-Birleştirilmiş
D.14/87 YİM 6/87 ve YİM 10/87
Yüksek İdare Mahkemesi Olarak Oturum Yapan
Yüksek Mahkemede
Yargıç Niyazi F. Korkut huzurunda
Anayasanın 152. Maddesi hakkında
- YİM 6/87
Müstedi: 1. Leonard Fairclough (Cyprus) Ltd. England ve diğerleri.
- ile -
Müstedaaleyh: 1. Ekonomi Ticaret ve Sanayi Bakanlığı Resmi Kabz
- Memurluğu ve Mukayyitliği Dairesi ve/veya Şirketler
Mukayyidi vas. KKTC Lefkoşa.
2. Bakanlar Kurulu vasıtsıyle KKTC. Lefkoşa
- A r a s ı n d a.
Müstediler namına: Kıvanç M. Riza ve Menteş Aziz
Müstedaaleyhler namına: Akın Sait.
YİM 10/87
Müstedi: 1. Leonard- Fairclough (Hotels) Ltd. England ve diğerleri.
- ile -
Müstedaaleyh: 1. Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı Resmi Kabz
Memurluğu ve Mukayyitilği Dairesi ve/veya Şirketler
Mukayyidi vas. KKTC, Lef-koşa.
2. Bakanlar Kurulu vasıtasıyle KKTC Lefkoşa.
A r a s ı n d a.
Müstediler namına: Kıvanç M. Riza ve Menteş Aziz
Müstedaaleyhler namına: Ak-ın Sait.
Yasa Maddesi: Bölüm 113 Şirketler Yasasının 112A maddesi ile Zaim Neca-tigil KKTC'de Yönetim Hukuku ve Anayasa Yapısı.
İstemin Özeti: Her iki başvuruda da Müstediler, mukayyitlik nezdinde tescil edilmeleri için yapmış oldukları başvuruları redd-eden ve Resmi Gazetede yayımlanan kararın hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına ilişkin mahkeme emri ile bu hususta Müstedaaleyhin gösterdiği ihmalin yapılmaması gerektiği ve sözkonusu şirketlerin gerekli tescil işlemlerinin ya-pılması gerektiği hususunda bir mahkeme kararı veril- mesi isteminde bulunmuştur.
OLAY: Müstediler 20 Temmuz 1974 Barış Harekatından önce Kıbrıs'ta kayıtlı bir şirket olan Şirket No.1, harekattan sonra KKTC topraklarında da faali- yet göstermek için izin -ve KKTC topraklarında bulunan taşınmaz malları üzerinde daha etkili veya idare kurabilmek amacı ile KKTC nezdinde de tescilini talep ettiler. Müstedilerin bu talebine Müstedaaleyh, ek bilgi ya da belge istediklerini duyurmadan, Müstedilere olumlu veya olum-suz bir yanıt vermekten kaçındı. Müstedilere göre şirket No.1'in tescilini reddeden kararın esas nedeni KKTC topraklarında bulunan mallarına sahip çıkmalarını engellemek ve bu gibi malların Müstedaaleylerce gasbını sürdürmektedir.
SONUÇ: Bölüm 113 Şirketl-er Yasasının 112A maddesi 1974 öncesi Kıbrıs'ta kayıtlı olan bir şirketin KKTC makamları nezdinde yeniden tescili için KKTC'de faaliyet göstermelerini zorunlu kılmaktadır. Bu durumda Müste- daaleyhin sınırlı dahi olsa taşınmaz malları olduğu gerçeğinden ha-reketle tescillerine ızın vermesi gerekirdi.
Sonuç olarak Müstediler yukarıda belirtilen nedenlerle başvurularında haklı oldukları kanaatine varıldığından istemleri doğrultusunda emir verilir.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- YİM 133/84 -(D.14/86) sayılı Fersan Askeroğlu ile Kamu Hizmeti
Komisyonu arasındaki Yüksek İdare Mahkemesi kararı.
2- YİM 139/85 sayılı Yüksek İdare Mahkemesi kararı.
3- YİM 167/85 sayılı Yüksek İdare Mahkemesi kararı.
4- YİM 168/85 sayılı Yüksek İdar-e Mahkemesi kararı.
____________________
H Ü K Ü M
6/87 ile 10/87 sayılı başvurular konsolide edilerek dinlendi.
6/87 sayılı başvuruda, hükümde şirket No.1 olarak atıfta bulunulacak Leonarda Fairclough (Cyprus) Ltd ile bu şirkete hissedar olduklarını -ileri süren diğer 3 kişi müstedi olarak görülmektedirler.
10/87 sayılı başvuruda da hükümde şirket No.2 olarak atıfta bulunulacak Leonard Fairclough (Hotels) Ltd ile bu şirkette hissedar oldukarını ileri süren diğer 3 kişi müstedidirler.
Her iki başvur-uda da müstediler Bakanlar Kurulu tarafından alınan ve sözü edilen şirket No.1 ve No.2'nin Bölüm 113, Şirketler Yasasının 112 A mad- desi uyarınca Mukayyitlik nezdinde tescil edilmeleri için yapmış oldukları başvu- ruları reddeden ve 15.1.1987 tarih ve 4 s-ayılı Resmi Gazetenin Ek IV'ünde ya- yınlanan kararın hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğura- mayacağına ilişkin bir Mahkeme kararı ile bu hususta müstedaaleyhlerin göster- miş oldukları ihmalin yapılmaması gerektiği ve söz kunusu şirket-lerin gerekli tes- cil işlemlerinin yapılması gerektiği hususunda bir Mahkeme kararı verilmesini istediler.
6/87 sayılı başvuruda müstediler şirket No.1'in 15.7.1974 öncesinde Bölüm 113, Şirketler Yasası hükümleri uyarınca Kıbrısta kayıtlı olduğunu, Şir-- ket No.1'in hissedarları arasında bulunan Leonard Faırclough Ltd'in İngilterede tescil edilmiş bir İngiliz Şirketi olduğunu ancak konu şirketin 1977 yılında ismini Fairclough Construction Group Ltd. olarak değiştirdiğini, 1981 yılında ise kamuya açık bir -şirket olarak Fairclough Construction Group Plc. olarak yeniden tescil edildiğini, Şirket No.1'in KKTC toprakları içerisinde taşınmaz malları bulunduğunu, Mağusa Kazasına bağlı Yeni Boğaziçi köyünde bulunan ve Salamis Bay Oteli olarak bilinen turistik tesi-slerin de konu şirketin en büyük hissedarı olduğu şirket No.2'ye ait olduğunu; Şirket No.1'in sahip olduğu bazı taşınmaz malların da Girne kazasına bağlı Karşıyakada bulunduğunu; Şirket No.1'in Karşıyaka'da bulunan söz konusu taşınmaz mallarının bazılarını-n inki- şafı için müstedaaleyhlere ön izin isteyen takriben 15 Aralık 1986 tarihli bir dilekçe yaptığını ancak henüz bir yanıt almadığını ileri sürdüler.
Müstediler savlarına devamla Şirket No.1'in 20 Temmuz 1974 Barış Harekatından sonra KKTC toprakların-da faaliyet gösterebilmek ve taşınmaz malları üzerinde daha etkili kontrol veya idare kurabilmek amacı ile şirket No.1'in KKTC nezdinde de tescilini istediğini ve ilgili makamlara gerekli müracaatı yıllar önce yaptığını, bu müracaat üzerine ilgili makamlar-ın müstedilerden sözlü olarak bazı belgeler ya da bilgiler istediklerini bilgi ve belgelerin kendilerine verildiğini; ancak müstedaaleyhlerin 7.10.1985 tarihine dek Şirket No.1'e ya da diğer müstedilere, yazılı ya da sözlü olarak, ek bilgi ya da belge iste-diklerinin duyurmadıkları gibi konu tescil müracaatlarının olumlu karşılanabilmesi için verdikleri bilgi ya da belgelerde herhangi bir noksanlık olduğunu bildirmeyip olumlu ya da olumsuz bir yanıt vermekten kaçındıklarını ileri sürdüler.
Müstedilere göre- Müstedaaleyhlerin söz konusu ihmalleri ve keza Şirket No.1'in tescilini reddeden kararın esas nedeni Şirket No.1'in KKTC toprakları dahilinde bulunan taşınmaz mallarına sahip çıkmalarını engellemek ve bu gibi malların müstedaaleyhlerce gasbını sürdürmekti-r. Nitekim Şirket No.1'in en büyük hissedarı olan Şirket No.2'ye ait ve Salamis Bay Otel olarak bilinen turistik tesisler takriben 1 Eylül 1974 tarihinden ya da 8 Kasım 1975 tarihinden itibaren müstedaaleyhlerce ve KKTC'nin ilgili mercilerince, yanlış olar-ak ve haksızca, yabancıya ait mal gibi telakki edilmiş ve herhangi bir yasal dayanaktan yoksun olarak Kıbrıs Türk Turizm İşletmeleri Ltd. Şirketine tahsis edilmiştir.
Müstedilerin iddialarına göre, söz konusu Salamis Bay Otelinin Kıbrıs Türk Turizm İşlet-meleri Ltd Şirketine tahsis edildiği sürenin son bulma aşamala- rında şirket No.2 Yüksek İdare Mahkemesine 139/85 sayılı bir başvuru dosyala- yarak müstedaaleyhlerin şirket No.2'nin tescil ya da yeniden tescil işlemlerini yapmamakla göstermiş oldukları ihm-alin yapılmaması gerektiği ve şirket No.2'nin müstedaaleyhlerce tescil ya da yeniden tescil edilmesi gerektiği husu- sunda bir karar verilmesine ilişkin istemde bulundular. Konu başvuru takriben 2 Ekim 1985 tarihinde dosyalandı ve ayni gün müstedaaleyhleri-n ve bilhassa KKTC Bakanlar Kurulu ya da İçişleri ve İskan Bakanlığı yetkililerinin söz konusu başvuru bir neticeye bağlanıncaya dek Salamis Bay Oteli kompleksi ola- rak bilinen turistik tesisleri herhangi bir şahsa ya da şirkete ve bilhassa Kıbrıs Türk Tu-rizm İşletmeleri Ltd Şirketine yeniden kiralamamaları veya tahsis etme- melerini, bu hususta herhangi bir karar almalarını men edici bir ara emri alındı. Bu ara emrini ortadan kaldırmak amacıyle müstedaaleyhler takriben 4 Ekim 1985 tarihinde bir karar alar-ak esas başvurunun (A) paragrafında yakınma konu- su yapılan Şirket No.1 ve 2'nin tescil müracaatlarını reddettiler. Müstedilere göre bu karar alelacele, gerekçesiz, haksız ve herhangi bir yasal mesnetten yoksun olarak sırf sözü edilen ara emrine bir son v-ermeyi sağlamak amacıyle alınmıştır.
Müstediler bu savlarını desteklemek amacıyle ilgili zamanlarda ve halen KKTC Başbakanı bulunan Sayın Dr. Dervış Eroğlu'nun 18.10.1985 tarihli Kıbrıs Postasında yayınlanan bir demecinde ve Birlik Gazetesinin 23.10.1985- tarihli başyazısına atıfta bulundular.
Müstediler müstedaaleyhlerin konu 4.10.1985 tarihli kararı aleyhine Yüksek İdare Mahkemesinde 167/85 sayılı başvuruyu dosyaladıklarını ve Mahkemenin 5 Kasım 1986 tarihli hükmü ile söz konusu 4.10.1985 tarihli kara-rının hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğuramıyaca- ğına karar verdiğini, bu kararı 6.11.1986 tarihli bir yazı ile müstedaaleyhlerin dikkatine getirerek konu Mahkeme kararı ışığında Şirket No.1'in tescil başvuru- sunun yeniden incelenmes-ini istediklerini, konu yazıda her iki şirketin dilekçeleri incelenirken müstedaaleyhlere her bakımdan yardımcı olmaya ve herhangi bir hususta isteyebilecekleri ek bilgi ya da belgeleri kendilerine sunmaya hazır ol- duklarını belirterek kati bir sonuca var-mazdan önce kendilerine de söz hakkı tanınması ve savlarını kanıtlamak için gerek müstedaaleyhler nezdinde gerekse Bakanlar Kurulu nezdinde kendilerine bir olanak sağlanmasını rica ettiklerini, ancak müstedaaleyhlerin müstedilere hiç bir hak tanınmadan ve -onlardan herhangi bir ek bilgi ve belge istemeden bu başvurlara konu kararı aldığını belirttiler.
Müstedilere göre başvuru konusu kararın gerekçeleri sakattır ve herhan- gi bir yasal mesnetten yoksundur. Müstediler ayrıca başvuru konusu kararın, gerekli- araştırma yapılmadan ve ilgili gerçeklere gerekli önem verilmeden ya da bazı faktörlere gereğinden fazla önem atfedilerek, alındığını ileri sürmektedirler.
Müstedaaleyhler ise bu başvuruya dosyladıkları itiraznamede, sair şeyler yanında, özetle, Şirket- No.1'in tescil edilmesi için 1985 yılı içerisinde avukat tarafından bir müracaat yapıldığını, eksik belgelerin tamamlanmasının zaman aldığını, yapılan müracaat ışığında sunulan bilgi ve belgelerin Müstedaaleyh No.2'nin kararına sunulduğunu, müstedaaleyh N-o.2'ye sunulan belgelerden Salamis Bay Oteli ile onun ittisalindeki araziler üzerindeki sahiplik haklarının kaydedilmesi için3 Eylül 1974 tarihli bir yazı ile TC Londra Büyükelçiliğine gönderilen ve oradan da Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi Savunma Bakanlığına- iletilen bir yazıya cevaben Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi Başkan Yardımcısı ile Savunma Bakanının 7.11.1974 tarihinde söz konusu yazı sahibine gönderdiği ve ilgili yazıda sözü edilen mülk üzerindeki haklarının kaydedilmesi için bunların sahibi olduğu iddia- olunan kişilerin adına yasal olarak devredilmiş olup olmadı- ğını gösteren gerçek durum da dahil olmak üzere sahipliğin gerçek niteliğini kanıtlayıcı ek bilgi ve belgeler ile bunlara ilaveten şirket tescil belgesi ile hisse- darlık listesi de dahil olmak -üzere sair ilgili belgelerin yetkili makamlara sunul-ması gerektiğinin bildirildiğini ancak bu yazıya karşılık istenen bilgi ve belgelerle bir müracaat alınmadığının ve Türk Yönetimince yapılan çağrıya rağmen öngörülen süre içerisinde de bir müracaat yapıl-arak müstedi şirketin hak iddiaları not edilmdiğinden, ve bugüne dek kendilerinden istenen hissedarlık ya da mülkiyet belgelerini sunmadıklarından istemlerinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu savundular.
İtiraznamede ayrıca Şirket No.1'in KKTC topraklar-ında herhangi bir taşınmaz malı bulunduğu kabul edilmemekte ve müstedaaleyhlerin gerekli değerlendirmeyi yaparak başvuru konusu kararı ona göre aldıkları ileri sürülmektedir.
10/87 sayılı başvuruda da gerek müstedilerin gerekse müstedaaleyhlerin savları -6/87 sayılı başvuruda ileri sürülenlerin benzeridir.
Müstediler başvurularında ileri sürdükleri savları ispat için şahadet dinlettiler ve emareler sundular. 167/85 ile 168/85 sayılı başvuru dosyaları da sunulan emarelerden biridir. Müsedaaleyhler ise her-hang bir şahadet çağırma- dılar.
Bu başvuruda konu kararın incelenmesine geçmezden önce Emare ola- rak sunulan 167/85 sayılı başvurularda verilen kararı gözden geçirmeyi uygun gördüm. 167/85 ve 168/85 sayılı başvurular Şirket No.1 ile 2'nin kayıtlarını r-ed- deden Bakanlar Kurulunun 4.10.1985 tarihli kararı aleyhine yapılmış ve konu kararın hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğuramıyacağına ilişkin bir Mahkeme emri verilmesi istenmişti. Bu başvuruda da müstediler ile müstedaaleyhler tarafı-ndan ileri sürülen gerçekler 6/87 sayılı başvuruda ileri sürülen ve yukarıda özetlenenlerin benzeri idi.
Sözkonusu başvuruların duruşması sırasında Başsavcı Yardımcısı, sav- larının aksine, Şirket 1 ve 2'ye herhangi bir yazı gönderilmediğini ve bilhassa -7.11.1974 tarihli yazının Şirket No.1 ile No.2'ye gönderilmediğini kabul ederek bu durumda gerek 167/85 gerekse 168/85 sayılı başvurulara konu kararın yanlış gerekçeye dayandırılması nedeni ile Mahkemece hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç -doğuramıyacağına ilişkin bir karar verilmesi gerektiğini kabul etmiş ve her iki başvuruda da bu doğrultuda karar verilmiştir. 6/87 ile 10/87 sayılı başvurulara konu karar ise aynen şöyledir:
"LEONARD FAIRCLOUGH (CYPRUS) LIMITED ve LEONARD FAIRCLOUGH (H-OTELS) LIMITED adındaki, 15 Temmuz, 1974 ön- cesi Kıbrıs'ta kayıtlı oldukları iddia edilen iki şirketin KKTC Şirketler Mukayyitliği nezdinde tescilleri ile igili olarak yapılan müracaatları yeni- den tezekkür eden Bakanlar Kurulu:
1. "Salamis Bay Oteli-n ve onun ittisalindeki araziler üzerindeki sahiplik haklarının kaydedilmesi için 3 Eylül, 1974 tarihli bir yazı ile TC Londra Büyükelçiliğine gönderilen ve oradan da Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi Savunma Bakanlığı'na iletilen bir yazıya cevaben Otonom Kıbrı-s Türk Yönetimi Başkan Yardımcısı ve Savunma Bakanının, söz konusu yazı sahibine gönderdiği ve ilgi- li yazıda sözü edilen mülk üzerindeki hakların kaydedilebilmesi için, bunların, sahibi olduğu iddia edilen kişi veya kişilerin adına yasal olanak devredilm-iş olup olmadığını gösteren gerçek durum da dahil olmak üzere, sahipliğin gerçek niteliğini kanıtlayıcı ek bilgilerin ve bunlara ilaveten Şirket tescil Belgesi ile hissedarlar listesi de dahil olmak üzere sair ilgili belgelerin Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi -Yetkili Makamlarına sunulması gerektiğini bildiren 7 Kasım, 1974 tarihli yazısına karşılık, bu yazıda istenen bilgi ve belgelerle bir müracaat alınmadığı gibi, daha sonra, Kıb- rıs Türk Yönetiminin, 1975'te yabancı basın aracılığıyla yaptığı çağırıya cevab-en, bu hususta öngörülen süre içinde, Salamis Bay Otelinin ve ittisalindeki arazilerin sahibi bulundukları iddiasında oldukları anlaşılan yukarıda adı geçen iki şirketçe veya onlar adına, Salamis Bay Oteli ve ittisalindeki araziler üzerindeki sahiplik iddi-alarıyle ilgili olarak Savunma Bakanlığı'na müracaat edilmediği ve istenen herhangi bir mülkiyet kanıtlayıcı belge de sunulmadığı" nedeniyle, KKTC Dışişleri ve Savunma Bakanlığı Dışişleri ve Savunma Dairesi Konsolosluk ve Azınlıklar İşleri Müdürlüğüne, Sal-amis Bay Otelinin sahibi veya sahipleri olduğu iddiasında bulunan yukarıda adı geçen müracaat sahibi iki şirketle ilgili olarak Salamis Bay Oteli ve ittisalindeki arazilerden oluşan söz konusu taşınmaz mallar üzerindeki hak ve menfaatların not edilmiş oldu-ğunu;
2- Ayrıca, adı geçen iki şirketin tescil müracaatı ile ilgili olarak KKTC Şirketler Mukayitliğince kendilerinden talep edilen tüm belgelerin ibraz edilmemiş olduğu gerçeği karşısında, bu şirketle- rin 15 Temmuz, 1974 tarihindeki hissedarlık durum-larının ve üzerinde hak iddia edilen taşınmaz mallara ilişkin sahiplik duru- munun gerçeği yansıtmadığı şüphesinin mevcut olduğunu da dik- kate alarak, yukarıda sözü edilen şirketlerin tescil müracaatlarının reddine karar verdi."
Konu karardan da görül-ebileceği gibi bu kararda da söz konusu 7.11.1974 tarihli yazıdan yine bahsedilmektedir. Konu yazının şirket No.1 ve 2'ye gönderilmediği kabul edilmesine rağmen bu yazıya yine atıfta bulunulması ve bu yazıda istenen bilgi ve belgelerden sözedilmesi ve konu- ret kararı alınırken bu hususa önem verilmiş olması gözardı edilemez.
167/85 ile 168/75 sayılı başvurularda 7.11.1974 tarihli yazının şirket No.1 ve 2'ye gönderilmiş olduğu yanlış varsayımından hareketle alınan konu kararın, bu yanlış gerekçe nedeniyle,- hükümsüz ve etkisiz bulunmasına karşın Bakanlar Kurulu ya da sair ilgili organlar bu başvurulara konu kararı alırken 7.11.1974 tarihli yazıya herhangi bir önem vermek istiyorlarsaydı, kanımca, bunun nedenlerini etraflıca açıklayıp hiç yoktan Şirket No.1 v-e 2'ye gönderilme- diği kabul edilen bu yazıya karşılık neden ve nasıl şirket 1 ve 2'den yanıt bekle- diklerini belirtmeli idiler.
Mahkemelerimizi bağlayıcı olmamakla beraber Kıbrıs Rum Yönetimi Yüksek Mahkemesince verilen IONNIS CONSTANTINOU V. The Repu-blic of Cyrpus Through The Chairmanof the Council For the Reinstatement of Dismis- sed Civil Cervants (1972) 3 C.L.R. davasında belirtildiği gibi daha önce aynı taraflar arasındaki bir başvuruda verilen kararda değinilen gerçekler başka bir yönetsel karara- konu olmaları halinde etraflıca etüd edilmeli ve aksine kuvvetli bir gerekçe olmadıkça onlara sadık kalınmalıdır.
Karara bağlanması gereken başvurulara konu kararda 7.11.1974 tarihli yazıya atıfta bulunulmasına karşın, yukarıda da belirtildiği gibi, bu -hususta her- hangi bir ayrıntı verilmemekte ve bilhassa şirket No.1 ve 2'ye gönderilmiş olma- dığı kabul edilen bu yazı nedeni ile yazıya ne derece önem verildiği ya da bu yazıya karşılık şirket No.1 ve 2'nin herhangi bir şey yapmamasının Bakanlar Kurulunu-n fikrinde nasıl değerlendirildiği gösterilmemektedir.
Yukarıda alıntısı yapılan Constantınou davasında belirtildiği gibi bu nedenlerin belirtilmemiş ve tutanaklara geçirilmemiş olması dahi, kendi başına, kararın yeterince gerekçeli olmadığını gösterir n-iteliktedir ve bu nedenle her iki başvurunun "A" paragrafı uyarınca müstediler lehine emir verilmesine yeterlidir. Ancak konunun önemine binaen birkaç husus hakkında da görüş belirtmekte yarar vardır.
Yüksek İdare Mahkemesi olarak verilen birçok kararda -vurgulandığı gibi ilke olarak yönetsel kararların gerekli araştırma yapıldıktan sonra alınması gerekir. Gerekli araştırma, uygun hallerde, ilgili şahıslara dinlenme hakkı bahşedilmesini de kapsar.
Şirket No.1 ve 2 adına 6.11.1986 tarihli bir yazı gönderi-lip eksik bilgi ya da belgeler olması halinde yardımcı olunmak istendiği bildirildiği ve başvuru konusu kararın gerekçelerinden bir tanesi de bazı eksik bilgi ve belgeler olma- sına karşın şirket No.1 ve 2'ye neden bir yazı gönderilip eksik görülen bilgi y-a da herhangi bir belgenin istenmediğini anlatmak oldukça güçtür. Bakanlar Kurulu pekala, başvuru konusu kararı almadan önce şirket No.1 ve 2'ye 6.11.1986 tarihli yazılarına yanıt vererek, eksik gördükleri ek bilgi ya da belge- lerin tamamlanmasını isteyeb-ilirierdi. Ancak Bakanlar Kurulu sunulan önerge ile konu kararın alındığı tarihteki tutanakalardan 6.11.1986 tarihli yazının Bakanlar Kurulu'nun bilgisine getirildiği gözükmemektedir.
Başvuru konusu karar alınırken konu kararda şirket No.1 ve 2 ile ilgil-i olarak Salamis Bay Oteli ve ittisalindeki arazilerden oluşan söz konusu taşınmaz mallar üzerinde hak ve menfaatlerinin not edilmemiş olmasının Bakanlar Kurulu kararına etken olduğu ya da hiç yoktan nazarı itibara alınan faktörlerden biri olduğu görülmekt-edir. Müstedi avukatlarının ısrarlı istemlerine karşın müsteda- aleyhler not edilme gereğinin nereden neşet ettiği hususunda Mahkemeyi aydın- latmaktan kaçınmışlar ve gerek müstedilerin gerekse başka herhangi bir yabancı ya da yerli kişinin herhangi bir ta-şınmaz mal hususundaki hak ve menfaatlerini herhangi bir organ nezdinde not ettirmesi gerektiği hususunda herhangi bir mev- zuata atıfta bulunamamışlardır. Yasal herhangi bir mevzuat boşluğunda bu şekil- de not edilmemiş herhangi bir hak ve menfaatın kayıp- olacağını düşünmek olası değildir. Halbuki Bakanlar Kurulu ilgili kararı alırken bu hususlara da gereğinden fazla önem vererek olumsuz kararını alırken bu hususun etkisinden kurtulamamıştır.
Yönetsel organlarca alınan kararların Yüksek İdare Mahkemesi d-ene- timine tabi olduğu cihetle gerekli tutanakların ve gerekçelerin anında ya da hiç yoktan fazla zaman geçirilmeden kayıt ettirilmesi gerektiğine kuşku yoktur. Nitekim YİM 133/84'de bu hususla ilgili olarak şöyle denmiştir:
"Bir idari kararın gerekçe-leri açık olmalı ve yargı denetimini kolay- laştıracak şekilde hangi olgulara dayandığı belirtilmelidir. Karar alan organın düşünce tarzı ile esasa ilişkin olgulara olan yaklaşımı kararında gözükmelidir.
Aynı kararda devamla: " ................. Üzerin-de önemle durulması gere- ken bir husus da bir kararın gerekçelerinde olduğu gibi kararın alındığı toplantı tutanaklarının da detaylı bir şekilde tutulmasıdır."
Zaim Necatigi'in KKTC'de Yönetim Hukuku ve Anayasa Yargısı yapı- tının 50'nci sayfasında da t-utanaklarla ilgili olarak aynen şöyle denmektedir:
"Kollektif yönetsel organlarca alınan kararların yeterince desteklene- bilmesi için toplantı tutanakları ile kararın anında yazılıp, gerektiğinde yargı organına ibraz edilmek üzere hazır bulundurulması- en uygun yoldur."
Halbuki bu meselede, gerek emarelerden gerekse Bakanlar Kurulu kıdemli sekereteri Caner Sarphan'ın şahadetinden görülebileceği gibi, konu ile ilgili önerge 30 Aralık 1986 tarihinde toplanan Bakanlar Kuruluna sunularak hiçbir müzakkere- yapılmadan reddi hususunda Bakanlar Kurulunca mutabakata varılıp red gerekçesinin düzenlenmesi için önergenin görüşülmesi Bakanlar Kurulunun gelecek toplantısına ertelenmiş ve düzenlenen gerekçe ancak 7.1.1987 tarihinde toplanan Bakanlar Kuruluna sunulabi-lmiştir. Emare 2'den görülebileceği gibi söz konusu gerekçe Başsavcılıkla da istişare edilerek Şirketler Mukayyitliğince hazırlanmıştır. Halbuki Şirketler Mukayyitliğinin bağlı olduğu Ekonomi Ticaret ve Sanayi Bakanlığı bile Emare III önergeyi Bakanlar Kur-ulu- na sunarken olumlu ya da olumsuz herhangi bir fikire sahip değildi ve önergede bu hususta olumlu ya da olumsuz herhangi bir tavsiyede de bulunmuş değildi. Bütün bunlar başvuru konusu kararın yeterince müzakkere edilmeden alındığını ve gerekçesinin haz-ırlanmasının da başka bir makama bırakıldığını göstermekte- dir. Yönetim hukukuna ilkin bir kararın alınıp ondan sonra da gerekçesinin düzenlenmesi diye bir uygulama olamaz. Yönetsel kararlar yanlış gerekçeye dayandırılamıyacakları gibi yanlış sebebe de da-yanırılamazlar. Bu bakımdan müstedilerce atıfta bulunulan ve 167/85 sayılı dosyada emare olarak dosyalanıp müstedaaleyhlerce şahadetle tekzip edilmeyen Kıbrıs Postasının Resmi bir kuruluş olan TAK'a atfen verdiği Başbakanın demeci ilginçtir. İlgili demeç -aynen şöyledir:
"Lefkoşa (TAK): Başbakan Dr. Derviş Eroğlu, Salamis Bay konusun- da bildiri dağıtanlar kadar kendilerinin de ülkeyi sevdiklerini, konunun mahkeme gündeminde olması nedeniyle bu konuda fazla açıklama yapa- mayacaklarını belirtti "bunun -bilincindeyiz. Ama bız de en az çeşitli vesi- lelerle beyanat veren veya bildiri dağıtanlar kadar, Salamis Bay Otel'in KKTC'ne kalmasından yanayız. Ama yasalara da saygılı olduğumuzu bu vesileyle belirtmek isterim" dedi.
Başbakan Eroğlu dün sabah çeşi-tli güncel sorunlarla ilgili olarak basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Salamis Bay Oteli ile ilgili gelişmeler hakkında bu aşamada yorum yap- masının doğru olmadığını, KKTC'nin bir hukuk devleti, hükümetinde yasalara saygılı olduğunu belirtti, "-konunun mahkemenin gündeminde olması, bu konuda açıklama yapmamıza engeldir" dedi.
Mahkemede tanıklık yapacağına ilişkin basın haberlerini de doğrulayan Başbakan Eroğlu, hükümetin Salamis Bay'ın elden çıkmasını istemedi- ğini, buraya, sahip çıkmak iste-yen yabancı şirketin tescilini yapmayı Bakanlar Kurulu'nun reddettiğini anımsattı, özetle şunları söyledi:
"Hukuk Devleti olduğu iddiasında bulunan bir ülkede yasalara son derece saygılı olmak mecburiyetindeyiz. Bu saygıyı önce bizim göstermemiz gerekm-ektedir. Mahkemenin, Salamis Bay'ın Turizm İşlet- melerine kiralanamayacağı yönündeki emrini gidermek için, biz şirketin tescil edilme işlemini reddettik. Ve bunu resmi gazetede yayınladık konu daha sonra bazı yerel gazetelerde ve BRT'de yayınlandı."
Bu -da gösteriyor ki gerek Salamis Bay Oteli kompleksi olarak bilinen turistik tesislerin gerekse ittisalinde bulunan bazı taşınmaz malların mülkiyetine, kanımca, gereğinden fazla önem verilmiştir. Bir şirketin Bölüm 113, Şirketler Yasasının 112(A) madddesi uy-arınca tescili ya da yeniden tescili, böyle bir şirkete, KKTC toprakları içerisinde bulunan herhangi bir taşınmaz mal ile ilgili olarak kendiliğinden herhangi bir hak bahşetmez. Hal böyle olmasına karşın başvuru konusu kararın ret gerekçelerinden biri de h-ak iddia edilen taşınmaz mallara ilişkin sahiplik durumunun gerçeği yansıtmadığı şüphesinin mevcut olduğu hususu olduğu görülmektedir. Yönetsel yetki kullanan bir organın takdir yetkisini kullanırken makul olması gerektiğine de kuşku yoktur. Müstediler adı-na şahadet veren Tapu Dairesi memurlarının şahadetine göre Şirket No.1 ve 2'nin KKTC'de isimlerine kayıtlı bazı taşınmaz malları vardır. Bu tanıklardan birinin şahadetine göre uygulamada herhangi bir şirket herhangi bir taşınmaz mal ile ilgili olarak tapud-a bir muamele yapmak isterse KKTC Şirketler Mukay- yitliğince onaylanmış kuruluş belgesi ve direktörler listesi gibi bazı belgeleri tapuya sunmakla yükümlüdür.
Ayrıca, Bölüm 113, Şirketler Yasası'nın 112A madddesinde aynen şöyle denmektedir:
"112. A- (1) (A) Federe Devlet sınırları içinde taşınmaz malı bulunan ve 15 Temmuz 1974 öncesinde Kıbrıs'ta kayıtlı olan şirketlerin veya böyle bir şirkette 15 Temmuz öncesinde sermaye payı bulunan Kıbrıs'ta kayıtlı şirketlerin Federe Devlette faaliyet gösterebilm-eleri, bu madde kurallarına bağlı olmak koşulu ve 15 Temmuz 1974 tarihindeki hissedar- lık statüsüyle Mukayyitlik nezdinde tescil edilmeleri zorunludur.
(b) Bakanlar Kurulu, (a) bendinde belirtilen tescil için yapılan başvuru- ları kabul veya reddedil-ebilir veya uygun göreceği koşul ve sınırlamalara bağlı olarak kabul edebilir."
Başka bir deyimler konu madde 15.7.1974 öncesinde Kıbrısta kayıtlı olan bir şirketin KKTC makamları nezdinde yeniden tescilini ancak KKTC'de faaliyet gösterebilmelerine bir k-oşul olarak zorunlu kılmaktadır. Şirket No.1 ve 2'nin KKTC de faaliyet göstermeleri, herhangi bir nedenle, ilgili mercilere uygun görülmese bile, kanımca bu şirketlerin KKTC toprakları dahilinde taşın- maz malları bulunması gerçeğinden hareketle, sınırlı o-lsun tescillerine izin veril- mesi gerekirdi. Aksi takdirde, tescillerini reddeden kararların makul olabildiğini söylemek olası değildir. Bir şirketin KKTC toprakları dahilinde faaliyet göster- mesine izin verilmemesinin makul olabileceği söylenebilse bile- taşınmaz malla- rına sahip çıkmasına ya da hiç yoktan bu gibi malları elden çıkarmasına sınırlı olsun izin verilmemesi için ayni şey söylenemez.
Müstedaaleyhler tarafından bulunan Başsavcı yardımcısı bu hususlarda Mahkemeyi aydınlatmak için herhangi bir- çaba göstermedi. Başsavcı Yardımcısı Mahkemeye hitabında 6/87 sayılı başvurudaki müstedi 1 şirketin kurucularından üçünün Kıbrıs asıllı Rum oldukları üzerinde çok fazla durmuştur. Halbuki Şirket No.1'in 15.7.1974 öncesi hissedarları arasında hiçbir Rum bu-lunmadığı Emare olarak sunulan 167/85 sayılı dosyanın içeriğinden ve o davada verilen şahadetten açıklıkla görülmektedir. Bu da ilk kurucular arasında bulunan Rumların hissele- rini başkalarına devrettiklerini gösterir. Ancak emarelere göre Şirketler Mukay-- yitliği ya da başka bir makam müstedilerden bu husustaki devir muamelesini gösteren belgeleri talep etmemiştir. Bu nedenle bu husus başvuru konusu karara haklı bir neden olamaz. Bir an için bu hususun haklı bir neden olabileceğini varsaysak bile şirket N-o.2'de böyle bir husus var olmadığına göre, yani herhangi bir hissenin devri söz konusu olmadığına göre şirket No.2'nin tescilinin niye reddedildiğini anlamak daha da güçtür.
Müstedilerin başvurularında ihmalle ilgili olarak da istemleri mevcuttur. Anca-k ortada şikayet konusu ret kararı var iken aynı konuda bir ihmalden söz edilemez ve bu nedenle müstedilerin bu husustaki istemlerinin reddedilmesi gerekir.
Sonuç olarak müstediler yukarıda belirtilen nedenlerle, başvurularında "A" altındaki istemlerinde- haklı oldukları kanaatına varıldığı cihetle her iki baş- vuruda "A" paragrafı altında istendiği gibi emir verilir.
Masraflarla ilgili herhangi bir emir verilmez.
- (Niyazi F. Korkut)
Yargıç
1 Nisan 1987
Full & Egal Universal Law Academy