T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/104
KARAR NO: 2023/230
DAVA: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ: 11/02/2021
KARAR TARİHİ: 29/03/2023
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında 25.11.2015 tarihli Parça hariç 10 yıl süreli asansör, yürüyen merdiven ve yol servisi sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşme hükümlerine göre davacı şirketin davalı şirketin... Bornova Alışveriş ve Yaşam Merkezinde bulunan toplam 46 adet yürüyen merdiven/yol ve asansörün bakım, servis, onarım, tamirat, modernizasyon ve diğer servis işlerini üstlendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 3.maddesinde, sözleşme çerçevesinde düzenlenen faturaların davalı tarafından ödeme şeklinin belirlendiğini, davacı şirketin sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalının sözleşmeden doğan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı şirket tarafından Bornova ... Noterliğinin 26.02.220 tarihli, ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalıya asansörlerin bakım ve tamirat işlerinden dolayı davacı firmaya işlemiş faiz hariç 226.431,83TL cari borcunun olduğunun bildirildiğini, davacı şirkete borcunu ödemeyen davalının sözleşme bitim tarihinden önce başka bir firma ile anlaştığını ve diğer firmadan hizmet almaya başladığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 1.2.maddesinde uyarınca sözleşmenin bitim tarihinden önce sözleşmenin feshedilmesi veya başka bir firmadan hizmet alınması durumunda, ancak sözleşmeyi haklı sebeple feshetmesi veya cayma bedelini ödemesi koşuluna tabi kılındığı, davalının ödemeleri yapmaması üzerine aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı icra dosyası ile takip başlatıldığını, davalının haksız itirazı üzerine takibin durdurulduğunu beyanla, haksız itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın 9020'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davacıya muaccel ve ödenmesi gereken herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin almış olduğu hizmetler kapsamında ödemediği herhangi bir faturanın söz konusu olmadığını, davacının sunduğu faturanın müvekkili şirketle ticari ilişkiden kaynaklı belge olduğunu gösterir nitelikte olmakla birlikte, borcunun olduğuna ya da borcun ödenmediğine ilişkin bir delil niteliği taşmadığını, Davacının düzenlemiş olduğu cezai şart faturasının da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin sunduğu hizmete aralıksız 3 aydan fazla bir süre ile durdurması nedeniyle ile müvekkili şirket tarafından üçüncü bir şirket ile bakım sözleşmesi yapılması zorunluluğunun doğduğunu, esasında sözleşmeyi fesheden tarafın müvekkili değil davacı olduğunu, davacının sözleşme hükümlerine aykırı olarak herhangi bir bakım faaliyeti yerine getirmemesi, müvekkilinin AVM işletmecisi olarak ilgili asansörlerin ve yürüyen merdivenlerin birçok insanın can güvenliğinin tehlikeye atılmasının önüne geçilmesi ve kiracıların kaliteli hizmet sunulabilmesi adına yeni bir bakım servisi aramaya ittiğini, müvekkili firmanın yeni bir bakım firması ile anlaşmasının tamamen haklı ve geçerli bir nedene dayandığını, Müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibinin ödenmiş faturalara dayandırılarak açılmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla, haksız davanın reddine, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davacının kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Dava, İtirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mali Müşavir ...ın 01/03/2022 Tarihli Bilirkişi Raporunda; Davacının incelenen 2019-2020 yılları ticari defterlerinin kendi adına delil vasfına haiz olduğu, dosya içerisinde, davalının adına düzenlenen faturalara itiraz ettiğine dönük bir belgenin bulunmadığı, davacının, 26.02.2020 tarihinde davalıya ihtarname göndererek temerrüde düşürdüğü, dosya içerisinde, davacının verdiği hizmeti durduğuna dönük davalının düzenlemiş olduğu bir tutanak veya davacıya yapmış olduğu bir bildirimin bulunmadığı, davacının incelenen ticari defterlerinde davalıdan 22.07.2022 icra takip tarihi itibariyle 382.385.96 TL alacaklı olduğu, davacının 226.431.83 TL cari hesap alacağına faiz talep ettiği, Sayın Mahkemeniz tarafından davacının haklı bulunup cari hesap alacağına faiz yürütülmesi konusunda hüküm kurulması halinde davacının temerrüt tarihi olan 04.03.2020 tarihinden 31.12.2020 tarihine kadar % 13.75 oranında, 01.01.2021 tarihinden 31.12.2021 tarihine kadar %16.75 oranında, 01.01.2022 tarihinden itibaren % 15,75 oranında faiz talep edebileceği tespit edilmiştir.
SMMM ...'ın 01/12/2022 Tarihli Bilirkişi Kök Raporunda; 2019 yılından 2020 yılına 156.986,32 Tl davacı alacağının devrettiği, 2020 yılında davacının 93.361,60 TL tutarında fatura düzenlediği, davalının davacıya 24.244,28 TL tutarında ödemede bulunduğu, bu ödemeden sonra davalının davacıya 226.103,64 TL tutarında borçlu olduğu, davacının davalıya düzenlediği ve takibe konu edilen... nolu 155.954,13 TL tutarlı faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, takip tarihi itibariyle davalı ticari defterlerine göre davacının davalıdan 226.103,64 TL alacaklı olduğu, davacının sözleşme süresi içinde davalının başka bir şirketten hizmet aldığı iddiası ile sözleşmenin 1.2.maddesine göre davalı tarafa 155.954,13 TL tutarında sözleşmeden cayma bedeli faturası düzenleyerek gönderdiği, İzmir ...Noterliği 14.07.2020 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile 10.07.2020 tarih... nolu 155.954,13 TL tutarlı faturanın davalı tarafca davacıya iade edildiği, davalının 2020/Temmuz ayına ait BA formunda bahse konu cayma bedeli faturasını beyan etmediği ve kayıtlarına da almadığı, 13.06.2022 Tarihli davacı Vekili Beyanı ekinde dosyaya Borç Yapılandırma Protokolü sunulduğu, bu protokole göre tarafların icra takibine konu Cari Hesap alacağı, işlemiş faizi, dosya masrafı ve ferileri konusunda anlaşmaya vardıkları dolayısıyla takipteki bu borcun taraflar arasındaki bu protokole bağlandığı tespit edilmiştir.
SMMM ...'ın 09/02/2023 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda; Davacı taraftan faturaya dayanak teşkil eden yıllar ait bakım faturalarına ilişkin mizan istenmiş olup, tesisin bakıma girdiği tarihten bakım feshine kadar geçen sürede yapılan bakım faturaları; 2015 yılı için 18.300,00 TL, 2016 yılı için 239.655,00 TL, 2017 yılı için 236.447,20 TL, 2018 yılı için 242.352,00 TL, 2019 yılı için 242.352,00 TL, 2020 yılı için 60.588,00 TL, KDV hariç toplam rakamın 1.039.694,20 TL, bakım sözleşme bedelinin %15 = 155.954,13 TL olduğu, takibe konu cezai şart faturasının da bu tutar içerisinde yer aldığı, cezai şart faturasının 10.07.2020 tarihinde olduğu, davalıya ait muavin kayıtlarında açıkça görüldüğü üzere 2020 yılında 01-02-03 aylarında her ay fatura düzenlendiği tespit edilmiştir.
2004 sayılı yasanın 67. Maddesinde itirazın iptali aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
İtirazın iptali
Madde 67 – (Değişik: 18/2/1965-538/37 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.
(Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır.
(Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.)
Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.
(Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.
6100 sayılı yasanın 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir.
Hukuki dinlenilme hakkı
MADDE 27- Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir.
6100 sayılı yasanın ispat hakkı ve ispat yüküne ilişkin hükümleri aşağıdaki gibidir.
İspat hakkı
MADDE 189- Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir.
Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz.
Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir.
İspat yükü
MADDE 190- İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.
Hukuki dinlenilme hakkı, çekişmeli veya çekişmesiz bütün yargılama işlemleri ve icra ve iflas takipleri, tahkim , geçici hukuki korumalar, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ve benzeri bütün iş ve işlemler bakımından geçerli bir ilkedir. 6100 sayılı yasada adil yargılanma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak ispat hakkı sınırlarıyla birlikte düzenlenmiştir. İspat hakkı, iddia ve savunmanın delillendirilmesini ve mahkemenin, yasal engel bulunmadıkça bu delilleri inceleyerek değerlendirmesi zorunluluğunu içerir. İspatın konusu vakıalardır. Vakıalar dışındaki hususlar ispatın konusu olamaz. Delilin, o vakıa hakkında dinlenebilir delil olup olmadığına Hakim karar verir. İspatın konusunu oluşturan vakıalar, uyuşmazlığı çözümünde etkili olabilecek, tarafların üzerinde anlaşamadıkları, çekişmeli vakıalar olmalıdır. Herkesçe bilinen vakıalar ile ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. Çekişmeli sayılmadıkları için de ispata konu edilemezler. Her davada olduğu gibi, itirazın iptali davalarında da ispat yükü büyük önem taşır. Kendisine ispat yükü düşen taraf bunu yerine getirmezse, açtığı ya da aleyhine açılan davayı kaybeder. 4721 sayılı yasanın 6. Maddesine göre; ”kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davalarında, davacının davalı ile aralarında mevcut olduğunu iddia ettiği hukuki ilişkiyi ve buna dayanarak borcun varlığını ispat etmesi bu yönde delil göstererek ispat hakkını kullanması gerekir. Bu davalarda davalı ise borcunun olmadığını yahut ödediğini, borcu bulunmakla birlikte maddi hukuka ilişkin ya da usul hukukuna ilişkin sebeplerden dolayı borcu ödeme zorunluluğunun bulunmadığını, kendisinin, davacının iddia ettiği ilgili hukuki ilişkinin tarafı olmadığı gibi hususları ispat etmek bu yönde savunmalarını delillendirmek zorundadır.
