T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/129
KARAR NO : 2025/746
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/02/2022
KARAR TARİHİ : 09/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili Mahkememize verdiği 21/02/2022 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı taraf arasında akdedilen 10.12.2019 tarihli “taraflarca belirlenen ücret karşılığında web tabanlı yazılım uygulamalar topluluğunun çalışır hale getirilmesi ile ilgili ürün ve hizmetlerin sağlanması” konulu sözleşme imzalandığını, sözleşmenin “Tarafların Hak ve Yükümlülükleri” başlıklı 3. Maddesinin 2. Fıkrası uyarınca “davalı yanın iş teslim yükümlülüğünün ödemenin % 30’unun peşinat olarak yapılmasından sonra başlayacağı” ifade edilmiş olup, işbu ön koşul gereği müvekkilince sözleşme bedelinin % 30’u olan 31.500,00-TL nin 17.12.2019 tarihinde davalı şirket hesabına gönderildiğini, sözleşmenin aynı maddesi gereğince işin teslim süresi 110 iş günü olarak belirlendiğini ve işin tesliminde gecikme yaşanması halinde davalı şirketçe gecikmenin yaşandığı hafta başına 500,00-TL tazminat ödenmesinin taahhüt edildiğini, sözleşmenin imzalanması ve müvekkili şirketçe ön ödemenin yapılması üzerinden aylar geçmesine rağmen davalı tarafça sözleşme ile belirlenen edimin ifa edilmemesi üzerine müvekkilince gerek şifahen gerekse mail suretiyle edimin ifasının talep edildiğini ve fakat tüm bu girişimlerin neticesiz kaldığını, işin teslimine ilişkin herhangi bir olumlu gelişme kaydedilmediğini, bunun üzerine ise, İzmir ... Noterliği’nin 13.10.2020 Tarihli...Yevmiye No.lu ihtarnamesi keşide edilerek “taahhüt edilen işin 01.11.2020 tarihine kadar tamamlanması gerektiği aksi takdirde sözleşmenin feshedileceği ve tüm zararın tazmini için yasal yollara başvurulacağı” hususunun ihtar edildiğini ve ihtarnamenin 15.10.2020 tarihinde şirkete tebliğ edildiğini, bu ihtarname ile kendisine verilen süre (ve hatta çok daha fazlası) sona ermesine rağmen yine işin teslimini gerçekleştirmekten imtina eden davalı şirkete İzmir... Noterliği’nin 16.11.2021 Tarihli... Yevmiye No.lu ihtarnamesi keşide edilerek “sözleşmenin TBK madde 435 gereği tek taraflı ve haklı nedenle feshedildiği ile uğranılan zararın tazminin talep edileceği” hususu ihtar edildiğini ve ihtarnamenin 19.11.2021 tarihinde davalı tarafa tebliğ edildiğini, gelinen aşamada ise davalı yanın taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı hareket etmesi sebebiyle müvekkili şirketin uğradığı müspet zarar ve sözleşme ile belirlenen işin yapılmaması sebebiyle iş kaybı şeklinde oluşan menfi zarar karşısında hukuki süreci başlatma zarureti hasıl olduğunu , bu amaçla arabuluculuk kanun yoluna başvurulduğunu, bu başvuru kapsamında davalı şirketten; sözleşme nedeni ile yapılan ön ödemenin iadesi,(31.500,00-TL), sözleşme ile belirlenen cezai şartın tazmini,(gecikilen her hafta için 500,00-TL) -meydana gelen iş kaybının, mahrum kalınan karın telafisi, sözleşmenin bir başka firma ile tekrar yapılacak zorunda kalınması nedeni ile; uyuşmazlık konusu sözleşme bedeli ile günümüz şartlarında yapılacak sözleşme bedeli arasındaki fiyat farkı talep edildiğini ancak karşı yan ile gerçekleştirilmiş olan iki arabuluculuk toplantısının olumsuz neticelendiğini ve sürecin anlaşamama olarak sonuçlandığını, davalı şirketin, taraflar arasında imzalanmış olan tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmeden kaynaklı edimini yerine getirmemesi ve müvekkilini zarara uğratması halinin söz konusu olduğunun aşikar olup, bu duruma istinaden; Türk Borçlar Kanunu’nun 112. Maddesi uyarınca; “Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.” 125. maddesi uyarınca da; “Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme halinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir.” Maddeleri karşısında davalı şirketten; Sözleşme nedeni ile yapılan ön ödemenin, Sözleşme ile belirlenen cezai şartın, Meydana gelen iş kaybının ve mahrum kalınan karın (bilirkişice hesaplanmasını talep etmekteyiz) Sözleşmenin bir başka firma ile tekrar yapılacak zorunda kalınması nedeni ile; uyuşmazlık konusu sözleşme bedeli ile günümüz şartlarında yapılacak sözleşme bedeli arasındaki fiyat farkının (bilirkişice emsal sözleşme bedelleri kıyaslanarak hesaplanmasını talep etmekteyiz) temerrüt tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmek zorunluluğumuz doğduğunu ayrıca, davalı tarafın iyi niyetten uzak, iş etiği ile bağdaşmayan ve müvekkilini önemli ölçüde mağdur eden tutumu karşısında müvekkilinin haklı alacağını almasını engellemek amacıyla hareket etmesinin önlenmesini teminen; banka hesapları, aracı kurumlar nezdindeki hak ve alacaklarına, araç ve taşınmazları üzerine HMK 389 ve devam maddeleri uyarınca üçüncü kişilere devrini önler nitelikli kesin hükme kadar devam etmek üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve ilgili kurumlara müzekkere yazılmasını önemle talep ettiğini belirtmiş , fazlaya dair her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; haklı davanın kabulü ile, sözleşme nedeni ile yapılan ön ödemenin, sözleşme ile belirlenen cezai şartın, meydana gelen iş kaybının ve mahrum kalınan karın ve sözleşmenin bir başka firma ile tekrar yapılacak zorunda kalınması nedeni ile uyuşmazlık konusu sözleşme bedeli ile günümüz şartlarında yapılacak sözleşme bedeli arasındaki fiyat farkının temerrüt tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili Mahkememize verdiği 04/04/2022 tarihli cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili şirket arasında, web tabanlı yazılım uygulamalar topluluğunun çalışır hale getirilmesi ile ilgili sağlanacak ürün ve hizmetler konulu, “Yazılım ve Lisans Teslim Sözleşmesi” akdedildiğini, müvekkili şirketin, sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin ise sözleşme içerisinde açıkça belirlendiğini, buna göre, “Proje Ayrıntıları” başlıklı madde de görüleceği üzere, müvekkili şirket tarafından taahhüt edilen edimin yerine getirildiğini, ilgili projenin tamamlandığını ve davacıya teslim edildiğini ancak, buna rağmen davacının, müvekkili şirkete, dava dilekçesinde delil olarak ileri sürdüğü ihtarnameleri keşide ettiğini yine davacının delil olarak ileri sürdüğü, 16.11.2021 tarihli ve... yevmiye numaralı ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ileri sürmüş ise de müvekkili şirketin yükümlü olduğu edimlerini yerine getirmiş olması karşısında, bu fesih beyanının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığını, bu nedenle, davacının kötü niyet ile ikame etmiş olduğu haksız davanın tümden reddine karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, sözleşme çerçevesinde müvekkili şirketçe taahhüt edilen internet sitesinin hazırlandığını ve fiilen kullanılabilecek hale getirildiğini, söz konusu davacının talepleri ve taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında hazırlanan sitenin çalışır test adresinin ise “.../ “adresi olduğunu, bahse konu internet sitesine ilişkin görselleri dilekçe ekinde sunduklarını, müvekkili şirketin yerine getirmekle yükümlü olduğu edimlerin yerine getirildiğini , bu halde, müvekkil şirketin yalnızca sorumluluğu sözleşmenin “teklifimizdir” başlığı altında yer alan hizmetler ile sınırlı olup, gereği gibi bu hizmetler yerine getirildiğinden, davacının söz konusu hizmetten memnun kalmaması sözleşmeye karşı bağlayıcılığını etkileyecek bir unsur yahut sözleşmenin tarafınca feshine sebep olabilecek bir kıstas olmadığını, davacıya, söz konusu internet sitesine ilan ekleyebilmesi adına da ayrıca tarafına URL adresi ve yönetici isim ve şifresinin müvekkili şirket tarafından teslim edildiğini, internet sitesi kullanıma hazır olmasına karşın davacının, haksız ve kötü niyetli olarak ihtarname keşide ettiğini ve gerçeğe aykırı iddialar ileri sürerek sözleşmeyi feshettiğini belirttiğini, projenin tamamlanış aşamasında, müvekkili şirket bünyesinde görev yönetimi adına kullanılan... isimli programa, davacının da yapılan işleri takip edebilmesi ve taleplerini iletebilmesi adına davet edildiğini ve tarafına sürecin işleyişini canlı olarak gözlemleyebilme olanağı sunulduğunu, davacının böylelikle yazılım ve lisans teslim sürecinin her aşamasını sürekli olarak takip edebildiğini ve hatta tamamlanan işlemleri de görüntüleyebildiğini, ilgili programın davacının taleplerinde müvekkili şirketçe gelinen aşamaya (tamamlanma, müşteri inceleme vb. aşamalar) da yer veren bir program olduğunu ve davacı tarafından görüntülenebildiğini, müvekkili şirketin sözleşmede yer alan edimlerini tamamladığını ve davacının taleplerine özenle hizmet verme gayretini gösterdiğine ilişkin ... programından alınan verilerin dilekçe ekinde mahkemeye sunulduğunu, davacının söz konusu aksi yöndeki iddiaları ile bu davayı ikame etmesinin anlaşılamadığını, projenin tamamlanması süreci ile ilgili beyanların tanık anlatımları ile de ispatlanacağını, müvekkili şirketin, davacı ile arasında akdetmiş oldukları dava konusu sözleşme hükümlerinden doğan yükümlülüklerini yerine getirerek ilgili projeyi davacıya teslim etmiş olması karşısında, TBK hükümleri ve sözleşme gereği davacının ödemekle yükümlü olduğu bakiye sözleşme bedelini talep ve dava etme haklarını saklı tuttuklarını, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla- müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşmenin “sözleşmenin askıya alınması ve feshedilmesi” başlığı altında, fesih halinde, müvekkili şirkete ödenen peşinatların ve hizmet karşılığı yapılan ödemelerin iadesinin söz konusu olmayacağının düzenlendiğini, bir an için davacının gelinen aşamada sözleşmeyi haklı olarak feshettiği kabul edilse dahi, taraflarca mutabık kalınan ilgili hüküm gereğince, müvekkili şirketin davacıya geri ödemekle yükümlü olacağı bir bedel iadesi bulunmadığını, bu davanın konusunu oluşturan sözleşmenin “Sözleşmenin Askıya Alınması ve Feshedilmesi” başlıklı maddesinde, “İşbu yazılım ve lisans teslim sözleşmesi, yukarıda belirtilen koşullara uyulmaması durumunda taraflarca feshedilebilir. Fesih durumunda, müşterinin... Yazılım’a ödedii peşinatlar geri ödenmeyecektir. Hizmetin iadesi olmadığı gibi, hizmet karşılığı yapılan ödemelerin de iadesi söz konusu değildir. Fesih durumunda dahi, projenin aşamasına göre... Yazılım tüm proje bedelini müşteriden talep edebilir.” şeklinde düzenleme yer aldığını, ilgili düzenlemeden de görüleceği üzere, bir an için davacının ilgili maddeye dayanarak sözleşmeyi feshettiği kabul edilse dahi, davacının müvekkili şirkete sunulan hizmet karşılığı ödemiş olduğu bedelin iadesinin hukuken mümkün olmadığını, yasal sınırlamalar dahilinde, tarafların diledikleri şekilde sözleşme yapma hususunda irade özgürlüğü bulunmakta olduğundan, tarafların fesih halinde bedel iadesinin yapılmayacağı konusunda karşılıklı olarak mutabık kaldıklarını ve aralarında imza altına alarak akdetmiş oldukları sözleşmede bedel iadesinin yapılmayacağını açıkça belirttiklerini, müvekkili şirketin dava konusu sözleşmeden doğan tüm edimlerini ifa etmiş olmasının varlığı karşısında, davacının dava konusu sözleşmeyi fesih imkanı da bulunmadığını, dolayısıyla davacının dava konusu sözleşmeyi feshettiği iddiası hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, bu durumun hukuken korunabilmesi mümkün olmadığını, TTK m. 18/2’de, “Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.” şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, bu nedenle de, davacının imza altına alarak kabul ettiği sözleşme hükümlerinin aksine olan taleplerinin hukuk düzeni tarafından korunmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğine dair beyanlara halel gelmemesi kaydıyla- davacının diğer tüm talepleri ile birlikte, talep etmiş olduğu tazminat miktarının haksız olduğunu, bir an için davacının, dava konusu sözleşmeyi feshetmiş olduğu kabul edilse dahi, sözleşme maddesine dayanarak talep etmiş olduğu gecikme tazminatının son derece fahiş olduğunu, hukuken taraflar arasında belirlenen bir cezai şartın yahut götürü tazminatın talep edilebilmesinin ancak borçlu olan kişinin borca aykırı davranmasında kusurunun bulunmasına bağlandığını, somut olayda, müvekkili şirketin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirdiği ve ilgili projeyi davacıya teslim etmiş olmasının varlığı karşısında, davacının gecikmenin hafta başına belirlenen 500,00-TL tutarındaki tazminatı talep etmesinde herhangi bir hukuki yararının mevcut olmadığını, aksi halin yalnızca davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacak mahiyette olduğunu, bir gecikme yaşandığı bir an için kabul edilse dahi, müvekkili şirketin ilgili tazminatın talep edilebilmesinin ancak müvekkili şirketin kusurunun varlığı ile mümkün olacak olup, müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığı da göz önüne alındığında, ilgili tazminat talebinin ne denli haksız olduğunun anlaşılacağını, davacı tarafından haksız olarak talep edilen tüm bedellerin reddine karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, mahkemece aksi yönde kanaat oluşmasına binaen, sözleşmede -gecikmenin yaşandığı hafta başına 500,00-TL- şeklinde belirlenen tazminat miktarının son derece fahiş olduğunu, davacının söz konusu fahiş talebinin, müvekkili şirketin ekonomik olarak son derece etkilenmesine, yıkılmasına sebebiyet vereceğini, bu hususun, yapılacak bilirkişi incelemesi ile de tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da bu yönde kararlar mevcut olduğunu, Yargıtay .... Hukuk Dairesi... K. sayılı 01.07.2021 tarihli ilamında; “Her ne kadar somut olayda, mahkemece taraflar arasında düzenlenen ek sözleşme ile devir bedelinin en son 105.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı belirtilerek sözleşme bedeli ile cezai şart miktarı arasında fahiş bir orantısızlık bulunduğu gerekçesi ile asıl dosyası yönünden, TBK.nun 182/ son maddesi gereğince, cezai şartın indirilmesine karar verilmiş olduğu görülmüşse de; 11.12.2013 tarihli sözleşmenin 4.maddesinde devir bedeli 315.000,00 TL olarak hüküm altına alınmıştır. Mahkemece yanılgılı bir değerlendirme ile sözleşme bedeli olarak ödenen toplam kaparo bedeli esas alınarak, cezai şart bu miktara indirgenmek suretiyle karar verilmiştir. 