T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/1059 Esas
KARAR NO : 2024/555
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/12/2022
KARAR TARİHİ : 12/06/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin uzun yıllardır güneş enerjisi üretim ekipmanları üreticisi olduğunu, adına münhasır tescilli markasının bulunduğunu, davalıların sektör toplantılarında davacı şirket hakkında asılsız iddialarda bulunarak karalayıcı ve incitici faaliyetler yürüttüğünü, bu durumun davacı şirketin itibarını olumsuz etkilediğini, ayrıca davalının davacıya ait markayı taklit etmek suretiyle pazarda kullandığını, davalı firmanın bu hareketlerinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununa aykırılık teşkil ettiği gibi iltibas sağlayarak haksız rekabet hükümlerini de ihlal ettiği, davacı şirketten izin almaksızın bir takım satış ve üretim faaliyetlerine giriştiğini, davacı şirkete ait ürünlerin sadece davacı tarafından satıldığı, alt bayi veya acenta ilişkisinin bulunmadığını, davalının davacıya ait markayı etiket yoluyla taklit ederek piyasaya satışa arz etmesinin aldatıcı, dürüstlük kuralına aykırı davranış olduğu, markayı izinsiz olarak kullanmasının haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek haksız rekabetin tespiti menine, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının arabulucuya başvurmadan dava açmasının usule aykırı olduğunu, taraflar arasında İstanbul 1 FSHM'de devam etmekte olan bir yargılama bulunduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, aksine davacının müvekkili şirket aleyhinde kötüleyici hal ve davranışlarda bulunduğunu, davalı... yönünden dava dilekçesinde herhangi bir iddianın bulunmadığını, davacının iddialarının üretilen ürünlerin niteliğine göre bağdaşmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, kötüleme iddiasına dayalı haksız rekabetten kaynaklanan tespit, men, maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-İstanbul ... Fikri Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosya sureti,
-Türk Patent ve Marka Kurumu Hukuk Müşavirliğinin 07/12/2024 tarihli yazısı ve eki,
-İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün 07/12/2021 tarihli yazısı ve eki,
-İstanbul Fikri ve Sınai haklar soruşturma bürosunun ... soruşturma sayılı dosya sureti,
-İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 08/12/2024 tarihli yazısı ve eki,
-Ankara Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin ... Değişik İş sayılı dosya sureti,
-Salih İşgören Polis Amirliğinin 17/03/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Tanıklar ...n beyanları.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Serbest piyasa ekonomilerinin temel prensibi olan serbest ticaret hakkı ve rekabet özgürlüğü Anayasa’nın 48/1 maddesinde “Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir.” denilmek suretiyle vurgulanmıştır. Ancak ticaret serbestisi ve rekabet özgürlüğü, sınırsız rekabet hakkının bulunduğu anlamına da gelmemektedir. Bu nedenle haksız rekabeti düzenleyen kuralların amacı ve içeriği de rekabet özgürlüğünün sınırlarını göstermek ve bu sınırların aşılması durumunda başvurulabilecek hukuki yolları tespit etmektir.
Haksız rekabet kuralları, rekabet hakkının dürüstlük kuralları çerçevesinde kullanılmasını sağlamak ve rekabet hakkının kötüye kullanılmasını engellemek amacı ile sevk edilmiştir. Bu kurallar genel nitelikli ve her alanda uygulanabilecek hükümler içermekle birlikte rekabet hakkının, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 2. maddesi gereğince dürüstlük kurallarına uygun şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmaktadır (Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku, Ankara 2018, s. 350.).
Hem 6762 sayılı TTK’de hem de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı TTK) haksız rekabet kuralları, ticari nitelik taşısın taşımasın tüm haksız rekabet hâllerini kapsayacak şekilde ve son derece ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK’nin 54. maddesinde haksız rekabetin amacı ve genel ilkesi belirtildikten sonra, aynı Kanun’un 55. (6762 sayılı TTK’nin 57.) maddesinde uygulamada sık karşılaşılan ve dürüstlük kurallarına aykırı olan bazı davranış ve fiil örnekleri sayılmıştır (..., s. 350.). Bu çerçevede bir davranış veya uygulamanın haksız rekabet teşkil edip etmediği belirlenirken öncelikle özel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nin 55. maddesinde sayılan hallerden birinin var olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu maddede sayılan hallerden birisi söz konusu ise haksız rekabetin varlığı kabul edilecek, somut davranış veya uygulama bu maddede sayılan haksız rekabet hallerine tam olarak uymuyorsa veya bu hallerin kapsamına örnekseme yoluyla dolaylı olarak da dahil edilemiyorsa, ancak bu takdirde genel hüküm niteliğindeki 6102 sayılı TTK’nin 54/2 maddesinin uygulanması mümkün olacaktır.
Bu aşamada uyuşmazlığın kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesinin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.
6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a-1 (6762 sayılı TTK’nin 57/1-1) maddesi gereğince; “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Buradaki “kötüleme” kavramı, genel bir ifade ile bir kişinin ticari hayatı hakkında olumsuz intiba yaratılmasını ifade etmektedir.
Kötüleme yoluyla haksız rekabette, doğrudan mağdura yönelik bir hareket yer almamakta, dürüstlük kurallarına aykırı davranılarak, mağdurun dışında yer alan kişilere, mağdurla ilgili yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici bilgiler verilerek bu kişilerin mağdur hakkında yanlış kanaat edinmeleri sağlanarak mağdur kötülenmektedir. Bu haksız rekabet türünde, konu mağdur veya onun ticari işletmesi ya da buna dâhil değerler, muhatap ise mağdurun müşterileridir. 6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi anlamında kötülemeden bahsedilebilmesi için ortada sözlü, yazılı veya resimli şekilde bir açıklama (beyan) olmalıdır. Susma ise bu madde kapsamına girmemekle birlikte bilgilendirme yükümlülüğünün söz konusu olduğu yerde susmanın haksız rekabet sayılması ancak 6102 sayılı TTK’nin 54/2 maddesindeki genel ilke kapsamında mümkün olmaktadır.
Görüldüğü üzere kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir açıklamanın (beyanın) olması; bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması; nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerekmektedir.
Yanlış açıklama (beyan), içeriği gerçekle bağdaşmayan, belirli bir vakıa veya olay ya da durum hakkında içeriği objektif olarak yanlış olan açıklamalardır. Yanıltıcı beyan, mahiyeti, tarzı ve içeriği birlikte değerlendirildiğinde açıklamanın muhatabının hataya düşmesine sebep olabilecek, yanlış izlenim bırakabilecek açıklamalardır. Gereksiz yere incitici beyan ise içeriği doğru olmakla birlikte ölçüsüz bir şekilde ve amacını aşarak kişi, faaliyetleri, iş ürünleri vb. hakkında olumsuz intiba yaratan açıklamalardır (Suluk, Cahit/Karasu, Rauf/Nal, Temel: Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2017, s. 428.).
Açıklamanın “yanlış” olup olmadığını tespit bakımından yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığıdır. Gerçeğe uygun olmayan açıklamalar objektif olarak doğruluğu ve yanlışlığı tespit edilebilen açıklamalardır. Olaylar/olgular hakkındaki her türlü kötüleyici nitelikteki yanlış açıklamalar haksız rekabet olarak değerlendirilecektir. Açıklama gerçek ise bu durumda haksız rekabetten bahsedilemez. Yanıltıcı açıklamadan kastedilen ise açıklamanın takdim ediliş tarzının, seçilen sözcüklerin resimlerin veya yapılan karşılaştırmanın hedef kitlede veya kişilerde bıraktığı genel izlenim neticesinde açıklama konusunun olduğundan değişik ve olumsuz algılanmasıdır. Öte yandan gereksiz yere incitici beyanlar, amacını aşan değer yargıları ifade etmektedir. Amacın aşılmasıyla birlikte gerçek dahi olsa açıklamalar, gerçek dışı veya gerçeğe uymayan, gerçekle bağdaşmayan veya gerçeğe ters hâle gelmektedir. Zira burada gerçek olmasına rağmen açıklama amacını aşan bir durum ortaya çıktığından bu açıklama (beyan) gereksiz yere incitici olmaktadır. Örneğin bir kişinin “taklit” ve “korsan” mal ürettiğini anlatan ifadeler; tüketiciyi uyarmanın ötesinde, somut olayın özelliğine göre teamülün kabul ettiği toleransı aşması durumunda gereksiz yere incitici bir nitelik ve amaç taşımaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.04.1994 tarihli ve 1993/11-965 E., 1994/252 K. sayılı kararı). Başka bir deyişle somut olayın özelliklerine göre genel olarak toplumda ve özellikle hedef alınan muhatabın algılama seviyesi dikkate alındığında gerçek dahi olsa teamülün kabul ettiği tolerans sınırı aşılması halinde açıklama; 6102 sayılı TTK’nin 55/(1)-a-1 maddesi gereğince haksız rekabet teşkil edecektir.
Hemen belirtilmesi gerekir ki, bir açıklamanın “yanlış” olup olmadığı tespit edilirken yegâne ölçüt gerçekle bağdaşıp bağdaşmadığı iken, “yanıltıcı” olup olmadığı veya “gereksiz yere incitici” olup olmadığı tespit edilirken kullanılacak ölçüt açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabıdır. Başka bir deyişle açıklama hangi kişi grubuna yapılıyor ise o kişi grubuna mensup orta yetenekteki bir kişinin açıklamayı algılama biçimi esas alınacaktır. Dolayısıyla bir açıklamanın belirli kişi veya kişiler tarafından ne şekilde algılandığı değil, açıklamanın orta yetenekteki olağan muhatabının algılama şekli önemlidir (Ülgen, Hüseyin/Helvacı, Mehmet/Kendigelen, Abuzer/Kaya, Aslan/Nomer Ertan, Füsun: Ticari İşletme Hukuku, İstanbul, 2015, s. 540.).
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının, güneş enerjisi paneli üretimi yaptığı, ...markasının sahibi olduğu, davalı şirket yetkililerinin üreticilerin bir araya geldiği fuar ve diğer sektör buluşmalarında davacı şirket hakkında eski kalitenin mevcut olmadığı, panellerin verimsiz çalıştığı, 25 yıllık garanti süresinin gerçeği yansıtmadığı, defolu ürünlerin defosuzmuş gibi satıldığı şeklinde asılsız iddialar ile karalayıcı ve incitici beyanlarda bulunduğu, bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiği, davalı şirketin ayrıca davacıya ait markayı taklit etmek suretiyle marka hakkını ihlal ettiği, iltibas sağladığı, davacı şirkete ait markanın izin alınmaksızın kullanıldığı, bunun da haksız rekabet ilkesine aykırı olduğu iddiası ile iş bu davayı ikame ettiği, haksız rekabetin tespiti, men-i, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğu, davalının ise davanın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, kendisine ait ... markasının bulunduğu, kendisinin güneş enerjisi panelleri ürettiği, davacı ile aralarında marka tecavüzüne ilişkin İstanbul ... Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin... esas sayılı dosyasının bulunduğu, davacının anılan davadaki iddialarını mahkemece kabul edilmiş gibi potansiyel müşterilere bildirdiği, davalı şirketin taklit ürün ürettiği, ürünlerin kalitesinin düşük olduğu ithamlarında bulunduğu, bu hususun 2021 yılında İstanbul da düzenlenen ... fuarına katılan firmalardan öğrenildiği, bunun üzerine kendileri tarafından davacıya kötüleyici beyanlara son verilmesi için 02/07/2021 tarihinde ihtar gönderildiği, davacının bu ihtara 05/07/2021 tarihinde cevap verdiği, taklit ve marka ihlali iddialarını tekrar ettiği, ancak kendilerine yönelik olarak haksız rekabet teşkil eden kötüleme iddiasında bulunmadığı, davacının iş bu davaya konu iddialarının asılsız olduğu, davacı marka ve ürünlerine yönelik herhangi bir kötüleyici beyan ve davranışlarının bulunmadığı, aksine davacının 2 yılı aşkın süredir davalı şirket hakkında kötüleyici beyanlarda bulunduğu, davacı şirket tarafından 05/07/2021 tarihinde ihtara verilen cevapta herhangi bir kötüleme iddiasının bulunmadığı, davaya konu eylemlerin gerçekleştiği iddia olunan fuarın 2021 yılı Haziran ayında gerçekleştiği, davalı ... yönünden herhangi bir iddianın bulunmadığını savunduğu görülmüştür.
Mahkememizce 08/10/2021 tarih ve ... sayılı karar ile davacının dava dilekçesinde haksız rekabet iddialarına ilave olarak marka hakkının ihlal edildiği iddiasının da bulunduğu, bu sebeple davaya konu eylemlerin davacının markadan doğan haklarının kapsamında kalıp kalmadığı hususunda inceleme ve değerlendirme yapma yetkisinin Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesine ait olduğu değerlendirilerek anılan mahkeme lehine görevsizlik kararı verildiği, bu karara karşı taraflarca kanun yoluna müracaat edilmediği, dosyanın mahkememizce anılan mahkemeye gönderildiği, davacı vekilinin İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu 06/04/2022 tarihli dilekçesi ile davacıya ait ürünlerin ve markanın taklit ve iltibas yoluyla satışına ilişkin taleplerinin ayrı bir dava konusu edildiği (İstanbul ... Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin eski ...esas, yeni... esas), iş bu davada 10-12 Haziran 2021 tarihinde İstanbul da düzenlenen ... güneş enerjisi fuarında ve daha evvel davacının ürettiği ürünler hakkında yapılan kötüleme ve asılsız iddialara ilişkin eylemlerin dava konusu edildiğinin beyan edildiği, bunun üzerine İzmir Fikri ve Sinai Haklar Hukuk Mahkemesinin 08/04/2022 tarih,...karar sayılı ilamı ile davacının marka hakkına ilişkin herhangi bir iddiasının bulunmadığı, sadece davacının ürünlerinin kötülenmesine ilişkin iddialarının bulunduğu, bu sebeple görevli mahkemenin İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi olduğundan bahisle karşı görevsizlik kararı verildiği, bu karara karşı taraflarca kanun yoluna müracaat edilmediği, dosyanın görevli mahkemenin tespiti için merci tayini dairesine gönderildiği, İzmir BAM ... Hukuk Dairesinin 20/12/2022 tarih,... karar sayılı ilamı ile davacının taklit ve iltibas yoluyla markaya tecavüz konusunda iş bu davada herhangi bir iddiasının bulunmadığı, bu sebeple uyuşmazlığın haksız rekabet hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden bahisle mahkememizin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verildiği görülmüştür.
Davacının 06/04/2022 tarihli dilekçesi dikkate alındığında taraflar arasındaki uyuşmazlığın 10-12 Haziran 2021 tarihinde İstanbul da düzenlenen ... güneş enerjisi fuarında ve daha evvel ki dönemde, davacının ürettiği ürünler ve faaliyetleri veya ticari işleri hakkında davalının yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötüleme yapıp yapmadığı, yapmış ise bunun haksız rekabet teşkil edip etmediği, bundan varılacak sonuca göre davacının haksız rekabetin tespiti, men-i, maddi ve manevi tazminat talep edip edemeyeceği hususlarında ihtilaf olduğu görülmüştür.
Davalı tarafından dava konusu uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu savunulmuş ise de, dava dilekçesinde davacı tarafından bildirilen ve daha sonraki tarihte yerleşik hale gelen emsal Yargıtay kararları uyarınca talep yığılması şeklinde açılan iş bu davada davanın dava şartı zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığı değerlendirilmiştir.
Mahkememizce taraflar arasındaki diğer uyuşmazlıklara ilişkin dava dosyaları ile davalının ticaret sicil kayıtlarının dosyaya kazandırıldığı görülmüştür.
Tarafların tanık deliline dayandığı bu kapsamda mahkememizce davacı tanıkların dinlenilmesi için bulunduğu mahal mahkemesine talimat yazıldığı, davacı tanığı ...ın talimat mahkemesince dinlenildiği, diğer davacı tanığı...nın ise 3 kez dinlenilmesi için duruşma yapıldığı ancak adı geçen tanığın duruşmaya katılmadığı, davacı tarafından hazır edileceğinin bildirildiğinin halde hazır edilmediği, bu sebeple talimat mahkemesince dinlenilemediği, davacı tanığı...'ın ise mahkememizde hazır edildiği ve mahkememizce dinlenildiği görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın 6102 sayılı TTK'nun 54 vd. maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, buna göre haksız rekabetin varlığı için taraflar arasında rekabet ilişkisinin mevcudiyeti, failin yarar sağlamış olması, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olması gibi hususların şart olmadığı, failin kusurlu olması ve haksız rekabete uğrayanın zarar görmüş olmasının sadece haksız rekabet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında tazminatın belirlenmesinde rol oynadığı, bu nedenle gerçek kişi olan davalının tacir olup olmamasının veya kusurlu olup olmaması ile yarar sağlayıp sağlamadığının somut uyuşmazlıkta haksız rekabetin men-i talebi yönünden herhangi bir etkisinin bulunmadığı sadece davacının maddi ve manevi tazminat talebi yönünden dikkate alınabileceği, bu sebeple davalı vekilinin davalı şirket ortağı olan davalı ...yönünden usule ilişkin itirazının yerinde olmadığı, davacı tarafından 10-12 Haziran 2021 tarihinde İstanbul da düzenlenen ... güneş enerjisi fuarında ve daha evvel ki dönemde davalıların davacı şirket hakkında kötüleyici beyanlarda bulunduğunun iddia edildiği, kötülemenin haksız rekabet olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle bir açıklamanın (beyanın) olması, bu açıklamanın başkalarının şahsı, emtiası, iş mahsulleri, faaliyetleri yahut ticari işleri hakkında olması, nihayet bu beyanın yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici olması gerektiği, talimat yoluyla dinlenilen davacı tanığının beyanının yer, zaman, mekan ve somut olgu isnadına ilişkin herhangi bir detay içermediği, kanaat mahiyetinde olduğu, bu sebeple bu beyanın delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı, davalı tanığının da davacının iddialarını destekler herhangi bir beyanının olmadığı, davacının yapılan usulüne uygun ihtaratlara rağmen diğer tanığı ...'yı talimat mahkemesinde hazır etmediği, bu sebeple mahkememizce adı geçen tanığın dinlenilmesi için yeniden talimat yazılmasına ilişkin davacı talebinin 15/03/2024 tarihli celse ara kararı ile reddedildiği, davacı tarafından davalıların davacı şirket hakkında kötüleyici nitelikte bir açıklamasının olduğunun dosya kapsamı itibariyle ispat edilemediği, ayrıca mahkememizce yapılan araştırmada davacı ve davalı şirketin katılımcı olarak söz konusu fuara katılmadığının tespit edildiği, mahkememiz huzurunda dinlenilen davalı şirket çalışanının tanık beyanına göre davalı şirketin söz konusu fuara ziyaretçi olarak katıldığı, davacının iş bu davaya konu iddialarının aksine davacının davalı şirket hakkında anılan fuarda kötüleyici ve asılsız beyanlarda bulunduğunun davalı tarafından iş bu davadan önce Bornova... Noterliğinin 02/07/2021 tarihli ihtarnamesi ile davacı şirkete bildirildiği, davacı şirketin bu ihtarnameye Ankara...Noterliğinin 05/07/2021 tarih ve ... sayılı ihtarnamesi ile cevap verdiği, bu cevapta davacının iş bu davaya ilişkin herhangi bir iddiasının yer almadığı, hal böyle iken davacının kötüleme iddiasını ispat edemediği değerlendirilmekle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 59,30 TL peşin harç ve 1.707,50 TL tamamlama harcı toplamı olan 1.766,80 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.339,20 TL harcın kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı dava ve duruşmalarda kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4 maddeleri uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
5-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.12/06/2024
Katip 121344 Hakim 190325
E-İMZA E-İMZA