Zarkovic ve Diğerleri / Hırvatistan – 75187/12 - 2 Temmuz 2015 tarihli karar [I. Bölüm]
Olaylar – Başvuranların yakını 1995 yılında Hırvat makamları tarafından gerçekleştirilen askeri bir harekâtın ardından kaybolmuştur. Başvuranların yakınının ortadan kaybolması veya ölümünün gerçekleştiği koşullar hakkında herhangi bir soruşturma açılmamıştır. Başvuranlar Devlete yönelik olarak tazminat davası açmış, ancak bu dava belediye mahkemesi tarafından reddedilmiştir. Belediye mahkemesi, başvuranların yakınının Hırvat askerleri veya polisleri tarafından öldürüldüğüne dair herhangi bir kanıt bulunmaması nedeniyle, başvuranların yakınının ölümünün savaş zararı olarak değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu karar, ilçe mahkemesi tarafından onanmıştır. İlçe mahkemesi Hırvat ordusunun ve polisin varlığının, başvuranların yakınının bunlar tarafından öldürüldüğü hakkında bir kanıt olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Yüksek Mahkeme başvuranların itirazını reddetmiş ve başvuranların Anayasa Mahkemesi önünde dile getirdikleri şikâyetleri de kabul edilemez olarak nitelendirilmiştir.
Hukuki değerlendirme – Madde 37: Başvuranlar Hırvat makamlarının, Sözleşme’nin 2. ve 14. maddelerine aykırı olarak, başvuranların yakınlarının ölümünün gerçekleştiği koşulları soruşturmak amacıyla uygun ve yeterli adımları atamadıklarını iddia etmişlerdir. Hırvat Hükümeti 17 Aralık 2014 tarihli bir mektupla, bu hükümlerin ihlal edildiğinin kabul edildiği tek taraflı bir deklarasyon sunmuş ve manevi zararı, masraf ve giderleri karşılamak amacıyla başvuranlara 18.900 avro ödemeyi kabul etmiştir. Başvuranlar miktarın çok düşük olduğu gerekçesiyle teklifi reddederek diğer şikâyetlerinin incelenmesi hususunda ısrar etmişlerdir.
Mahkeme, başvuranın davanın incelenmesine devam edilmesini istemesi halinde dahi; davalı Devlet tarafından ortaya konulan tek taraflı deklarasyon temelinde, Madde 37 § 1 (c) kapsamında başvuruyu kayıttan düşürebileceğini yinelemiştir. Hükümetin Sözleşme’nin 2 ve 14. maddelerinin ihlal edildiğini açıkça kabul ettiğini ve teklif edilen miktarın, benzer davalarda Mahkeme tarafından ödenmesi hükmedilen miktarla kıyaslandığında makul olduğunu kaydetmiştir. Ortaya konulan şikâyetler, başvuranların veya yakınlarının öldürülmesi veya kötü muameleye maruz kalmasına yönelik yetersiz soruşturmalarla ilgili olarak Sözleşme’nin 2 ve 14. maddelerinin ihlal edildiğini tespit eden Mahkeme içtihatlarına dayanmaktadır. Bakanlar Komitesinin kararların uygulanmasını denetlemeye yetkili olması nedeniyle; Mahkeme, başvuranların yakınının öldürülmesine ilişkin soruşturma hususundaki yetersizliklerin incelenmesine devam edilmesi gerekmediği konusunda tatmin olmuştur. Bunun yerine, Hükümetin Sözleşme’den doğan gerekliliklere uygun olarak soruşturma yürütme görevi konusundaki devam eden yükümlülüğüne halel getirmeksizin, başvurunun bu kısmının kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
Sonuç: kayıttan düşme (oy birliğiyle).
Madde 6 § 1: Başvuranlara tazminat talebinde bulunma olanağı sunulmuştur. Yerel mahkemeler başvuranların talebini esas bakımından incelemiş ve maktulün gerçekte Hırvat askerleri tarafından öldürüldüğünü kanıtlayamadıklarını tespit etmişlerdir. Ulusal mahkemenin vardığı bu sonuç, keyfi olmamakla birlikte, açıkça makul olmaktan uzak da değildir.
Sonuç: kabul edilemez (açıkça dayanaktan yoksun).
Full & Egal Universal Law Academy