6762 S. Türk Ticaret Kanunu'nun ( TTK ) 24. ( 6102 S.TTK' nın 22. ) maddesine göre tacir sıfatını haiz borçlu cezai şarttan indirim isteyemez.Ancak, yerleşmiş Yargıtay uygulamasına göre,belirlenen cezai şart miktarının, tacir olan borçlunun mahvına ve ekonomik yıkımına sebep olacağının bilirkişi raporuyla tespit edilmesi halinde cezai şart miktarında indirim yapılabileceği kabul edilmektedir. Bu durumda, mahkemece sözleşme ile belirlenen cezai şart miktarının, tacir olan davalının mahvına ve ekonomik yıkımına sebep olup olmayacağı hususu usulünce değerlendirilerek varılacak sonuç uyarında asıl davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davalının tacir olduğu göz ardı edilerek ve sözleşme bedeli de yanlış değerlendirilmek suretiyle TBK 182/ son maddesine göre hakkaniyet indirimi yapılarak, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekirken zuhulen onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından, tarafların bu yöne ilişen karar düzeltme istemlerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.” şeklinde değerlendirme yapıldığını, tüm yer verdikleri Yargıtay kararları da göz önüne alındığında, davacının söz konusu fahiş talebinin hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği ve müvekkili şirketin ciddi ölçüde maddi kayıp yaşamasına sebep olacağını, davacının dava dilekçesinde, kardan mahrum kalındığı, iş kaybı yaşandığı ve sözleşmenin başka bir firma ile yeniden yapılmak zorunda kalındığı gibi iddialar ile tüm taleplerinin yanı sıra fiyat farkı da talep ettiğinin görüldüğünü, müvekkili şirketin tüm edimlerini yerine getirdiğine ilişkin yer verdikleri açıklamaları yinelemekle yetindiklerini, taraflarca sözleşmelerde belirlenen cezai şartı aşan zararın ancak kusur ve zararın varlığının ispat edilmesi ile talep edilebileceğini, dolayısıyla, davacının söz konusu iddiaları, bu hususta soyut nitelikte olup, zararını ve kaybını ispatlamaya elverişli niteliğe sahip olmadığını, bu nedenle, davacının söz konusu talebinin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirketin dava konusu sözleşme gereği tarafının yerine getirmek ile yükümlü olduğu edimlerini basiretli bir tacir olarak yerine getirerek davacıya ilgili projeyi tamamlayarak teslim ettiğini, bu nedenle, mahkemeden davanın tümden reddine karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu ancak mahkemeden aksi kanaate sahip olması halinde, davacının talep etmiş olduğu tazminat miktarından, hakkaniyet çerçevesinde indirim yapılması gerektiğini belirtmiş, haksız ve hukuka aykırı davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyanın SMMM ve bilgisayar konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi ile uyuşmazlık noktalarında rapor düzenlenmesi istenilmiş, SMMM bilirkişiden alınan 16/19/2022 tarihli bilirkişi raporunda; bilirkişi olarak tevdi edilmiş olan dosya kapsamında yapmış oldukları araştırmalar, incelemeler, raporun önceki bölümlerinde yapılan açıklamalar,
eldeki bilgi ve bulgular ile yasal mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi neticesinde; davacı şirket ile davalı taraf arasında 10.12.2019 tarihli “taraflarca
belirlenen ücret karşılığında web tabanlı yazılım uygulamalar topluluğunun çalışır hale
getirilmesi ile ilgili ürün ve hizmetlerin sağlanması” konulu sözleşme imzalandığı,
sözleşmeye göre, davalı yanın iş teslim yükümlülüğünün ödemenin % 30 unun
peşinat olarak yapılmasından sonra başlayacağı” ifade edilmiş olup, bu nedenle davacı tarafça
sözleşme bedelinin % 30 u olan 31.500,00-TL nin 17.12.2019 tarihinde davalı şirket hesabına
gönderilmiş olduğu,
davacı tarafından yapılmış olan ödemenin davacının yasal defter kayıtlarına
süresinde kaydedilmiş olduğu,
sözleşmenin imzalanması ve davacı şirketçe ön ödemenin yapılmasına rağmen davalı
tarafça sözleşme ile belirlenen edimin süresinde ifa edilmediğinin iddia edildiği ve bu nedenle
sözleşmenin feshedildiği,
davalı tarafın ise sözleşme gereği yerine getirmek zorunda olduğu edimlerini yerine
getirdiği, hazırlamış oldukları yazılım projesinin çalışır halde olduğu ve sözleşme feshinin
hakkın kötüye kullanımı olduğunu iddia ettiği ,
dosya içeriğinde, davalı taraf tarafından, davacı taraf adına düzenlenmiş olan
herhangi bir faturaya rastlanılmadığı,
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 229. ve 231. maddeleri hükmü gereğince malın
teslimi veya hizmetin ifasından itibaren 7 gün içinde fatura düzenlenmesinin zorunlu olduğu,
davaya konu hizmetin tamamlanıp tamamlanmadığı ve borç alacak doğup doğmadığı
