T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/11
KARAR NO : 2025/49
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 18/09/2014
KARAR TARİHİ : 21/01/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sparta... İcra Dairesinin... sayılı dosyası ile davalı aleyhine yürütülen icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine borçlu şirket vekilinin yetki ve borç açısından itiraz ettiğini, bu nedenle yetkili icra dairesi olan İzmir... İcra Dairesinin...Sayılı dosyasına dosyanın kayıt edildiğini, borçlu şahsın ödeme emrine yaptığı itirazın iptal edilmesi gerektiğini, borçlu şirket ile müvekkili arasında taşeron sözleşmesinin içeriğinden de anlaşılacağı üzere hukuki ilişkinin mevcut olduğunu, davalı şirketin Isparta Otogarını yenileme işini aldığını ve müvekkili ile de taşeron olarak anlaştığını, müvekkilinin sözleşme gereğince kendisine düşen yükümlülüklerini belirtilen süre içinde yerine getirdiğini, davalının sözleşmedeki imzalara herhangi bir itirazının söz konusu olmadığını, müvekkilinin sözleşme şartlarına aykırı davranmadığı halde davalı şirketin sözleşmede şartları bildirilen şekilde müvekkiline ödeme yapmadığını, belli olmayan bir meblağ ödeme yapılmış olmasına rağmen sözleşmede belirtilen rakamdan 50.000,00 TL eksik ödeme yaptığını bildirerek davalının itirazının iptali ile % 40 dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde olmadığını, davacı tarafça müvekkili aleyhine Isparta ... İcra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile başlattığı icra takibine yetki ve borca ilişkin itiraz edildiğini, itiraz üzerine 13/09/2013 tarihinde takibin durdurulduğunu, alacaklı vekili tarafından 18/09/2013 tarihinde yetki belgesi sunularak 06/11/2013 tarihinde vekil kaydı yaptırıldığını ve 14/02/2014 tarihinde icra dosyasına talep açılarak yetki itirazı kabul edilerek dosyanın İzmir İcra Dairesine gönderilmesinin istendiğini, davacı tarafça bu beyanını süresi içinde yapmadığını, davacı tarafın takip dosyasında iki defa işlem yaptığını ve iki haftalık süre içinde dosyanın yetkili icra müdürlüğüne gönderilmesinin talep edilmediğini bu nedenle icra takibinin açılmamış sayılması gerektiğini, davacı tarafından başlatılan icra takibine 11/09/2013 tarihinde itiraz edildiğini, bu itirazdan bir yıl geçtikten sonra itirazın iptali davası açıldığını, davanın bir yıllık sürede açılmadığını, esasa ilişkin olarak davacı iddialarını kabul etmediklerini, her ne kadar davacı tarafın sözleşmede taşeron olarak görülmekte ise de sözleşmeyi tanık sıfatı ile imzaladığını, davacı tarafı... Ltd Şti'nin Isparta'da bazı işyerlerinde işçi olarak çalıştığını ve alacaklarını Isparta Belediyesi nezdindeki müvekkili şirketin istihkaklarından tahsil ettiğini, davacı tarafın taşeron değil hizmet akdi ile çalışan kişi olduğunu, işin asıl taşeronunun ...olduğunu, davacının işçi olarak çalıştığını kabul etmediğini takdirde alacağını kanıtlaması gerektiğini bildererek davanın reddine ve % 20 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasındaki taşeronluk sözleşmesi uyarınca iş bedeli alacağının tahsili talebiyle davalı yüklenici hakkında yapılan icra takibine, davalı yüklenicinin yaptığı itirazın iptali ve takibin devamı isteğine ilişkindir.
İncelenen İzmir... İcra Müdürlüğünün ... Sayılı dosyasındaki takibin davacı tarafça davalı aleyhine 50.000,00 TL üzerinden ilamsız takip yolu ile yapıldığı, davalı tarafın itiraz dilekçesinin dosyada olduğu, icra takibinin 16/08/2013 tarihinde Isparta... İcvra Müdürlüğünün... sayılı dosyası ile başlatıldığı, davalı tarafın yetki ve borca itirazına ilişkin itirazı üzerine davacı tarafın 14/02/2014 tarihli dilekçesi ile yetki itirazının kabul edildiği belirlenmiştir.
Taraflar arasındaki 14/02/2009 tarihli taşeron sözleşmesi başlıklı sözleşmede işveren olarak...İnşaat Tesisat San ve Tic Ltd Şti, Taşeron olarak ... ve ...'nun belirtildiği, işin Isparta Otogar Yenileme İnşaatındaki Binanın tesfiye sapının ve Seramiklerinin yapılması, kesik baş mevkiinde bordür taşının sökülüp yerine andezit taşı yapılması, sanayi sosyal tesisinin lamine alt sapı ve dış cephe kaba sıvasının yapılması, Davraz üst geçidinin dükkanların duvarlarının sıvasının, alt tabanın sapının seramiklerinin ve andezit kaplamasının yapılması işi olduğu belirlenmiştir.
Dosyaya gelen Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 01/04/2015 tarihli yazı cevabında ...'nun...İnşaat San Tic Ltd Şti'ne ait ... sicil nolu işyerinde 14/08/2008-27/12/2008 tarihlerinde yine aynı işyerine ait... sicil nolu işyerinde 10/03/2009-24/08/2009 tarihleri arasında çalıştığı bildirilmiştir.
Dosyaya gelen Isparta Belediye Başkanlığı Mali Hizmetlerd Müdürlüğünün 14/04/2015 tarihli yazısında davacıya Isparta Otogarı Yenilenmesi Yapım İşi ile ilgili herhangi bir hak ediş ödemesi yapılmadığı, Mali Hizmetler Müdürlüğü kayıtlarında işlem gören davacının, ...İnşaat San ve Tic Ltd Şti'nin alt taşeronu olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı bildirilmiştir.
Dosyaya gelen Isparta Defterdarlık Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13/08/2015 tarihli yazı cevabında; davacının ilgili dairede mükellefiyet kaydının olmadığı, Kaymakkapı Vergi Dairesi Müdürlüğünden 12/05/1999 tarihinde potansiyel vergi numarası aldığı, dairenin yetki alanında 11/06/2010-31/12/2011 tarihleri arasında faaliyette bulunan...Turizm Nakliyat .. San ve Tic Ltd Şti'nin ortağı olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Isparta Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden gelen yazı cevabında davacının taşeron kaydına rastlanmadığının bildirildiği görülmüştür.
Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının... sayılı soruşturma sayılı dosyasının gönderilen uyap evraklarında ...sayılı karar ile 14/02/2013 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, müştekinin ... İnşaat San Tic Ltd Şti, Şüphelilerin..., ... ve ... olduğu, güveni kötüye kullanma ve zimmet suçu nedeniyle yapılan kovuşturma sonunda şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği belirlenmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi'nin 20/12/2018 tarih, ... Karar sayılı İlamında; " Dava, taşeron sözleşmesinde taşeron olarak yer alanlardan sadece davacı ... tarafından açılmış olup, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, adi ortaklığı oluşturan ortakların birlikte dava açması veya birinin açtığı davaya diğerinin muvafakat etmesi, bu sağlanamıyorsa diğer ortak hakkında da birleştirme talepli dava açılıp birleştirilerek davanın görülüp sonuçlandırılması gerekirken, taraf teşkili bakımından gerekli olan bu hususlar üzerinde durulmaksızın mahkemece esasa girilerek karar verilmesi dairemizce doğru görülmemiştir. Davacı, dava dilekçesinde, davalı yüklenici tarafından bir kısım ödemelerde bulunulduğunu belirtmiş, ancak yapılan ödeme miktarları konusunda net bir açıklamada bulunmamıştır. Bu durumda mahkemece, 6100 sayılı HMK'nın "Hakimin davayı aydınlatma ödevi" başlıklı 31. maddesi uyarınca, uyuşmazlığın aydınlatılabilmesi için davacıya dava dilekçesindeki yapılan ödemelere ilişkin açıklamada bulunması için süre vermesi ve buna göre uyuşmazlığa konu miktarın buna göre belirlenerek ve taraf teşkili sağlandıktan sonra dava dışı ortağın da dosyaya delil sunması için imkan tanınarak dava dışı ortağın sunabileceği delillerin de toplanması suretiyle davaya konu uyuşmazlığın sonuçlandırılması gerekir. HMK'nın 114/(1)-d maddesi gereğince davanın şartları arasında yer alan ve mahkemece resen gözetilmesi gereken taraf teşkili usulünce sağlanmadan, davanın esasına girilerek hüküm kurulmuş olması dairemizce usul ve yasa hükümlerine aykırı görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından HMK'nın 114/(1)-d maddesine aykırı olarak taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmuş olması hali dairemizce, aynı kanunun 353/(1)-a-4. maddesinde yer alan "diğer dava şartlarına aykırılık bulunması" şeklindeki düzenleme gereğince kamu düzenine ilişkin yasaya aykırılık halleri kapsamında usul ve yasa hükümlerine aykırı görülmüştür. 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-(a)-6. maddesi, ''Mahkemece, tarafların davanın esası ile ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması'' durumunda, Bölge Adliye Mahkemesi'nin esası incelemeden kararı kaldırarak davanın yeniden görülmesi için dosyayı kararı veren mahkemeye göndereceği ve bu kararın duruşma yapılmadan verilmesi gerekli kesin karar niteliğinde bulunduğu düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen yasal düzenleme ve nedenlerle davacı avukatının istinaf başvurusunun, 6100 HMK'nın 353/(1)-a-4. ve 353/(1)-a-6. maddeleri uyarınca esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne karar verilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemece, yukarıda belirtilen hususlar değerlendirilerek taraf teşkili de sağlandıktan sonra yargılama süreciyle ilgili eksikliklerin tamamlanıp esas hakkında inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçeyle İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/02/2017 tarih,...Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar vermiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır.
Dosya kapsamında yapılan incelemede, taraflar arasındaki taşeron sözleşmesinin 14.02.2009 tarihli olduğu, taşeron sözleşmesinde dosyamız davacısı ... ile ...'nin imzalarının bulunduğu, mahkememiz dosyasının açılış tarihinin 18.09.2014 tarihi olduğu tespit edilmiştir. Davacı ile ilgili olarak yapılan tacir araştırmasında, davacının 11.06.2010 ve 31.12.2011 tarihleri arasında...TURİZM Nakliyat İnşaat Gıda Proje Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin ortağı olduğunun tespit edildiği, 13.08.2015 tarihli Isparta Defterdarlığı Davraz Vergi Dairesi Müdürlüğünün müzekkere cevabının ekinde yer alan yoklama fişinde mahkememiz dosyasının davacısı konumundaki ...'nun vergi kaydının bulunmadığı, mükellef olmadığı, tutanağı hazırlayan ilgili memur tarafından belirtilmiştir. Mahkememiz dosyasında 28.02.2017 tarihli gerekçeli kararın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi tarafından yukarıda özeti geçen karar ilamı doğrultusunda adi ortaklık ve davada taraf olmayan adi ortağın dava için muvafakatinin alınması gerekliliğinden kaldırıldığı, bu doğrultuda yapılan incelemede, öncelikle dava dışı adi ortaktan davaya muvafakat hususunda ilgili beyanın alındığı daha sonrasında ise hem dava dışı adi ortağın hem de adi şirketin tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi kaydının bulunup bulunmadığı ile ilgili gerekli araştırmaların yapıldığı, bu doğrultuda hem adi ortaklığın hem de adi ortaklığı oluşturan adi ortakların tacir kayıtlarının bulunmadığı tespit edilmiştir. 6100 sayılı yasanın davanın açılması, taraf teşkili, dava şartlarının incelenmesi ile ilgili emredici hükümleri gereği öncelikle taraf teşkili ile ilgili eksik giderilmiş, daha sonrasında mahkememizin uyuşmazlığı muhakeme etmekle görevli olup olmadığı hususunda yapılan inceleme neticesinde, davacı, davacının ortağı olduğu adi ortaklık ve adi ortaklığın dava dışı ortağının sözleşme tarihinde, dava tarihinde tacir olmadığı, bu sebeple uyuşmazlığın ticari işletmelerinden kaynaklanmadığı anlaşılmakla, mahkememizin görevsizliğine ve sözleşmeden kaynaklı olan uyuşmazlığın muhakeme edilmesi görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan görevli mahkemenin İzmir Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın DAVA ŞARTI YOKLUĞUNDAN USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-Görevli mahkemenin İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMELERİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE
4-6100 sayılı yasanın 20.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi takdirde davanın açılmamış sayılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı)
5-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/01/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır