-D.28/88 YİM 29/88
Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Oturum Yapan
Yüksek Mahkemede
Yargıç Aziz Altay Huzurunda
Anayasanın 152. Maddesi hakkında
Müstedi: Lefke Kalkınma Kooperatif-i Ltd., Lefke.
- ile -
Müstedaaleyh: 1. İskân Bakanlığı vasıtasıyle KKTC, İskân Bakanlığı, Lefkoşa.
2. İskân ve Rehabilitasyon Dairesi Müdürlüğü vasıtasıyle KKTC
Lefkoşa
- A r a s ı n d a.
Müstedi namına: Ahmet Nazım
Müstedaaleyh namına: Mustafa Arıkan
Yasa Maddesi: 41/77 sayılı İskân Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasasının 2 ve 90. Maddeleri, 33/1975 Yabancı Taşınmaz Malların Tahsis ve Değerlendirilmes-i Yasası ile Anayasanın 158(3) ve Geçici 1(5) maddeleri.
İstemin Özeti: Hak sahiplerine eşdeğerlerine karşılık dağıtılmak üzere Müstedi- den alınan tarımsal kaynaklarla ilgili Müstedaaleyh kararının hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğur-mayacağına karar verilmesi istemi.
OLAY: Güneyden Kuzeye göç hareketlerinin tamamlanmadığı bir tarihte sırf bahçelerin bakılması için Müstediye takriben 3000 dönüm narenciye bahçesi tahsis edildi. İlk iki yıllığına tahsisi edile bahçelerin tahsis süresi -bilâhare 5 yıla çıkarıldı. Bahçelerin bir kısmı Müstediden alınmasına rağmen bir kısmı elinde kalmağa devam etti. Müstedaaleyh Müstediye gönderdiği başvuru konusu yazı ile konu bahçeleri geri aldığını bildirdi. Başvuru bu karardan yapılmıştır.
SONUÇ: İskân-, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası eşdeğer mal dağıtımına öncelik verilmesini öngördüğüne göre Müstedaaleyhin başvuru konusu kararla konu bahçeleri eşdeğerde hak sahiplerine dağıtılmak üzere geri alması yasal ve Anayasal görevleri gereği idi. Müstedini-n Anayasanın 152(2) maddesi tahtında meşru menfaati de yoktur.
Sonuç olarak başvuru reddolunur.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
YİM 201/80 (D.30/80) sayılı Ferhat Bakay ile Hazine ve Muhasebe Dairesi arasındaki Yüksek İdare Mahkemsi kararı.
YİM -293/80 (D.14/81) sayılı Mehmet Halil İbrahım ile İskân ve Rehabilitasyon Bakanlığı arasındaki Yüksek İdare Mahkemesi kararı
YİM 312/80 (D.23/82) sayılı Mustafa Galip ve Ahmet Galip ile KTFD İçişleri ve İskân Bakanlığı arasındaki Yüksek İdare Mahkemesi kara-rı.
YİM 48/81 (D.18/81) sayılı Abit Hulusi ile İskân ve Rehabilitasyon Bakanlığı arasındaki Yüksek İdare Mahkemesi kararı
YİM 168/81 (D.19/82) sayılı M. Kansu ile KTFD Ekonomi ve Maliye Bakanlığı arasındaki Yüksek İdare Mahkemesi kararı.
Atıfta Bulunulan -Bilimsel İçtihatlar:
-Prof. Dr. İsmet Giritli ve Dr. Pertev Bilgin, İdare Hukuku, baskı 1973, sayfa 195.
-Prof Dr. Ernst Fortshoff, The Administrative Act, s.44-45.
H Ü K Ü M
Müstedi dosyaladığı bu başvuru ile tasarrufunda bulunan tarımsal kaynakların hak sahiplerine eşdeğerde dağıtılmak üzere geri alındığını içeren müstedaaleyhlerin 14.1.1988 tarihli kar-arının hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğuramayacağına karar verilmesini istedi.
Başvuruya dayanıklık eden olgulara göre müstedi, Kooperatif Şirketler Mukayyitliğinde tescil edilmiş 300 üyeli bir kooperatiftir. 1975 yılında müstediye -3000 dönümden fazla narenciye bahçesi tahsis edildi, ancak daha sonra bu bahçelerin bir kısmı geri alındı ve halen müstedinin tahsisinde 714 dönüm kadar bahçe bulunmaktadır. 1. Müstedaaleyh 19.6.1985 tarihinde müstediye gönderdiği bir yazı ile tahsisin ipt-al edilemeyeceğini bildirdiği halde başvuru konusu kararla konu bahçeleri geri aldı. Halbuki müstedi, güneyde iki barajı kalması nedeniyle hak sahibi olduğu gibi üyelerinin bir kısmı iktisaden güçlendirilecekler statüsünde, bir kısmı da mücahitlik yaptığı -cihetle hak sahibidir. Başvuru konusu karar yoklukla malûl, yasalara aykırı ve tamamen haksızdır.
Müstedaaleyhler dosyaladıkları itiraznamede müstediye 1975 yılında Bahçe Tahsis Komitesi tarafından iki yıl için tahsis edilen narenciye bahçelerinin daha s-onra Bakanlar Kurulu kararı ile tahsis süresinin 5 yıla uzatıldığını, bu sürenin dolması ile tahsisin sona erdiğini, bu tarihten sonra müstedinin yasal tasarrufu kalmadığı için İskân Bakanlığının 1985 yılında verdiği teyit yazı veya belgesinin hukuken geçe-rsiz olduğunu, esasen Bakanın böyle bir tahsis yetkisi de bulunmadığını öne sürdüler. Müstedaaleyhler başvuru konusu kararın eşdeğer mal uygulamasına öncelik vermek amacı ile ve yasalara uygun olarak alındığını, müstedinin hak sahipliği bulunmadığı nedeniy-le eşdeğer mal müracaatında bulunmadığını, üyelerinin ise başvuruda taraf olmadıkları gibi onların durumunun da müstedi ile müstedaaleyhler arasındaki yasal ilişkileri etkilemeyeceğini iddia ettiler.
Başvurunun duruşmasında sadece müstedi kooperatifin se-kreteri Gürel Özgürel şahadet verdi. Bu tanığa göre 1975 yılında tescil edilen müstediye aynı yıl, Turunçgil Bahçelerinin Tahsisi İçin Yönetmelik altında 3500-4000 dönüm narenciye bahçesi tahsis edildi. Başlangıçta 2 yıl için tahsis edilen bu bahçelerin ta-hsis süresi daha sonra 29.7.1975 tarih ve 7030 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile 5 yıla uzatıldı. Konu bahçelerin tahsis süresi 1980 yılında sona erdiği halde konu bahçeler müstedinin tasarrufunda kalmaya devam etti. Tanık 1981 yılında bu bahçelerin takrib-en 3000 dönümünün geri alındığını, geriye kalan 714 dönüm ile ilgili tahsisin iptal edilmeyerek, sözlü olarak müstedinin tahsisinde bırakıldığını işittiğini ancak bu hususta bilgisi bulunmadığını belirtti. Yine bu tanık İskân Bakanının 17 Haziran 1985 ve 1-9 Haziran 1985 tarihli yazıları ile konu bahçelerin müstedinin tahsisinde olduğunu teyit ettiğini ve bu yazılara dayanarak 1985 yılında ürünü Sunzest Trading Ltd.'e 5 yıllığına icar ettiğini söyledi.
Müstedi tanığı konu bahçelerin Lefke'nin Rum kontrolu -altındaki bölgede kalan iki barajına karşılık olarak verildiğini iddia etmişse de söz konusu iki barajın müstediye ait olmadığını kabul etti, ancak müstedinin üyelerinden bir kısmının başka bir kooperatifin üyeleri sıfatı ile bu barajlardan yararlanmaya ha-kları bulunduğunu öne sürdü. Lefke halkının söz konusu barajlardan 1974 öncesi olduğu gibi yararlanmaya devam ettiğini de kabul eden bu tanığa göre Rumlar ara sıra vanaları kapayıp suyun Lefke'ye akmasını engellemekle beraber Birleşmiş Milletler Barış Gücü- yetkililerine şikâyet edilmesi üzerine vanalar tekrar açılıp suyun normal akışı sağlanmaktadır. Yine bu tanığa göre müstedi, güney mal varlığı bulunmadığı için hak sahibi olmamakla beraber üyelerinin bir kısmı eşdeğeri bulunduğu bir kısmı da iktisaden güç-lendirilecekler statüsünde olduğu için hak sahibidir.
Müstedi avukatı mahkemeye yaptığı hitabede müstedinin güney mal varlığı bulunmadığını, 41/77 sayılı İskân, Topraklnadırma ve Eşdeğer Mal Yasası'nın 3. Maddedinde tanımı yapılan hak sahibi kapsamına gi-rmediğini kabul etti. Buna reğmen müstedi avukatı müstedinin konu yasanın 90. Maddesi altında hak sahibi olduğunu, ancak bu madde altında yapılması öngörülen tüzükler yapılmadığı için müstedinin hak sahipliliği belirlenip kendisine müracaat etme olanağı ve-rilmediğini iddia etti.
Konu bahçelerin terkedilen taşınmaz mal sıfatı ile eşdeğerde kaynak olduğu kabul edilen bir gerçektir. Mahkemeye emare II olarak ibraz edilen 6.3.1975 tarihli önergeden ve bu önergeye ekli "Turunçgil Bahçelerinin Tahsisi İçin Yöne-tmelik"ten açıkca görülebileceği gibi, güneyden kuzeye göç harketinin henüz tamamlanmadığı o tarihte, göçmen veya eşdeğerde veya başka şekilde hak sahibi olup olmadığına bakılmaksızın müracaat eden herkese sırf bakımı yapılsın diye bahçe verilmiştir. Nitek-im 1975 tarihinde tescil edilen müstediye de sözü edilen tüzüğe dayanılarak konu bahçeler verilmiştir. Daha sonra geçirilen 41/77 sayılı İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası ve bu yasa altında yapılan tüzüklerle terkedilen taşınmaz malların tahsisi -ve eşdeğerde verilmesi işlemleri bir yasal esasa bağlanmıştır. 41/77 sayılı İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasasının 4(1) madddesine göre 1975 Yabancı Taşınmaz Malların (Kontrol ve Yönetim) Yasası ile 1975 Yabancı Malların Tahsis ve Değerlendirilmesi- Yasasına bakılmaksızın, bu yasa gereğince dağıtımı öngörülen ve İskân Bakanlığının kontrol ve tasarrufuna verilen toprak, bahçe v.s. taşınmaz mallar hak sahiplerine tahsis edilebilir. Hak sahibinin tanımı ise yasanın 3. Maddesinde yapılmıştır. Bu tanım il-e toprak dağıtımı, konut tahsisi, küçük işyeri ve eşdeğer mal ve tazminat açılarından kimlerin yararlanabileceği saptanmıştır. Yine konu yasa altında yapılan 1978 Toprak Dağıtımı Tüzüğü de toprak dağıtımı açısından bir hak sahibinde aranılan nitelikleri be-lirlemiştir. Müstedinin gerek yasa gerekse sözü edilen tüzük altında bir hak sahibinde olması gereken niteliklere haiz olmadığı mahkeme huzurundaki şahadetten ve tüm sair olgulardan açıkca görülmektedir. 1975 yılında tescil edilen müstedinin güneyde hiçbir- mal varlığı bulunmadığı için eşdeğerde mal almaya hakkı olmadığı gibi toprak dağıtımı açısından da hak sahibi olmadığı açıktır. Esasen müstedi avukatı bu hususu açıkca kabul ve teslim etmiştir. Ne var ki müstedi avukatı hitabesinde müstedinin 41/77 sayılı- İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasasının 90. Maddesi altında hak sahibi olduğunu iddia etmiştir. Bu iddia başvuruya dayanıklık eden olgularda ileri sürülmediği bir yana, yasal dayanaktan da yoksundur. Konu Yasanın 90. Maddesi devlet sınırlarına yakı-n olması veya tampon bölgede bulunması veya benzeri nedenlerle kullanılmayan ve kullanılmasına olanak bulunmayan taşınmaz malların puan değeri takdir edilirken dikkate alınması gereken kıstasları belirlemekte ve maddede belirtilen özel durumları ve bölgele-ri saptamak, ilân etmek ve uygulamak için gerekli görülen yöntemi düzenlemek üzere Bakanlar Kuruluna tüzük yapma yetkisi vermektedir. Bakanlar Kurulu, konu Yasanın 64, 68 ve 90. Maddeleri altında 8.3.1979 tarihinde Resmi Gazetenin Ek III sayfa 44'te yayınl-anan bir tüzük yapmış bulunmaktadır. Gerek konu Yasanın 90. Maddesi gerekse bu madde uyarınca yapılan tüzük altında müstedinin hak sahibi olduğunu gösteren herhangi bir şahadet mevcut değildir. Aksine 1975 yılında tescil edilen müstedinin Güney'de veya sın-ıra yakın veya tampon bölgede adına kayıtlı taşınmaz malı bulunmadığı kabul edilmektedir.
Müstedi, tüm iddialarını sadece Rum kontrolu altındaki bölgede bulunan iki baraja yoğunlaştırdı ve konu bahçelerin bu barajlara karşılık olarak müstediye verildiğin-i iddia etti. Ne var ki, Rum kontrolu altındaki bölgede bulunduğu belirtilen her iki barajın 90. Madde kapsamına girmediği bir yana, müstediye ait olmadığı da kabul edilen bir gerçektir. Yine Rum kontrolu altındaki bölgede olmasına rağmen halkın her iki ba-rajdan eskiden olduğu gibi yararlanmaya devam ettiği de kabul edilmektedir. Her ne kadar da müstedi tanığı konu barajların vanalarının bazen Rumlar tarafından kapatılarak suyun lefke'ye akışını engellediklerini iddia etmişse de yine bu tanık Birleşmiş Mill-etler Barış Gücüne yapılan şikâyet üzerine suyun normal akışının sağlandığını kabul etmiştir. Bundan da anlaşılacağı gibi yapıldığı iddia edilen müdahaleler münferit olaylar olup Lefke halkının normal olarak bu barajlardan yararlandığı gerçeğini değiştirme-mektedir. Yukarıda belirtilenler ışığında müstedinin 41/77 sayılı Yasanın 90. Maddesine ilişkin hak sahipliliği iddiaları da yasal dayanaktan yoksundur.
Hak sahibi olmadığına göre, müstedinin bu başvuruyu dosyalamaya hakkı olup olmadığını, başka bir deyi-şle meşru menfaati bulunup bulunmadığını incelemek gerekir. Esasen bir başvuruda müstedinin meşru menfaati olup olmadığını mahkeme re'sen incelemekle yükümlüdür. Müstedi bu başvurusunu idarenin konu bahçeleri geri aldığını bildiren 14.1.1988 tarihli kararı- üzerine dosyalamıştır. Müstedinin, başvuruda bulunabilmesi için Anayasanın 152(2) maddesi kapsamında sahip olduğu meşru menfaatın başvuru konusu edilen yönetsel karar veya işlem yüzünden, olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenmiş olması gerekir. Menfaa-tın meşru sayılabilmesi için de yasal bir durumdan kaynaklanması veya böyle bir duruma dayanması gerekir. (Bak: Ord. Prof Dr. Sıddık Sami Onar İdare Hukukunun Umumi Esasları, 3. Bası 3. Cilt sayfa 1781)
Anayasanın 159(3) maddesi, maddede belirtilen amaçl-ar dışında kalan terkedilmiş taşınmaz mallar üzerindeki mülkiyet hakkının gerçek veya tüzel kişilere devredilmesi hususunda yasal düzenleme yapılmasını, Anayasanın geçici 1(2) maddesi bu gibi malların hak sahiplerine eşdeğerde verilmesini, yine Anayasanın -Geçici 1(5) maddesi eşdeğerde mal uygulamalarının, önceliğe uyulmak koşulu ile, hak sahiplerine taşınmaz mallarla ilgili mülkiyet hakkı devir işlemlerinin en geç 5 yıl içinde tamamlanmasını öngörmektedir. Terkedilen taşınmaz malların hak sahiplerine devred-ilmesini düzenleyen 41/77 sayılı İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasasının 38(1) ve 46. Maddeleri de eşdeğer mal dağıtımına öncelik verilmesini öngördüğüne göre müstedaaleyhlerin başvuru konusu kararla konu bahçeleri, eşdeğerde hak sahiplerine dağıtıl-mak üzere, geri alması yasal ve anayasal görevleri gereği idi ve bunu yapmakla hak sahibi olmayan müstedinin yasadan kaynaklanan meşru bir menfaatini olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkiledikleri söylenemez. Müstedinin Anayasanın 152(2) maddesi kapsamınd-a meşru bir menfaatı bulunmadığına göre başvuruda bulunmaya hakkı (Locus Standi) yoktur.