yönünde faturanın ticari ve mali açıdan önemli bir evrak ve karine olduğu ancak verilen
hizmetin tamamlanıp tamamlanmadığının “web tabanlı yazılım uygulamaları” konusunda
teknik bilgiye sahip uzmanlarca verilecek karar sonrasında oluşacağı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Mahkememizin 11/10/2022 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, alınan; 13/12/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; dava konusu yazışmalarla birlikte davalının kullandığı ... programı
incelendiğinde dava konusu yazılımın son halinin 29.12.2021 tarihinde davalı
tarafından tamamlandığı,
taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde davalının davacıya dava
konusu yazılımı 25.05.2020 Pazartesi günü testlerinin tamamlanarak davacıya
teslim edilmiş olması gerektiği,
dava konusu yazılımın 27.11.2020 tarihli davalı çalışanı ...’in
....com eposta adresinden davalı çalışanı olduğu düşünülen
...isimli eposta adresine göndermiş olduğu yatvitrini güncel
durum konulu eposta içeriğinden ve demo web sitesinden de anlaşılacağı üzere
ön yüzde VUE-JS Javascript çerçevesi kullanarak arka planda ise Laravel API
isimli PHP programlama dili çerçevesi kullanılarak geliştirildiği,
dava konusu yazılımın taraflar arasındaki sözleşmedeki maddeler incelendiğinde
(Tablo-1) davacının davalı adına yapması gereken edimlerin Tablo-4 içerisinde
görülen oranlar kabul edildiğinde %27,17’lik kısmını tamamladığı,
dava konusu yazılımın mevcut halinin davacı tarafından kabul edilmesinin
beklenmeyeceği ancak davacının mevcut hali kabul etmesi, bu alanda uzman bir
ekip ile tekrardan bu yazılımı inceleyerek mevcut yazılımın taraflar arasındaki
sözleşmeye uygun hale getirebilmesi için toplam 300.000 TL masraf yapması
gerektiği,
dava konusu web sitesinin teslim işlemlerinin 29.12.2021 tarihinde davalı
tarafından tamamlanmasının ardından halen gerçekleştirilmediği ve davalının
sunucusunda halen web sitesinin koştuğu,
davalının tüm ticari defter ve kayıtlarının İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünde
bulunduğundan ve ne zaman iade edileceğinin bilinmediğinden davalıya ait ticari
defterler incelenemediğinden taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davalı
defterlerinde davacı sözleşme gereği paranın kayıtlı olup olmadığı, bu paraya
yahut paranın iadesine dair başkaca kayıt ve belgelerin bulunup bulunmadığı
tespit edilemediği ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Davalı defterleri de incelenmek suretiyle dosyanın ek rapor için SMMM bilirkişine verilmesine karar verilmiş, alınan 15/05/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalının 2019-2020 yıllarına ait incelemeye sunduğu ticari defterlerinin 213 sayılı VUK.
221. ve 222.maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK’nun 64/3. maddesi uyarınca noter
açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, 6100 sayılı H.M.K 222. Maddesine göre delil vasfı
değerlendirmesinin takdiri mahkemeye ait olmak üzere; 6102 sayılı T.T.K 64/3.
maddesi uyarınca 201-2020 yılı yevmiye defterine yapılması gereken kapanış tasdikinin
süresinde yaptırıldığı,
davalı ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının davalıya 17.12.2019
gönderdiği 31.500,00 TL tutarındaki avansın ticari defterlerde kayıtlı olmadığı, bunun
dışında davacıya ait başkaca bir kaydın da davalı ticari defterlerinde yer almadığı tespit
edildiği, inceleme sırasında davalı tarafından ... ekstresi sunulmuş olup, ekstrede
18.12.2019 tarihinde davacı tarafca Yazılım Hizmeti Ön Ödemesi açıklaması ile davalıya
EFT yolu ile 31.500,00 TL gönderildiği tespit edildiği ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Taraflarca rapora itiraz edildiğinden taraf itirazları değerlendirilmek suretiyle bilirkişi heyetinden yeniden ek rapor istenilmiş, alınan 02/08/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda; davalı vekilinin 27.03.2023 tarihli itiraz dilekçesinin bulunduğu ancak dilekçedeki tüm konuların teknik değerlendirmelere ilişkin olduğu ve cevaplanamayacağı, davacı vekilinin 05.06.2023 tarihli itirazları üzerinde yapılan incelemede; davacının cezai şart hesaplaması talebinin mevcut olup Cezai şart Türk Borçlar Kanunu’nun 179-182. Maddeleri arasında düzenlendiği ancak bu hesaplama uzmanlık alanı olmadığından takdiri mahkemeye ait olmak üzere bu hesaplamanın Borçlar Hukuku ve/veya Ticaret Hukuku konusunda nitelikli hesaplama uzmanı bir bilirkişi tarafından yapılabileceği, davacının ticari defterlerinin İstanbul’da olduğu ve bu nedenle incelemenin İstanbul’da yapılarak dosyaya raporun sunulduğu, davacı vekilinin meydana gelen iş kaybı ile mahrum kalınan karın hesaplanması ile sözleşmenin bir başka firma ile yapılmak zorunda kalınması nedeniyle uyuşmazlık bedeli ile günümüz şartlarında yapılacak sözleşme bedeli arasındaki fiyat farkının (bilirkişice emsal sözleşme bedeli ile günümüz şartlarında yapılacak sözleşme bedellerinin kıyaslanarak )hesaplanması taleplerinin mevcut olduğu, iş kaybı ile mahrum kalınan karın hesaplanması için davacının, bu işin davalı tarafca bitirilip teslim edilmemesi nedeniyle hangi iş ve müşterileri kaybettiği, bu iş ile bağlantılı hangi sözleşmelerinin olduğu bu sözleşme bedellerinin ne olduğu, bu işten önce devam eden ve bu işin teslim edilmemesi nedeniyle davacı ile çalışmayan müşterilerinin olup olmadığı konularının incelenmesinin gerektiği, bu incelemelerin de davacının ticari defterleri ile dayanak belgeleri üzerinde yapmak ve ona göre bir sonuca ulaşmanın mümkün olduğu, sözleşmenin bir başka firma ile yapıldığı, uyuşmazlık konusu sözleşme bedeli ile günümüz şartlarında yapılacak sözleşme bedeli arasındaki fiyat farkının hesaplanması da istenilmiş olup bu konu da yine davacının ticari defterlerinden tespit edilecek bir husus olduğu , şöyle ki sözleşme başka bir firma ile yapıldıysa davacı ile sözleşme yapılan şirket arasında bir faturalaşma söz konusu olacağından defterlere nasıl yansıdığı ticari defterlerden tespit edilebileceğinden yine davacı defterleri ve dayanağı belgeleri üzerinde inceleme yapmak gerektiği görüş ve kanaatine varıldığı ayırıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Mahkememizin 31/10/2023 tarihli celsesinde; davacı vekiline 6100 sayılı yasanın 31.maddesi gereğince dava dilekçesinin talep sonucu kısmında yer alan ön ödeme, cezai şart ve sözleşmenin ifa edilmemesinden kaynaklı olarak uğranılan zarar istemine ilişkin hangi alacak yönünden ne istemde bulunduğu açıklaması için 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde talep sonucunun 6100 sayılı yasanın 119/1-ğ maddesi gereğince değerlendirileceğinin ihtarına karar verilmiş, davacı vekili Mahkememize verdiği 13/11/2023 tarihli dilekçesinde; sözleşme şartlarının karşı tarafça yerine getirilmemiş olması ve bu durumun da dosyada mübrez bilirkişi raporları ile de tespit edilmiş olması sebebiyle müvekkilince ön ödeme adı altında yapılan 31.500,00-TL’nin davalıdan tahsiline, cezai şartın tespitinin sağlanması amacıyla sözleşme tarihi, cezai şart miktarı ve gecikilen gün göz önüne alınarak davalıca ödenmesi gereken cezai şart miktarının uzman bilirkişice hesaplanmasına, yazılım şirketlerine müzekkere yazılarak emsal sözleşme bedeli talep edilmesi ve bu bedel üzerinden iki sözleşme bedeli arasındaki farkın davalıca ödenmesine, kabulü mümkün değil ise dosyada bulunan emsal sözleşme bedeli olan 60.000,00-USD üzerinden bu hesabın yapılmasına, varsayımsal bir hesaba dayanan müvekkilinin mahrum kaldığı karın hesaplanması için yine dosyanın bilirkişiye tevdiine karar verilmesini talep etmiş , Mahkememizin 20/02/2024 tarihli celsesinde ; cezai şart tazminatı istemi ve kar mahrumiyeti tazminatı istemi için talep sonucunun dava dilekçesinde ve 13.11.2023 tarihli beyan dilekçesinde yine açıklanmadığı görülmekle, cezai şart tazminatı istemi ve kar mahrumiyeti tazminatı açısından ne miktarda (parasal olarak) talepte bulunduğu açık bir şekilde bildirmesi için 31.10.2023 tarihli celsede verilen 1 nolu ara karar da dikkate alınmak suretiyle 6100 sayılı yasanın 119/1-ğ ve 119/2 maddesi gereğince davacı vekiline 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde cezai şart tazminatı istemi ve kar mahrumiyeti tazminatı isteminde bulunulmamış sayılacağının ihtarına, (ihtaratın duruşma zaptının tebliğ ile yapılmasına, )karar verilmiş, davacı vekili Mahkememize verdiği 04.03.2024 tarihli dilekçesinde ; sözleşme şartlarının karşı tarafça yerine getirilmemiş olması ve bu durumun da dosyada mübrez bilirkişi raporları ile de tespit edilmiş olması sebebiyle müvekkilce ön ödeme adı altında yapılan 31.500,00-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, cezai şart miktarı olan 44.000,00-TL dava tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, müvekkilinin mahrum kalmış olduğu kar/uğradığı zarar olan (şimdilik, bilirkişi hesaplaması akabinde ıslah edilmek üzere) 600.000,00-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yazılım şirketlerine müzekkere yazılarak emsal sözleşme bedeli talep edilmesi ve bu bedel üzerinden iki sözleşme bedeli arasındaki farkın davalıca ödenmesine, kabulü mümkün değil ise dosyada bulunan emsal sözleşme bedeli üzerinden bu hesabın yapılmasına ve elde edilecek sonucun davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafça bildirilen değer üzerinden eksik harç tamamlattırılarak dosya heyete tevdi edilmiş, yargılamaya heyetçe devam olunmuştur.
Mahkememizin 20/06/2023 tarihli ara kararı doğrultusunda bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmesine rağmen ek raporun yalnızca SMMM bilirkişiden alındığı anlaşıldığından ara kararı doğrultusunda heyetçe düzenlenip imzalanacak ek raporun sunulması için dosyanın yeniden bilirkişi heyetine tevdine karar verilmiş, alınan 30/01/2025 tarihli bilirkişi heyet ek raporunda; dava konusu yazılıma tarafların itirazları incelendiğinde kök rapordaki yüzdenin
değişmediği ve %27,17 oranında tamamlanmış olduğu
sonuç ve kanaatine varıldığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Rapor düzenleyen bilirkişi heyetine nitelikli hesaplama uzmanı bilirkişi eklenerek tarafların tüm itirazları ile davacı tarafça yapılan fesih işleminin haklı olup olmadığı, davacının cezai şart ve tazminat isteminin yerinde olup olmadığı, yerinde ise talep edilebilecek cezai şart ve tazminat miktarı ile cezai şart talebi haklı ise hesaplanan ceza şartın davalı şirketin iktisaden mahvına sebep olup olmayacağı konusunda dosya ve davalı şirket kayıt ve belgeleri incelenerek ek rapor düzenlenmesi istenilmiş, alınan 29/04/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davacı taraf davasında sözleşmeyi haklı feshettiğini iddia ederek cezai şart, kar kaybı ve sözleşmenin başka bir firma ile yeniden yapılmak durumunda kalınması
dolayısıyla fiyat farkı talebinde bulunduğu, taraflar arasındaki cezai şart ifaya bağlı cezai şart olarak gözükmekte olup, sözleşme feshedildiği, sözleşmede vade ile
fesih arasında beklenmesi kararlaştırılmış, cezai şart talep edilebilecek bir mehil de
belirlenmediği, bu bakımdan ifaya bağlı cezai şart hesap edilebilecek bir süre tespiti
yapılamadığı, davacının kar kaybı talebi bakımından, kesinti yöntemi kullanılarak hesaplama
yapılabilecek ise de, dava konusu yazılım altyapısı modifikasyon, geliştirme, işinin,
pazarlama ve dolayısıyla satış ile nihayetinde karlılığa etkisi bakımından, yukarıda
Teknik bilirkişinin arzettiği üzere yoksun kalınan karın tespiti için “davacının
rakiplerinin analiz edilerek rakip analizi ve SWOT analizi olarak gerçekleştirilerek
davacı tarafından planlamalarında bulunan anketlerle desteklenmiş öngörü
çalışmaları olarak yapılmış olması gerektiği, davacının alanına uzman kişilerce böyle
bir planlamanın doğruluğunun incelenmesi gerektiği değerlendirildiği , bu planlama sonucunda davacının belli bir döneme dair olarak olarak karını ne kadar
arttıracağı ve rakiplerinin bu süre boyunca ne kadar pazar payını davacıdan
alındığının incelenmesi sonucunda davacının potansiyel kardan zararının tespiti
mümkün olabileceği yine, sözleşmenin geçerliliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının
kaçırılması dolayısıyla uğranılan zarar kapsamında, şimdi aynı işin daha fazla bedelle
yapılması iddiasının, varsayımsal olmaması, ciddi olması da gerektiği, bu halde işin teslim edilmesi gereken tarih 06.04.2020 günü olup, 11,5 aylık sürenin
içinde 8 ay üretim süresi dışında 3,5 aylık daha sözleşme sonuna kadar yeni
sözleşme imzalanması gerekmesi sebebiyle yeni sözleşmenin 2020 yılı Temmuz Ayı
içinde imzalanması gerektiği, dolayısıyla , menfi zarar kapsamında sözleşmenin bir
başka firma ile yeniden yapılmak zorunda kalınması dolayısıyla yeniden yapılacak
sözleşme bedeli ile mevcut sözleşme bedeli arasındaki fark bakımından 2020 yılı Temmuz ayında yeniden yapılabilecek bir sözleşmenin esas alınması halinde yeni
sözleşme bedelinin 96.000-TL olabileceği dolayısıyla menfi zararın olmadığının görüldüğü ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir,
Alınan son rapora da taraflarca itiraz edildiğinden taraf itirazlarının değerlendirilmesi ve ayrıca yeni bir sözleşme yapılması için gerekli masraflardaki ana rapor ve kök rapordaki çelişkinin giderilmesi yönünde bilirkişi kurulundan yeniden ek rapor alınmasına karar verilmiş, alınan 12/08/2025 havale tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda; zarara esas dönem ve buna bağlı zarar bakımından yapılabilen tespitlerin rapor
içeriğinde gerekçeleri ile açıklanmış olup, gerekçeleri daha da açık belirtildiği üzere önceki
rapordaki tespit ve değerlendirmelerde bir değişiklik bulunmamalığı ayrıntılı ve gerekçeli olarak belirtilmiştir.
Toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; davacı tarafça taraflar arasında imza altına alınan sözleşmenin haklı sebebler ile feshedildiğinden bahisle sözleşme nedeni ile yapılan ön ödemenin, sözleşme ile belirlenen cezai şartın, meydana gelen iş kaybının ve mahrum kalınan karın ve sözleşmenin bir başka firma ile tekrar yapılacak zorunda kalınması nedeni ile uyuşmazlık konusu sözleşme bedeli ile günümüz şartlarında yapılacak sözleşme bedeli arasındaki fiyat farkının temerrüt tarihinden işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesine yönelik olarak davalı hakkında Mahkememize dava açıldığı ,
Davacı ile davalı arasında 10.12.2019 tarihinde “Taraflarca Belirlenen Ücret Karşılığında Web Tabanlı Yazılım Uygulamalar Topluluğunun Çalışır Hale Getirilmesi ile İlgili Ürün ve Hizmetlerin Sağlanması” konulu sözleşme akdedildiği, sözleşmenin TBK 470 vd maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi niteliğinde olduğu , sözleşmenin “Tarafların Hak ve Yükümlülükleri” başlıklı 3. Maddesinin 2. Fıkrasında davalı yanın iş teslim yükümlülüğünün ödemenin % 30’unun peşinat olarak yapılmasından sonra başlayacağının belirtildiği , söz konusu ön koşul gereğince davacı tarafça sözleşme bedeli olarak belirlenen 105.000,00 TL nin % 30’u olan 31.500,00-TL nin 17.12.2019 tarihinde davalı şirket hesabına gönderildiği, sözleşmenin 3. Maddesinde işin teslim süresinin 110 iş günü olarak belirlendiği ve işin tesliminde gecikme yaşanması halinde davalı şirketçe gecikmenin yaşandığı hafta başına 500,00-TL tazminat ödenmesinin taahhüt edildiği ,
Bilirkişi kurulu rapor ve ek raporlarında belirtildiği üzere dava konusu yazılımın taraflar arasındaki sözleşmedeki maddeler incelendiğinde
(Tablo-1) davacının davalı adına yapması gereken edimlerin Tablo-4 içerisinde
görülen oranlar kabul edildiğinde %27,17’lik kısmının tamamlandığı,
dava konusu yazılımın mevcut halinin davacı tarafından kabul edilmesinin beklenmeyeceği ve davacı tarafça yapılan fesih işleminin haklı fesih niteliğinde bulunduğu,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ' nun " Seçimlik haklar " başlıklı 125. Maddesinde " Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir.
Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.
Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir." düzenlemesinin bulunduğu,
Davacı tarafça sözleşmeden dönme hakkı kullanıldığından ve borçlunun kusurlu olması sebebiyle menfi- olumsuz yani sözleşme yapılmamış olsa idi uğranılmayacak zararın talep edilebileceği ancak ifa edilmemeden doğan müspet zararların istenemeyeceği,
Davacının yapılan ön ödemenin iadesi talebi yönünden TBK 125/3 maddesinde kapsamında davacının daha önce ifa ettiği ödeme miktarı olan 31.500,00-TL’ yi talep edebileceği ve söz konusu talebinin kabulünün gerektiği,
Davacının cezai şart talebi yönünden ; cezai şartın sözleşmenin 3.2 maddesinde düzenlendiği ve davalı şirket kaynaklı gecikmeler dolayısıyla hafta başına 500-TL tazminat ödeneceğinin belirtildiği, sözleşmedeki düzenleme göz önüne alındığında talep edilen cezai şartın TBK 179/2 maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezai şart niteliğinde olduğu ve sözleşmenin feshi halinde talep edilemeyeceği, davacı tarafça sözleşmenin ifasından vaz geçilerek sözleşmeden dönüldüğü, sözleşme feshedildiği için davacının cezai şart talebinin kabul edilemeyeceği,
Davacı tarafın mahrum kalınan kar bedeli talebi yönünden kar kaybı talebinin müspet zarar kapsamında kaldığı ve davacı tarafça sözleşmeden dönülmüş olması sebebiyle kar kaybının talep edilemeyeceği, davacının kar kaybı talebinin de reddinin gerektiği,
Davacının sözleşmenin bir başka firma ile tekrar yapılacak zorunda kalınması nedeni ile uyuşmazlık konusu sözleşme bedeli ile günümüz şartlarında yapılacak sözleşme bedeli arasındaki fiyat farkı talebinin menfi zarar kapsamında kaldığı ancak bilirkişi kurulu raporlarında belirtildiği üzere menfi zarar kapsamında sözleşmenin bir
başka firma ile yeniden yapılmak zorunda kalınması dolayısıyla yeniden yapılacak
sözleşme bedeli ile mevcut sözleşme bedeli arasındaki fark bakımından 2020 yılı Temmuz ayında yeniden yapılabilecek bir sözleşmenin esas alınması halinde yeni
sözleşme bedelinin 96.000-TL olabileceği dolayısıyla bu kalem yönünden davacının menfi zararın olmadığı ve söz konusu talebin de reddinin gerektiği incelenen tüm dosya kapsamı ile anlaşılmış , davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacı tarafça yapılan ön ödeme bedeli olan 31.500,00 TL nin dava tarihi olan 22/02/2022 itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Fazlaya ilişkin isteğin REDDİNE;
2-Peşin alınan harç fazla olduğundan 9.384,10-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacı tarafa iadesine ,
3-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. Hükümlerine göre hesap ve takdir edilen 30.000,00 TLvekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden davanın niteliği göz önüne alınarak AAÜT 'nün 13/4 maddesine göre hesap edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 31 davetiye bedeli 354,00-TL, Posta masrafı 40,75 TL, Bilirkişi ücreti 2.250,00 TL olmak üzere toplam 2.644,75 TL yargılama giderinin red ve kabule göre 123,33 TL lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan bölümünün davacı üzerinde bırakılmasına,
Davacı tarafça yapılan 11.628,06 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 76,00 TL lik bölümünün davalıdan 1.484,00 TL lik bölümünün davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
Dair tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ...'in yüzlerine karşı, açıkça okunup, usulen anlatıldı.
09/10/2025
Başkan ...
E-imzalıdır
Üye ...
E-imzalıdır
Üye...
E-imzalıdır
Katip ...
E-imzalıdır