T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/245
KARAR NO: 2023/643
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 18/02/2013
KARAR TARİHİ: 14/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize verdiği 18/02/2013 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili ... A.Ş.'nin balık yemi ve su ürünleri üretim ve alım satımı ile iştigal eden bir şirket olduğunu, davalı ...' ın müvekkilinin eski çalışanı ve kurucu ortağı olduğunu, davalının şirket adına yaptığı işlemler nedeniyle müvekkili şirketi zarara uğratıcı faaliyetlerde bulunduğunun tespit edildiğini ayrıca şirket hisselerine de haciz konulduğunu, davalının son dönemde yöneticisi olduğu şirketteki görevleri sebebiyle müvekkili şirkete haksız ihtarların geldiğini, yapılan sözleşmelerdeki hatalar sebebiyle şirketin zor durumda bırakıldığını, şirketin sahibi durumunda olan davalının yönetici sıfatını kötüye kullandığını, örtülü ödenekler ile kendisine haksız kazançlar sağladığını, kendi lehine fakat şirket menfaatine aykırı faaliyetlerde bulunduğunu, çalışmadığı halde bir kısım yakınlarını iş yerinde çalışıyor gösterdiğini, sigortalarını şirkete ödettiğini, müvekkili ile davalı arasındaki iş akdinin iş yerine mazeretsiz ve izinsiz gelmemesi, iş akışını bozması, şirket ortakları ile aralarında çıkan uyuşmazlıklar sebebiyle şirketi zarara uğratacak faaliyetlerde bulunması, 3. kişiler ile şirket menfaatine aykırı protokol ve alım satım sözleşmeleri imzalamaya devam etmesi ve bunları yapmaması konusunda kendisinin defalarca uyarılmasına ve tutanak tutulmasına rağmen bu kusurlu davranışına devam etmesi ve müvekkili şirkete ait ticari defterleri gerçeğe aykırı düzenlemesi sebebiyle haklı sebeple fesh edildiğini, taraflar arasında İzmir ... İş Mah. ... E. sayılı dosyasının mevcut olduğunu, davalının uzun süre şirket yöneticisi olarak gerekli dikkat ve özen yükümlülüğü içerisinde şirket kayıtlarını tutmadığını, yaptığı usulsüzlükler ile şirketi zarara uğrattığını, Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu tarafından şirkette inceleme yapıldığını, yapılan inceleme sonucu; müvekkili şirketin 2007 hesap dönemi yasal defter ve kayıtlarından şirketin kasa hesabı borç bakiyelerinde çok yüksek tutarlarda para gözükmesine rağmen bu tutarları 31/12/2007 tarihi itibariyle adatlandırmadığı, tahakkuk ettirilmesi gereken faiz gelirleri dönem kazancının tespitinde dikkate almadığının tespit edildiğini, vergi denetim tutanağında adı geçen ... Yem ve Su Ürünleri San. Ve Tic. A.Ş. 'nin Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan karar ile ... Gıd. Ve Yem San. A.Ş. ile birleştiğini, birleşme mukavelesinin 5. Maddesinde " Devir alan şirketin tüm hakları devralan şirkete intikal edecektir. " düzenlemesinin bulunduğunu, davalının resmi kayıtları usulüne uygun tanzim etmemesi nedeni ile müvekkilinin vergi cezası ile karşılaştığını, davalının verdiği zararların bunlar ile sınırlı olmadığını, davalı hakkında İzmir CBS' nin... E. sayılı dosyaları ile şikayetlerde bulunulduğunu, davalının haksız eylemleri, hatalı ve usulsüz işlemleri dolayısıyla müvekkilinin zarara uğradığını belirtmiş, davacı müvekkili ... Gıd. Ve Yem San. Tic. A.Ş. lehine fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalı aleyhine 100.000,00-TL tazminata hükmedilmesine ve dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize verdiği 01/03/2013 tarihli cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın müvekkilini iş akdi ile çalıştırdığını ve iş akdini haklı olarak fesh ettiğini iddia ettiğini, müvekkili ile davalı ... Su Ürünleri Hayv. İth. İhr. Tic. ve Tur. Ltd. Şti arasında İzmir ... İş Mah. de ikame edilmiş... E. sayılı numarada kayıtlı işçi alacağı davasının mevcut olduğunu, söz konusu davada davalı ... ' nın vekili olan ve eldeki davada da davacının vekili olan meslektaşının müvekkilinin 06/02/2011 - 09/01/2012 tarihleri arasında çalıştığı savunmasını yaparken eldeki davada müvekkilinin ...' in işçisi olduğunu iddia ettiğini, o dilekçede ... firmasının iş akdini fesh ettiği savunulurken bu davada ...' in iş akdini fesh ettiğinin savunulduğunu, dava dilekçesinin yeterli açıklıkta olmadığını, müvekkilinin şirketin küçük hissedarı olduğunu, sahibi olduğu hisseleri de hakim ortağa müvekkilinin peyder pey sattığını, müvekkilinin hangi fiili nedeni ile şirketi ne kadar zarara uğratıldığının açıklanmasının gerektiğini, zarar belli olduğuna göre davacının belirsiz alacak davası açmaya hakkı olmadığını belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce davanın reddine dair verilen 09/09/2014 tarih ... K. sayılı kararı Y....H.D.Bşk' nın 17/12/2015 tarih ...Karar sayılı ilamı ile "Dava, davacı şirketin önceki dönemde yöneticiliğini yapan davalının zarara neden olduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İşbu dava, yönetici hakkındaki sorumluluk davası niteliğindedir. Davalı, davacı şirkette 2007 yılından 2011 yılına kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmıştır. Dava konusu edilen eylem ve işlemler anılan yıllara ilişkindir. Söz konusu işlemlerin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK'nın 341. maddesi uyarınca davacı şirket yönetim kurulu üyesi hakkında böyle bir davanın açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması gerekmektedir. Ancak, bu husus sonradan da tamamlanması mümkün usulü bir eksiklik niteliğinde bulunup hemen davanın reddini gerektiren bir durum değildir. Öte yandan, dava tarihi 18/02/2013 tarihi olup 6103 sayılı Kanunun 3. maddesi uyarınca somut olaya uygulanması mümkün 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK'nın 408/1 ve 479/3-a maddelerindeki düzenleme karşısında anonim şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gereklidir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Somut olayda davalı yönetici aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir kararın olup olmadığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Bu durum karşısında mahkemece, genel kurulda davalı hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54. maddesi uyarınca uygun süre verilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan işin esasına girilerek hüküm kurulması doğru görülmediği" gerekçesi ile bozularak gelmiş, Usul ve Yasa' ya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya Mahkememizce devam olunmuştur.
Mahkememizce davanın reddine dair verilen 10/11/2016 tarih ...K. sayılı kararı Y....H.D.Bşk' nın 24/01/2019 tarih ... Karar sayılı ilamı ile "Dava, anonim şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı tazminat istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davalı vekili, cevap dilekçesinde davanın esastan reddini istemiştir. 12.04.2013 tarihli dilekçesinde ise zamanaşımı defiinde bulunmuştur. 14.06.2013 tarihli ön inceleme duruşmasında davalı vekili zamanaşımı defiini tekrarlamış, davacı vekili ise zamanaşımı defiinin süresinde yapılmadığını bildirerek zamanaşımı defiine karşı çıkmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 1521. maddesi (6762 sayılı TTK’nın 1460.) uyarınca anonim ortaklık yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davalarında basit muhakeme usulü yürür. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nun 317. maddesinin 3. fıkrasında yazılı yargılama usulüne göre, basit yargılama usulüne tabi davaların kısa sürede sonuçlanmasını sağmak amacıyla dilekçelerin verilmesi aşamaları kısaltılmış, tarafların yalnızca dava ve cevap dilekçeleri verebilecekleri, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerini veremeyecekleri düzenlenmiştir. Taraflar cevaba cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçesi veremeyeceklerinden, iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılması ile; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı ise cevap dilekçesinin verilmesi ile başlayacaktır. Başka bir deyişle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlükte olduğu dönemde 319'uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı defi cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin ileri sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesi mümkün değildir. Davaya yasal süresi içerisinde cevap vermemiş olan davalının süresinden sonra vereceği cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunabilmesi ancak davacının muvafakat etmesi ile mümkün olacaktır. Aksi halde savunmanın genişletilmesi itirazı ile karşılaşan zamanaşımı def'ine değer verilemeyecektir. HUMK'nın 202. maddesi uyarınca davacının açık ya da zımni muvafakati yeterli iken, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğünden sonra tarafların açık muvafakati olmadığı takdirde iddia ve savunma genişletilemeyeceğinden davacının açık muvafakati olmadığı sürece zamanaşımı savunması dikkate alınamayacaktır (HGK 07.06.2017 tarih, 2016/9-1212E. 2017/1078K. Sayılı ilamı). Bu durumda mahkemece davalı vekilinin zamanaşımı defiinin anılan yasal düzenlemeler uyarınca değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece davalı vekilinin zamanaşımı defiinin süresinde olup olmadığı konusunda hiçbir değerlendirme yapılmadan 2007 yılı hesap dönemine ilişkin vergi kalemiyle ilgili talebin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir. Ayrıca davacı vekili, davalının eşi ... ...'i şirkette çalışıyor gösterip sigorta primlerinin şirkete ödettirildiğini iddia etmiş, mahkemece alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, şirket çalışanlarının ücretlerinin banka kanalı ile ödendiğini, davalının eşi ... ...’in fiilen çalışması olmadığı için kendisine banka kanalı ile ücret ödenmediğini, bu durumun banka kayıtlarının celp edilip incelenmesi ile açıklığa kavuşturulabileceğini, ... ...’in şirkette fiilen çalışmadığının şirket çalışanlarının işyerine giriş çıkışlarda imzaladığı imza föylerinde imzasının bulunmaması nedeniyle sabit olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı ileri sürdüğü somut itirazlar bakımından değerlendirme yapılmadan, şirket personeline ödeme yapılmasına ilişkin banka kayıtları celp edilip incelenmeden söz konusu talep yönünden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile bozularak gelmiş, Usul ve Yasa' ya uygun bulunan bozma ilamına uyularak yargılamaya Mahkememizce devam olunmuştur.
İzmir CBS' nin... sayılı evrakının incelemesinde ; müştekinin ... Gıd. ve Yem San. A.Ş, şüphelinin ... ..., suçun hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma, suç tarihinin 11/04/2012 olduğu, müşteki ile şüpheli arasında ortaklık ve ortaklıktan ayrılma ile kullanılan eşyaların devir teslimi hususunda anlaşmazlık bulunduğu, aralarında hukuki ihtilafın söz konusu olduğu, soruşturma aşamasında iddia edilen aracın müştekilere teslim edildiğinin anlaşıldığı, bu aşamadan sonra müştekinin müracaatı ile ilgili olarak belirtilen gerekçe ile şüpheli hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına ve müştekinin ait olduğu mahkemede hukuk davası açmakta serbestisine karar verildiği belirlenmiştir.
İzmir CBS' nin ve ... E. Sayılı evrakının incelemesinde; müştekinin ... Gıd. ve Yem San. A.Ş, şüphelinin ... ..., ..., suçun hırsızlık ve güveni kötüye kullanma, suç tarihinin 19/04/2012 olduğu, atılı suçun unsurları itibariyle oluşmadığı, şüpheliler hakkında iddianame düzenlemek için olması gereken kuvvetli suç şüphesine de ulaşılamadığı sonucuna varıldığı, taraflar arasındaki ihtilafın esasen hukuki mahiyette bir ihtilaf olduğu gözetildiği gerekçesi ile CMK' nun 172. Maddesi gereğince atılı suçlar sebebiyle şüpheliler hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği belirlenmiştir.
İzmir... İş Mah.... K. Sayılı dosyasının incelemesinde ; davacının ... ..., davalının ... Su Ürünleri Üretimi Hayv. İtr. İhr. Tic. Ve Turz. Ltd. Şti, davanın işçi işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davası olduğu, birleşen dava dosyası yönünden davanın reddine esas dava dosyası yönünden davanın kısmen kabulü ile 30.403,55-TL brüt kıdem tazminatı alacağı ile 7.707,78-TL brüt ücret alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği belirlenmiştir.
İlk bozma ilamından önce, davalının şirket yönetiminde olduğu sürede haksız eylemde bulunup bulunmadığı, hatalı ve usulsüz işlem yapıp yapmadığı, yapmış ise bundan dolayı şirket yönünden bir zarar doğup doğmadığı, doğmuş ise bu zararın miktarının belirlenmesine yönelik olarak davacı şirket kayıt ve belgeleri ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış alınan bilirkişi raporunda; davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlere ilişkin olarak davacı şirketin 983.694,48-TL tutarında vergi, vergi ziyaı ve gecikme faizi ödediği, yönetim kurulu üyelerinin şirket defterlerinin usulüne uygun ve doğru tutulmamasından doğan zararlardan bu arada vergi cezalarından müteselsilen sorumlu oldukları ancak 2007 yılına ait 121.958,02-TL vergi cezasının 5 yıllık süre geçtiği için zaman aşımına uğradığı, bakiye sorumluluk miktarı olan 861.736,46-TL için 2 yıllık zaman aşımı süresinin takdirinin mahkemeye ait olduğu ayrıca davalının defterlerdeki usulsüzlük ve vergi ziyaında kusursuz olduğu sabit olursa yine sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, davalının defter tutulmasında ve beyanname verilmesinde diğer yönetim kurulu üyelerinin kendisi dahil olmaksızın tek başına hakeret ettiklerini ispat ederse sorumluluğunun söz konusu olmayacağı, iş avansı olarak defterlerde görünen 186.948,98-TL' nin bir zarar olmayıp davacının, davalıdan alacağı olduğu ve dava dilekçesinde bu hususta bir talepte bulunulmadığı, davalının eşi ... ...' in defter kayıtlarına göre şirkette çalışıyor göründüğü, bu kişinin şirkette çalışmadığı ispat edilmedikçe bu nedenle şirketin bir zarara uğradığını söylemenin mümkün görünmediği, bankaya yatırılan personel ücretleri, bankadan sorularak ilgili dönemlerde diğer personele ödeme yapılırken ... ...' e ödeme yapılmadığı ispat edilirse veya ... ...' in çalışmadığı hakkında tanık dinlenirse bu hususta bir sorumluluktan söz edilebileceği, mevcut durumda ... ...' in şirkette çalışır göründüğü ve bunun aksinin sabit olmadığı kanısında olunduğu, davacının öne sürdüğü diğer konularda ise bir zararın meydana geldiğine ve miktarına ait bir delile rastlanılmadığı kanaatinde olunduğu ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
İlk bozma ilamından sonra bozma ilamı doğrultusunda davacı tarafa, genel kurul kararı ibraz etmek üzere süre verilmiş, davacı vekili tarafından davacı şirketin 26/08/2016 tarihli olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı sunulmuş, tutanağın 3. gündem maddesinde sorumluluk davası açılmasına yönelik karar alındığı belirlenmiştir.
İkinci bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi ... 'ten ek rapor alınmasına karar verilmiş, alınan 11/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; Yargıtay... Hukuk Dairesi’nin 24.01.2019 Tarih, ... K. Sayılı İlamı, Mahkeme’nin 17.06.2021 tarihli Duruşma Tutanağı’nda verilen görev kapsamında, dosya içeriği ve 1059 sayfadan oluşan hesap ekstresinin incelendiği, 23.12.2009 tarihinde, “... Hesabından ... ... Hesabına virman” açıklaması ile davacı ... Gıda Ve Yem San. Tic. A.Ş.’nin ... Bank A.Ş. hesabından davalı ... ...’in eşi ... ... hesabına 120.000.-Tl. gönderilmesinin belirlenmesi dışında yeni bir veri sunulmadığından, daha önce düzenlenen 18.07.2014 tarihli asıl raporda yapılan tespit ve değerlendirmelerde herhangi bir değişikliğe gidilmediği ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Dava dışı ... ... ' in hizmet döküm cetveli celb edilmiş , hizmet döküm cetveli ve davacı şirketin sicil dosyası da incelenerek dava dışı ... ... adına davacı şirket tarafından ödenen sigorta primi, gelir vergisi ve damga vergisinin miktarı konusunda ek rapor alınmasına karar verilmiş, alınan 21/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda; dava dışı ... ...'in 2004 yılı Haziran - 2012 yılı Ocak aralığında davacı şirketin çalışanı olarak sigorta primlerinin davacı şirketçe beyan edildiği görülmüş olup. SGK'ya bildirilen brüt ücret üzerinden yapılan hesaplamaya göre: -%5 SGK indiriminin uygulandığının kabul edilmesi halinde; davacı şirketin davalı adına beyan edilen/edilmesi gereken SGK Primi: 66.220.57 TL. Gelir Vergisi: 31.123.26 TL. Damga Vergisi: 1.134.71 TL -%5 SGK indiriminin uygulanmadığının kabul edilmesi halinde: davacı şirketin davalı adına beyan edilen/edilmesi gereken SGK Primi: 57.14924 TI. Gelir Vergisi: 31.123.26 TL. Damga Vergisi: 1.134.71 TL hesaplandığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Rapora itiraz edildiğinden itirazlar ile 03/07/2007-15/09/2011 tarihleri arası hesaplama yapılmak üzere ek rapor düzenlenmesi için dosyanın bilirkişiye tevdine karar verilmiş, alınan 31/01/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; -%5 SGK indiriminin uygulandığının kabul edilmesi halinde; davacı şirketin davalı adına beyan edilen/edilmesi gereken SGK Primi: 46.213,21 TL, Gelir Vergisi: 25.703,26 TL, Damga Vergisi: 917,50 TL -%5 SGK indiriminin uygulanmadığının kabul edilmesi halinde; davacı şirketin davalı adına beyan edilen/edilmesi gereken SGK Primi: 53.548,72 TL, Gelir Vergisi: 25.703,26 TL, Damga Vergisi: 917,50 TL hesaplandığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda ; davacı tarafça, davalının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemlerde haksız eylemleri ve hatalı usulsüz işlemleri dolayısıyla şirketin zarara uğradığından bahisle zararın giderilmesine yönelik olarak davalı hakkında Mahkememize sorumluluk davası açıldığı, davacı şirket tarafından davalı hakkında sorumluluk davası açılmasına yönelik genel kurul kararı ibraz edildiği , davalının davacı şirketin ortağı konumunda bulunduğu ayrıca 03/07/2007 tarihinden 15/09/2011 tarihine kadarda şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, davalının yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı 2007 yılı hesap dönemi ile ilgili şirket defterlerinin tutulmasındaki usulsüzlükler nedeniyle davacı şirketin toplam 121.958,02-TL vergi cezası ödemek zorunda kaldığı, davalının şirket yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle defterlerin intizamsız bir şekilde tutulmasından olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK' nun 336/3 maddesi gereğince müteselsilen sorumluluğunun bulunduğu, 6762 Sayılı TTK' nun 309 ve 340 maddeleri uyarınca sorumluluk ile ilgili davanın davacı şirketin zararı ve sorumluğu öğrendiği tarihden itibaren 2 yıl ve her halükarda zararın vukunundan itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrayacağı, vergi cezası ile ilgili zararın 2007 yılı hesap dönemine ait olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle zaman aşımı süresinin dolduğu ancak 6102 sayılı TTK’nın 1521. maddesi (6762 sayılı TTK’nın 1460.) uyarınca anonim ortaklık yönetim kurulu üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davalarında basit muhakeme usulü yürüdüğü , dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK’nun 317. maddesinin 3. fıkrasında yazılı yargılama usulüne göre, basit yargılama usulüne tabi davaların kısa sürede sonuçlanmasını sağlamak amacıyla dilekçelerin verilmesi aşamalarının kısaltıldığı , tarafların yalnızca dava ve cevap dilekçeleri verebilecekleri, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerini veremeyeceklerinin düzenlendiği , tarafların cevaba cevap dilekçesi ve ikinci cevap dilekçesi veremeyeceklerinden, iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının dava açılması ile; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı ise cevap dilekçesinin verilmesi ile başlayacağı , başka bir deyişle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun yürürlükte olduğu dönemde 319'uncu madde hükmü uyarınca savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı definin de cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerektiği, 6100 sayılı HMK’nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden sonraki dönemde ilk oturuma kadar zamanaşımı definin ileri sürülmesi ve hatta ilk oturumda sözlü olarak bildirilmesinin mümkün olmadığı , davaya yasal süresi içerisinde cevap vermemiş olan davalının süresinden sonra vereceği cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'inde bulunabilmesinin ancak davacının muvafakat etmesi ile mümkün olacağı aksi halde savunmanın genişletilmesi itirazı ile karşılaşan zamanaşımı def'ine değer verilemeyeceği , HUMK'nın 202. maddesi uyarınca davacının açık ya da zımni muvafakati yeterli iken, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğünden sonra tarafların açık muvafakati olmadığı takdirde iddia ve savunma genişletilemeyeceğinden davacının açık muvafakati olmadığı sürece zamanaşımı savunması dikkate alınamayacağı , davacının eldeki davada davalının süresinden sonra zaman aşımı define açıkça muvafakat etmediği gibi zaman aşımı definin reddini talep ettiği bu husus göz önüne alındığında davalı vekilinin süresinde olmayan zaman aşımı definin kabul edilemeyeceği ,dava dilekçesinde yalnızca 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi olduğu gibi alacak talebinin 100.000,00 TL olduğu , 2007 yılı hesap dönemine ait vergi cezası talebi yönünden oluşan zararının 121.958,02-TL tutarında olduğu ancak HMK 26. Maddesi gereğince talep ile bağlı kalınmasının gerektiğinden bilirkişi raporunda bahsi geçen diğer vergi cezaları yönünden her hangi bir değerlendirme yapılamayacağı gibi alacak miktarı yönünden de talep miktarı olan 100.000,00 TL ile bağlı kalınmasının gerektiği , davacı tarafça ayrıca davalının eşi ... ...'i şirkette çalışıyor gösterip sigorta primlerinin şirkete ödettirildiği iddiasıyla da alacak talep edildiği, dava dışı ... ...'in 01/06/2004 ila 09/01/2012 tarihleri arasında davacı şirket ve iştiraklerinde çalıştığı, davalının ise 03/07/2007-15/09/2011 tarihleri arasında yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı , davacı tarafça şirket çalışanlarının ücretlerinin banka kanalı ile ödendiği, davalının eşi ... ...’in fiilen çalışması olmadığı için kendisine banka kanalı ile ücret ödenmediği , bu durumun banka kayıtlarının celp edilip incelenmesi ile açıklığa kavuşturulabileceği, ... ...’in şirkette fiilen çalışmadığının şirket çalışanlarının işyerine giriş çıkışlarda imzaladığı imza föylerinde imzasının bulunmaması nedeniyle sabit olduğunun iddia edildiği , bilirkişi ek raporunda dava dışı ... ... ' e " aylık maaş ödemesi " adı altında gönderilen bir hesap hareketine rastlanmadığı belirtilmiş ise de , bilirkişi ana raporunda da belirtildiği üzere personele borçlar hesabında ödenmeyen herhangi bir personel ücreti bulunmadığı , hesabın sıfırlanmış olduğuna ilişkin değerlendirme göz önüne alındığında dava dışı ... ...'in şirkette çalışmadığı halde çalışıyor gösterilip sigorta primlerinin şirkete ödettirilerek şirketin zarara uğratıldığı iddiasının kanıtlanamadığı gibi ... ... ' in şirkette çalıştığı süre ile davalının şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı süreler göz önüne alındığında da dava dışı ... ... ' in eşinin yönetim kurulu olmasından önce ve sonrasında da şirkette çalıştığı ve sigorta primlerinin ödendiği , yalnızca davalının yönetim kurulu üyesi olduğu ara döneme dayalı olarak dava dışı ... ...'in şirkette çalışmadığı halde çalışıyor gösterilip sigorta primlerinin şirkete ödettirilerek şirketin zarara uğratıldığı iddiasının iyi niyetli bir yaklaşım olmadığı ve davacının söz konusu talebinin reddinin gerektiği ,davacının söz konusu iki talep dışında davalının haksız, hukuka aykırı eylemleri ve hatalı usulsüz işlemleri dolayısıyla bir zarar oluştuğunu usulüne uygun deliller ile kanıtlayamadığı incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış, davanın talep göz önüne alınarak ve HMK 26. Maddesi kapsamında kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile 100.000,00 TL nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Alınması gereken 6.831,00 TL harçtan peşin alınan 1.707,75 TL nin mahsubu ile bakiye 5.123,25 TL harcın davalı tarafça tamamlanmasına ,
3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 23 davetiye gideri 212,00-TL, bilirkişi inceleme ücreti 1.750,00-TL olmak üzere toplam 1.962,00-TL yargılama gideri ile davacı tarafça yatırılan 1.735,00-TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalı tarafça yapılan masrafların davalı üzerinde bırakılmasına
Dair tebliğden itibaren 15 içinde Yargıtay yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar davacı vekili Av....n yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup anlatıldı.14/09/2023
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır