AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru No. 21356/12
Yusuf ZALADİN / Türkiye
3 Temmuz 2018 tarihinde,
Başkan
Ledi Bianku,
Yargıçlar
Nebojša Vučinić,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla oluşturulan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (“İkinci Bölüm”) 28 Şubat 2012 tarihinde yapılan yukarıda belirtilen başvuruyu ve davalı Hükümet ile cevaben başvuran tarafından sunulan görüşler dikkate alınarak, gerçekleştirilen müzakerelerin ardından aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Yusuf Zaladin, Türk vatandaşı olup, 1987 doğumludur ve Konya’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, Ankara Barosuna bağlı Avukat N. Özdemir tarafından temsil edilmiştir.
Türk Hükümeti ("Hükümet") ise kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
2. Başvuranın askerlik yoklaması, bağlı olduğu askerlik şubesince 24 Mayıs 2008 tarihinde gerçekleşmiştir.
3. İlgili, 25 Mayıs 2008 tarihinde, askerlik şubesine kaydolmuş ve askerlik eğitimine başlamadan önce, psikolojik bir muayenenin de yer aldığı sıradan bir sağlık muayenesinden geçmiştir. Doktorlar, ilgilinin askerlik hizmetini yerine getirmeye uygun olduğuna karar vermişlerdir.
4. Başvuran, askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada, komutanlığının revirinde sağlık personeli tarafından muayene edilmiş ve sağlık personeli başvuranın Adana Askeri Hastanesi’ne sevk edilmesine karar vermiştir. Adana Askeri Hastanesi Doktorları, başvurana depresyon teşhisi koymuşlardır.
5. Başvuran, ilerleyen günlerde, garnizon binasının ikinci katına merdivenlerden çıktığı sırada birinci katın camından düşerek ağır bir şekilde yaralanmıştır.
6. Dolayısıyla, başvuranın % 93 oranında kalıcı fonksiyonel defisit kaynaklı bir parapleji nedeniyle, askerlik hizmetini yerine getirmeye uygun olmadığına karar verilmiştir.
7. Başvuran, askerlik hizmetini yerine getirdiği sırada, meydana gelen engeli nedeniyle, maruz kaldığını iddia ettiği maddi ve manevi zarar için Savunma Bakanlığı önünde tazminat talebinde bulunmuştur.
8. Başvuran, Savunma Bakanlığı’ndan hiçbir yanıt almamıştır. Dolayısıyla, başvuran avukatı aracılığıyla, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi önünde tazminat davası açmıştır.
9. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, adli bilirkişi raporu düzenlenmesine karar vermiştir. Tayin edilen bilirkişi, 25 Temmuz 2011 tarihli bir raporla, başvuranın maddi zararının 305. 885 Türk Lirası (yani ilgili tarihte 124. 850 avro (EUR) olduğunu değerlendirmiştir.
10. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 21 Eylül 2011 tarihli bir kararla, davalı idarenin başvurana aşağıdaki tutarları ödemeye mahkûm etmiştir:
- yasal orana eklenen gecikme faiziyle birlikte maddi tazminat olarak 30. 588 TRY (yani yaklaşık 12.485 avro);
- yasal orana eklenen gecikme faiziyle birlikte manevi tazminat olarak 5.000 TRY (yani yaklaşık 2.040 avro).
11. Bu nedenle, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, idarenin hizmet kusuru işlediğini değerlendirmiştir.
Özellikle, olaydan bir önceki gün başvuranın akut psikolojik sorunlar nedeniyle, askeri hastanesine sevk edildiği ancak psikiyatr ve refakatçinin bulunmaması nedeniyle tedavi edilemediği ortaya çıkmasından sonra, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, idarenin olayın meydana gelmesini engellemek için her türlü gerekli önlemi almayı ihmal ettiği sonucuna varmıştır.
Ayrıca, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, başvuranın muhtemelen kendisini pencereden atması nedeniyle, kendisine atfedilen kusurun da dikkate alınması gerektiği kanaatine varmıştır.
12. İdare, 21 Aralık 2011 tarihinde, 42.893 TRY tutarındaki (yani yaklaşık 17.306 avro) ödemeyi gerçekleştirmiştir. Öte yandan, başvuran malulen askeriyeden emekli olmuştur.
13. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 15 Şubat 2012 tarihinde, başvuran tarafından yapılan karar düzeltme talebini reddetmiştir.
ŞİKÂYETLER
14. Başvuran, Sözleşme’nin 2. maddesini ileri sürerek, askeri makamların sorumluluğu altındayken fiziksel kapasite kaybı nedeniyle, yaşam hakkının ihlal edilmesinden şikâyet etmektedir.
15. Ayrıca, başvuran Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürerek, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Hâkimleri’nin bağımsız ve tarafsız olmadıklarından şikâyet etmektedir.
16. Hükümet, bu iddiaları kabul etmemektedir.
HUKUKÎ DEĞERLENDİRME
I. SÖZLEŞME’NİN 8. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
17. Öncelikle, Mahkeme davanın koşullarında başvuran tarafından ileri sürülen şikâyetin, Sözleşme’nin 8. maddesi açısından incelenmesi gerektiği kanaatine varmaktadır (bk. diğer kararlar arasında, Trocellier/Fransa (kk.), No. 75725/01, 5 Ekim 2006).
18. Mahkeme, ulusal makamların ihlal tespit etmeleri ve kararlarının bu ihlal için yeterli ve uygun bir telafi teşkil ettiğini saptamaları halinde, ilgili tarafın Sözleşme’nin 34. maddesi bağlamında, mağdur olduğunu artık ileri süremeyeceğini hatırlatmaktadır.
19. Ardından, Mahkeme cezanın hafifletilmesi veya bir kararın kabul edilmesi ya da ulusal makamlarca başvurana uygun bir tedbirin, yalnızca açık bir kabul etme veya en azından özetle uygun ve yeterli bir telafiyle birlikte ihlal takip etmesi halinde, başvuranın mağdur sıfatını kaybedeceğini hatırlatmaktadır (Scordino /İtalya (No. 1) [BD], No. 36813/97, §§ 178-192, AİHM 2006-V).
20. Bu iki koşul yerine getirildiği takdirde, Sözleşme ile düzenlenen koruma mekanizmasının ikincil niteliği, Mahkeme tarafından bir inceleme yapılmasını engellemektedir (Eckle/Almanya, 15 Temmuz 1982, §§ 64-70, A Serisi, No. 51, Caraher /Birleşik Krallık (kk.), No. 24520/94, AİHM 2000‑I, Hay /Birleşik Krallık(kk.), No. 41894/98, AİHM 2000‑XI, Cataldo /İtalya (kk.), No. 45656/99, AİHM 2004‑VI, Göktepe/Türkiye (kk.), No. 64731/01, 26 Nisan 2005, Yüksel /Türkiye (kk.), No. 51902/08, § 46, 9 Nisan 2013 ve Turgut /Türkiye (kk.), No. 64625/11, § 43, 30 Nisan 2016).
21. Mağdur sıfatının kaybedilmesi, özellikle ihlali iddia edilen hakkın niteliği ve kararın gerekçesi (yukarıda belirtilen Jensen/Danimarka (kk.), No. 48470/99, AİHM 2001-X) ile bu kararın ardından ilgili için zararlı sonuçların varlığını sürdürmesine bağlı olmaktadır (Freimanis ve Līdums/Letonya, No. 73443/01 ve 74860/01, § 68, 9 Şubat 2006).
22. Dolayısıyla, başvuranın mağdur sıfatı, Mahkeme önünde şikâyet ettiği durumu için ilgiliye ulusal düzeyde verilen tazminata bağlı olabilmektedir. Başvurana sağlanan telafinin uygun ve yeterli niteliği, özellikle Sözleşme’yle ilgili söz konusu olan ihlalin türü dikkate alındığında, dava koşullarının tamamına bağlıdır (Gäfgen /Almanya [BD], No. 22978/05, § 116, AİHM 2010).
23. Somut olayda Mahkeme, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin öncelikle ihtilaf konusu olayda idarenin kusuru nedeniyle, sorumlu olduğunu açıkça kabul ettiğini, zira olaydan bir önceki gün başvuranın akut psikolojik sorunlar nedeniyle, askeri hastaneye sevk edildiğini ancak psikiyatr tarafından tedavi edilmediğini ve yanında refakatçinin bulunmadığını ve bu kusurlu ihmallerin kendisinin pencereden atlamasına yol açtığını tespit ettiğini gözlemlemektedir. Dolayısıyla, idarenin hizmet kusuru açıkça kabul edilmiştir. Olayın sorumluluğu özellikle idareye atfedilmediğinden bilhassa tazminatların belirlenmesi çerçevesinde, söz konusu kabul etme sınırlama niteliğinde değildir (bk. Ayrıca mutatis mutandis (gereken değişikliğin yapılması şartıyla), Erkan/Türkiye (kk.), No. 41792/10, § 79, 28 Ocak 2014, Volkan/Türkiye (kk.), No. 3449/09, § 43, 20 Ekim 2015 ve yukarıda belirtilen Turgut, § 49).
24. Ardından, Mahkeme idarenin kusuru nedeniyle, sorumluluğunu kabul etmesinden sonra Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin yasal orana eklenen gecikme faiziyle birlikte yaklaşık olarak 14.525 avroya yükselen toplam tutarın başvurana tazminat olarak ödediğini gözlemlemektedir (yukarıda 13. paragraf). Ayrıca, Mahkeme idare tarafından toplamda ödenen tutarın İçtüzüğün yürürlüğe girdiği tarihte döviz kuruna göre yaklaşık olarak 17.306 avro’ya eşdeğer olduğunu kaydetmiştir (yukarıda 15. paragraf). Mahkeme, Askeri Yüksek İdari Mahkemesi tarafından ödenen tutarların yetersiz olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine varmıştır. Ayrıca, Mahkeme bu tutarların, Sözleşme ihlalinin tespiti durumunda benzer davalarda bizzat kendisinin ödenmesine karar verdiği tutarlardan uzak olmadıklarını tespit etmektedir.
25. Öte yandan, tazminatların ödeme süresiyle ilgili olarak, Mahkeme Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin 21 Eylül 2011 tarihinde kararını verdiğini ve idarenin 21 Aralık 2011 tarihinde başvurana tazminatları ödediğini gözlemlemektedir. Mahkeme, mahkeme kararının uygulanması işlemi için idare tarafından gözlemlenen sürenin ve bu tazminatların ödenmesinin somut olayda sağlanan telafinin uygun niteliğini zedeleyecek şekilde olmadığı kanaatine varmaktadır.
26. Mahkeme, yukarıda belirtilenleri dikkate alarak, ileri sürülen fiziksel bütünlük hakkının ihlali için uygun bir telafinin sağlandığını ve başvuranın artık Sözleşme’nin 34. maddesi anlamında, Sözleşme’nin 8. maddesinin ihlali nedeniyle, “mağdur” olduğunu ileri süremeyeceğini değerlendirmektedir.
27. Sonuç olarak, bu şikâyet, Sözleşme’nin 35. maddesinin 3. fıkrasının a) bendi anlamında, Sözleşme hükümleriyle ratione personae (kişi bakımından) bağdaşmamaktadır.
II. SÖZLEŞME’NİN 6. MADDESİNİN 1. FIKRASININ İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
28. Ayrıca başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasını ileri sürerek, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Hâkimleri’nin bağımsız ve tarafsız olmadıklarından şikâyet etmektedir.
29. Mahkeme, daha önce Oğuz Baysal /Türkiye (No. 29698/11, 22 Mayıs 2018), ilke kararında benzer bir şikâyeti incelediğini ve 7103 Sayılı Kanun’un bundan sonra Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsızlığıyla ilgili olarak davalarda yeni bir dava açma imkânı öngördüğü gerekçesiyle, Sözleşme’nin 6. maddesinin 1. fıkrasının kabul edilemez olduğu sonucuna vardığını belirtmektedir (yukarıda belirtilen Oğuz Baysal, §§ 6-8 ve 14-18). Somut olayda, Mahkeme bu sonuçtan kendisini uzaklaştırmaya yol açacak hiçbir neden görmemektedir.
30. Dolayısıyla Mahkeme, bu şikâyetin, Sözleşme’nin 35. maddesinin 1 ve 4. fıkraları uyarınca, iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle, kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, Oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiş; 6 Eylül 2018 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıLedi Bianku
Bölüm Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy