-
D.45/80 Y.İ.M.199/80
Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Oturum Yapan
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, Niyazi F. Korkut, Aziz Altay. Anayasanın 118. Maddesi hakkında.
Müstedi: Nevruz Yıl-dırım n/d Nezihe Mehmet, Lefkoşa.
- ile -
Müstedaaleyh: Sağlık ve Sosyal İşler Bakanlığı (Sosyal Hizmetler
Dairesi) vasıtasıyle KTFD.
A R A S I N D A.
Müstedi namın-a: Şafak Öneri.
Müstedaaleyh namına: Yaşar Boran.
Yasa Maddesi: 7/74 sayılı Yasa.
İstemin Özeti: 1- Müstedinin öldürülen kocasının şehit veya hadise
kurbanı sayılması,
2- Müstedaaleyhin, Müstedinin kocası ile ilgili aldığı
v-e şehit veya hadise kurbanı sayılamayacağı ile ilgili kararın
hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına
karar verilmesi,
3- Merhumun hadise kurbanı olduğu hususunda bir karar
ve/veya emir.
- 4- Müstediye şehit veya hadise kurbanı eşi sıfatıyle
mali yardım yapılması hususunda emir istemi.
OLAY: Müstedinin kocası Polis Çavuşu olduğu bir esnada, 1958 tarihin-
de, bilinmeyen kişilerce katledilmişti. Müstedi, kocasının Türk
- olduğu nedeniyle EOKA tarafından öldürüldüğünü iddia ederek 1969
tarihinde Sosyal Hizmetlere yazdığı bir yazıda, Sosyal Sigortadan
aldığı maaşın kendisine yeterli olmadığını ileri sürerek, şehit
ailelerine yapılan yardımın kendisine de- yapılmasını talep etti.
Daire, ilgili talebi yürürlükte bulunan tüzük kapsamına girmediği
gerekçesi ile reddetti. 7/74 sayılı şehit ve hadise kurbanı
aileleri ile malûllere yapılacak yardımları düzenleyen Yasa yürür-
lüğe girince-, Müstedi 1978 tarihinde yeniden Sosyal Hizmetlere
müracaat ederek yasadan yararlanmak istedi. Yasa altında kurulan
Tespit Komitesi toplantı sonucu aldığı ret kararını Müstediye bil-
dirdi. Oğlu Halet Yıldırım babasının katli ile ilgili o-larak Emni-
yet Genel Müdürlüğünden bilgi istedi. Emniyet Müdürlüğü verdiği
cevapta müteveffanın bilinmeyen nedenlerle, bilinmeyen kişiler
tarafından katledildiğini belirtti. 1979 tarihinde müteveffanın
oğlu Sosyal Hizmetler Daire-sine yazdığı bir yazıda, Emniyet Müdür-
lüğünden aldığı yazıyı ve Halkın Sesi, Bozkurt gazetelerinin
küpürlerini de ekleyerek konunun tekrar görüşülmesini istedi.
İlgili daireden ret cevabı alan müracaatçı, bu sefer Devlet Başka-
- nına müracaat ederek müdahalesini istedi. 1980 tarihinde Müstedi
avukatı Sosyal Hizmetler Dairesine yazdığı yazıda Müstedinin
26.6.1978 tarihli yazısına cevap talep etti. Sosyal Hizmetler
Dairesi verdiği cevapta, konunun çok kez- görüşüldüğünü ve mütevef-
fanın şehit veya hadise kurbanı sayılamayacağı kararına vardığını
bildirdi.
Bunun üzerine Müstedi işbu başvuruyu dosyaladı. Başvurunun
duruşma safhasında, savcı ön itirazda bulundu ve zaman aşımını
- ileri sürdü. Savcılığın ön itirazına muhtelif savlar ileri sürerek
itiraz eden Müstedi, 7/74 sayılı Yasanın Bakanlar Kurulu tarafın-
dan onaylanmadığından yasal bir karar olmadığını ve yasal bir
karar olsa bile kendisine yazı ile bild-irilmediğini, bildirilmişse
bile eline geçmediğini iddia etti.
SONUÇ: Yetkili makam olan Tespit Komitesi tarafından alınan idari bir
karar mevcuttur ancak bu kararın yürürlüğe girmesi ve hukuki hüküm
ve neticeleri doğurması, Bakanlar Kurulu-nun elindedir. Bakanlar
Kurulu bu kararı onaylamadığı sürece Tespit Komitesinde alınan
karar, yürürlüğe giremez veya hukuki sonuç doğuramaz ve ilgili
kişiye olumlu veya olumsuz bir bilgi vermek de söz konusu olamaz.
Bundan hareket-le 75 günlük zaman aşımı süresini de tezekkür etmeğe
gerek yok. Başvurunun duruşması ikinci kısım için devam edecek
ancak Tespit Komitesince alınan kararın yasanın öngördüğü şekilde
yürürlüğe konması ve hukuki hüküm ve netice doğurmasını - sağlamak
bakımından ilgililer yasa uyarınca hareket etmekte serbesttirler.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
200/78 sayılı Türk Bankası Ltd. ile Lefkoşa Tüzük Belediyesi
arasındaki YİM kararı.
Atıf-ta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar'ın İdare Hukukunun Umumi Esasları, Cilt l, s.304.
K A R A R
Müstedinin kocası müteveffa PÇ 240 Mehmet Süleyman 1950 tarihinde zamanın Kıbrıs Polis Örgütüne katılmış- ve 1951 yılında müstedi ile
evlenmiş, 2.12.1954'de halen hayatta olan bir çocukları olmuştu. Müteveffa 1957'de çavuşluğa terfi etmişti.
2.8.1958 tarihinde müteveffa bilinmeyen kişilerce katledilmişti. Müstedinin iddiasına göre kocası zamanın ted-hiş örgütü olan EOKA tarafından veya kimliği belirlenemeyen Rumlar tarafından Türk olduğu nedeniyle öldürülmüştü.
7.4.1969 tarihinde müstedi zamanın Sosyal İşler ve Belediye İşleri Dairesi Müdürlüğüne yazdığı bir yazı ile Sosyal Sigortadan almakta ol-duğu ayda KL.11.500 ile geçinmekte zorluk çektiğini ileri sürdü ve siyasi maksatlar yüzünden öldürülen kocasının şehit sayılarak şehit ailelerine yapılan yardımın kendisine de yapılmasını talep etti. Sözü edilen Daire gerekli araştırmayı yaptıktan sonra il-gili tarihte yürürlükte bulunan tüzük kapsamına girmediği gerekçesi ile müstedinin talebini reddetti.
28.2.1974 tarihinde Şehit ve Hadise Kurbanı aileleri ile malûllere yapılacak yardımları düzenleyen 7/74 sayılı Yasa yürürlüğe girdikten sonra 26.6.1-978 tarihinde müstedi Sosyal Hizmetler ve Göçmen Dairesi Müdürlüğüne müracaat etti ve Yasanın öngördüğü hadise kurbanı veya şehit statüsünün kazandırdığı haklardan yararlandırılmasını istedi.
Yasa altında kurulan Tespit Komitesi Güvenlik Kuvvetlerind-en gerekli bilgiyi aldıktan sonra 3.1.1979 tarihinde yaptığı toplantıda müteveffanın şehit veya hadise kurbanı olamıyacağı sonucuna vardı ve müstedinin talebini reddetti. Bu husus 4.1.1979 tarihli bir yazı ile müstediye bildirildi. Başvurunun duruşması sır-asında ilgili dairenin ret kararının müstediye bildirim işlemi ihtilâf konusudur. Bu konuya daha ileride temas edeceğiz.
Tam tarihi belli olmayan fakat müstedinin şahit olarak çağırdığı oğlu Halet Yıldırımın şahadetinden saptandığına göre 4.1.1979 il-e 19.1.1979 tarihleri arasında Halet Yıldırım annesi olan müstediden müteveffanın katli ile ilgili olarak Daireye yaptığı müracaata olumsuz cevap aldığını öğrendi ve bu konuda Emniyet Müdürlüğünden bilgi istedi. 19.1.1979 tarihli Emniyet Genel Müdürü taraf-ından Halet Yıldırım'a gönderilen bir yazıda müteveffanın "bilinmeyen nedenlerle bilinmeyen şahıslar tarafından Lefkoşa'da 2.8.1958 tarihinde vurularak öldürüldüğü" bildirildi.
21.3.1979 tarihinde müteveffanın oğlu Halet Yıldırım Sosyal Hizmetler Dai-resine yazmış olduğu bir yazıda sunduğu kendi ifadesiyle "ek bilgiler" ışığında konunun betekrar görüşülüp olumlu bir sonuca varılması isteminde bulundu. Ek bilgi olarak nitelendirilen bilgiler 3.8.1958 tarihli Halkın Sesi ve Bozkurt Gazetelerinin küpürler-i ile Halet Yıldırımın Emniyet Genel Müdürlüğünden aldığı 19.1.79 tarihli yazının bir sureti idi.
Sosyal Hizmetler Dairesi Şube Müdürü tarafından Halet Yıldırıma gönderilen 16.4.1979 tarihli bir yazı ile betekrar görüşülmesi istenen konunun 3.1.1979'-da Tespit Komitesince bir karara bağlandığı cihetle bu babta betekrar görüşülüp olumlu veya olumsuz bir işlem yapılamıyacağı bildirildi.
Halet Yıldırım 19.4.1979 tarihinde Devlet Başkanına müracaat etti ve müdahalesini rica etti. Bunun neticesi olaca-k ki konu Tespit Komitesince 6.11.1979'da görüşüldü ve neticede müteveffanın şehit veya hadise kurbanı sayılamıyacağı sonucuna varıldı.
3.1.1980 tarihinde müstedinin avukatı Sosyal Hizmetler Dairesine yazdığı bir yazı ile müstedinin Daireye yaptığı 2-6.6.1978 tarihli yazısı hatırlatıldı ve bu konuda acilen bir karar alınıp tarafına bildirilmesini talep etti.
Sosyal Hizmetler Dairesi de 8.1.1980 tarihinde müstedinin avukatına yazdığı bir yazı ile konunun bir çok kez ve en son 6.11.79 tarihinde gör-üşüldüğünü fakat müteveffanın mevzuat uyarınca şehit veya hadise kurbanı sayılamıyacağı kararına varıldığını bildirdi. Bunun üzerine müstedi işbu başvuruyu dosyaladı ve aşağıdakileri talep etti.
1. a) Müstedinin, müstedaaleyhe gönderdiği ve 2/8/1958 -tarihinde Lefkoşa'da EOKA'cı Rumlar ve/veya kimliği belirlenemeyen Rumlar tarafından vurularak öldürülen kocasının şehit veya hadise kurbanı sayılması ve şehit veya hadise kurbanı eşi sıfatıyle kendisine yasaların öngördüğü mali haklar verilmesini talep ed-en 26.6.1978 tarihli müracaatına, müstedaaleyhin, müstedinin müracaatını reddeden 8.1.1980 tarihli ve müstedinin eline 9.1.1980 ve/veya o tarihlerde geçen yanıtının ve/veya kararının tamamen etkisiz ve hükümsüz olduğu ve herhangi bir sonuç doğuramayacağı h-ususunda bir emir ve/veya karar verilmesini;
b) Müstedaaleyhin, müstedinin merhum kocası Mehmet Süleyman namı diğerle Mehmet Yıldırımın şehit veya hadise kurbanı sayılamayacağı hususunda 6.11.1979 tarihinde aldığı kararın, tamamen hükümsüz ve etkisiz- olduğu ve herhangi bir sonuç doğuramıyacağı hususunda bir emir ve/veya karar verilmesini;
2. a) 2.8.1958 tarihinde Lefkoşa'da Fellahlar sokağında EOKA'cı Rumlar ve/veya kimliği belirlenemeyen Rumlar tarafından vurularak öldürülen müstedinin kocası Mehm-et Süleyman namı diğerle Mehmet Yıldırımın, şehit veya hadise kurbanı sayılması gerektiği hususunda bir karar ve/veya emir verilmesini ve/veya merhumun hadise kurbanı olduğu hususunda bir karar ve/veya emir verilmesini,
b) Müstediye, şehit veya hadis-e kurbanı eşi sıfatıyle, yasanın ve/veya mevzuatın öngördüğü mali yardım ve/veya hakların verilmesi gerektiği hususunda bir karar ve/veya emir verilmesini."
Başvurunun duruşmasına başlamadan önce savcı itiraznamesinde de ileri sürdüğü ön itirazın ilk-in ele alınıp sonuçlandırılmasını talep etti. Müstedinin de buna muvafakat etmesi ve Mahkemenin de uygun bulması sonucu ilkin ön itirazın dinlenmesi kararlaştırıldı. Savcının ön itirazı zaman aşımı ile ilgilidir. Savcıya göre konu ile ilgili ilk karar, 3.1-.1979 tarihinde alınmış ve bu karar müstediye 4.1.1979 tarihli bir yazı ile bildirilmiştir. Daha sonra tespit komitesince alınan ve en son 8.1.1980 tarihinde müstedinin avukatına bildirilen karar 3.1.1979 tarihli kararın aynısı ve bir tekerrürü olduğu için- yeni bir karar sayılamaz. Savcıya göre 3.1.1979 tarihinde alınan karar müstedinin bilgisine en geç 19.1.1979'da geçtiğine göre 75 günlük süre çoktan geçmiştir ve dolayısıyle müstedinin dava açma hakkı yoktur.
Müstedi savcılıkça öne sürülen ön itiraz- için muhtelif savlar ileri sürmüştür, şöyle ki:
3.1.1979 tarihinde Tespit Komitesince müstedinin dilekçesi
üzerine alınan karar yürürlüğe konması için 7/74 sayılı
Yasanın öngördüğü şekilde Bakanlar Kurulu tarafından onay-
lanması ge-rekir; halbuki başvuru konusu karar Bakanlar
Kurulunca onaylanmamıştır. Bu nedenle ortada yasal bir ka-
rar yoktur ve yasal bir karar olmayınca da 75 günlük süre
çalışmaz.
Ahar surette, ortada yasal bir karar varsa bile kendisin-e
yazılan 4.1.1979 tarihli yazı eline geçmemiş ve hiçbir
zaman bundan haberi olmamıştır. Diğer bir deyimle Tespit
Komitesinin 3.1.1979 tarihli kararı bilgisine hiç bir zaman
getirilmemiştir.
İlkin Tespit Komitesince 3.1.1979 -tarihinde alınan kararın hukuki geçerliliğini incelemeyi uygun gördük. Şehit ve hadise kurbanı aileleri ile malûllere yapılacak yardımları, bunlarla ilgili Komitenin oluşumu ve yetkilerini 7/74 sayılı 1974 Şehit ve Hadise Kurbanı Aileleri ve Malûllere Yard-ım Yasası düzenlemektedir. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için sözü edilen Yasanın ilgili kısmı olan 3. maddeyi olduğu gibi iktibas etmeyi uygun gördük:
"3.(1) Sosyal işleri yürütmekle görevli üyeliğe bağlı olarak
ve bu Kuralda veya bu Ku-ral tahtında çıkarılacak Tüzükte gösteri-
len işleri yürütmek üzere, Üyeliğin teklifi ve Yürütme Kurulunun
onayı ile üç kişiden oluşan 'Şehit Hadise Kurbanı ile Malûller ve
Yakınları Tespit Komitesi' ismi altında bir Komite kurulur. Bu
- komitede İlgili Makamın, Çalışma, Rehabilitasyon ve Sosyal İşler
Üyeliğinin ve Savunma Üyeliğinin birer temsilcisi bulunur.
(2) Tespit Komitesi, 1 Nisan 1955 ile 31 Aralık 1959 ta-
rihleri arasında ve 21 Aralık 1963'ten sonra -bu Kuralda veya bu
Kural tahtında çıkarılacak Tüzüklerde gösterilen şartlara uygun
olarak kimlerin Şehit, Hadise Kurbanı, Malûl Gazi, Vazife Malûlü,
Malûl olduğunu ve bu gibi kişilerin yardıma hak kazanan yakınla-
rını tespit eder.-
(3) Tespit Komitesininkararları Yürütme Kurulunun onayı
ile yürürlüğe konur."
Yukarıda da görülebileceği gibi ilkin sosyal işleri yürütmekte
olan görevli üyeliğine yani şimdiki Sağlık ve Sosyal İşler Bakanlığına
bağlı muhteli-f temsilcilerden oluşan bir Tespit Komitesi kimlerin Yasanın kapsamına girdiğini saptar. Sonra Tespit Komitesinin bu kararı Yürütme Kurulu yani şimdiki Bakanlar Kurulu tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe konur.
Yukarıda iktibası yapılan (3). fık-rada kullanılan "karar" sözcüğünün tanımlanması gereklidir. Acaba Tespit Komitesinin kendisine yasa uyarınca yapılan müracaatlar için aldığı olumlu veya olumsuz her karar (3). fıkra anlamında Bakanlar Kurulunun onayına sunulması gerekli bir "karar" mıdır y-oksa savcının iddia ettiği gibi Tespit Komitesince alınan sadece olumlu kararlar mı Bakanlar Kurulunun onayına sunulması gerekir.
Kanımızca ilgili Yasada aksine bir kural yoksa "karar" sözcüğüne herkesin anladığı lûgati anlamın verilmesi gerekir. Bir- konu üzerinde lehte veya aleyhte varılan her türlü sonuç bir karardır. Böyle bir kararın olumlu veya olumsuz oluşu kararın, karakterini değiştirmez. Bu nedenle Tespit Komitesince alınan kararların olumlu veya olumsuz olmalarına bakılmaksızın Yasanın 3(3) -maddesi uyarınca yürürlüğe konması için Bakanlar Kurulunun onayı alınması gereklidir.
Önümüzdeki meselede müstedinin 26.6.1978 tarihli dilekçesi hakkında Tespit Komitesince alınan olumsuz kararın Bakanlar Kurulunun onayına sunulmadığını müstedaaleyh -adına savcı kabul etmiş fakat yapılan bu kusurun alınan kararı "yoklukla malûl" doktrini içine girecek kadar ağır bir sakatlıkta malûl olmadığını ve dolayısıyle 75 günlük sürenin yine de söz konusu olduğunu iddia etmiştir.
Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami -Onar'ın İdare Hukukunun Umumi Esasları, Cilt I isimli kitabının sayfa 304'de şu görüşlere yer verilmiştir:
"........ Ancak bu hali bir tasarrufun yürürlüğe girmesi için
muayyen bir makamın tasdikine bağlı olması veya karardan evvel
-bir diğer makamın rey ve mütalâasının alınması halleri ile karış-
tırmamak lâzımdır. Meselâ ileride idari vesayet bahsinde tetkik
edileceği veçhile bazı hallerde bir makamın veya idare hükmi şah-
sının kararı diğer bir makamın tasdiki il-e yürürlüğe girer ve
hukuki hüküm ve neticelerini doğurur. Bu tasdik vâki olmadıkça
tasarruf vücut bulmuş olmakla beraber yürürlüğe girmiş ve hüküm-
lerini tevlid etmiş değildir. Burada tasarrufun yürürlüğe girme-
mesi ve hükümle-rini doğurmaması salâhiyet unsurundaki bir sakat-
lık neticesi olmayıp bu tasarrufun yürüyüp yürümemesi diğer bir
makamın rıza ve salâhiyetine bağlı olmasından ileri gelmektedir.
Tasarrufun salâhiyet unsuru tamdır. İrade salâhiyetli m-akamdan
sadır olmuş ve tasarruf tekevvün etmiştir. Ancak doğmuş olan bu
tasarrufun yaşaması diğer bir makamın elindedir. Bu makam isterse
tasdik ederek bu tasarrufu ortadan kaldırmak salâhiyetini kullan-
mıyacağını ve tasarrufun yaşam-asına mani olmıyacağını beyan etmiş
olur."
Görülüyor ki önümüzdeki meselede de yetkili makam olan Tespit Komitesi tarafından alınan idari bir karar mevcuttur ancak bu kararın
yürürlüğe girmesi ve hukuki hüküm ve neticeleri doğurması diğer bir d-eyişle bu tasarrufun yaşaması Bakanlar Kurulunun elindedir. Bakanlar Kurulu bu kararı onaylamadığı sürece Tespit Komitesince alınan karar, yürürlüğe giremez veya hukuki sonuç doğuramaz ve ilgili kişi açısından karar üzerinde, örneğin ilgili kişiye olumlu v-eya olumsuz yönde bilgi vermek gibi, yapılacak herhangi bir işlem de söz konusu olamaz. Ortada bu şekilde yürürlüğe giren veya hukuki netice doğuran bir "karar" olmadığına göre böyle bir kararın müstedinin bilgisine getirilmesi ile getirilmemesi arasında h-iç bir fark yoktur. Buna benzer bir konu YİM 200/78 sayılı başvuruda Mahkeme tarafından incelenmiştir. Sözü edilen başvuruda olgular, önümüzdeki başvuruya ilişkisi oranında şöyle idi:
31/75 sayılı Eski Eserler Yasasının 9. maddesi bir taşınmaz malın -sözü edilen Yasanın öngördüğü anlamda eski eser olduğunun saptanmasını ilgili Bakanlıkça oluşturulan bir kurula vermiştir. Aynı madde kurulun vereceği kararın Bakanlıkça onaylanmasını ve bu yapıldıktan sonra ilgili taşınmaz malın tapuda tescil edilmesini ö-ngörmektedir. Yasanın 10. maddesi ise bu gibi eski eserlerin korunma sınırlarının belirlenmesi ve bu sınırlar içinde inşaat ve tesisat yapılıp yapılamayacağı konusunda karar alma yetkisi yine Bakanlığın onayının alınması kaydıyle ilgili Kurula verilmiştir.- 35/77 sayılı Tadil Yasası ile 10. madde tadile uğramış ve bu tadille Kurulca alınacak böyle bir kararın tatbik edilebilmesini Bakanlar Kurulunca onanması koşuluna bağlamıştır. YİM 200/78'deki olgular Kurulun bir karar aldığı fakat bu kararın Bakanlar Kuru-lunca onanmadığı doğrultusunda idi. Mahkeme sayfa 4'de şunları söyledi:
"Eski Eserler Yasası tahtında oluşturulan Kurulun Yasanın 10.
maddesi tahtında aldığı herhangi bir kararın geçerli olabilmesi
için o kararın Yasanın 10. maddesi u-yarınca Bakanlar Kurulu tara-
fından onanıncaya kadar geçerli değildir ve böyle bir kararın var
olduğu sayılmaması gerekir."
Önümüzdeki meselede müstedinin 26.6.1978 tarihli dilekçesi hakkında Tespit Komitesi safhasında alınmış bir karar me-vcuttur fakat Bakanlar Kurulu tarafından henüz onaylanmadığı cihetle yürürlüğe girmemiş ve hukuki hüküm ve neticelerini doğurmamıştır. Bakanlar Kurulu söz konusu kararı onaylamadığı sürece müstediye iletilecek bir karar yoktur. Müstedinin dilekçesi hakkınd-a yarıda kalmış ve tamamlanmamış bir işlem ve bunun sonucu da bir ihmalin mevcudiyeti ortaya çıkar.
Yukarıda serdedilen görüşler ışığında Tespit Komitesince alınan kararların müstedinin bilgisine 75 günlük zaman aşımı bakımından getirilip getirilmedi-ği konusunu tezekkür etmemiz gerekmemekte ise de müstedinin sözü edilen kararların bilgisine getirilmediği hususundaki şahadetine inanmadığımızı da belirtmekte yarar görürüz.
Sonuç olarak ön itiraz reddolunur. Başvurunun duruşması talebin 2(a) kısmı -için devam etmesi gerekir. Yukarıda belirttiğimiz gibi ortada bir ihmal mevcut olmakla beraber bu hususun talebin 2(a) kısmında Anayasanın 118 4(c) maddesinin öngördüğü şekil ve nitelikte yeterince serdedildiğini söylemeğe imkân yoktur. Bu nedenle müste-dinin uygun tadilâtı yapmasına fırsat vermek için başvuruyu 25/11/1980 tarihine ertelemeyi uygun bulduk. Bu meyanda Tespit Komitesince alınan kararın Yasanın öngördüğü şekilde yürürlüğe konması ve hukuki hüküm ve netice doğurmasını sağlamak bakımından ilgi-liler Yasa uyarınca hareket etmekte serbesttirler.
(Salih S. Dayıoğlu) (Niyazi F. Korkut)(Aziz Altay)
Yargıç Yargıç Yargıç
28 Ekim 1980
- 213 -
Full & Egal Universal Law Academy