T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/815
KARAR NO: 2023/651
DAVA: Tazminat
DAVA TARİHİ: 03/12/2015
KARAR TARİHİ: 15/09/2023
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
Davacı vekilince dava dilekçesinde özetle;
08.11.2015 tarihinden davacının maliki olduğu... plaka sayılı araç ile davalı sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortalısı olan ... plaka sayılı araç arasında trafik kazası meydana geldiği,
Meydana gelen kazada ... plaka sayılı aracın sürücüsünün kusurlu olduğu,... plaka sayılı aracın sürücüsünün kazanın oluşumuna etki eden bir davranışının bulunmadığı,
Davacının maliki olduğu araçta meydana gelen hasar onarım bedeli ve değer kaybı bedelinin tespitine ilişkin olarak, İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi... değişik iş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığı, yapılan tespitte hasar onarım bedelinin 24.000,00 TL olduğu, değer kaybı bedelinin 10.000,00 olduğu,
Sigorta şirketinin 2918 sayılı yasa hükümleri 6098 sayılı yasanın 49 vd maddeleri gereğince gerçek zararı tazminle yükümlü olduğu, İddiasıyla 10.000.00 TL tazminatın kısmi dava olarak davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekilince cevap dilekçesinde özetle;Sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zarar miktarınca olduğunu,10.000,00 TL tazminatın nelerden ve ne miktarda oluştuğunun davacı tarafa açıklattırılması gerektiğini,Kusur ve zarar miktarının bilirkişi marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini,Dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvurunun yapılmadığını,Talep edilen hasar miktarının fahiş olduğunu,Sulh hukuk mahkemesinde davacı tarafça yaptırılan tespite ve alınan tespit raporunu kabul etmediklerini,Davaya konu edilen aracın 6 ayrı hasarının bulunduğunu,Araç değer kaybı bedeline ilişkin olarak Hazine Müsteşarlığının 24.01.2023 tarihli 13207341 numaralı tebliğinin dikkate alınması gerektiği,Tespit giderlerinden sorumlu olmadıklarını,
Savunmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Tarafların Kabulünde Olan Hususlar
08.11.2015 tarihinden davacının aracı ile davalı sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortalısı olan aracın arasında bir trafik kazası meydana geldiği,
Davalının ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu,
Tarafların kabulündedir.
Tarafların Anlaşamadıkları Hususlar
Kazaya karışan araçların sürücülerinin kazanın oluşumuna etkilerinin tespiti açısından kusur durumu,
Davacı aracında hasar ve değer kaybı meydana gelip gelmediği, eğer meydana gelen bir zarar varsa bunun parasal miktarı,
Davacı aracında iddia edildiği gibi bir zarar varsa bu zararın hesaplanma yöntemi,
Tarafların anlaşamadıkları hususlardır.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe
İzmir ... Sulh Hukuk Mahkemesi... değişik iş dosyası, sigorta bilgi ve gözetim merkezi kayıtları,... Sigorta AŞ hasar dosyası, ... Sigorta AŞ hasar dosyası, bilirkişi raporları dosyamız arasına alınmıştır.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi... Hukuk Dairesi ... karar sayılı ilamı ile " makine mühendisi bilirkişi refakatinde kaza yerinde keşif yapılarak, kazanın meydana geldiği yerdeki refüj yüksekliğinin ihtilafa mahal bırakılmaksızın tespiti ile davalı vekilinin tüm itirazlarını da karşılayacak şekilde yeniden bilirkişi raporu alınması, kaza tutanağında belirtilen hususlar da dikkate alınarak, kaza bakımından şanzıman ve motor aksamında refüje çarpmaya bağlı hasar olup olmayacağının belirlenmesi, refüje çarpma hususunun dışında da kaza sonucu araçta meydana gelebilecek hasarın tespiti" yönünde mahkemece muhakeme işlemlerini yapılması gerektiğinin tespit edildiği ve kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapmak üzere dava dosyasının mahkememize gönderildiği görülmüştür.
03.03.2022 tarihli makine mühendisi bilirkişi tarafından mahkemece yapılan keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu görülmüştür. Bilirkişi tarafından kaza ile hasarın uyumlu olmadığının fizik kuralları neticesinde tespit edildiği, aynı tespitlerin 06.09.2022 tarihli bilirkişi raporu ile yapıldığı görülmüştür.
05.12.2022 tarihinde alınan ve 3 otomotiv uzmanından oluşan bilirkişi heyeti tarafından da kaza ile hasarın fizik kuralları neticesinde birbiri ile uyumlu olmadığının tespit edildiği, 18.04.2023 tarihli ek bilirkişi heyet raporu ile aynı tespitlerin yapıldığı görülmüştür.
6098 sayılı yasanın 49. Maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür- Haksız fiil, kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar verilmesidir. Bir haksiz fiilden söz edebilmek için; zarar verici bir fiil, bu fiilin hukuka aykırı olması, fiili icra edenin kusurlu bulunması, fiil ve zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Fiilin, bilinçli bir iradeye dayanmış olması gerekir. Hukuka aykırı fiil, hukukun koruduğu değerlerin, çiğnenmesi sonucunda, hukuk düzeninin bir kuralını İhlal eden fiildir, Hukuka aykırılık, zarar vermeyi yasaklayan ya da önleyen kuralların çiğnenmesidir. Bir eylemin hukuka aykırı olarak kabul edilebilmesi için aynı zamanda bir hukuka uygunluk nedeninin mevcut olmaması gerekir. Kusur, hukuk düzeni tarafından kınanan bir davranışın bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Olağan yaşam deneyimlerine, genel düşünceye ve objektif olasılığa göre, bir olayın gerçekleşmesi ile sonuç ortaya çıkmış ya da bu olayın oluşması ile sonucun ortaya çıkması kolaylaşmış ise ilk hareket ikincisinini nedeni, İkinci Olay birinci hareketin sonucu sayılır. Buna uygun illiyet bağı denir. Tazminat hukukunda sorumluluktan söz edilebilmesi için yalnızca eylemin yasaya veya sözleşmeye aykırı olması yeterli değildir. Fiil sonucunda bir zararın doğmuş olması ve zararla fiilli arasında uygun nedensellik bağının bulunması da gerekir, Nedensellik bağı sorumluluğun temel öğesidir. Zararla eylem arasında nedensellik bağının mevcut olması, zararın eylemin bir sonucu olarak ortaya çıkması, yani eylem olmadan zararın ortaya çıkmayacağının kesin olarak bilinmesidir. Zarar ile fiil arasında uygun nedensellik bağının bulunup bulunmadığı hususu, her somut olayda kendi içerisinde ayrıca değerlendirilir. Zorlayıcı neden, zarar görenin ağır kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru hallerinde illiyet bağı kesilir.
6100 sayılı yasanın 266/1 maddesinin ilk cümlesi, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir" şeklindedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, öncelikle istinaf mahkemesinin ilamında yazılı olduğu şekilde kaza ile hasarın uyumlu olup olmadığının irdelenmesi meselesinin fizik kurallarına göre yapılacak bir inceleme neticesinde mümkün olduğu, bu hususun özel ve teknik bilgi gerektirdiği ve otomotiv alanında uzman makine mühendisi bilirkişilerce yapılması gerektiği aşikardır. Bilirkişi tarafından bilimsel olarak bir hususun iddia edilen şekilde gerçekleşmediği tespit ediliyorsa artık bunun aksinin yine bilimsel bir veriye dayanarak iddia edilmesi ve hatta ispatlanması gerekir. Kişilerin trafik kazası sonucu birlikte düzenledikleri tutanağın gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ancak bilimsel veriler eşliğinden yapılacak bir inceleme ile mümkündür. Sigorta şirketlerinin her kaza olduğundan tutanak düzenlenirken sigortalısının yanında bulunması hususu gerçekten pek uzaktır. Bu durumda mahkemece yapılan muhakeme zaten sigorta şirketinin sigortalısı olan aracın sürücüsünün eylemi ile oluşan zarar arasında uygun illiyet bağının olup olmadığının bilimsel veriler eşliğinde tespit etmekten ibarettir. Yani 6098 sayılı yasanın 49 maddesi şartlarının oluşup oluşmadığının tespitinden ibarettir. Kaza ile hasar uyumlu değilse failin meydana gelen zarardan uygun illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle sorumlu tutulmaması gerekir. Sigorta şirketinin bu hususu somut delillerle ispat etme yükümü altında olduğunun kabulü 6098 sayılı yasanın 49. Maddesine, 6100 sayılı yasanın 266 vd maddelerine aykırılık teşkil eder. Zira mahkemece alınan ve bilimsel veriler eşliğinde hazırlanan rapor zaten somut bir delil olduğu gibi, kaza ile hasarın uyumlu olup olmadığının başkaca bir ispatı da mümkün değildir. Hal böyle iken davacı tarafı kaza ile hasarın uyumlu olduğuna dair soyut beyanları dışında aksini ispata yarar bilimsel bir veriye dayanan delil sunmadığı anlaşılmakla, yani kazanın hasar ile uyumlu olduğuna dair ispat yükünü yerine getirmediği anlaşılmakla ve ayrıca davalı sigortalısı aracın sürücüsünün eylemi ile davacı aracından meydana gelen zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 269,85 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça yatırılan 170,78 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 99,07 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsiliyle HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Karar kesinleştiğinde artan delil ve gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 15/09/2023
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır