T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/629
KARAR NO : 2025/687
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 23/05/2018
KARAR TARİHİ : 19/09/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekil 10.08.2016 tarihinde yaya olarak gittiği esnada davalı ...’in maliki olduğu ve diğer davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada yaralandığı,kazaya sebebiyle sebebiyet veren...plaka sayılı araç sürücüsü kazada birinci derecede asli kusurlu olduğu,kaza ile ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... soruştırma açıldığı ve neticesinde de kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verdiği,kazaya sebep olan araç sigorta şirketine ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğu,fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.00,00 TL maddi tazminat ve bedensel zarar uğreyan müvekkil için 50,000,00 TL manevi tazminat olay tarihinden itibaren itibaren işleyecek faiz ile ve kazaya sebep olan araca ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı... vekili cevap dilekçesinde; ve özetle ;Meydana gelen olayda davacı tökezleyerek müvekkil aracın ön cam ve sağ kapı üzerine düşmesi sonucu yaralandığının,olay yerinde kusur ve bilirkişi incelemesi gerektiği, kaza sebebiyle İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın...soruştırma açıldığı ve neticesinde de kovuşturmaya yer olmadığı yönünde karar verdiğinin,davacının kaza sebebiyle sağlık durumunun incelenmesi gerektiğinin,davacının maddi tazminat talebinin hiçbir belegeye dayanmadığı,manevi tazminat talebinin abartıldığı,bu nedenlerle usul ve esas bakımından yasaya aykırı açılan davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Makine Mühendisi...ın 04/04/2019 tarihli bilirkişi raporunda; Yaya... meydana gelen trafik kazasında Asli derecede % 75 oranında kusurlu olduğu, sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile meydana gelen trafik kazasında,Tali derecede % 25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
İstanbul Adli Tıp Kurumu...İhtisas Kurulu'nun 02/06/2025 tarihli raporunda; ...'in tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğu, İyileşme süresinin (iş göremezlik süresi) olay tarihinden itibaren 3(üç) haftaya kadar uzayabileceği, başka birinin sürekli veya geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığı tespit edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, 10.08.2016 günü meydana gelen trafik kazası sebebiyle davacının cismani zarara uğradığından bahisle, davacı vekilince maddi ve manevi tazminat istemli dava açıldığı anlaşılmıştır. Kazanın İzmir ili Konak ilçesinde meydana geldiği kaza mahallinin iki yönlü yol, asfalt kaplama, sokak niteliğinde bulunduğu, ayrıca kaza mahallinin yerleşim yeri içerisinde azami 30 km/saat olduğu, şerit sayısının iki, yol platform genişliğinin 14 metre olduğu, kaza mahallinde yaya yolunun bulunduğu, gün durumunun gündüz, hava durumunun açık, yol düzeyinin kuru bulunduğu kaza tespit tutanağının üzerinde yapılan inceleme anlaşılmıştır. Bu doğrultuda, 04.04.2019 tarihinde kazaya karışan sürücü ve yayanın kusur durumuna ilişkin rapor aldırılmıştır. Raporda yer alan ve yine ceza dosyası içerisinde bulunan tanıklara ilişkin beyanlar ve kaza tespit tutanağı doğrultusunda davacı yayanın 2918 sayılı yasanın 68/b maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda %75 oranında etken olduğu,... PLAKA sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı yasanın 52/a maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumunda %25 oranında etken olduğu tespit edilmiştir. 10.12.2019 tarihli Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda mevcut verilere göre olayın iki farklı durumda cereyan etmesine ilişkin olarak 2 farklı kaza senaryosu üzerinde durulmuş ve iki farklı kusur tespiti yapılmıştır. Yine 10.06.2020 tarihinde Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen raporda da, bir önceki adli tıp raporu gibi iki farklı senaryo üzerinden iki farklı kusur tespiti yapılmış bir önceki raporda tespiti yapılan senaryoların ve kusur durumlarının aynısının belirlendiği anlaşılmıştır.
Hukuki sorunların en yetkin kişisi hakimdir. Hukuk kurallarını resen araştırarak bulmak, yorumlamak ve olaya uygulamak hakimin asli işidir. Hakim, hukuki sorunun çözümüne ilişkin incelemeyi bizzat kendisi yapmak zorunda olan ve bunu yapabilecek yegane kişi konumundadır.
Hakimin hukuki bilgisiyle aydınlatamadağı bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerden mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla alanında uzman olması cihetiyle bilgisine başvurulan bilirkişi görüşünün takdiri bir delilden ibaret olduğu ve mahkemeyi bağlamayacağı kuşkusuzdur.
Hakim, bilirkişi raporunun yeterliliğini, raporda açıklanan görüşün itibar edilebilirliğini ve dayandığı olguları göz önünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağının serbestçe değerlendirir ve takdir eder.
Türk Dil Kurumuna göre kusur bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda hukuki olarak kusuru eylemde bulunanın eylemini bilerek ya da kanunda düzenlenmiş olmak şartıyla bilmeyerek hukuka ve kanunda açıkça düzenlenmek kaydıyla ahlaka aykırı olarak dış dünyaya yansıtması olarak tanımlayabiliriz. Bu durumda kusurun bir hukuk ya da ahlak kuralına ihlal niteliğinde ortaya çıktığını kabul etmek ve bu konudaki yapılacak değerlendirmeyi hakime bırakmak gerekecektir. Zira kusurun değerlendirilmesi bu anlatılanlar ışığında teknik değil, hukuki bir konudur. Normatif bir değerlendirme gerektiren kusurluluk, ancak olay hakimi tarafından yapılabilir. Bundan ötürü kusurluluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapamaz.
Kusurun belirlenmesinde ve derecelendirilmesinde hayat deneyimleri ve genel tecrübelerle elde edilen ve hukuk dogmatiğinde kabul edilen ölçütler ağır ve hafif kusur tanımlarıdır. Hakimin kusurlu davranışı belirledikten sonra ağır ve hafif kusur için kabil edilmiş ölçülere göre kusuru değerlendirmesi gerekir. Mahkemenin önüne gelen somut olayda bi değerlendirmeyi yaptıktan sonra ortada zarar görenin kusuru ve varsa ağır ve hafif kusur ölçülerinden hareketle ve hakkaniyet ölçülerinde kusurlu davranışta bulunan tarafın sorumlu tutulacağı oranı belirleyip sonucuna göre karar vermesi gerekir. Hakimin, kusur durumunu belirlemek için uzmanından ihtiyaç duyduğu teknik bilgileri aldıktan sonra, gerekçesinde tartışarak kusurun ağırlığını vicdani kanısına göre kendisinin belirlemesi gerekir. Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
6098 sayılı yasanın 74. Maddesinde haksız eylemin kusur öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölümdür. Birincisi kusurun bulunup bulunmadığına, ikincisi kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye ilişkindir. Kusurun varlığını araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede tam bağımsız kılınmıştır.
6100 sayılı yasanın 266. Maddesine göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları göz önüne almalıdır.
Yukarıdaki açıklamalar, dosya içerisindeki bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı ışığında davacı yayanın kaza esnasında yaya kaldırımını kullanmak yerine kendi yürüyüş istikametine zıt yönde seyrini sürdüren... plaka sayılı aracın gidiş yolu üzerinde yürüdüğü, çarpma noktası ile kazanın meydana geldiği yere yakın kavşak noktası arasında 4 metre mesafenin bulunduğu, çarpmadan sonra... plaka sayılı aracın 2760 sokak üzerinde kavşak köşesinde gidiş yönü ile aynı doğrultuda durduğu, davacı yayanın kaza mahallinde mevcut bulunan yaya yolunu kullanmak yerine araçların gidiş yolu üzerinde yürüyüşünü sürdürdüğü, bu şekilde 2918 sayılı yasanın 68/b maddesini ihlal etmek suretiyle kazanın meydana geldiği,... plaka sayılı aracın kaza yerindeki azami hız limitini aşacak şekilde hızlı gittiğine ve ayrıca 2918 sayılı yasanın 52/a maddesini ihlal ettiğine dair kaza tespit tutanağında herhangi bir tespitin yer almadığı, tanık beyanları, davacının maluliyet raporu sonucu tespiti yapılan geçici ve sürekli iş göremezlik oran ve süreleri dikkate alındığında, dava konusu edilen kazanın adli tıp kurumu raporunda yer alan 2 nolu senaryo şeklinde gerçekleştiği yönünde mahkememizde kanaat oluştuğundan bahisle kazanın ve geçici iş göremezlik niteliğindeki cismani zararın davacının kendi kusurlu davranışıyla oluşması sebebiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 172,49 TL peşin harcın mahsubu ile 442,91 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-)Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-)Davalılar... Sigorta Anonim Şirketi ve... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar ... ve... Sigorta Anonim Şirketi'ne VERİLMESİNE, (maddi tazminat istemi yönünden)
5-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/09/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim...
¸e-imzalıdır