T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/461
KARAR NO : 2025/592
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 10/09/2020
KARAR TARİHİ : 18/07/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketn davalı şirketten fabrika binası kiraladığını, ayrıca davalı şirketin mülkiyetinde bulunan yale marka forkliftin sözlü şekilde satış sözleşmesi gerçekleştirildiğini, forkliftin bedeli 25.000TL’nin davalı şirkete ödendiğini,forkliftin hiçbir zaman müvekkili şirketin eline geçmediğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ayrıca eser sözleşmesi de bulunduğunu,davalı şirketin müvekkili şirketin kumlama boya işinin malzemeli yapılması işini gördüğünü,07.07.2017 tarih...nolu 16.520TL’lik faturayı düzenleyerek davalı şirkete gönderdiğini, davalı şirketin forklifti teslim etmediği gibi eser özleşmesinden doğan 16.520TL lik borcunu da ifa etmediğini, davalı aleyhine Kemalpaşa İcra...E sayılı dosya ile icra takibi yapıldığını, itiraz ile takibin durdurulduğunu, başvurulan arabuluculuk görüşmelerinde anlaşılamadığını, haksız itirazın iptalini,alacağın %20 sinden az olmamak üzere icra icra inkar tazminatı ile yargılama gideri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın haksız ve dayanaksız olduğunu, davacının davalı müvekkil şirketin yetkilisi ...ın sahibi olduğu fabrika binasında mayıs 2019 dönemine kadar kiracı olarak kaldığını, iki kira sözleşmesi yapıldığını,ilk kira sözleşmesi ile müvekkili şirketin malı olan forklifti sözlü kira ile 2.500TL bedel ile kiraladığını ancak taşınmaz ve forklift kira bedelini ödemediğini, bu nedenle forklift kira bedelinin ödenmesi için ihtar çekildiğini, fabrika bina kira bedeli için Kemalpaşa İcra Müd...E sayılı dosyada icra takibi başlatıldığını, itiraz ile Kemalpaşa...E. Sayılı dosyada itirazın kaldırılmnası ve tahliye istemli dava açıldığını, bu işlem sonrası davacı şirketin forklift kira bedelini ödediğini, fabrika binası için ise birikmiş borçların ödeneceği vaadi ile yeni kira kontratı yapılmasını teklif ettiğini, iyi niyet gösterilerek davacı şirketin teklifinin kabul edildiğini,forkliftin fabrika binasına demirbaş olarak yazılıp kira bedeli artırılarak yeni kra sözleşmesi yapıldığını,15.08.2020 tarihli yeni sözleşme incelendiğinde aylık kira bedelinin 10.000TL DEN 15.000tl ye çıkarıldığı yale marka forkliftin kira sözleşmesine demirbaş olarak yazıldığı ve masrafları davacı tarafından ödendiği takdirde kullanılacağının belirtildiğini, davacının eski kira sözleişmesinden birikmiş borçlarını ödemediği gibi yeni kira sözleşmesi gereği ödemesi gereken kira bedelini ödemeden taşınmazı terk ettiğini, alacak takibine itibar edilemeyeceğini, davacı şirketin eser sözleşmesi mahiyetinde kumlama işi nedeniyle ödeme yapılmadığı,iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının kira sözlşmesi gereği üzerine alması gereken elektrik aboneliğini almadığı gibi uzunca süre gelen fauraları da ödemediğini müvekkili şirketin ödemek zorunda kaldığını,davacı şirketin elektrik borcunun birkısmına mahsuben davalı müvekkil şirketin 16.520TL miktarında kumlama işini yaparak ödemede bulunduğunu, müvekkili şirketin bu faturadan kaynaklı borcunun bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
SMMM...ın 06/09/2021 tarihli bilirkişi kök raporunda; Davacı’nın 2017,2018 ve 2019 yılları yasal ticari defterlerinde 6762 sayılı TTK’nunda öngörülen “ açılış onaylarına” ilişkin vecibelerini ve “kapanış onaylarına” ilişkin vecibelerini yerine getirdiği, davalı vekilinin şirketin ticari defterlerinin bulunduğu iletişim bilgilerinin sunulması konulu 03.05.2021 tarihli dilekçesinde iletişim bilgisi mevcut yetkili ... nolu telefondan 26.07.2021 saat 10:15,06.08.2021 saat:8.53,12.08.2021 saat 8:18 ve 17.08.2021 saat 9:15 olmak üzere defalarca aranılmış ihtilaflı döneme ilişkin davalı yasal ticari defter ve belgelerinin incelenmesi hususu iletilmiş ise de her defasında Mali Müşaviri ile görüşerek geri dönüş yapacağını belirtmiş lakin bu güne kadar geri dönüş yapılmadığı gibi ihtilaflı döeneme ilişkin davalı yasal ticari defter ve belgeleri incelemeye ibraz edilmemiş bulunmakta olduğundan tarafların yasal ticari deftelerinin karşılaştırmasının yapılamamış olduğu, rapor içeriğinde dökümü yapılan bir adet faturanın davacı 2017 yılı yasal ticeri defterlerinde kayıtlı olduğu Kdv dahil 16.520,00 TL bedelli faturanın davacı 2017/Temmuz ayı BS formu ile Kemalpaşa Vergi Dairesi’ne 26.08.2017 onay zamanlı olarak 14.000,00TL Kdv Hariç bedelle bildirimde bulunulduğu(BS Formu dosya içersine konulmuştur) görümekte olduğundan ve işin yapılmış olması hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığından söz konusu takibe de konu faturanın davalıya tebliğ edildiği kanaatine ulaşmak mümkün olmakla birlikte kabulu hususundaki karar tamamen Sayın Mahkemenin takdirine ait olduğu, incelenen davacı 2017 yılı yasal ticari defterlerinde 11.08.2017 tarihli üzerinde açıklama bulunmayan dosyada fotokopisi mevcut ...Dekont ile davalıya yapılmış 25.000TL davacı ödemesinin kaydedildiği görülmüş ise de davalı ödemesine tesadüf edilmediği gibi davalı tarafca sunulmuş başkaca Makbuz, Dekont vb. davacı’ya yapılmış ödeme belgesine de dosya kapsamında tesadüf edilmemiş bulunmakta olduğu, mevcut tüm bu doneler birlikte değerlendirildiğinde, ihtilaflı döneme ilişkin davalı yasal ticari defter ve belgelerinin inceleeye ibraz edilmediğinin Sayın Mahkemce kabulü halinde davac’... Nakliyat Kumlama Boya İnş.San.Tic.Ltd.Şti.nın incelenen 2017,2018 ve 2019 yılları yasal ticari defter ve belgelerine göre davalı ...Makina San.ve Tic.Ltd.Şti.’den 12.05.2019 takip ve sene sonu 31.12.2019 tarihi itibariyle 41.520,00TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.
SMMM...ın 21/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda;... tesisat numaralı abonelikten kaynaklı olarak 01.02.2017 tarihleri ile mayıs 2019 arasında tahakkuk ettirilen faturalardan tarafların yasal ticari defterlerinde mahsuba konu edildiği yönünde kayda tesadüf edilmemiş olmakla birlikte davalı... Mak. Ltd. Şti tarafından yapıldığı anlaşılan fatura bedelleri ve ödeme kayıtları toplamında 9.878,00 TL hesaplandığı, 12.05.2019 takip tarihi itibariyle belirlenen 41.520,00 TL davacı alacağından mahsubunun kabulünün mahkemenin takdirinde olduğu tespit edilmiştir.
6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir.
"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması
MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Ayrıca Yargıtay ... HD... Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava dilekçesinde davalı ile arasında kira ilişkisi bulunduğu ve bu kira ilişkisi ile birlikte davalının mülkiyetindeki bir forkliftinde satışının gerçekleştirildiğini ve forkliftin mülkiyetinin kendilerine geçtiğini ancak forkliftin kendilerine fiilen teslim edilmediğini, ayrıca davacının davalıya malzemeli kumlama boya işi yaptığını iddia ettiği tespit edilmiştir. Davalı tarafça ise, forkliftin satılmadığı, kira sözleşmesi ile birlikte bakım ve kullanım masrafları davacı tarafa ait olmak üzere kira sözleşmesine demirbaş olarak konu edildiğini, malzemeli kumlama boya işinin ise davacı tarafça kiralanan taşınmazın ödenmeyen elektrik fatura bedellerine mahsubu sebebiyle davacının bundan dolayı bir alacağı bulunmadığı savunmalarını yaptığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde taraflar arasında yer alan kira sözleşmesindeki beyanlar, imzalar ve davacı şirket yetkilisinin 18.03.2025 tarihli imzalı isticvap beyanı dikkate alındığında, forklitin satış sözleşmesine konu edilmediği, davalı tarafın savunmalarında yer aldığı şekliyle kira ilişkisinde demirbaş olarak gösterilmek suretiyle yalnızca masrafa davacıya ait olacak şekilde davacının kullanımına bırakıldığı, bu sebeple davalının satın alındığı iddiasını ispat edemediği, bu haliyle 25.000 TL yönünden davanın reddi gerektiği anlaşılmıştır. Malzemeli kumlama boya işi ile ilgili olarak ise davacının ilgili işten kaynaklı edimini ifa ettiği ancak davacı tarafın davalıya ait taşınmazdaki kira süresince elektrik faturalarını ödemediği, bu faturaların davalı tarafça ödendiği, ödenen bu bedellerin ise kumlama boya işindeki davacı alacağına mahsup edildiği ve davacının alacağı kalmadığı yönündeki savunmaları yönünden ilgili taşınmaza ait elektrik abonelikleri, ödeme evrakları ve taraf ticari defterleri ve davalı tarafın takas mahsup defi bir arada değerlendirildiğinde, 9.878,00 TL lik elektrik fatura bedelinin davacı tarafça ödenmesi gerekirken davalı tarafça ödendiği, bu hususun ticari defter ve kayıtlarında sabit olduğu, kalan bedel yönünden dosyada yalnızca davalı tarafının yemin delilinin bulunduğu, bu hususta davalının yemin teklif etmesi üzerine davacı şirket yetkilisince huzurda yeminin eda edildiği, bu haliyle 6.642,00 TL lik kumlama boya işi yönünden davacının davasını ispat ettiği, davalının bu bedel yönünden elektrik faturalarını ödediği savunmasını ispat edemediği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne, alacak likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın KISMEN KABULÜNE,
2-)Kemalpaşa İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasında davalı tarafça yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE TAKİBİN 6.642,00 TL ÜZERİNDEN DEVAMINA,
3-)Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 6.642,00 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 501,46 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 14,96 TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5-)Davacı tarafça yatırılan 501,46 TL peşin harç, 54,40 TL başvurma harcı, 1.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti, 250,00 TL posta tebligat ücreti olmak üzere toplamda 1.805,86 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabul kısmen red oranına göre 270,87 TL nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
6-)Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 6.642,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-)1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
9-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır