T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2018/1271 Esas
KARAR NO: 2023/332
DAVA: Alacak
DAVA TARİHİ: 02/11/2018
KARAR TARİHİ: 09/05/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA : Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesiyle; müvekkilinin vinç kiralama işi yapan bir şahıs şirketi olduğu, davalı ile 2016 yılından itibaren bir çok kez çalıştıklarını, iş formları ve faturaların bunları kanıtlar nitelikte olduğu, müvekkili şirketin 08.12.2016 tarihinde KDV dahil 4.956,00 TL bedelli açıklaması ile kesilen faturanın 3.000,00 TL'lik kısmı davalı tarafından ödenmediği, bu nedenle davalı hakkında icra takibi başlatıldığı, ancak davalının itirazı nedeniyle takibin durduğundan bahisle davalının itirazının iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesiyle; HMK ve İİK hükümleri gereğince yetkiye ilişkin kanun maddeleri uyarınca yetkili icra dairesinin Ankara İcra Daireleri olduğu, davalı şirketin adresinin Ankara olduğu, ödeme emrinde de Ankara adresine tebliğ edildiği, takibe konu faturada da açıkça Ankara olarak yazıldığı, ayrıca davacı tarafça takibe konu edilen tutar kadar müvekkilinin bir borcunun bulunmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVANIN ISLAHI : Davacı vekili sunmuş olduğu 13.04.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle; İzmir ...İcra Müdürlüğü' nün... Esas sayılı icra dosyasına davalının itirazı nedeniyle 08/12/2016 tarihli, ... sıra nolu faturadan kaynaklı 3.000,00 TL alacak için işbu itirazın iptali davası açılmışsa da, HMK 180. maddesi gereğince tam ıslah ile davanın dava niteliği değiştirilerek davanın alacak davasına çevrildiğini, taraflar arasında süre gelen ticari faaliyetlerde müvekkili tarafından karşı tarafa vinç çalışma hizmeti verildiği ve buna ilişkin KDV dahil toplamda 46.934,00 TL tutarında fatura düzenlendiği, davalı firma tarafından müvekkiline havale ve EFT yoluyla toplamda 43.935,00-TL ödeme yapıldığı, buna göre taraflar arasında salt imzalı teslim formları ile gerçekleştirilen ve buna dayalı olarak kesilen faturalar dolayısıyla fark kadar alacaklı oldukları hususundaki ispat külfetinin yerine getirildiği, dosya kapsamında 12/03/2020 tarihli bilirkişi raporu ile de fatura cari hesapları akabinde müvekkilinin davalıdan 2.999,00 TL alacaklı olduğunun kanıtlandığı, davalı şirketten olan alacağın tahsiline ilişkin "itirazın iptali" istemli davanın yargılaması sırasında dava sebebini taraflar arasındaki ticarete dayalı cari hesaptan kaynaklanan "alacak davası" olarak değiştirdiklerinden bahisle tam ıslah ile itirazın iptali davasının alacak davasına dönüştürülmesine, dava konusunun davalı şirket ile müvekkili arasındaki cari hesaptan kaynaklı alacak olarak belirlenerek cari hesaptaki 3.000,00 TL alacağın muaccel olduğu Eylül 2017 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAHA CEVAP : Davalı vekili 30.04.2021 tarihli dilekçesiyle; Bilirkişi kök ve ek raporlarında; davacının takip konusu yaptığı 08.12.2016 tarihli... seri numaralı 4.956,00 TL bedelli faturanın davalının yaptığı ödemelerden mahsup edildiğinde fatura tutarının karşılıksız kaldığının anlaşıldığı, yani davalının ödeme yaparak davacıya olan cari hesabını 12.12.2016 tarihinde kalansız olarak kapattığının tespit edildiği, ayrıca yine bilirkişi raporlarında tarafların aralarında geçen cari hesap çalışmasında davalı tarafın düzenlediği ''fiyat farkı'' faturasının davacı tarafa ait işletme defterlerinde yer almadığı, bilirkişi incelemesinde sunulan muavin defter kayıtlarında da müşteri cari hesabına alacak kaydedilmediği, taraflar arasında gerçekleşen hizmete ilişkin iş ve fiyat tanımı ile iş tutarının ne şekilde olması gerektiği sözleşme ile hüküm altına alınmadığı ve taraflarca cari hesap teyidi yapılmadığının görüldüğü, raporlardan da görüleceği üzere davacı ve davalı müvekkili şirket arasında bir cari hesap ilişkisinin bulunmadığının açık olduğu, bu nedenle davacının ıslah beyanı ile dava konusunu değiştirmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olacağından bahisle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Davaya konu İzmir ...İcraDairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası getirtilmiş olup, incelenmesinden davacı tarafça davalı hakkında 18.09.2018 tarihinde 3.000,00 TL asıl alacak, 352,54 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.352,54 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalının süresi içerisinde sunmuş olduğu itiraz dilekçesiyle takibin durduğu görülmüştür.
2-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler ve davacı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişi ... tarafından düzenlenen 05.09.2019 tarihli raporda; davacı tarafın ticari defterlerinin işletme defterine tabi olduğu, muhasebe usul ve esaslarına uygun olarak tutulduğu, vergi usul yasası gereği bu deftere sadece gelir ve gider kaydının yapıldığı, taraflar arasında gerçekleşen cari hesaba yapılan kayıtlar ile yapılan satış faturaları, maliyet hesapları, dava konusu fiyat farkı faturalara ilişkin kayıtların yer almadığı, davacı tarafa ait ticari defterin davada lehine delil teşkil etmesi hususunun mahkemeye ait olduğu, davacı tarafın takip konusu yaptığı fatura muhteviyatında yer alan gerçekleştirdiği taşıma hizmetini çalışma formu ile kayıt altına aldığı, formda yapılan işin karşı tarafa teslim edildiğinin kayıtlı olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaya ilişkin davalı tarafından faturaya TTK hükümleri bağlamında süresinde itirazda bulunulmadığı, itiraz süresi sonrasında düzenlenen fiyat farkı faturasında yer alan hizmet birim tutarının, davacı tarafın keşide ettiği faturada belirtilen hizmet birim tutarı ile örtüşmediği, davacı tarafça yapılan takip konusu cari hesabın bütününe ait olmayıp kısmi tutarda taleple bağlı 1 adet faturaya yönelik olması dolayısıyla ve bu faturada belirtilen tutarın davalı tarafça ödendiğine ilişkin bir kaydın ve belgenin davalı tarafça dava dosyası içeriğine sunulmaması sebebiyle davacı tarafın takip konusu yaptığı asıl alacağa ilişkin 3.000,00 TL ve ayrıca takip ile bağlı faiz alacağının bulunduğu bildirilmiştir.
3-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında aynı bilirkişiden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, düzenlenen 05.12.2019 tarihli ek raporda; davacı tarafın tacir vasfına sahip olmadığı, nitelik bakımından ticari kayıtlarını işletme defterine kaydettiği, işletme defteri muhasebe tekniğinde alacak borç ilişkisini göstermediği, dava dosyasında cari hesap bakiyesi içeriğine yapılmış hangi bir ödemeye ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, davacı tarafından dava dilekçesinde takip konusu yapılan fatura bakiyesinin 3.000,00 TL'Lik kısmının davalı tarafından ödenmediğinin beyan edildiği, faturanın bakiyesinin 4.956,00 TL tutarında olduğu, davacı tarafın karşı tarafa keşide ettiği faturanın mahkemenin takdiriyle yasal şartları taşıyor ve faturaya dayanan ticari ilişkinin imzalı teslim formları ile ispatlanabilir olmasının kabulü durumunda 11.08.2017 ile 14.09.2018 tarihleri arasında %10,75 oranından 357,44 TL faiz alacağının bulunduğu bildirilmiştir.
4-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında vergi dairesinden gelen yazı cevabında davacının 2018 yılından itibaren bilanço esasına geçtiği ve takibinde 2018 yılında başlatıldığı anlaşılmakla kök ve ek rapor da sadece 2016 yılı davacı tarafın işletme defterlerinin incelendiği, aradaki 2017 ve 2018 yılı ticari defterlerin incelenmediği anlaşılmakla bu defterlerde incelenmek suretiyle daha önceki kök rapordaki tespit edilen davacı alacağının sonraki yıllara aynen devredip devretmediği, takip tarihi itibariyle alacağın mevcut olup olmadığı, davalı vekilinin ek rapora karşı sunmuş olduğu yazılı beyan ve itirazlar değerlendirilmek ve yine 1 ve 2 nolu ara kararı gereğince davacı vekilince dilekçe sunulduğu takdirde değerlendirilmek kaydıyla ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olup,
Düzenlenen 12.03.2020 tarihli 2.ek raporda ; davacı vekili tarafından bilirkişi incelemesinden daha sonradan sunulan 2018 yılına ilişkin ticari defterler üzerinde yapılan tespitte; bilanço usulüne dayalı ticari defterleri tuttuğu, bu hususun tacir olmanın sonuçlarını doğurduğu, 2018 yılına ilişkin ticari defterlerin açılış ve kapanış kayıtlarının süresinde yapıldığı, davada lehine delil teşkil edebileceği, davacı tarafın, takip tarihini oluşturan 2018 yılına dair ticari defterlerinin açılış hesaplarında, davalı tarafa ait açılmış bir “Müşteriler” cari hesabının 2017 yılından devrinin yapılmadığı, bu nedenle davalı taraf adına açılması gereken Alıcılar cari hesabının takip tarihi itibariyle yevmiye defterinde kayıtlı olmadığı, önceki kök ve 1.ek raporda da belirtildiği üzere, taraflar arasında cari hesap sözleşmesi akdedilmediği, gerek takibe ilişkin fatura tarihi itibariyle gerekse takip tarihi itibariyle hesap mutabakatı yapılmadığı, bilirkişi incelemesine esas alınmak üzere davalı tarafın yaptığı ödemeleri gösteren banka dekontları dikkate alınarak oluşturulan cari hesap ekstresine göre; davacı tarafından kısmen takip konusu yapılan faturanın bedelinin 12.12.2016 tarihinde kalansız kapatıldığının anlaşıldığı, davacı tarafça takip konusu tutarın bu fatura dikkate alınarak icra takibi yapıldığı, davacı firma tarafından karşı tarafa vinç taşıma hizmeti verildiği ve buna ilişkin KDV dahil toplamda 46.934,00 TL tutarında faturalar düzenlendiği, davalı firma tarafından davacı firmaya havale ve EFT yoluyla toplamda 43.935,00 TL ödeme yapıldığı, buna göre taraflar arasında salt imzalı teslim formları ile gerçekleştirilen ve buna dayalı kesilen faturalar dolayısıyla davacı tarafın ispat külfetini yerine getirdiğinden söz edilebileceği, davacı tarafın dava dilekçesinde, davalı tarafın farazi olarak düzenlediğini belirttiği 03.08.2017 tarihli... sıra numaralı KDV dahil 3.000 TL bedelli, “fiyat farkı” açıklamalı faturanın, 2017 yılına ait işletme defterinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafça bu faturanın yasal süre içerisinde davalı tarafa noter kanalı ile iade edildiği, bu faturanın dava ile ilişkisi bulunmadığı, davalı tarafça da bu hususta iddia bulunmadığı, davacı tarafça bilirkişi incelemesine sunulan faturalar ve davalı tarafın banka yoluyla yaptığı ödeme makbuzları dikkate alınarak hesaplar arasında alacak borç mahsubu yapıldığında, davacı tarafın karşı taraftan 2.999,00 TL asıl alacağının bulunduğu, davacı tarafın buna ilişkin taleple bağlı 357,40 TL tutarında faiz talep edebileceğine ilişkin kök ve ek raporlardaki görüşü değiştirebilecek bır hususun gerçekleşmediği bildirilmiştir.
5-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında dosya daha önce rapor düzenleyen mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmek suretiyle davalı şirkete ait vergi dairesinden getirtilen Ba kayıtları ile davacıya ait ticari defterlerdeki kayıtlar karşılaştırılmak suretiyle davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturaların davalı tarafça vergi dairesine Ba olarak bildirilip bildirilmediği, bildirilmeyen faturalar var ise bu faturaların hangi faturalar olduğu, iş bu davanın davacı tarafça dosyaya sunulan ıslah dilekçesiyle alacak davası olarak ıslah edildiği dikkate alındığında davacı ve davalı tarafça düzenlenen faturalar ve davalı ödemeleri dikkate alındığında sonuç olarak dava tarihi itibariyle davacının davalıdan davaya konu edilen tutar kadar davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalardan dolayı bakiye alacağının bulunup bulunmadığı konusunda ve ayrıca davalı vekilinin rapora itirazlarının değerlendirilmesi açısından ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olup,
Düzenlenen 01.04.2022 tarihli 3.ek raporda ; ... Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğiyle, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin 5.000 TL haddi aşan mal ve hizmet alımlarını "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin bildirimlerini (FormBa)" ile; mal ve hizmet satışlarını ise "(FormBs)" ile bildirmeleri yükümlülüğü getirildiği, davalı tarafa ait dosya içerisinde bulunan "Ba" hizmet alım formları üzerinde yapılan incelemede, davacı taraftan 5.000 TL üzeri KDV dahil 41.005 TL mal/hizmet alımı yaptığı ve bunları Ba bildirm formları ile beyan ettiği, 2017 Şubat ve 2017 Mart aylarında davacı taraftan yapılan alımların hadlerin altında kalması dolayısıyla beyan edilmediği, 2018 yılı içerisinde taraflar arasında herhangi bir alım satım ilişkisi olmadığı, davacının karşı tarafa toplamda KDV dahil 46.934,00 TL bedelli fatura düzenlediği, davalı firma tarafından cari hesap içeriğine yönelik...bankası kanalıyla toplamda 43.935,00 TL ödeme yapıldığı, taraflar arasında cari hesaba ilişkin alacak borç mahsubu neticesinde davacının dava tarihi itibariyle 3.000,00 TL alacağının bulunduğu, davalı firma tarafından cari hesap içeriğine yönelik 03.08.2017 tarihli A-029381 nolu 3.000 TL bedelli "vade farkı faturası" düzenlendiği, fakat bu faturanın davacı tarafından yasal sürede noter kanalı ile geriye iade edildiği, bu faturanın davalı tarafın ilgili döneme ait BS formlarında had altında kalması dolayısıyla bildiriminin yapılmadığı, sayın mahkeme tarafından "vade farkı" faturasının hukuki anlamda davacının cari hesabına alacak kaydedilmesinin kabul edilmesi halinde, davacı alacağından mahsubunun neticesinde davacının bakiye alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir.
6-Mahkememizce yapılan yargılama sırasında SGK'ya müzekkere yazılarak davalı şirketin 2016 ve 2017 yılı çalışanlar listesi getirtilmiş olup, dosyamız arasına delil olarak eklenmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ / KABUL:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesiyle, takip ve davaya konu olan ve davacı tarafça davalı adına düzenlenen 08.12.2016 tarih 4.956,00 TL tutarlı faturanın 3.000,00 TL'lik bakiye kısmının ödenmediğinden bahisle bu tutarın davalıdan tahsili için davalı hakkında başlatılan icra takibine vaki davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatının davalıdan tahsili istemine yönelik olarak itirazın iptali davası olarak açılmıştır. Ancak daha sonra davacı vekili tarafından davanın tamamen ıslahına dair sunulan 13.04.2021 tarihli dilekçe ile itirazın iptali davasının alacak davası olarak ıslah edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, davanın tamamen ıslahına dair 13.04.2021 tarihli dilekçesiyle taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalıya toplamda KDV dahil 46.934,00 TL tutarlı faturaların düzenlendiği ,bunun karşılığında davalı tarafça toplamda 43.935,00 TL ödeme yapıldığı, yapılan ödeme mahsup edildiğinde davacının cari hesaptan davalıdan 2.999,00 TL alacaklı olduğunun dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporu ile sabit hale geldiğinden bahisle 3.000,00 TL alacağın Eylül 2017 tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili sunmuş olduğu cevap ve 29.04.2021 tarihli ıslaha cevap dilekçesiyle, davacı tarafça iddia edildiği şekilde davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalı adına düzenlendiği belirtilen faturalardan dolayı davacının davalıdan bakiye 3.000,00 TL alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesiyle davalının yerleşim yeri itibariyle Ankara Mahkemeleri ve Ankara İcra Daireleri'nin yetkili olduğundan bahisle yetki itirazında bulunmuş ise de, mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacının yerleşim yerinin mahkememiz yargı alanı içerisinde bulunması nedeniyle TBK 89.maddesi gereğince davalının yetki itirazının reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, öncelikli olarak davalı şirketin adresi itibariyle Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmak suretiyle davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bu yönde talimat yazılmış olmasına rağmen talimat mahkemesince çıkartılan meşruhatlı davetiyeye rağmen davalı tarafça ticari defterler ibraz edilmediğinden davalıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı görülmüştür.
Davacı tarafa ait 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin ticari defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacının 2016 ve 2017 yılında işletme hesabına göre defter tuttuğu, 2018 yılında ise bilanço hesabına göre defter tutmaya başladığı, mali müşavir bilirkişiden alınan kök ve ek raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacı tarafça davalı adına 02.12.2016 tarih 3.304,00 TL, 08.12.2016 tarih 4.956,00 TL, 14.12.2016 tarih 4.130,00 TL, 26.12.2016 tarih 8.614,00 TL olmak üzere 2016 yılında toplam KDV dahil 21.004,00 TL'lik 4 adet faturanın düzenlendiği ve davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iş bu faturaların tamamının davalı şirket tarafından KDV hariç 17.800,00 TL olarak (%18KDV dahil edildiğinde 21.004,00TL) vergi dairesine Ba olarak bildirildiği, bu şekilde 2016 yılında düzenlenen 4 adet faturanın davalı şirket kayıtlarına alındığının kabulü gerekmiştir. Yine alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde 2017 yılında davacı tarafça davalı adına 26.01.2017 tarih 9.381,00 TL, 30.01.2017 tarih 10.620,00 TL, 14.02.2017 tarih 4.337,00 TL ve 10.03.2017 tarih 1.593,00 TL olmak üzere toplam KDV dahil 25.930,00 TL'lik faturaların düzenlendiği ve davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, ayrıca iş bu faturalardan 26.01.2017 tarih 9.381,00 TL ve 30.01.2017 tarih 10.620,00 TL bedelli olmak üzere toplam 20.001,00 TL'lik faturaların KDV hariç 16.950,00 TL olarak (%18 KDV dahil edildiğinde 20.001,00 TL) vergi dairesine Ba formunda bildirildiği, bu şekilde 2017 yılında davacı tarafça davalı adına düzenlenen 26.01.2017 tarih 9.381,00 TL ve 30.01.2017 tarih 10.620,00 TL'lik her iki faturanın davalı şirket defterlerine kaydedildiğinin kabulü gerekmiştir. Bu kapsamda davacı tarafça davalı adına 2016 yılında düzenlenen KDV dahil toplam 21.004,00 TL 4 adet fatura ile 2017 yılında düzenlenen KDV dahil 20.001,00 TL bedelli toplam 41.005,00 TL bedelli 6 adet faturanın davalı şirket kayıtlarına alındığı ve bu şekilde iş bu faturalara ilişkin hizmetin davacı tarafça davalıya verildiği hususunun davacı tarafça kanıtlandığı sonucuna varılmıştır.
Yine dosyada mevcut kök ve ek raporların birlikte değerlendirilmesi neticesinde 2017 yılında davacı tarafça davalı adına düzenlenen 14.02.2017 tarih KDV dahil 4.337,00 TL ve 10.03.2017 tarih KDV dahil 1.593,00 TL'lik her iki faturanın ise davalıya ait vergi dairesinden gelen Ba bildirim formunda yer almadığı, bu nedenle davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılan 14.02.2017 tarih 4.337,00 TL ve 10.03.2017 tarih 1.593,00 TL fatura muhteviyatı hizmetin davalıya verildiği hususunun ispat külfeti kendisinde olan davacı tarafça ispatlanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sırasında davacı vekiline, davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalar arasında yer alan 14.02.2017 tarih 4.336,00 TL ve 10.03.2017 tarih 1.593,00 TL bedelli faturalar gereği hizmetin davacı tarafça davalıya verildiğine dair delilerin açıklanarak sunulması için 2 haftalık kesin süre verilmiş olup, davacı vekili tarafından, iş bu 2 faturaya ilişkin hizmetin davacı tarafça davalıya verildiğine dair 01.03.2022 tarihli dilekçe ekinde bir kısım Vinç Çalışma Formlarının suretlerinin sunulduğu, sunulan çalışma formlarının incelenmesinden 00190 nolu olanda operatör olarak ..., yetkili imza olarak da ... isminin yer aldığı,...nolu olanda operatör ..., yetkili imza bölümünde...,... nolu olanda operatör.., yetkili imza bölümünde..., ... nolu olanda operatör... yetkili imza bölümünde ... olduğunun görülmüştür. İş bu belgelerin incelenmesinden içeriğinde mahkememizce oluşturulan ara kararı kapsamında geçen 14.02.2017 tarih ve 10.03.2017 tarihli 2 adet ihtilaf konusu faturalara ilişkin herhangi bir atıf bulunmadığı ve ayrıca davalı vekili tarafından dosyaya sunulan 30.05.2022 tarihli dilekçe ile bu çalışma formlarının kabul edilmediği görülmüştür. Yine mahkememizce yapılan yargılama sırasında 28.06.2022 tarihli celsede davacı vekiline 2017 yılı içinde davacı tarafça davalı adına düzenlenen tüm faturalar içeriği hizmetin verildiğine dair iş emirlerinin her bir fatura ile ilişiklendirerek sunması için kesin süre verilmiş olup, davacı vekili tarafından oluşturulan ara kararı kapsamında 14.07.2022 tarihli dilekçe ve yine 14.02.2017 tarihli faturaya ilişkin iş emirlerine yönelik numaraların düzeltilmesine dair 17.11.2022 tarihli dilekçe ekinde fatura ve iş emirlerinin birer suretinin sunulduğu, iş bu dilekçe içeriğinde davalı tarafça Ba olarak vergi dairesine bildirilmediği anlaşılan 14.02.2017 tarih 4.336,00 TL'lik fatura içeriği hizmetin 49 ve 50 nolu iş emirleriyle, 10.03.2017 tarih 1.593,00 TL'lik fatura muhteviyatı hizmetin ise 57 nolu iş emirleri ile davalıya verildiğinin bildirildiği görülmüştür. Davalı vekili tarafından da davacı vekili tarafından sunulan iş emirlerinin kabul edilmediği ve 14.02.2017 tarihli fatura açısından 49 ve 50 nolu iş emirlerinin incelenmesinden iş bu faturaya ilişkin bir atıf bulunmadığı ve iş emirlerinde operatör... ve yetkili imzasının da ... olarak geçtiği, diğer fatura olan 10.03.2017 tarihli fatura muhteviyatı hizmetin verildiğine dair sunulan 57 nolu iş emri ile yine operatör... ve yetkili imzanın... olduğu ve iş bu faturaya yönelik olarak herhangi bir atıf yapılmadığı görülmüştür. Bu kapsamda davalı vekili tarafından bu iş emirlerinin kabul edilmemesi nedeniyle davalıya ait SGK 2016 ve 2017 yılı çalışanlar listesi getirtilmiş olup incelenmesinden iş emirlerinde adı geçen...'in davalı çalışanı olduğuna dair herhangi bir kayda rastlanılmamıştır. Bu kapsamda davacı tarafça davalı adına düzenlenen 14.02.2017 tarih 4.336,00 TL ve 10.03.2017 tarih 1.593,00 TL bedelli fatura muhteviyatı hizmetin davacı tarafça davalıya verildiği hususunun davacı tarafça yazılı delillerle kanıtlanamadığı sonucuna varılmıştır.
Bu nedenle sonuç olarak davacı tarafça davalı adına 02.12.2016 tarih 3.304,00 TL, 08.12.2016 tarih 4.956,00 TL, 14.12.2016 tarih 4.130,00 TL, 26.12.2016 tarih 8.614,00 TL, 26.01.2017 tarih 9.381,00 TL, 30.01.2017 tarih 10.620,00 TL, 14.02.2017 tarih 4.336,00 TL ve 10.03.2017 tarih 1.593,00 TL olmak üzere toplamda KDV dahil 46.935,00 TL'lik faturanın düzenlendiği, bu faturalardan en son düzenlenen 14.02.2017 tarih 4.336,00 TL ve 10.03.2017 tarih 1.593,00 TL'lik toplam 5.929,00 TL'lik fatura muhteviyatı hizmetin davacı tarafça davalıya verildiği hususunun kanıtlanamadığı, diğer faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olup davalı tarafça Ba olarak vergi dairesine bildirilmiş olması nedeniyle bu faturalara ilişkin hizmetin davacı tarafça davalıya verildiğinin kanıtlandığı, bu kapsamda davacı tarafça davalı adına düzenlenen faturalar toplamı olan 46.935,00 TL'den davacı tarafça kanıtlanamadığı sonucuna varılan toplam 5.929,00 TL'lik 2 adet fatura düşüldüğünde (46.935,00 TL - 5.929,00 TL=) 41.006,00 TL davacı alacağı hesaplanmış olup, davalı tarafça yapılan toplam 43.935,00 TL'lik ödeme dikkate alındığında davacının davalıdan bir alacağının bulunmadığı sonucuna varılmış olmakla davanın reddine karar verme gereği doğmuştur.
HÜKÜM / Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gerekli olan 179,90 TL maktu karar ve ilam harcından başlangıçta mahkememize yatırılan 51,24 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 128,66 TL harcının davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına,
Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/2.maddesi gereğince hesaplanan 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, dava değeri itibariyle kesin olarak karar verildi. 09/05/2023
Katip ...
e-imza
Hakim ...
e-imza