2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereğince itirazın mahkemede iptali için alacaklının adi(ilamsız genel) haciz yoluyla takibe veya kambiyo senetlerine dayanan haciz yoluyla takibe ya da taşınır yahut taşınmaz rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe girişmiş olması gerekir.
İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir.
İtirazın iptali davası, borçlunun itiraz etmiş olduğu takip konusu alacağın tahsiline yönelik bir eda davasıdır. Mahkemenin dava sonucunda vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bundan dolayı davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmediği, itiraz sebeplerini de itirazın iptali davasında ileri sürebilir.
İtirazın iptali davasının açılacağı; itirazın alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren 1 yıllık süre, dava şartlarından ve hak düşürücü süre niteliğinde olup, resen dikkate alınması ve 2004 sayılı yasanın 19. Maddesi hükmüne göre hesaplanması gerekir.
İtirazın iptali davasında davalı borçlu dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde vereceği cevap dilekçesinde evvelce ödeme emrine itiraz ederken ileri sürdüğü itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Davalı, ödeme emrine itiraz ederken mevcut olduğu halde ileri sürmediği itiraz sebeplerini de ilk defa itirazın iptali davasında verdiği cevap dilekçesinde ileri sürebilir.
İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz.
Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.
İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.
İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.
İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. İcra inkar tazminatı, anapara üzerinden hesaplanır. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.
Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür.
Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Son olarak davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
İtirazın iptali davasının reddi halinde ise, davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, davalının cevap dilekçesinin talep sonucunda icra inkar tazminatı talep etmeli, davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun sabit olması gerekir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt ise bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır.
Tüm dosya kapsamı incelendiğinde; taraflar arasında eser sözleşmesi niteliğinde parça hariç 10 yıl süreli asansör, yürüyen merdiven ve yol servis sözleşmesi bulunduğu, sözleşmeye ilişkin asıl alacak miktarı yönünden tarafların aralarında protokol düzenlemek suretiyle anlaştıkları ancak taraflar arasında cayma bedeline ilişkin olarak uyuşmazlığın devam ettiği, davacı tarafın sözleşme bedelini alamadıklarından bahisle bakım hizmetini durdurduklarını, buna sözleşme gereği hak ve yetkilerinin bulunduğunu, davalı tarafın ise hiçbir gerekçe yokken davacı tarafın servis hizmetini yerine getirmediğini bundan dolayı başkaca bir firmadan hizmet alındığını ve bu hususunda taraflar arasındaki yazışmalarda net bir şekilde belli olduğunu beyan ettiği, dosyaya sunulan sözleşme, tarafların kabulünde olan yazışmalar, protokol ve sari deliller neticesinde, davacı tarafın ücret alamadığından dolayı servis hizmetini durdurma hakkının bulunduğu, davalı savunmasının aksine taraflar arasındaki yazışmalardan ödeme yapıldığında servis hizmetinin verilmeye devam edeceğinin maillerden anlaşıldığı, bu haliyle yazışmaların yapıldığı dönem itibarıyla tarafların kabulünde olan yazışmalar neticesinde davalı tarafın ödeme yapmadığının sabit olduğu, kaldı ki zaten aradaki protokol ile de davalının sözleşme konusu servis hizmetine dair alacağı kabul ettiği, artık haklı bir surette servis hizmetini durduran davacının cayma bedeline dair isteminin davalı tarafın hem sözleşme de bedel ödeme edimini ifa etmemesinden hem de servis hizmetini aradaki sözleşmeye aykırı surette 3. Kişilerden temin ettiğinden bahisle haklı olduğu anlaşılmakla davanın cayma bedeli yönünden kabulüne kalan miktar açısından konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına, dava açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği ve protokol gereği davacı talebini kabul ettiği anlaşılmakla yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına alacak likit olduğundan bahisle icra inkar tazminatına ilişkin olarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1)Davanın KISMEN KABULÜNE,
2)İzmir...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan KISMEN İPTALİ İLE TAKİBİN 155.954,13 TL ÜZERİNDEN DEVAMINA,
3)Hüküm altına alınan alacak olan 155.954,13 TL'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4)Davaya konu edilen bakiye 237.466,51 TL yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5)Alınması gerekli olan 10.653,22 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 4.767,64 TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 5.885,58 TL nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6)Davacı tarafından yatırılan 4.767,64 TL peşin harç, 59,30 TL başvurma harcı, 1.400,00 TL bilirkişi ücreti, 195,60 TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplamda 1.271,38 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
7)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi maddesine göre 24.393,12 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak DAVACIYA VERİLMESİNE,
8)1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
9)Karar kesinleştiğinde yatırılan gider avansından artan kısmın talep halinde yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/03/2023
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır