-D.18/87 YİM 38/86
Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Oturum Yapan
Yüksek Mahkemede
Yargıç Niyazi F. Korkut huzurunda
Anayasanın 152. maddesi hakkında.
Müstedi: Niyazi Rama-dan, aslen Kıbrıslı, halen İngiltere'de 246 Dalston
Lane, Hackney, London E.8 adresinde mukim.
- ile -
Müstedaaleyh: 1. Saptama, Değerlendirme ve Tazmin Komisyonları
vasıtası ile KKTC Bakanlar Kurulu, Lefkoşa.
- 2. Kuzey Kıbrıs'ta Yabancıdan Kalan Taşınmaz Malların
Kontrol ve Yöneticisi vasıtası ile Ekonomi ve Maliye
Bakanlığı, Lefkoşa.
3. Tapu ve Kadastro Müdür-lüğü, Lefkoşa Kaza Tapu Dairesi
vasıtası ile ve Eşdeğer Kaynak olacak malların Kontrol ve
Yöneticisi sıfatı ile İçişleri ve İskan Bakanlığı, Lefkoşa.
- A r a s ı n d a.
Müstedi namına: Cahit Yılmazoğlu
Müstedaaleyhler namına: Mehmet Ali Şefik
İlgili şahıs namına: Ali Riza Görgün.
Yasa Maddesi: 7/80 sayılı Yabancıdan Satın Alınan Taşınmaz Malların Kaydı Yas-ası ve 41/77 sayılı İskan Topraklandırma ve Eşdeğer Mal Yasası ile KKTC Anayasasının geçici 1(2) maddesi.
İstemin Özeti: Müstedinin yabancıdan satın aldığı taşınmaz mala, Müsteda- aleyhler tarafından ilgili şahsa kesin tasarruf belgesi verilmesi kararının- hükümsüz olduğuna ve hiçbir sonuç doğurmayacağına ve Müstedaaleyhler tarafından yapılmaması gerekli bir ihmal olduğuna ilişkin karar verilmesi istemi.
OLAY: Müstedi taksitle satış sendi uyarınca başvuru konusu taşınmaz malı, Rumdan, mülkiyeti muhafaza ka-ydı ile satın aldı. Tüm taksitlerini ödedik- ten sonra malın kendisine devrini talep eden Müstediye, Rum İçişleri Bakanının gerekli onayı vermemesi nedeni ile mülkiyet devri yapılamadı. Müstedi 1972'de Lefkoşa Rum Kaza Mahkemesinde satıcılar aleyhine bir -dava açtı. Barış Harekatı nedeni ile dava neticelenmedi. Müsteci Barış Harekatından sonra Lefkoşa Kaza Mahkemesinde bir dava açarak malın kendi adına kaydı için emir verilmesini istedi. Ancak henüz dava neticelenmeden Saptama, Değerlendirme ve Tazmin Komis-yonunun başvuru konusu malı haksız ilgili şahsa eşdeğerine olarak verdiğini, Lefkoşa Kaza Tapu Dairesinde de ilgili şahsa, kesin tasarruf belgesi verildiğini öğrendi ve işbu başvuruyu dosyaladı.
SONUÇ: Yönetsel yetki kullanan bir organ tarafından alına-n bir karar, alındığı andan itibaren aksi kanıtlanıncaya kadar doğru ve meşru sayılır ve bu gibi bir karar ya da istemin gayri meşru olduğunu kanıtlamak böyle bir iddiayı ileri sürene düşer.
Müstedi, Müstedaaleyhin başvuru konusu malı ilgili şahsa v-ermekle hatalı ya da gayrimeşru hareket ettiğini kanıtlayamamıştır.
Başvuru reddolunur.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- YİM 4/85 (D.19/85) sayılı Erdoğan Bilal n/d Erdoğan Soygür ile Kamu
Hizmeti Komisyonu arasındaki Yüks-ek İdare Mahkemesi kararı.
____________________
H Ü K Ü M
Müstedi dosyalamış olduğu bu başvuruda 3.9.1956 tarihinde akdedilen bir taksitle satış senedi uyarınca Land Promoters Agency Ltd. ve/veya Samuel H. Pampakian'ın başvuru konusu taşınmaz malı KL4-00 bedel karşılığında mülkiyeti muhafaza kaydı ile kendisine satmayı taahhüt ettiğini, taksitler ile faizleri öden- dikten sonra da satıcılara satın alma opsiyonunu kullanmak istediğini yazılı ola- rak bildirdiği tarihten itibaren malın mülkiyetini iktisab-a ehil olacağını, satıcıların satılan malı yerinde gösterikleri gibi son taksidin ödendiğini gösteren 18.8.71 tarihli makbuzun arkasına da satılan malın başvuru konusu mal olduğuna ilişkin kayıt düştüklerini, 7.11.1972 tarihinde satın alma opsiyonunu kulla-nmak istediğini satıcıların avukatı kanalı ile yazılı olarak bildirdiğini; Rum İçişleri Bakanının gerekli onayı vermemesi nedeni ile satıcıların konu taşınmaz malın mülkiyetini kendisine devredemediklerini, 29.12.1972 tarihinde Lefkoşa Rum Kaza Mahkemesind-e satıcılar aleyhine bir dava açıp malın elden çıkarılmaması için ara emri aldığını ancak barış Harekatı nedeni ile bu davanın neticelendiril- mediğini; 12.5.1976 tarihinde K.T.F.D. Bakanlar Kurulu'na bir yazı göndererek konu malın kendisine koçan edilmesi-ni istediğini; Tapu ve Kadastro Dairsince gönderilen 4/6/1976 tarihli bir yanıt ile isteminin şimdilik yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığının bildirildiğini; 7/80 sayılı Yabancıdan Satın Alınan Taşınmaz Malların Kayadı Yasası'ndan sonra 6.5.1980 -tarihinde Lefkoşa Kaza Mahkemesinde Ekonomi ve Maliye Bakanlığını temsilen Başsavcılık aleyhine 23/80 sayılı bir dilekçe dosyalayarak başvuru konusu malın kendi adına kaydı için bir emir verilmesini istediğini ve bu dilekçenin henüz sonuçlandırılmadığını a-ncak Saptama, Değerlendirme ve Tazmin Komisyonunun bir kararı ile başvuru konusu malın haksız ve kanunsuz olarak ilgili şahsa eşdeğer olarak verilip Lef- koşa Kaza Tapu Dairesince ilgili şahıs adına kesin tasarruf belgesi çıkarıldığını ve bu eylemlerin meş-ru menfaatlerini haleldar ettiğini ileri sürerek müstedaaleyh No:1'e bağlı Saptama Değerlendirme ve Tazmin Komisyonu ve/veya bu müste- daaleyhler No.2'ye ve/veya bu müstedaaleyhlere bağlı Kuzey Kıbrıs'ta Yabancıdan kalan Taşınmaz Malların Kontrol ve Yöneti-cisinin ve/veya müste- daaleyh No.3'e bağlı Tapu ve Kadastro Müdürlüğünün ve/veya Lefkoşa Tapu Dairesinin ve/veya her üç müstedaaleyhe bağlı sair organ ve dairelerin münferi- den ve/veya müstereken aldıkları bir karar ile Lefkoşa'da, XXI 29.E.2 harita/ pl-an C833 koçan, C blok ve 748 parsel no'lu arsanın Kesin Tasarruf Belgesini Lefkoşalı Şerife Savoğlu'na veren İdari Tasarruflarının;
a) Hükümsüz olduğu ve hiçbir sonuç doğuramayacağına;
b) Müstedaaleyhler tarafından yapılmaması gerekli bir ihmal olduğuna;-
ilişkin bir karar verilmesini istedi.
Müstedaaleyhler ise dosyaladıkları itiraznamede, sair şeyler yanında, müs- tedinin yabancıdan satın aldığını ileri sürdüğü taşınmaz malın ilgili şahsa kesin tasarruf belgesi ile verilen mal olmadığını ve müstedinin- bu başvurudaki iddiala- rının ancak 7/80 sayılı yasa altında yaptığı istidada bir sonuca vardırılabileceğini ileri sürdüler.
İlgili şahıs tarafından dosyalanan itiraznamede ise, sair şeyler yanında, müstedinin başvuruya konu ettiği savlarının Yüksek İda-re Mahkemesi yetkisi dışında bir hukuk meselesi olduğu ve onun da 1974'den önce zaman aşımına uğradığı, ilgili akit uyarınca Rum İçişlerinin gerekli izni vermemesinin konu akti ifası imkansız yaptığı, Rum Mahkemesi kararları ile emirlerinin K.K.T.C. de geç-erli olmadığı, 1974'den önce ihlal edilen bir aktin yükümlülüklerinin KKTC tarafından yerine getirilmesine yasal olanak bulunmadığı ve ilgili şahsa verilen ile müstedinin satın aldığını iddia ettiği taşınmaz malın farklı olduğu ileri sürüldü.
Başvurunun -duruşmasında şahadet veren müstedi başvuruda ileri sürdüğü savları yineleyerek, sair şeyler yanında, 18.8.1971'de tüm taksitleri ödeyip Samuel Pampakian'dan arsayı adına koçan etmesini istediğini ancak hükümet izin vermez gerekçesi ile kendisine koçan verm-ediğini ve bunun üzerine Rum Mahkemesinde dava açtığını belirtti.
Müstedi adına şahadet veren M. Necti Kayıhan ise şaahdetinde müstedi ile birlikte S. Pampakian'a gittiklerini ve müstedinin başvuru konusu arsayı taksitle satın aldığını belirtti.
İlgili- şahıs adına şahadete çağrılan Lefkoşa Kaza Tapu Amiri Necat Yazman ise şahadetinde sair şeyler yanında başvuru konusu arsanın bulunduğu bölgenin kayıtlarının 1963'den sonra Rum tarafına verildiğini ve ellerinde konu bölge ile ilgili kayıt bulunmadığını ve- Emare 38'e bakarak başvuru konusu taşınmaz malın 1953 yılında 510/54 No'lu takrir ile Samual Pampakian adına geçtiğini, ve kendilerindeki haritalara göre o bölgede Filadelfiya diye bir semt bulunmadığını belirtti. İstintak esansında da bu tanık başvuru ko-nusu taşınmaz malın mevki isminin Arap Tarlası olduğunu belirtti.
İlgili şahıs adına şaahdet veren Ortaköy muhtarı Mustafa Mayın ise şaha- detinde Kızılbaş ya da Marmara bölgesind Filadelfiya diye bölge ismi bulunma- dığını, şimdi Kermia olarak bilinen b-ölgenin adının eskiden Filadelfiya olduğunu belirtti.
İlgili şahıs avukatı Mahkemeye hitabında, sair şeyler yanında, yönetsel bir kararın aksi kanıtlanana dek geçerli olduğunu, bu hususta isbat yükümlülüğünün müstedide olduğunu, müstedinin bu yükümlülüğü-nü yerine getirmediğini; ilgili mukaveleye göre satıcı adına koçan dönmesi halinde alıcıya yürütüleceğinin ön- görüldüğünü, ilaveten konu mukavelenin koşula bağlı olduğu ve gerekli iznin alınmaması nedeni ile kendiliğinden ortadan kalktığını, ilgili şahsa -verilen ile müstedinin aldığı taşınmaz malın aynı olduğunun kanıtlanmadığını; ilgili malın ilgili şahsa veriliş yönteminin müstediyi ilgilendirmediğini, müstedi 7/80 altında bir ara emri de almadığına göre idarenin bir hatası bulunmadığını ileri sürdü.
M-üstedi avukatı ise hitabında, özetle, şahadet ve emarelere göre müstedinin satına ldığı malın ilgili şahsa verilen mal olduğunun saptandığını, müstedinin konu arsanın taksitlerini ödeyip koçan istediğinde satıcının o günlerde olanak olmadığını belirtmesi ü-zerine Rum Mahkemesinde dava açtığını, 12.5.1976'da ilgili bakanlıktan konu malın adına devredilmesini istediğini ancak "yasal olanak bulunmadığına" ilişkin bir yanıt verildiğini ve 7/80 sayılı yasadan sonra da istida dosyaladıklarını, bu istida altında ha-klı olup olmadıklarına alt mahkemenin karar vereceğini, zaman aşımının var olup olmadığına da alt mahkemenin karar vere-bileceğini; hak düşürücü sürenin geçtiğinin isbatının karşı tarafta oldığunu ve bu husustaki yükümlülüklerini yerine getirmediklerini; 7-/80 sayılı yasa altında haklılıklarını belirlemeden müstedaaleyhlerin meşru olmayan bir yöntem ile konu malı ilgili şahsa verdiğini; halbuki Rum Mahkemesinden aldıkları bir ara emri ile bu malın elden çıkarılmasını durduttuklarını ve idarede devamlılık ilk-esinden hareketle alınan ara emrinin müstedaaleyhleri de bağladığını ve 7/80 sayılı yasa altında dosyaladıkları istida altında tekrar ara emri almalarına gerek bulunmadığını; ilgili taşınmaz mal kaynak paketine konularak verilmeyip sakat bir idari kararla -ilgili şahsa verildiği cihetle bunun yasalara aykırı ve yetki aşımı ile verildiğini ve bu nedenle bu kararın iptal edilmesi gerektiğini savundu.
Müstedaaleyhler adına konuşan savcı ise hitabında özetle; ilke olarak yö- netsel yetki kullanan bir organ tar-afından alınan bir kararın alındığı andan itibaren iyi niyetle ve yasalara uygun olarak alınmış varsayıldığını, yasalara uygun olmadığı ya da kötü niyetle alındığı hususunun kanıtlanmasının da bundan yakınan kişiye düştüğünü ancak müstedinin bu hususta hiç- şahadet çağırmadığını ve konu kararın bozulmasını gerektirecek herhangi bir olgu sunulmadığını; başvuru konusu taşınmaz malın yasalara göre eşdeğer kaynak olduğunu ve 41/77 ile 7/80 sayılı yasalarda herhangi bir taşınmaz mal ile ilgili olarak 7/80 sayılı -yasa altında bir istida olması halinde böyle bir kaynağın eşdeğer olarak verilemiyeceğine ilişkin bir engel bulunmadığını, bu nedenle idarenin yasalara aykırı bir işlemi bulunmadığını; konu malın 41/77 sayılı yasa altındaki eşdeğer olarak ilgili şahsa veri-lme usulüne ilişkin usulsüzlüğün de müstedinin haklarını haleldar etmediğini, konu mal pakete konsa bile müstedi puanı olmayıp pakete müracaat edemiyeceğine göre müstedinin bu hususu yakınma konusu edemiye- ceğini ileri sürdü.
Mahkemeye sunulan şahadet v-e emarelere göre müstedi 3.3.1956 tarihin- de Land Promoters Agencey Ltd adlı bir şirketten bir taksitle satış senedi altında, sözleşmede 149 No'lu arsa diye tanımlanan, bir taşınmaz malı KL400 karşılığın- da satın aldı. Sözleşmeye göre taksitler ödenene d-ek müstedi konu malın kiracısı olacak ve taksitler ödenince satın alma opsiyonunu kullanmak istediğini yazılı olarak bildirdiği tarihten itibaren de konu malın mülkiyetini iktisaba ehil olacaktı. Müstedi 7.11.1972 tarihli bir yazı ile satın alma opsiyonunu- kullanmak istediğini satıcılara bildirdi. Ancak satıcılar 28.11.1972 tarihli bir yazı ile Türklere mal devri için gerkli izni alma olanağı olmadığını ve alıcı böyle bir izin alırsa gerekli devri yapmaya hazır olduğunu bildirdi.
Müstedi daha sonra Aralık- 1972'de Lefkoşa Rum Kaza Mahkemesinde satıcı şirket ile bu şirketin direktörü olan Samuel H. Pampakian aleyhin konu malın adına devri için bir dava dosyaladı. Bu davada dosyalanan müdafaada, sair şeyler yanında, davada devri istenen taşınmaz malın hiçbir -zaman satıcı şirketin malı olmadığı ve sözleşmede belirlenen 149 No'lu arsanın da müstediye devredildiği ileri sürüldü. Müstedi ise müdafaaya verdiği cevapta kendisine devredilen malın başka bir satışa konu olduğunu ileri sürdü ve şahadeti sırasında da müs-tedi, satıcılardan biri peşin biri de taksitle olmak üzere, iki arsa aldığını belirtti. Barış Harekatına kadar konu dava sonuçlanmadı. Emare 38'e göre müstedinin Rum Mahkemesinde açtığı davada konu malla ilgili olarak bir ara emri aldığı da gözükmektedir. -Barış Harekatından sonra müstedi 12.5.1976 tarihinde konu taşınmaz malın adına devri için ilgili Bakanlığa bir müracaatta bulundu. Bu müracaata verilen 4.6.1976 tarihli cevabi yazıda isteminin karşılanmasına yasal olanak bulunmadığı bildirildi. 7/80 sayılı- yasadan sonra da müstedi Lefkoşa Kaza Mahkemesinde 23/80 sayılı istidayı dosyalayarak bu başvuruya konu arsanın namına kaydedilmesini istedi. Bu istidasına dosyalanan itiraznamede ise müstedinin istidasına ekli yemin varakasında belirtilenler ile atıf yap-ılan belgelerin 7/80 sayılı yasanın 6. maddesinde öngörülenleri kanıtlayıcı mahiyette olmadığı ileri sürüldü. Bu istida neticelenmeden de müstedaaleyhler konu arsayı ilgili şahsa kiralayıp daha sonra da kendisine eşdeğerine karşılık verdiler. Bu durumda mü-stedinin esas yakınma konusu 23/80 sayılı istidası bir karara bağlanmadan bu istidasına konu olan arsanın eşdeğer olarak ilgili şahsa verilmesini ve bunun sonucu konu istida altındaki isteminin ortadan kalktığıdır. Bu nedenle müstedi konu arsanın ilgili şa-ha devrini öngören kararın hükümsüz ve etkisiz olduğuna ilişkin bir karar verilmesini istemektedir. Ancak bu meselede müstedaaleyh No.1'in aldığı kararla kalınmayıp bu karar uyarınca müstedaaleyh No.3 tarafından konu taşınmaz mal için ilgili şahsa kesin ta-sarruf belgesi verilmiştir. Bu durumda Tapu Dairesi sadece müstedaaleyh 1 tarafından alınan karar uyarınca bir işlem yapmış ve kendisi herhangi bir karar almamıştır. Başvurudaki istemden de görülebileceği gibi müstedi ilgili şahsa verilen kesin tasarruf be-lgesinin hükümsüz ve etkisiz olduğuna ilişkin bir talepte de bulunmamıştır. Bu nedenle Müstedaaleyh 3 olan Tapu Dairesi aleyhindeki baş- vurunun daha ileri gitmeden reddedilmesi gerekir.
Bu başvurunun konusu olmayıp taraflardan da bu hususta herhangi bir- görüş istenmediği için mevcut yasalara göre koçan yerine geçen bir kesin tasarruf belgesinin iptaline ilişkin bir karar vermenin Yüksek İdare Mahkemesi yetkisine girip girmediği hususunu bu başvuruda incelemeye gerek görmüyorum.
Müstedaaleyh 1 tarafında-n alınan yönetsel kararın hatalı olup olmadığı hususuna gelince:
Lefkoşa Kaza Tapu amiri Necat Yazman'ın şahadetine göre başvuru konusu arsanın bulunduğu bölgenin kayıtları 1963 olaylarından sonra Rum tarafına verilmiş olup ellerinde konu arsa ile ilgili- herhangi bir kayıt yoktur. Müstedinin Rum Mahkemesinde açtığı davada aldığı ara emri de Rum tapusunda dosyalanmıştır. Konu emrin Rum tarafındaki Tapuya dosyalandığı ilgili şahıs tarafından Emare 38 olarak dosyalanan Rum Tapusunun araştırma belgesinde görü-lmektedir. Esasen 1963 yılından sonra Rum Mahkemelerince verilen hüküm ve emirler bizi bağlayıcı olmadığı bir yana konu mal ile ilgili olarak alınan ara emrinin 1974 yılından sonra bu gibi malların zilyetliğine ve KKTC Anayasasının yürürlüğe girdiği tariht-en sonra da mülkiyetine sahip olan devletimizin bilgisine getirildiğine ilişkin herhangi bir şahadet yoktur. İlaveten müstedi Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dosyaladığı 23/80 sayılı istida altında da konu istidada sözü edilen arsanın istida neticelenene dek eld-en çıkarılamasına ilişkin bir ara emri almamış ve avukatı da Mahkemeye hitabında böyle bir emir almaya gerek duymadığını bildirmiştir.
Bu hususlar bir yana, müstedi tarafından sunulan emareler arasında bulu- nan sözleşmeden de görülebileceği gibi, satıla-n mal sözleşmede 149 No'lu arsa olarak tanımlanmakta, verilen makbuzlarda ise bazılarında yine 149 No'lu arsa ve bazılarında da 2 A olarak gösterilmektedir. Sadece son makbuzun arkasında kimin tarafından yazıldığı belli olmayan bir not içerisinde bu başvur-uda sözü edilen parsel numarası gözükmektedir. Geriye kalan emareler ile davacının Rum tarafında açtığı davada, 7/80 sayılı yasa altında dosyaladığı istidada ve yazışmalarda ise başvuruda sözü edilen parsele atıfta bulunmakla beraber sözleş- mede 149 No'lu- arsa olarak görülen taşınmaz mal ile müstedinin satın aldığı arsa olduğunu ileri sürdüğü 748 no'lu parselin aynı ve bir parsel olduğu hususu tartışma konusudur. Müstedinin emare olarak sunduğu sözleşmede parsellene- cek arsalardan söz edilirken tanık olar-ak dinlenen Lefkoşa Kaza Tapu Amiri Necat Yazman başvuru konusu 748 No'lu parselin 1953 yılında arsa olarak Reşat Dedezade'den S. Pampakian adına devredildiğini belirtmiştir. Ancak bu hususta karar verecek yetkili Mahkeme Kaza Mahkemesidir. Müstedi bu husu-su temize çıkarmadan müstedaaleyhlerin aldıkları kararda hatalı hareket ettiklerini söylemek olası değildir. KKTC Anayasasının Geçici 1(2) maddesi tahtında bu gibi malların mülkiyetinin hak sahiplerine öncelikle devri öngörülerek bu yetkiye dayanarak başla-tılan uygulama sonunda, sair hak sahipleri yanında, ilgili şahsa da eşdeğerine karşılık başvuru konusu malla ilgili kesin tasarruf belgesi verilmiştir. Müstedaaleyhlerin konu malı ilgili şahsa önce kiralayıp daha sonra da, kaynak paketine koymadan, vermesi-nin meşru olup olmadığı hususu bu baş- vuruda konu edilemez. Müstedi kendisinin de eşdeğere hak sahibi olduğu iddia- sını ileri sürse idi ancak o zaman bu hususu konu yapabilirdi. Böyle bir iddia ileri sürmediğine göre de müstedaaleyhlerin ilgili şahsa ko-nu malı verirken uyguladığı yöntemin müstediyi ilgilendirmemesi gerekir.
YİM 4/85 sayılı başvuruda da vurgulandığı gibi yönetsel yetki kullanan bir organ tarafından alınan bir karar, alındığı andan itibaren, aksi kanıtlanıncaya kadar doğru ve meşru sayıl-ır ve bu gibi bir karar ya da işlemin hatalı ya da gayrimeşru olduğunu kanıtlamak böyle bir iddiayı ileri sürene düşer.
Yukarıda özetlenen olgulardan da görülebileceği gibi müstedi müsteda- aleyhlerin başvuru konusu malı ilgili şahsa vermekle hatalı ya d-a gayrımeşru hareket ettiğini kanıtlayamamıştır. Müstediler başvuru konusu mal ile ilgili olarak bir karar aldıkları cihetle de bu hususta bir ihmalden söz edilemez.
Sonuç olarak başvuru reddolunur.
Masraflarla ilgili herhangi bir emir verilmez.
- (Niyazi F. Korkut)
Yargıç
22.4.1987
Full & Egal Universal Law Academy