T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/47
KARAR NO : 2024/681
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 20/01/2020
KARAR TARİHİ : 12/07/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Sürücü ...'ın...plakalı aracı ile ... köyü istikametinden Şuhut istikametine doğru seyir halinde olduğu 10/09/2016 tarihinde, bu sırada Şuhut ilçesinden Efe köyüne doğru tam karşı istikamette müvekkil ...'ın kullanımında, 3. kişi ...'ın ise arkada yolcu olarak bulunduğu motosiklette ilerledikleri sırada çift taraflı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu kazada müvekkil davacı basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek, hayati tehlikeye neden olacak, vücutta altıncı derece kemik kırığına sebep olacak şekilde yaralandığı, bu durumun 19/12/2016 tarihli kati nitelikli adli rapor ile ortaya konulduğunu, olayda gerek kaza günü tutulan kaza tespit tutanağında katılanın birinci derece, sanığın ise ikinci derece kusurlu olduğunun tespiti, gerekse dosyada mevcut İstanbul ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 26/07/2017 tarihli raporu ile ortaya konulduğu üzere ...'ın kamyon ile seyri sırasında viraja geldiğini gözetip kontrollü şekilde seyrini sürdürmesi gerekirken bu hususa riayet etmediği, karşı yönden gelip kayarak istikamet şeridine giren motorsiklete karşı etkili tedbir almadığı anlaşıldığından meydana gelen kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle tali kusurlu olduğu tespit edildiği bildirilmiş ise de kazaya neden olan ve müvekkilin yaralanmasına sebep olan ... plakalı aracın dingil arızası nedeniyle yük taşımayacak durumda olmasına rağmen kum taşıması, yokuş aşağı kontrolsüz şekilde ilerlemesi ve karşı yönden gelen müvekkilin kullanımında olan motorsikletin bulunduğu şeride girerek şerit ihlali yaptığın, davaya konu trafik kazası sebebiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000 TL lik maddi tazminatın davalıdan alınarak taraflarına verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava yetkisiz mahkemede ikame edildiğini, yetkisizlik itirazında bulunduklarını, davacının yerleşim yeri Afyonkarahisar, olayın meydana geldiği yerinde Şuhut Afyonkarahisar olduğunu, huzurda bulunan davada uzamış ceza zamanaşımı süresi dahi uygulanamayacağını, dava konusu olay sebebiyle de davacı 28.11.2018 tarihinde imzalamış olduğu ibraname dolayısı ile almış olduğu 43.259 TL tazminat sonrasında ek tazminat için gerekli tüm evraklarla başvuru yapmadığından, müvekkil kuruma karşı dava açma koşulu sağlanmadığını, davanın, kazaya karıştığı belirtilen ve müvekkil kuruma husumet yöneltilmesine sebep ola...plaka sayılı kanyon sürücüsü ve işleteni...'a ihbar edilmesi gerektiğini, kurumun dava konusu edilen talebe ilişkin olarak sigorta genel şartları düzenlemesi gereği herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı kurumun, trafik kazasından kaynaklı olan sürekli sakatlık dolayısıyla tazminat taleplerinin muhatabı olup olay anında geçerli olan trafik sigortası teminat limitleri dâhilinde olaya karışan araca atfedilen kusur oranı ile sınırlı olacak şekilde üçüncü şahısların uğrayacağı sürekli sakatlık zararlarından kaynaklı tazminatın giderimi yükümlülüğü altında tutulabildiğini, dava öncesinde vekil eden kuruma başvuruda bulunulmuş olup davacı tarafa 28.11.2018 tarihinde imzalamış olduğ ibraname gereği 43.259,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, davacı taraf varsa aşan zararını ispat etmelidir. 2918 sayılı KTK m.111 gereği fahiş bir fark bulunulmaması halinde davanın reddedilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Şuhut Asliye Hukuk Mahkemesince aldırılan Adli Trafik Bilirkişisi...r'ın 01/02/2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda; Kazanın meydana gelmesinde tescilsiz motosiklet sürücü ...'ın, 2918 sayılı Kara Yolları Trafik Kanununun 84/g maddesinde açıklanan “Şeride Tecavüz Etme” Kuralını ihlal ettiği için 1. Derecede asli kusurlu olduğu, ... plaka sayılı kamyon sürücüsü ...'ın ise, aynı kanunun 52/1-b maddesinde açıklanan, “Sürücüler hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar.” Hükmünü ihlal ettiği tespit edildiğinden 2. Derecede tali kusurlu olduğu tespit edilmiştir.
Karayolları Fen Heyetinde Görevli Makine Mühendisi..., Makine Mühendisi..., Makine Mühendisi ...ın 27/12/2022 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda; Davacı motosiklet sürücüsü ...’IN olayda “% 90 ( Yüzde Doksan ) Oranında Kusurlu” olduğu, dava dışı sürücü ...’IN olayda “%10 (Yüzde On) Oranında Kusurlu” bulunduğu tespit edilmiştir.
Aktüerya ...'in 01/06/2024 Tarihli Bilirkişi Raporunda; Davacı... için dava konusu olay nedeni ile 9 ay geçici iş görmezlik süresi ve %31 sürekli iş görmezlik oranına göre 12.435,51 TL geçici iş görmezlik zararını 327.814,89 TL sürekli iş görmezlik zararı olmak üzere toplam 340.250,40 TL zarar oluşabileceği hesaplandığı, %75 kusur indirimi il Davalının ; davacı ...n dava konusu olay nedeni ile uğramış olduğu 9 ay geçici iş görmezlik süresi ve %31 sürekli iş görmezlik oranına göre , 3.108,87 TL geçici iş görmezlik zararı , 81.953,72 TL sürekli iş görmezlik zararı olmak üzere toplam 85.062,59 TL zarardan sorumlu olabileceği hesaplandığı, %90 kusur indirimi ile davalının ; davacı ...'ın , dava konusu olay nedeni ile uğramış olduğu 9 ay geçici iş görmezlik süresi ve %31 sürekli iş görmezlik oranına göre 1.243,55 TL geçici iş görmezlik zararı ,32.781,48 TL sürekli iş görmezlik zararı olmak üzere toplam 34.025,03 TL zarardan sorumlu olabileceği hesaplandığı, davacının %75 kusurlu olduğunun kabulü halinde , davacının 41.803,59 TL karşılanmamış zararının bulunduğu, %90 kusurun kabulü halinde davacının tüm zararının karşılandığı hesaplanmıştır. Davalı Güvence Hesabı tarafından 2016 yılı limitinin 310.000 TL olduğunun bildirildiği, ödeme tarihine göre yapılan hesaplama ile %75 kusura göre karşılanmayan zararın limit kapsamında olduğu, güncel hesaplama ile her iki kusur oranında da limit sınırının aşıldığı, güvence hesabının limit ile sorumlu olabileceği tespit edilmiştir.
Hukuki sorunların en yetkin kişisi hakimdir. Hukuk kurallarını resen araştırarak bulmak, yorumlamak ve olaya uygulamak hakimin asli işidir. Hakim, hukuki sorunun çözümüne ilişkin incelemeyi bizzat kendisi yapmak zorunda olan ve bunu yapabilecek yegane kişi konumundadır.
Hakimin hukuki bilgisiyle aydınlatamadağı bilimsel ve teknik meseleleri açıklığa kavuşturmak, bu tür meselelerden mahkemeyi bilgilendirmek amacıyla alanında uzman olması cihetiyle bilgisine başvurulan bilirkişi görüşünün takdiri bir delilden ibaret olduğu ve mahkemeyi bağlamayacağı kuşkusuzdur.
Hakim, bilirkişi raporunun yeterliliğini, raporda açıklanan görüşün itibar edilebilirliğini ve dayandığı olguları göz önünde bulundurarak hükme esas alınıp alınmayacağının serbestçe değerlendirir ve takdir eder.
Türk Dil Kurumuna göre kusur bilerek veya bilmeyerek bir işi gereği gibi yapmama olarak tanımlanmaktadır. Bu durumda hukuki olarak kusuru eylemde bulunanın eylemini bilerek ya da kanunda düzenlenmiş olmak şartıyla bilmeyerek hukuka ve kanunda açıkça düzenlenmek kaydıyla ahlaka aykırı olarak dış dünyaya yansıtması olarak tanımlayabiliriz. Bu durumda kusurun bir hukuk ya da ahlak kuralına ihlal niteliğinde ortaya çıktığını kabul etmek ve bu konudaki yapılacak değerlendirmeyi hakime bırakmak gerekecektir. Zira kusurun değerlendirilmesi bu anlatılanlar ışığında teknik değil, hukuki bir konudur. Normatif bir değerlendirme gerektiren kusurluluk, ancak olay hakimi tarafından yapılabilir. Bundan ötürü kusurluluğun matematiksel olarak ifadesi mümkün değildir. Bilirkişi münhasıran hakimin yetkisinde olan kusurluluk konusunda herhangi bir değerlendirme yapamaz.
Kusurun belirlenmesinde ve derecelendirilmesinde hayat deneyimleri ve genel tecrübelerle elde edilen ve hukuk dogmatiğinde kabul edilen ölçütler ağır ve hafif kusur tanımlarıdır. Hakimin kusurlu davranışı belirledikten sonra ağır ve hafif kusur için kabil edilmiş ölçülere göre kusuru değerlendirmesi gerekir. Mahkemenin önüne gelen somut olayda bi değerlendirmeyi yaptıktan sonra ortada zarar görenin kusuru ve varsa ağır ve hafif kusur ölçülerinden hareketle ve hakkaniyet ölçülerinde kusurlu davranışta bulunan tarafın sorumlu tutulacağı oranı belirleyip sonucuna göre karar vermesi gerekir. Hakimin, kusur durumunu belirlemek için uzmanından ihtiyaç duyduğu teknik bilgileri aldıktan sonra, gerekçesinde tartışarak kusurun ağırlığını vicdani kanısına göre kendisinin belirlemesi gerekir. Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz.
6098 sayılı yasanın 74. Maddesinde haksız eylemin kusur öğesi konusunda hukuk hakimine tanınan yetkiler iki bölümdür. Birincisi kusurun bulunup bulunmadığına, ikincisi kusurun derecesini ve zararın tutarını belirlemeye ilişkindir. Kusurun varlığını araştırmada yetkileri sınırlı olan hukuk hakimi, maddenin ikinci cümlesine göre kusurun derecesini ve zarar tutarını belirlemede tam bağımsız kılınmıştır.
6100 sayılı yasanın 266. Maddesine göre kusur oranlarının belirlenmesi teknik değil hukuki bir konudur. Elde edilen teknik bulgulara göre hakim bu oranı belirlemede ihlal edilen kuralları göz önüne almalıdır.
Bu durumda kusur yönünden inceleme yapan bilirkişilerin kusur oranına dair yaptıkları tespitlere itibar edilmemekle birlikte davacının kazanın oluşumunda %90 oranında kusurlu olduğuna ilişkin mahkememizde kanaat oluşmuştur. Davacının kaza tarihi itibarıyla yürürlükteki yönetmelik hükümlerine göre maluliyetine ilişkin hesaplama yapılmıştır. Daha sonrasında aktüerya hesap bilirkişisi tarafından sigorta şirketince yapılan ödemeler güncellenmek suretiyle tazminat hesabı yapılmıştır. Yapılan hesaplamaya göre davalı güvence hesabı tarafından kaza sebebiyle ödemekle yükümlü olduğu tazminatın tamamının davacıya ödendiği, davalının bakiye tazminat sorumluluğunun kalmadığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1)Davanın REDDİNE,
2)Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça yatırılan 54,40 TL peşin harçtan mahsubu ile 373,20 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3)Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.AÜ.T. Uyarınca 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5)1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
6)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.12/07/2024
Katip...
e-imzalıdır
Hakim...
e-imzalıdır