-
D.52/80 Y.İ.M. 193/80
Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Oturum Yapan
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay. Anayasanın 118. Maddesi hakkında.
Müstediler: 1. -Hasan M. Yavaş.
2. Lema Yavaş.
3. Tema Yavaş.
4. Türkay Yavaş.
5. Tomur Yavaş
Namık Kemal Cad. No.96, Girne.
ile -
Müstedaaleyh: İçişleri ve İskân Bakanlığı, İskân ve Rehabilitasyon
- Dairesi Müdürlüğü vasıtasıyle KTFD c/o Başsavcılık
Dairesi, Lefkoşa.
A R A S I N D A.
Müstediler namına: Osman Örek.
Müstedaaleyh namına: Erdem Algun.
Yasa Maddesi: 41/77 sayılı Yasa-nın 29. maddesi, 32/75 sayılı Yasanın
9. maddesi ve 1978 İnceleme ve Dağıtım Komisyonu Tüzüğünün 14.
maddesi.
İstemin Özeti: Şehit ailesi olarak Müstedi adına tahsisli konutta,
ikamet etmediği ve/veya başkasının kullanımına sunduğu- ve/veya
amacına uygun olarak kullanılmadığı nedeni ile adından iptal eden
kararın hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğur-
mayacağına karar verilmesi istemi.
OLAY: Oğlu şehit olan Müstediye Girnede kendi ve ailesi için ev -tahsis
edildi. Müstedi bu evi kızı ve damadının kullanımına terk edip
kendisi Ozanköy'de ikamet etti. Mahkemedeki şahadet ve olgulardan,
1976 ve 1980 seçimlerinde Müstedi ve ailesinin ikamet yeri Ozanköy
görülmektedir damadı ve kızının -ikamet yeri de Girnede Müstediye
tahsisli ev görünmektedir. Yine şahadetten Müstedinin çocuklarının
abla ve enişteleri ile birlikte babaları adına tahsisli evde ika-
met ettikleri ortaya çıkmaktadır. Fakat Yasa, şehit ailesi olarak
ana--baba ve eşe hak tanımaktadır. Müstedinin ev üzerindeki hakkı
devam ettiği sürece çocukların da tasarruf etme hakkı vardır.
SONUÇ: Hak sahibi anne ve baba konutta bizzat ikamet etmemekle mevzu-
ata aykırı hareket etmişler ve hak sahipliliğini yi-tirmiş
olduklarından çocuklar hak talep edemezler.
Başvuru reddolunur.
H Ü K Ü M
Salih S. Dayıoğlu: 1. müstedi aile reisi olup 2. müstedinin kocası, 3. 4. ve 5. müstedilerin de babalarıdır. 4.5.1976 tarihli ve 0157-15 numaralı bir tahsis belgesi ile Girne'de 96, Namık Kemal Caddesinde kâin bir ev 1. müstediye tahsis edildi. l. müstedi şehit babasıdır ve sözü edilen ev ona şehit olan oğlunun en yakını olduğu için tahsis edilmişti. (4)82/77-1 sayı ve 30.7.1979 tarihli -İnceleme ve Dağıtım Komisyonunun önerisi ile İskân Bakanlığı sözü edilen tahsisi müstedinin isminden iptal etti ve bu hususu 21.11.1979 tarihinde müstedinin bilgisine getirdi. İptal kararında sözü edilen konutun müstedi tarafından "tahsis amacı hilafına ta-hsis tarihinden itibaren bilfiil kullanmadığı ve/veya başkasının kontrol ve tasarrufuna devredildiği ve/veya bahse konu konutun işgaline sebebiyet verdiği veya işgaline yardımcı olduğu" gerekçeleri verilmiştir.
Müstediler işbu başvuru ile sözü edilen- tahsisin müstedaaleyh tarafından iptal edilmesi kararının tamamen hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğuramayacağına karar verilmesi isteminde bulundular.
Başvurunun duruşması esnasında 1. müstedi bizzat kendisi, oğlu Tema Yavaş ve -damadı Yaşar Çınar şahadet vermiş müstedaaleyh ise 5 tanık çağırmıştır. Müstedinin şahadetine göre aslen Ozanköylüdür ve başvuru konusu konut kendisine tahsis edildikten sonra ailesi ile birlikte devamlı olarak bu konutta ikamet etmekte olup hiçbir zaman b-u konuttaki ikametgâhını değiştirmemiş ve damadı leyhine feragat etmemiştir. Bu şahit istintakında gerek 1976 ve gerekse 1980 seçimlerinde ikametgâhının Ozanköy olarak gösterildiğini kabul ve teslim etti ancak her iki tarihte de tesadüfen Ozanköy'de bulund-uğunu da ifadesinde belirtti. Daha sonra müstedi lehine şahadet veren oğlu Tema Yavaş Girnede dava konusu evde ikamet ettiğini ve bu evde anne, baba ve kardeşlerinin de ikamet etmekte olduğunu, eniştesi olan Yaşar Çınarın ve karısının arada sırada misafire-ten bu evde kaldığını, dava konusu konutta bulunan telefonun eniştesinin isminde kayıtlı bulunduğunu, gerek telefon ücretlerinin gerekse elektrik ücretlerinin eniştesi tarafından ödendiğini söyledi. Şahit herhangi bir zamanda İskân Bakanlığından herhangi b-ir memur ile evin tasarrufu hakkında herhangi bir konuşma yapmadığını söyledi. Müstedinin 3. şahidi Yaşar Çınar ise müstedinin damadı olduğunu, kendisinin Ozanköyde ikamet ettiğini Dome Hotelde muhasebeci olarak çalıştığını, iş icabı bazı geceler geç vakte- kadar çalıştığı zaman köye gitmediğini ve kendi tabiri ile "ayda 1-2 defa" başvuru konusu konutta geceleyin kaldığını, bu konutun hiçbir zaman kendisinin daimi ikametgâhı olmadığını, daimi ikametgâhının Ozanköy'deki evi olduğunu söyledi. Başvuru konusu ko-nutta bulunan telefonun kendi nam ve hesabına takıldığını, bu konuta telefon bağlanması için gerekli müracaatı kendi ismine yaptığını kabul etmekle beraber bu eve sık sık girip çıktığı için herhangi bir ard düşünceye sahip olmadan bunları yaptığını iddia e-tti. Müstedaaleyh tarafından çağrılan ve şahadetlerine tamamen inandığım şahitlerin şahadetine göre başvuru konusu konutta bulunan telefon, müstedinin damadı Yaşar Çınar tarafından yapılan müracaat üzerine kendi adına takılmış, aynı şekilde bu konuta elekt-rik verilmiş ve bunlar için zaman zaman talep edilen ücretler de yine Yaşar Çınar tarafından ödenmiştir ve ödenmeğe devam edilmektedir. Ayrıca Girne İlçe Seçim Kurulu görevlisi Nejmi Ozar'a göre 1976'da seçimler öncesi yapılan sayım ve yazım işlemlerinde m-üstedilerin tümünün Ozanköy'de ikamet ettikleri görülmektedir. 1980 yerel seçimlerinden önce yapılan sayım ve yazım işlemlerinde de bu şahısların yine Ozanköy seçmen kütüğüne kayıtlı bulundukları görülmektedir. Öte yandan 1976'da yapılan sayım ve yazım işl-emlerinde Yaşar Çınar ve karısının gerek Ozanköy ve gerekse Girne seçmen kütüklerinde görülmemekle beraber bunların 1980'de yapılan sayım ve yazım işlerinde Ozanköy'de değil de Girnede sözü edilen konutta ikamet ettikleri ve Girne kasabası seçmen kütükleri-nde kayıtlı bulundukları saptanmıştır. Bunlara ek olarak müstedinin damadı Yaşar Çınar Girne İskân Şube Müdürlüğüne gönderdiği bir yazı ile (Emare VIII) başvuru konusu evde ikamet ettiğini ve bazı gerekçeler ileri sürerek bu konutta bir demir korkuluk yapı-labilmesi işin ona gerekli iznin verilmesini istedi. Yaşar Çınarın yazdığı yazı aynen şöyledir:
4.12.1978
"İskân Şube Müdürlüğü,
Girne
Ben aşağıda imza sahibi Yaşar R. Çınar, Gi-rnede Namık Kemal
Caddesi Ilgaz Sokak No.96'da ikamet etmekteyim.
İkamet ettiğim ev üst katta olup, alt katta Ali Hüseyin adın-
da bir şahıs bakkaliye çalıştırmaktadır. Üst kata çıkış kapısı
ile dükkâna giriş kapısına sokaktan- aynı kapı ile girilmektedir.
Çoğu kez dükkâna alış veriş için gelen müşterilerin davranışından
ve dükkânın önünde kalabalık teşkil etmeleri ailemin eve giriş
kapısını kullanmasında bazı zorluklar çıkmaktadır. Hatta yağışlı
günlerd-e evimin giriş kapısının altına sığınan müşterilerin
nahoş davranışlarından rahatsız olmaktayım.
- Bu nedenlerle sokak giriş kapısı ile evimin giriş kapısı ara-
sında bir demir korkuluk (Üç metre uzunlukta) koymak istiyorum.
Gerekli iznin verilmesini rica ederim.
- Yaşar R. Çınar"
- Girne İskân Şube Müdürlüğü de Yaşar Çınara bu konuda bir yanıt verdi ve yazıda adres olarak başvuru konusu evin adresini koydu. Yaşar Çınar, yaptığı bu itirafa karşılık tatminkâr bir izahatta bulunmadı. Gerek müstedi tarafından gerekse müstedaaleyh ta-rafından ibraz edilen şahadeti iyice değerlendirdim ve sonunda olgular hususunda müstedinin ve şahitlerinin şahadetlerine inanmayı salim bulmadım. Doğru olarak inandığım ve kabul ettiğim şahadete göre başvuru konusu konutun müstedilere tahsisinden sonra hi-ç olmazsa 1. ve 2. müstedi Ozanköy'de damatları Yaşar Çınara tahsis olunan evde ve damatları da karısı ve çocukları ile başvuru konusu evde daimi olarak ikamet etmektedir. Bu durumda 1. müstedi başvuru konusu evi damadının ve onunla evli kızının istifadesi-ne sunduğu doğrultusunda bir bulguya varmak kaçınılmaz olur. Bu şekilde başvuruya ilişkin olgular ve bulgular saptandıktan sonra meselenin hukuki veçhesini incelemek kalır.
-
İçişleri ve İskân ve Rehabilitasyon Müdürlüğü Girne Şubesi Hukuk İşleri Sorumlusu 1. müstediye 20.11.1979'da göndermiş olduğu bir yazıda başvuru konusu evi "tahsis amacı hilâfına, tahsis tarihinden itibaren bilfiil kullanmamanız ve/veya başkasının ko-ntrol ve tasarrufuna devretmeniz ve/veya bahse konu konutun işgaline sebebiyet vermeniz veya işgaline yardımcı olmanız gerekçesiyle" İnceleme Dağıtım Komisyonunun 30.7.1979 tarihli önerisi, İçişleri ve İskân Bakanlığınca aynı tarihte onaylandıktan sonra ad-ından iptal edildiğini duyurdu. Bir konut ile ilgili tahsis belgesinin hangi durumlarda ilgili Bakanlıkça iptal edilebileceği 32/75 ve 41/77 sayılı yasalarla belirlenmiştir.
32/75 sayılı Yasanın 9. maddesi aynen şöyledir:
"Herhangi bir taşı-nmaz malı işgal eden bir kişi işgal etmekte
olduğu malı veya tasarruf hakkını başkasına devredemez veya kıs-
- men veya tamamen başkasının istifadesine tahsis edemez....."
-
41/77 sayılı Yasanın 29. maddesinin ilgili kısım ve fıkrası da aynen şöyledir:
"29. Bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce veya sonra
(1)...............
(2) Kendisine tahsis edilen konut veya işyerini kullanmay-an,
başkasına devir veya satışını yapanlar.
..........
(3) ..........
(4) ..........
(5) ..........
İmar İskân ve Rehabilitasyon İşlerinden sorumlu Bakanlığın yazılı
tebligatını müteakip en geç- 1 ay içinde sözü edilen konut veya
işyerini herhangi bir hasara meydan vermeden tahliye etmek zorun-
- dadırlar .................."
-
14.4.1978 tarihinde yayınlanan 1978 İnceleme ve Dağıtım Komisyonu Tüzüğünün 14. maddesinin ilgili kısmı ise aynen şöyledir:
"14. (1) ............
(2) Kendilerine tahsis edilen konut ve işyerini ve tesisi
uygun gerekçe- göstermeksizin İmar İskân ve Rehabilitas-
yon Bakanlığından izin almaksızın 1 aydan fazla bizzat
kullanmayan, çalıştırmayan, başkasına devir veya satı-
şını yapanların
(3) ............
(4)- ............
(5) ............
tahsisleri Komisyonun önerisi ve ilgili Bakan'ın kararı ile
iptal edilir. ....."
Alıntısı yukarıda yapılan ilgili yasa ve tüzük maddelerinden de açıkça görülebileceği gibi konut tahsisinden -yararlanan bir haksahibi ilgili konutu tahsis amaçları dışında kullanamaz ve bunu yaptığı takdirde ilgili Bakanlığın sözü edilen tahsisi iptal etmeğe hakkı vardır.
Gerek 32/75 ve gerekse 41/77 sayılı Yasalar ve alıntısı yapılan tüzük incelendiğinde b-unların özü ve sözü haksahiplerinin tahsis edilen konutlarda bizzat kendilerinin ikamet etmelerini öngörmektedir.
Olgu ve bulgular kısmında değindiğim gibi özellikle 1. ve 2. müstedinin başvuru konusu konutta ikamet etmedikleri saptanmış bulunmaktadı-r ve sözü edilen müstedilerin ilgili konutta fiilen ikamet etmemekle ilgili konutu yasalara ve tüzüğe uygun bir şekilde kullanmadıkları saptanmış bulunmaktadır. Bu durumda 1. müstediye yapılan tahsisin iptali mevzuata uygundur.
Müstedi avukatı 1. müs-tediye tahsis yapılırken ailesinin 7 kişi olduğu ve diğer müstedilerin de dikkate alındığını ve sözü edilen tüzük uyarınca 3. 4. ve 5. müstedilerin de konu konutta hakları bulunduğunu, 3. 4. ve 5. müstedilerin ilgili konutta halen ikamet etmekte oldukların-ı ileri sürdü. 3., 4. ve 5. müstediler 1. müstedinin çocuklarıdır. Şahadete göre 4. müstedi bekâr olup halen vatani görevini yapmaktadır. 3. ve 5. müstedilerin ilgili konutta ikamet etmediklerine dair önümüzde tatminkâr şahadet yoktur. İbraz edilen şahadet-ten anladığımız kadarıyle bu kişiler enişte ve ablalarıyle birlikte bu evde ikamet etmektedirler. 5. müstedi kızdır ve henüz evlenmemiştir.
1978 İnceleme ve Dağıtım Tüzüğünün 3. maddesi konut tahsisi açısından "hak sahibi"ni 'şehit ve hadise kurbanı -kişilerin en yakını', "şehit ve hadise kurbanı kişilerin en yakını" tabirini ise 'şehit ve hadise kurbanı kişilerin en yakını, eşi-çocukları ve ana babası' olarak tanımlamaktadır. İlgili Tüzüğün 17. maddesi ise bu gibi kişilerin kaynak üzerindeki haklarını- saptamaktadır. Sözü edilen 17. madde aynen şöyledir:
- "17. Bu Tüzüğün 3. maddesinin 'şehit ve hadise kurbanı kişi-
lerin en yakını' statüsünde olup, kendilerine konut veya küçük
işyeri tahsis edilen ailelerin tüm fertleri taşınmaz mal üzerinde
eşit tasarruf haklarına sahiptirler. -Şu kadar ki: şehit kızı
çocuklar için bu hak evlenme anına kadar, erkek çocuklar için ise
aile reisi sayılabilecek duruma gelme anına kadar geçerlidir."
- İşbu başvuruda 1. müstediye şehit babası olmasından ötürü konut tahsisi yapılmıştı. Tahsis yapıldıktan sonra 1. müstedinin ailesinin tüm fertleri konut üzerinde eşit tasarruf hakları vardır. Ancak böyle bir eşit hak, ana ve babanın ve onlara bakmakla -yükümlü oldukları ve beraberce yaşadıkları kişilerin dışından, şehitin aile reisi olması ve geride çocuk bırakması halinde söz konusu olabilir. Bu durum, kanımızca, 17. maddenin "şu kadar ki" sözcükleriyle başlayan tümceden açıklıkla çıkarılabilir.
Ö-nümüzdeki meselede şehit olan kişi aile reisi değildi. Geriye ana ve baba ve kardeşleri olan diğer müstedileri bırakmıştı. Bu durumda onun en yakını ana ve babasıdır ve tahsis sadece bunlara yapılabilir. Tahsis açısından kardeşlerin herhangi bir hakkı yokt-ur. Bunlar kaynak üzerinde tasarruf haklarını esas tahsis sahipleri olan ana ve babalarının tahsislerini mevzuata uygun olarak koruyabildikleri sürece ileri sürebilirler. Esas tahsis sahipleri mevzuata aykırı olarak hareket edip de "hak sahipliliğini" yiti-rdikleri zaman artık bu gibi kardeşlerin kaynak üzerinde tasarruf etme hakkından söz edilmez.
Önümüzdeki başvuruda da esas hak sahibi olan ana ve baba yasaya aykırı olarak orada bizzat ikamet etmemekle ve konutu başkasının istifadesine terketmekle ta-hsisi mevzuata uygun olarak iptal edilmişti. Esas hak sahiplerinin mevzuata aykırı olarak ve 3. bir şahıs lehine eylemde bulunarak hak sahipliliğini yitirdikten sonra 3. 4. ve 5. mustediler konu konut üzerinde hak talep edemezler.
Sonuç olarak başvur-unun reddolunması gerekir görüşündeyim.
Niyazi F. Korkut: Müstedinin tahsisini iptal eden kararda konutun müstedi tarafından tahsis amacı hilâfına tahsis tarihinden itibaren bilfiil kullanılmadığı ve/veya başkasının kontrol ve tasarrufuna devredildiği ve-/veya bahse konu konutun işgaline sebebiyet verildiği ya da işgaline yardımcı olunduğu ileri sürüldü.
Müstedi şahadetinde bahse konu konutta karısı ve çocukları ile oturduğunu ve eşyalarının da konu evde olduğunu; arada bir de Ozanköy'de kızının evin-de kaldığını ileri sürdü. Müstedinin oğlu Tema Yavaş ile damadı Yaşar Çınar da şahadetinde müstedinin şahadetini desteklediler. Müstedaaleyh adına şahadet veren Girne İskân Dairesi sorumlusu Mustafa Hakkı ise şahadetinde bahse konu konutu isteyen Ali Hüsey-in Atabey'in müstedinin evde oturmadığına ilişkin ihbarı üzerine konu konuta gittiğini fakat içeriye girmediğini, müstedinin evli kızı ile konuştuğunu ve onun da evde kendisinin kaldığını ve babasının Ozanköy'de ikamet ettiğini söylediğini ve müstedinin gö-çmen olduğunu da bilmediğini söyledi.
Müstedaaleyh ayrıca konu konuttaki telefonun ve elektrik hesabının müstedinin damadının adına olduğu ve seçimler için müstedinin Ozanköy'de kaydedildiğine ilişkin de şahadet dinletti.
Telefon ve elektrik he-saplarının müstedinin damadının adında bulunması konu konutta müstedi ile ailesinin oturmadıkları anlamına gelmez. 1976 yılı sayımında bahse konu konutun hiç yazılmadığı ve Ozanköy'deki müstedinin ailesi ile ilgili kayıtların da müstedinin beyanı ile yazıl-dığı şahadetten görülmektedir. 1980 sayımında ise en azından müstedinin çocuklarının kendi imzaları ile bahse konu konutta yazıldıkları da şahadettedir. Bu da çocuklarının en azından konu tarihe dek orada ikamet ettiklerinin ve müstedinin de konutun tasarr-ufunu elinden çıkarmadığının bir kanıtıdır. Evli kızının müstedaaleyh tanığı Mustafa Hakkı'ya söyledikleri de şayia şahadet olup müstedi aleyhine alınamaz. Mevcut geçerli şahadete göre ortada olan bir gerçek var ki müstedinin evli kızı ile kocası çoğunlukl-a, işleri gereği, bahse konu konutta kalmakta ve müstedi de onlara tahsisli konutu korumak için Ozanköy'de ikamet etmektedir.
Müstedi bahse konu konutu tasarrufunda bulundurmakta, eşyalarının
büyük bir kısmı da konu evde olup çocukları da devamlı ola-rak konu evde kalmaktadırlar.
- Yukarıda değinilen olgulara göre müstedi Hasan Yavaş bahse konu konutun tasarrufunu 32/75 sayılı Yasanın 9. maddesi hilâfına başkasına
-devretmediği gibi tamamen ya da kısmen başkasının istifadesine de tahsis etmiş değildir. Toplumun törelere uygun ailevi ilişkileri çerçevesinde müstedi Hasan Yavaş'ın ailesinin bir ferdi olan evli kızı ile kocasının müstedinin tasarrufundaki konutta bekâr -evlâtları ile birlikte kalmalarına izin vermesini bahse konu konutu kısmen başkalarının istifadesine tahsis etme anlamında yorumlamak olanaksızdır. Mevcut duruma bu tür bir yorum vermeye kalkmamız halinde mevcut tahsislerle ilgili çok anormal durumlar yara-tacağımız gibi toplumun törelerine de aykırı bir tutum içine girmiş oluruz.
Bahse konu konut müstedi Hasan Yavaş'ın tasarrufunda olup kendi ile birlikte yaşayan bekâr çocuklarının en azından üçü devamlı orada kaldıklarına göre müstedi Hasan Yavaş'ın -konu konutu 41/77 sayılı Yasanın 29'uncu maddesine aykırı olarak kullanmadığı ya da başkasına devrettiği sonucuna varmak da olanaksızdır.
Yine aynı şekilde bahse konu konutta müstedi Hasan Yavaş'ın ern az üç çocuğu kaldığına göre müstedinin konu konu-tta, Tüzüğe aykırı olarak, kalmadığı da söylenemez. Tüzüğün ilgili 14. maddesinin amacı, kendilerine tahsis verilen kişilerin şu ya da bu nedenle 1 ayı aşkın bir süre bizzat evde kalmadıkları hallerde tahsislerini iptal ederek bu gibilerin evde kalan ailel-erini sokağa yığmak olmayıp, kendilerine bir yer tahsis edilenlerden konu konut ya da iş yerlerine taşınmayıp boş tutan ya da taşındıktan sonra terkedip ayrıldığı halde ilgililere teslim etmiyen ve daha sonra bu gibi taşınmaz malları başkalarına devredenle-rin tahsislerini iptal etmektir. Tüzüğün ilgili maddesine bundan başka bir anlam verilecek olursa aile reisinin zorunlu nedenlerle ailesinden 1 ay uzak kalması halinde tahsislerinin iptaline olanak sağlanacaktır. Bu da ilgili Yasanın ne lafzına ne de ruhun-a uygundur.
Bütün bunlar bir yana müstedi Hasan Yavaş 1963 hadiseleri nedeni ile Ozanköy'den göç ettiğini ve Barış Harekâtına dek göçmen olarak Boğaz'da kaldığını ve bu süre zarfında terkedilmiş olan köydeki evinin de yıkıldığını şahadetinde belirtmi-ş ve bu hususlarda istintaka da tabi tutulmamıştır. 41/77 sayılı Yasanın 3. maddesi uyarınca göçmen tanımlamasına giren müstedinin göçmenlik durumu da tahsis iptal edilirken hiçbir şekilde düşünülmemiştir. Müstedinin göçmen olduğu hususu Girne İskân soruml-uları tarafından araştırılsa idi saptanabilir ve tahsisin iptali önerilirken bu husus ilgili komisyonun bilgisine getirilse idi tahsisin iptaline de gidilmeyebilirdi.
41/77 sayılı Yasanın 29. maddesi uyarınca oturdukları evi terketmek durumunda bırak-ılanlara Devlet öncelikle başka bir sosyal konut tahsis etmek zorundadır. Bu nedenle kendisine başka bir konut tahsisi yapılacak durumda olan müstedinin bu durumu bilinse idi tahsisi pek muhtemelen iptal da edilmeyebilirdi.
Bu nedenlerle müstedaaleyh-in ilgili tahsisi iptal ederken müstedilerin tüm olarak durumlarını dikkate almadığı ve yeterli araştırmayı yapmadığı ve ilgili kararın hükümsüz ve etkisiz olduğu ve herhangi bir sonuç doğuramayacağı görüşündeyim.
Aziz Altay : Sayın Yargıç Salih S. Dayıoğ-lu'nun vermiş olduğu hükümde belirttiği görüşler ve vardığı sonuçla hemfikirim.
Salih S. Dayıoğlu: Sonuç olarak başvuru oy çokluğu ile reddolunur.
(Salih S. Dayıoğlu)(Niyazi F. Korkut)(Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
22.12.-1980
- 241 -
Full & Egal Universal Law Academy