-D.48/89 YİM 182/88
Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Oturum Yapan
Yüksek Mahkemede
Yargıç Aziz Altay Huzurunda
Anayasanın 152. Maddesi hakkında
Müstedi: Aziz H. Çamlı, 38 Osman -Paşa Cad., Lefkoşa
-ile-
Müstedaaleyh: Kamu Hizmeti Komisyonu vas. KKTC
A r a s ı n d a.
Müstedi namına: Zaim Necatigil
Müstedaaleyh namına: Müjgân Irkad
Yasa Maddesi: Türk Am-me Hizmeti Geçici Tüzüğünün 23. maddesi, Temel Kuralların 15. maddesi, 1960 Anayasasının 125(1) maddesi, 7/79 sayılı Kamu Görevlileri Yasasının 135(1)(e) maddesi ve 53/83 sayılı Kamu Hizmeti Komisyonu ve Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasasın-ın 35. maddesi.
İstemin Özeti: Müstedaaleyhin Müstediyi 1972 yılında kamu hizmetinden azleden kararının hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verilmesi istemi.
OLAY: Muhasebe memuru olarak görev ifa ederken, mahiyetinde-ki vezne memurunun emanet hesabından mali yönetmelik hükümlerine aykırı olarak karşılıksız olan KL100 tutarındaki şahsi çekini bozduran Müstedi, Maliye ve İktisadi İşler Üyesi tarafından Kamu Hizmeti Komisyonuna şikâyet edildi. Müstedi bu olaydan sonra Rum- tarafına kaçtı. İzinsiz görevini terk eden Müstedi Müstedaaleyh tarafından görevinden azledildi. Azil kararı Rum tarafında olan Müstediye tebliğ edilmedi, ancak Resmi Gazetede ilân edildi.
SONUÇ: Müstedinin, konu kararın bilgisine geldikten yıllarca so-nra başvuruda bulunması nedeniyle başvurusunun ileri gitmesine yasal olanak yoktur ve yine komisyon üyelerinin tayinlerinde de ileri sürüldüğü gibi sakatlık yoktur.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
YİM 5/76 sayılı Yüksek İdare Mahkemesi kararı.
-H Ü K Ü M
Müstedi bu başvurusunda müstedaa-l-eyhin 1972 yılında müstediyi azleden kararının hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verilmesini talep etmiştir.
23.1.1954 tarihinde kamu görevine atanan müstedi Aralık 1963'de 1. sınıf muhasebe memuru mevkiine terfi et-ti. Maliye Dairesi Muhasebe Şubesi Sorumlusu olarak görev yapmakta iken 12.9.1972 tarihinde mahiyeinde çalışan vezne memurunun emanet hesabından mali yönetmelik hükümlerine aykırı olarak, Lefkoşa Türk Bankasındaki şahsi hesabı üzerine keşide edilmiş KL100 -tutarınaki şahsi çekini bozdurdu. Ayni gün bankadaki hesabında müstedinin parası olmadığını tespit eden Maliye Dairesi Müdürü durumu Maliye ve İktisadi İşler Üyesi Rüstem Tatar'a duyurdu. 13.9.1972 tarihinde Rüstem Tatar, Amme Hizmeti Komisyonuna gereğinin- yapılması için konu hakkında bir yazı gönderdi ve aynı gün yanına müstediyi de alarak Amme Hizmeti Komisyonununa gitti. Müstedi, Rüstem Tatar'ın başka bir odada komisyon üyeleri ile görüşmekte olduğu bir sırada oradan ayrıldı ve doğruca Lokmacı Barikatınd-an Rum tarafına geçti.
Amme Hizmeti Komisyonu ayni gün aleyhine cezai kovuşturma için polis soruşturması açılan müstediyi geçici bir süre için görevden durdurdu (interdict) ve konu ile ilgili olarak müstediye, Maliye Dairesi Müdürü eliyle bir yazı gönder-di. Ancak bu yazı Rum tarafına kaçmış bulunan müstediye verilemeyerek Amme Hizmeti Komisyonuna iade edildi.
25.9.1972 tarihinde Rüstem Tatar Amme Hizmeti Komisyonuna bir yazı göndererek müstedinin 13.9.1972 tarihinden beri görevinden izinsiz olarak gaybu-bet ettiğini bildirdi ve Türk Amme Hizmeti (Geçici) Tüzüğünün 23. maddesinde öngörülen işlemlerin yapılmasını istedi. Amme Hizmeti Komisyonu 26.9.1972 tarihinde görevinden geçici bir süre için durdurulduğunu bildiren 13.9.1972 tarihli yazının müstedinin el-ine ulaşmadığını ve belirtilen tarihten beri izinsiz olarak görevini terk edip Rum tarafına firar ettiğini dikkate alarak, müstedinin yönetim hizmetinden azledilmesine karar verdi. Komisyon aynı gün, Maliye Dairesi Müdürü eliyle müstediye hitaben yazdığı b-ir yazıda yönetim hizmetinden azledildiğini müstediye bildirdi. Ancak Rum tarafında bulunan müstediye bu yazı verilmedi ve azil kararı 31.10.1972 tarihinde Resmi Gazetede yayınlandı.
Müstedinin Rum tarafına firar etmesinden sonra yapılan incelemelerde, o-nun vezne memuru Rifat Ahmet Tankut'un emanet hesabınadan şahsi maksatları için KL850 alıp kullandığı, sekreterliğini yaptığı Kıbrıs Türk Amme memurları Kooperatif Tasarruf Bankasına KL475.655 senetli borcu olduğu, 19.7.1971 ile 12.9.1972 tarihleri arasınd-a sorumlu olduğu konu bankanın kasasında KL1331.345 kasa açığı bulunduğu, ayrıca Mehmet Mustafa adına düzenlenmiş KL1500 tutarında 7 adet çek ile Göral Mustafa adına düzenlenmiş KL750 tutarında 3 adet çekin kendilerine ait olmadığı gerekçesi ile sahipleri -tarafından kabul edilmediği saptandı. Hesaplarında açık bulunması sonucu müstedi aleyhine mahkemeden derdest müzekkeresi isdar edildi ve 25.9.1972 tarihli polis gazetesinde yayınlanan bir ilânla müstedinin bulunduğu yerde tutuklanarak durumdan Lefkoşa Emni-yet Müdürlüğü veya Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Tahkikat ve Davalar Şubesininde derhal haberdar edilmesi istendi. Bu ilândan sonra Polis Başmüfettişi Mehmet Öksüzer Rum tarafına geçerek müstediyi buldu ve aleyhindeki ithamı bildirerek kendisi ile berab-er Türk tarafına gelmesini söyledi. Ancak müstedi kabul etmedi ve Rumca "imdat, imdat" diye bağırmaya başladığı için Mehmet Öksüzer, Rum polisi tarafından tutuklanmasından korkarak geri dönmek zorunda kaldı.
Kıbrıs Türk Amme Memurları Kooperatif Tasarru-f Bankası hesapla- rında saptanan açık nedeniyle Türk Kooperatif Mukayyitliğinin Rum makamlarına yaptığı şikâyet üzerine, Rum polisince tutuklanan müstedi aleyhine 12.1.1973 tarihinde bir ceza davası açıldı. Ancak müstedinin eşi 23.1.1973 tarihinde avukatı- ile birlikte bankaya giderek KL4150 olan müstedinin tüm borcu için bir senet imza ettiği ve gerekli teminatı gösterdiği için Rum makamlarına yapılan şikâyet geri alındı ve müstedi de serbest bırakıldı. Müstedinin karısı, taksitler halinde ödediği bu borcu-, 20.2.1976 tarihinde tamamen tasfiye etti.
Rum polisi tarafından serbest bırakıldıktan sonra Haziran 1973'de Libya'ya çalışmaya giden müstedi, 22 Haziran 1976'da Başsavcıya bir yazı yazdı ve Kıbrıs'ta işlemiş olduğu suçlar için özür dilediğini, tüm borç-larının tamamen ödendiğini, 6 ay Rum cezaevinde tutuklu kalmakla ve 3 yıldan beri de Libya'da sürgün hayatı yaşamakla cezasını fazlası ile çektiğini belirterek, gerek ailesinin gerekse kendisinin daha fazla ızdırap çekmeden serbestçe vatanına dönmesi için -af mekanizmasının çalıştırılmasını istedi. Müstedi bu girişiminden bir sonuç alamadı.
1981 yılında adaya döndükten sonra kamu görevinden tart edildiğini karısından öğrenen müstedi, Ekonomi ve Maliye Bakanına 28.12.1983 tarihli bir yazı gönderdi ve özet o-larak, 1972 yılında bir hata neticesi ve bir anlık bir şokun tesirinde kalarak görevini ve Türk kesimini terk ettiği için görevinden tart edildiğini, Kıbrıs Türk Amme Memurları Kooperatif Tasarruf Bankası Ltd.'e zimmetine geçirdiği tüm miktarların tamamen -ödendiğini, 1981 yılında adaya dönmekle beraber suistimal ile damgalanan bir şahıs olarak iş bulmasının imkânsız olduğunu ve göreve tekrar dönmek istemediğini belirterek çıkarılacak bir disiplin cezası affı ile geçmiş fiili hizmetleri üzerinden emekliye se-vk edilmesi için Bakanın yardımlarını istedi. Müstedinin bu yazısına 19.1.1984 tarihli bir yazı ile müsteşar adına yanıt veren Ekonomik ve Mali Uzman Hasan Yaylalı, emekliliğin afla herhangi bir ilgisi bulunmadığını, af yasasına disiplin cezaları dahil edi-lse dahi mevcut emeklilik yasası altında işlem yapmaya imkân bulunmadığını belirtti. Bu yanıtı aldıktan sonra yasal veya başka hiçbir girişimde bulunmayan müstedi 20.10.1988 tarihinde bu başvuruyu dosyaladı.
Mahkeme huzurundaki şahadetten, müstedinin 13.-9.1972 tarihinde Rum tarafına kaçıp 25.9.1972 tarihine kadar görevine izinsiz gelmediği için Amme Hizmeti Komisyonunun 26.9.1972 tarihinde yaptığı toplantıda Türk Amme Hizmeti (Geçici) Tüzüğünün 23. maddesi uyarınca yönetim hizmetinden azledilmesine karar -verildiği açıktır. Müstedi, herhangi bir itham hazırlanıp kendisine tebliğ edilmeden, şahadet dinlenmeden, kendisine savunma hakkı tanınmadan ve herhangi bir araştırma yapılıp disiplin prosedürü uygulanmadan alınan ve herhangi bir gerekçeden yoksun olan k-onu kararın geçersiz olduğunu iddia ettiği gibi, kararın dayandığı Tüzüğün geçersiz olduğunu, üyelerinin kısa sürelerle atanmış olmaları nedeniyle Amme Hizmeti Komisyonunun Anayasanın öngördüğü bağımsız bir organ sayılamayacağını öne sürdü ve bu nedenlerde-n dolayı kararın yoklukla malûl veya yok hükmünde olduğunu iddia etti.
Müstedi, Amme Hizmeti Komisyonunda olduğu bir sırada komisyon başkanının, kendisinin polise verilmesini ve geçici olarak görevden durdurulmasını önerdiğini duyduğu için, hesaplarında -herhangi bir açık bulunmadığı ve herhangi bir suç işlemediği halde, korkup Rum tarafına kaçtığını iddia etmekte ise de o tarihte sekreteri bulunduğu Kıbrıs Türk Amme Memurları Kooperatif Tasarruf Bankası Ltd. hesaplarında KL1331.345 kasa açığı, başkaları a-dına düzenlediği KL23300 tutarında 10 adet çeki bulunduğu şahadetten açıkça görülmektedir. Nitekim Rum tarafına kaçtıktan sonra kasa açığı, başkaları adına düzenlenen çekler ve senetli şahsi borcunun toplam tutarı olan KL4150'yi karısının üstlenerek bir bo-rç senedi imza ettiğini ve bu borcun taksitler halinde ödendiğini müstedi şahadetinde kabul etmektedir. Yine müstedi, Mahkemeye Emare 18 olarak ibraz edilen yazısında sözü edilen bankadan zimmetine geeçirdiği tüm paraların ödendiğini itiraf etmektedir. Müs-tedinin hesaplarındaki bu açıktan dolayı paniğe kapıldığına ve tutuklama korkusu ile görevini izinsiz terk ederek Rum tarafına kaçtığına kuşku yoktur.
Müstedi şahadetinde 13.9.1972 tarihinde geçici olarak görevinden durdurulduğunu öğrendiği için görevine- gelmediğini iddia etmişse de müstedinin bu iddiasına itibar etmek mümkün değildir. İnancım odur ki müstedi geçici olarak görevden durduruldduğuna ilişkin kararın varlığını ilk defa bu başvuruda belgelerin tetati edilmesinden sonra öğrenmiş ve başvurunun d-uruşması sırasında bu durumdan yararlanmaya çalışılmıştır. Nitekim başvuruya dayanıklık eden olgular arasında müstedinin böyle bir iddiası yer almış değildir.
Müstedi azil kararının alınış tarzından yakınmış, karadan önce disiplin prosedürü başlatılıp ge-rekli tebligatın yapılması ve kendisine işitilme ve savunma hakkı tanınması gerektiğini iddia etmiştir. Maliye ve İktisadi İşler Üyesinin müstedinin işinden geçici bir süre için durdurulduğunu belirten mektubunun müstediye verilemeyerek iade edildiğini ve -müstedinin 13.9.1972 tarihinden beri izinsiz olarak görevini terk edip Rum tarafına firar ettiğini bildiren yazısını inceledikten ve bu iddiaların doğruluğuna kanaat getirdikten sonra Amme Hizmeti Komisyonu müstedinin azline karar verdi.
Müstedi, geçici -bir süre için görevinden durdurulduğunu bildiren yazının eline geçmediği ve 13.9.1972 tarihinden beri izinsiz olarak görevine gitmediği hususlarını kabul ettiğine göre ve izinsiz gaybubetini haklı gösterecek, yasal açıdan geçerli bir müdafaa öne sürmediği -dikkate alındığında Amme Hizmeti Komisyonunun aldığı kararın sakat olduğu söylenemez. Bir an için Amme Hizmeti Komisyonunun konu kararı alırken doğal adalet ilkelerine uymadığı kabul edilse dahi müstedi, 22.6.1976 tarihinde Başsavcıya yazdığı ve Mahkemeye -Emare 18 olarak ibraz edilen yazısında sadece af mekanizmasının çalıştırılmasını istemekle yetindi ve azil kararından hiç yakınmadı. Yine müstedi, 28.12.1983 tarihli yazısında 1972 yılında bir hata neticesi görevini ve Türk kesimini terk etmesi sonucu göre-vinden azledildiğini, tekrar göreve dönmek istemediğini belirtti ve geçirilecek bir yasa ile aleyindeki disiplin cezasının affedilerek geçmiş fiili hizmetleri üzerinden emekliye sevk edilmesini istediğini belirtti. Müstedi bu yazısında da azil kararına kar-şı çıkmadı. 1981 yılında adaya dönen müstedi, azledildiğini karısından da öğrendiği halde yine başvuruda bulunmadı. Görüleceği gibi müstedi, Resmi Gazetede de yayınlanan azil kararını arkadaşlarından ve karısından öğrendiği halde bilgisine geldikten sonra -75 günlük hak düşürücü süre içinde başvuruda bulunmamıştır.
Amme Hizmeti Komisyonu konu azil kararını alırken usule ilişkin hatalar yapmış, hatta doğal adalet ilkelerine ters düşen bir yöntem takip etmiş olabilir. Ne var ki kararın alınışındaki bu hatala-rın 75 günlük hak düşürücü süre içinde başvuru konusu yapılması gerekirdi. Bu durumda, süresi içinde başvuruda bulunmayan müstedinin, konu kararın bilgisine geldikten yıllarca sonra başvuruda bulunmasına ve bu başvurunun ileri gitmesine yasal olanak yoktur-. Bu nedenle başvurunun reddedilmesi gerekir.
Müstedi, gerek kararın doğal adalet ilkelerine aykırı bir şekilde alınmış olması, gerekse kararın dayandığı Türk Amme Hizmeti (Geçici) Tüzüğünün, bir yasadan kaynaklanmamış ve Resmi Gazetede yayınlanmamış olm-ası nedeniyle yoklukla malûl olduğunu ve 75 günlük süre ile bağlı olmadığını iddia etmiştir. Bir idari karar veya işlemin yoklukla malûl sayılabilmesi için konu kararı alan veya işlemi yapan makam veya organın yetkisi veya görevi olmadığı açık olduğu halde-, böyle bir kararı almış veya işlemi yapmış olması grekir. (Bak:YİM5/76) Kamu Görevlilerinin tayin, terfi, azil gibi işlemleri ilk defa 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 124. maddesi altında Türk ve Rum üyelerden oluşacak bir Amme Hizmeti Komisyonu tara-fından yapılması öngörülmüştür. Bu maddenin 3. fıkrası Komisyonun her üyesinin altı yıllık bir süre için atanmasını öngörmektedir. Komisyonun görev ve yetkilerini belirleyen Anayasanın 125(1) maddesi ise aynen şöyledir:
-"1.Bu fıkrada gösterilen herhangi bir konu hakkında bu Anayasada başkaca açık hüküm konulan haller dışında ve herhangi bir kanunun hükümleri mahfuz kalmak şartıyle, âmme görevlerinin iki Cemaata tahsisini yapmak ve âmme memurlarının tayinlerini, tasdikleri-ni, daimi veya emeklilik hakkı veren kadrolara yerleştirilmelerini, terfilerini, nakillerini, emekliliğe sevklerini ve azil ve görevden uzaklaştırma da dahil olmak üzere, disiplin murakabelerini yapmak Amme Hizmeti Komisyonunun görevidir."
-
1963 olaylarından sonra Anayasal düzen iş-l-erliğini büyük ölçüde yitirdiğinden 28 Aralık 1976'-de T-emel Kurallar kabul edilmiştir. Temel Kuralların 15. maddesi aynen şöyledir:
- "15. 16 Ağustos 1960 tarihli Anayasada öngörülen Amme Hizmeti Komisyonunun görevleri Geçici Türk Yönetiminin bütün memurları hakkında üç üyeden kurulu bir komisyon tarafından yapılır. Türk Amme Hizmeti Komisyonu üyeleri Yürütme Kurulunun Başkan Yardımcısı-nın teklifi üzerine Başkan tarafından tayin edilirler."
-Yukarıda belirtilenlerden de anlaşılacağı gibi başvuru konusu kararın alındığı 26.9.1972 tarihinde Am-me Hizmeti Komisyonunun, Temel Kural-l-a-rın 15. maddesi ile etkilenen 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 125(1) maddesinden kaynaklanan görev ve yetkilerle donatılmış olduğu ve bu yetkilerin arasında azil yetkisinin de bulunduğu açıktır. Bu durumda, komisyonun başvuru konusu azil kararını alma-ya yetkisi bulunmadığı iddiası varit olamaz ve bu nedenle de kararın yoklukla malûl olduğundan söz edilemez.
Komisyon, başvuru konusu kararı Türk Amme Hizmeti (Geçici) Tüzüğünün 23. maddesine dayandırmıştır. Müstedi, sözü edilen Tüzüğün geçersiz olduğunu- ve bu Tüzük altında alınan kararın da geçersiz ve yok hükmünde olması gerektiğini savundu 1968 yılında yapılan bu Tüzük 1979 yılına kadar yürülükte kalmıştı. Bu uzun süre zarfında kamu görevlilerinin atama, terfi ve azil işlemleri ile tüm sair özlük işlem-leri bu Tüzük altında yapılmıştır. Bu kadar geniş bir uygulama alanı bulan ve büyük bir kamu görevlileri kitlesini yakından etkileyen konu Tüzüğün geçersiz olduğu hayli kuşkuludur. Bir an için Tüzüğün geçersiz olduğu kabul edilse dahi, daha sonra geçirilen- 7/79 sayılı Kamu Görevlileri Yasasının 135(1)(e) maddesi ile 53/83 sayılı Yasanın 35. maddesi konu Tüzük altında yapılan işlem ve uygulamaları geçerli saymıştır. Bu durumda konu Tüzük altında, başvuru konusu karar dahil, yapılan işlemlerin geçersiz veya y-oklukla malûl olduğu iddiası kabul edilemez. Kaldı ki konu Tüzük geçersiz ve yok farzedilse dahi, Komisyonun Temel Kurallar ile etkilenmiş haliyle 1960 Anayasasının 125. maddesi altında, azil kararı almaya yetkisi olduğu açıktır. Komisyonun konu kararı Tüz-üğe dayandırmış olması, onun Anayasadan kaynaklanan azil yetkisini ortadan kaldırmaz ve konu kararı almaya yetkisi olmadığı anlamına gelmez. Bu nedenle konu kararın yoklukla malûl olduğu söylenemez.
Müstedi, Temel Kuralların 15. maddesi altında kurulan v-e üç üyeden oluşan Türk Kamu Hizmeti Komisyonu üyelerinin 6 yıllık sürelerle atanmaları gerekirken, Temel Kuralların bu emredici kuralı dikkate alınmadan komisyon üyelerinin 1 veya 2 yıllık sürelerle atandıklarını ve bu sürelerin zaman zaman uzatıldığını ö-ne sürdü ve komisyonun kendi bünyesindeki bu ciddi sakatlık nedeniyle konu kararın yoklukla malûl olduğunu iddia etti.
1960 Kıbrıs Anayasasının 124. maddesinin 3. fıkrası komisyon üyelerinin 6 yıllık süreler için atanmalarını öngörmektedir. Ne var ki Tür-k toplumunun içinde bulunduğu olağanüstü durum sonucu 1967 yılında Temel Kurallar kabul edilmiştir. Temel Kuralların 15. maddesi konu kararın alındığı tarihte komisyon üyelerinin 6 yıllık süre ile tayin edilmeleri kuralını kaldırmıştır. Bu durumda konu kar-arın alındığı tarihte komisyon üyelerinin tayinlerinde herhangi bir sakatlık mevcut değildir. Komisyon üyelerinin 6 yıllık sürelerle atanmaları ancak daha sonra Temel Kurallara yapılan bir değişiklik ile olmuştur ki bu değişiklik başvuru konusu kararı etki-lememektedir.
Yukarıda belirtilenler ışığında başvuru reddolunur.
Masraflar için herhangi bir emir verilmez.
(Aziz Altay)
Yargıç
31 Ekim 1989-
-
-637-
-
Full & Egal Universal Law Academy