Müstedi, başvuru konusu ettiği geri alma karar veya işleminin yasal açıdan geçerli olmadığını iddia etmiştir. Meşru menfaatı bulunmayan ve bu nedenle de başvuru dosy-alamaya hakkı dahi olmayan müstedinin geri alma kararının meşruiyetini başvuru konusu yapamaz. Müstedi, karşı tarafın müdafaasının zayıf oluşuna değil, kendi başvurusundaki taleplerinin haklılığına dayanmalıdır.
Müstedi, üyelerinin bir kısmının hak sahib-i olduğunu ileri sürdü ve bu bakımdan da başvuru konusu karara karşı çıktığını savundu. Yukarıda da belir- tildiği gibi başvuru, yönetsel karar veya işlem yüzünden sahip olduğu meşru bir menfaatı olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenen kişi tarafından- açılır. Başka bir deyişle meşru menfaat kişiseldir ve tüzel bir kişi olarak müstedi başka bir kimsenin menfaatını öne sürerek başvuruda bulunamaz. Bir tüzel kişinin, üyelerinin veya hissedarlarının haleldar olan menfaatlarını korumak amacıyle başvuruda bu-lunabilmesi için kuruluş amaçları arasında üyelerinin veya hissedarlarının haklarını korumak gibi bir amacı olması gerekir ki bu meselede böyle bir durum söz konusu değildir. Müstedinin üyelerinin bir kısmı, iddia edildiği gibi hak sahibi ise, müracaat et-meleri halinde 41/77 sayılı İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasasının 76. Maddesine ve bu madde altında yapılan tüzüklere uygun olarak ve özellikle sair öncelikler yanında, güneyde terk ettikleri malların cins ve evsafı da dikkate alınarak bahçe dağıt-ımından yararlandırılabilirler.
Yukarıda belirtilenler ışığında, müstedinin meşru menfaatı bulunmadığı nedeniyle başvurunun reddedilmesi gerekir.
Müstedi konu bahçelerin kendi tahsisinde bulunduğunu ve geri alınamayacağını iddia etti. Yukarıda varılan -sonuç ışığında gerekmemekle beraber, yine de konuyu kısaca incelemeyi uygun buldum. Başvuru konusu bahçelerin 1975 yılında "Turunçgil Bahçelerinin Tahsisi İçin Yönetmelik" altında 2 sene için müstediye tahsis edildiği kabul edilmektedir. 29.7.1975 tarih ve- 7030 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyle göçmenlere ve iktisaden güçlendirilecek nüfusa yapılan 2 yıllık tahsis süresinin 5 yıla uzatıldığı da bir gerçektir. Müstedi, göçmen veya iktisaden güçlendirilecek nüfus statüsünde olmadığı için Bakanlar Kurulunun 703-0 sayılı kararı kapsamında olmadığını öne sürmekte ve konu yönetmeliğin 17. Maddesine göre işlem yapılması gerektiğini iddia etmektedir. İster yönetmelik, ister sözü edilen Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında olsun, her iki halde de müstedinin tahsis süresi -çoktan sona ermiştir. Tahsis süresinin bitiminden sonra tahsisin uzatıldığı veya yeni tahsis yapıldığı hususunda mahkemeyi tatmin etmek müstediye düşer. Müstedi tarafından çağrılan şahadet ve tüm sair olgular tahsisin uzatıldığını veya yenilendiğini kanıtl-amaktan çok uzaktır ve güvenilir ve inanılır şahadet yokluğunda tahsis süresinin bitiminden sonra yeni bir tahsisin yapılmadığı sonucuna varmak gerekir. Bu durumda tahsisin bitiminden sonra tahsis son bulmuştur ve müstedinin adında geçerli bir tahsisin mev-cudiyetinden söz edilemez. (Bak: YİM 312/80, YİM 293/80, YİM 48/81, Prof. Dr. İsmet Giritli ve Dr. Pertev Bilgin'in İdare Hukuku adlı eseri baskı 1973 sayfa 195)
Müstedi, tahsisin mevcudiyetini İskân Bakanlığının iki teyit yazısına dayandırmaya çalışmışt-ır. Tahsis süresinin bitiminden sonra yeni bir kararla müstediye yeniden tahsis yapılmadığına göre -bu hususta ne bir karar ibraz edilmiş ne de güvenilir başka bir şahadet çağrılmıştır- İskân Baknının neye dayanarak söz konusu teyit yazılarını yazdığını an-lamak güçtür. Bakanın söz konusu yazıları yeterli araştırma yapmadan ve yasal durumu dikkate almadan yazdığı açıktır. Bakan gerekli araştırmayı yapmış olsa idi müstediye yeni bir tahsis yapılmadığını, yapılmış olsa dahi 41/77 sayılı Yasa altında hak sahibi- olmadığı nedeniyle yapılan tahsisin yasalara aykırı olduğu ve dolayısıyle böyle bir tahsisin yapılmaması gerektiğini saptayacak ve söz konusu teyit yazılarını, büyük bir ihtimalle yazmayacaktı. Binaenaleyh gerekli araştırmayı yapmadan söz konusu iki teyi-t yazısını yazmakla, Bakanın yasalara aykırı hareket ettiğine ve bu suretle yetkilerini aştığına veya kötüye kullandığına kuşku yoktur.
Tahsis süresinin bitiminden sonra konu bahçelerin yeniden müstediye tahsis edildiği veya tahsisin uzatıldığı bir an iç-in kabul edilse dahi, hak sahibi olmayan müstediye yapılan tahsis yasalara aykırı olduğundan yasal dayanaktan yoksun olup yok hükmünde ve hiç doğmamış sayılır ve müstediye de herhangi bir hak kazandırmaz. (Bak: YİM 201/80, YİM 168/71, YİM 44/82, Prof. Dr. -Ernst Fortsthoff'un The Administrative Act adlı eseri s.44-45) Bu durumda müstediye yapılan yasal dayanaktan yoksun ve yok hükmünde olan böyle bir tahsisin geri alınması iyi bir yönetimden beklenen doğru bir davranıştı ve müstedaaleyhler de konu bahçeleri -geri almakla hatalı hareket etmiş değillerdir. Özellikle eşdeğerin öncelikle uygulanmasını öngören 41/77 sayılı İskân, Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası ile Anayasanın yukarıda sözü edilen maddeleri ışığında hak sahibi olmayan müstediye tahsis edilen ba-hçelerin her zaman geri alınabildiğine kuşku yoktur. Geri alma işleminin, özellikle idarenin ihmali, hatası veya yetkilerini aşması veya kötüye kullanması yüzünden hak sahiplerinin haklarının çiğnenmesine yol açan böyle bir meselede, zamanla sınırlı olmaya-cağı açıktır.
Sonuç olarak başvuru reddolunur.
Masraflar için herhangi bir emir verilmez.
(Aziz Altay)
Yargıç
2 Eylül 1988
-
-169-
-
Full & Egal Universal Law Academy