir.
David Bean Injunction 4. baskı, 24. sayfasında ise şu görüşler yer alıyor.
-"The decision of the court, whether in favour of or against an injunction, will inevitably involve some disadvantage to one or the other side which damages cannot compensate. The extent of this "uncompensatable disadvantage" either way is a significant fac-tor in determining the decisive question."
-
Halsbury's Laws of England, 3 Edition, vol. 21 Par 766'da şöyle denmektedir.
"The Court, in determining whether an interlocutory injunction should be granted, takes into consideration the balance of convenience to the parties and the nature of the injury- which the defendant, on the one hand, would suffer if the injunction was granted and he should ultimately turn out to be right, and that which the plaintiff on the other hand, might sustain if the injunction was refused and he should ultimately turn out t-o be right. The burden of proof that the inconvenience which the plaintiff will suffer by the refusal of the injunction is great-er than that which the defendant will suffer, if it is granted, lies on the plaintiff."
(Bak. Birleştirilmiş Yargıtay/Hukuk: 14/88 ve 15/88 (D.16/89)
Huzurumdaki meseleye bu belirtilen prensipleri uyguladığım zaman dava sonuna kadar ara emrinin verilmeme-si halinde taraflar arasındaki "statu quo"yu şimdiki hali ile muhafaza etmek mümkün olmayacaktır.
Yetkili kılınmış olan İlgili Şahsın Davalıya temsilci önermesi sonucunda Bakanlar Kurulunun alması muhtemel karar gündeme gelecektir. Önerilen temsilcileri-n Bakanlar Kurulunda tasvip görmeleri halinde başka idari bir karar üretilecektir. Üretilen yeni idari karar çerçevesinde onay gören temsilciler, sendikalarla ilgili çeşitli kararlara iştirak edecekler. Bunlar neticesinde bir çok icraatlarda bulunulacaktır-.
Tüm bu hususların, en azından ilk nazarda meşru menfaatı ve haklı ve ciddi dava sebebi görülen Davacı lehine ara emri verilmesini gerektirdiği inancındayım. Dava sonuna kadar ara emri verilmesi İlgili Şahsa bir zarar vermeyecektir. Ara emri verilmemesi -halinde ise Davacı davasının isbatında zorlanacağı gibi ileride davasında başarılı olması halinde ise yukarıda değinildiği gibi temsilcilerin atanması ve göreve başlamalarıyla çeşitli kararlar üretilebilir. Tüm bu kararlar Yüksek İdare Mahkemesine konu ola-bilecek bir çok davalara neden olabilecektir. Bu durumlara girilmesi tarafların içinde bulundukları şimdiki 'statü quo'ya geri dönmelerini zorlaştıracaktır. Şimdiki zaman diliminde ara emrinin verilmemesi halinde doğacak neticelerin daha büyük ve ciddi sor-unlar ve de sıkıntılara neden olabileceği inancındayım.
Meselenin kökünden halledilmek istenmesi halinde en doğru yaklaşım, Davalının yetkili kılma, temsil edilme ve temsilci gönderme hakkının hangi sendikaya verilmesi gerektiğine ilişkin almış olduğu ka-rarın en kısa zamanda tekrar gözden geçirilerek, yeni bir değerlendirmeye tabi tutmak olacaktır.
Tüm yukarıdakiler neticesinde istida mucibince emir verilmesinin uygun ve adil olacağı görüşündeyim.
Netice itibarıyle Davacı/Müstedi ara emri istidasında b-aşarılı olmuştur.
Yukarıdaki nedenlerle, dava sonuna değin, Sosyal Sigortalar İdare Meclisine ve İhtiyat Sandığı Yönetim Kuruluna herhangi bir işçi temsilcisinin önerilmesi, atanması, onaylanması ve/veya Sosyal Sigortalar İdare Meclisinde ve İhtiyat San-dığı Yönetim Kurulunda görev alması men edilir.
Bu meseleye özgü olguları göz önünde tuttuğumda işbu istida masraflarının esas davanın neticesini takip etmesini uygun görmekteyim.
Gönül Erönen
Yargıç
4 Kasım 1997
-
-
-
-9-
-
Full & Egal Universal Law Academy