T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/588 Esas
KARAR NO : 2023/341
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 29/07/2022
KARAR TARİHİ : 10/05/2023
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya 13.10.2021 tarihinde ... Parlatma taşı teklifi verdiği ve davalının da whatsapp üzerinden onay vererek malları satın almak istediğini ilettiği, müvekkilinin de bu malları yurt dışından ithal ederek 07.02.2022 tarihinde 3.308,65 TL lik fatura keserek davalıya gönderdiği, ancak davalının teslim aldığı malların ücretlerini ödemediği, bunun üzerine müvekkilinin borçlu-davalı aleyhine İzmir ...İcra müdürlüğünün ... esas sayılı dosya üzerinden icra takibi başlattığı, davalının takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dairesinin ve mahkemenin yetkisiz olduğu, yetkili mahkeme ve icra dairelerinin Ankara olduğu, davacı şirket çalışanı ...'in müvekkili işyerine gelerek davacı şirketin elmas kesme taşları sattığını belirttiği, müvekkilin de elmas kesme taşı ihtiyacı olmadığı onun yerine parlatma taşı ihtiyacı olduğunun belirttiği, bir müddet sonra davacı şirket tarafından 13.10.2021 tarihinde bir teklif formu gönderildiği, müvekkilin de üretmiş olduğu makina bıçaklarını parlatma işinde kullanmak üzere Trolit parlatma taşı teklifini kabul ettiği, müvekkilin istediği söz konusu taşların göbek çaplarının standart olduğu, özel üretim olmadığı, söz konusu mallara ait faturanın 10.02.2022 tarihinde müvekkile ulaştığı, aynı gün taşların yanlış geldiğinin telefon ile davacıya bildirildiği, davacının yönlendirmesi ile yaptığı denemelerde bıçaklardan talaş kaldırdığı, pürüzlü yüzey çıkartması sebebiyle doğru parlatma işlemi yapmadığını, gelen bu taşların müvekkilinin kullanmasının mümkün olmadığından gelen faturaya karşılık yasal süresi içerisinde iade faturası düzenleyerek dava konusu malları 24 saat içerisinde davacı şirkete geri gönderdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
DELİLLER:
-Teklif formu, fatura,
-İzmir...cra Dairesinin ...esas sayılı dosya sureti,
-Ankara Ticaret Odasının 31/10/2022 tarihli yazısı ve eki,
-Ankara Vergi Dairesinin 02/11/2022 tarihli yazısı ve eki,
-Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odasının 18/11/2022 tarihli yazısı ve eki,
-Bilirkişi ...'ın 01/02/2023 tarihli kök ve 04/04/2023 tarihli ek bilirkişi raporu.
Mahkememizce taraf tanıklarının dinlenilmesi için mahal mahkemelerine talimat yazıldığı, davalı tanığı ...'in 24/02/2023 tarihinde talimat yolunda alınan beyanında, " BLT kesici takımlar isimli firmada çalışıyorum, firmanın sahibi benimde patronum olan ... parlatma taşı bulduğunu parlatma taşı ile ilgili birileri ile anlaşma yaptığını taşın geleceğini söyledi ,zira bu taş zor bulunan bir taştı bir süre sonra 2 adet taş geldi . Ancak taşı açıp baktığımızda renklerin uyuşmadığını gördük, yinede denemek istedik taşlarla çalışma yaptığımızda istediğimiz randımanı alamadık taşlardan kıvılcıklar çıktı oysa bizim çalıştığımız taştan kıvılcım çıkmaması gerekiyordu bunun üzerine patronum karşı tarafla konuşup taşların ayıplı olduğunu söyledi ve kargoyla göndereceğini bildirdi, daha sonrada patronum taşları kargoyu verip taşları iade etti. " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizce taraf tanıklarının dinlenilmesi için mahal mahkemelerine talimat yazıldığı, davacı tanığı ...'nın 21/03/2023 tarihinde talimat yolu ile alınan beyanında" ben davacı şirkette satış personeli olarak çalışıyorum, davalı, davacı şirketten özel ölçülerde trolit parlatma taşı talep etmiştir, bu taş her firmaya özel ölçülerde üretilen bir taştır, biz de davalının özel ölçüde sipariş ettiği bu taşı yurt dışından bir firmaya ürettirdik ve yurt dışından getirttik, daha sonra davalıya teslim ettik, tam olarak hatırlamıyorum ancak teslim tarihinden itibaren 1-2 hafta içerisinde davalı taraf bizi aradı ve trolit parlatma taşından memnun olmadıklarını bize bildirdiler, davalı taraf bizden, bizim başka firmalara sattığımız taşı bildirerek o taşın aynısından istediğini söylemişti, bizde davalının istediği ölçüde ve nitelikte bir taşı yaptırdık, diğer firmalarda herhangi bir sorun olmamıştır, trolit parlatma taşında talaş ve kıvılcımlar çıkması işlemini görmediğim için net bir şey söyleyemeyeceğim, ancak tahminimce bir yerden kıvılcım çıkması ordan bir şey koparıldığı anlamına gelir, davalı taraf daha sonra bu trolit parlatma taşını bize iade etmek için gönderdi, ancak davacı şirket kabul etmedi, taşın şuan nerede olduğunu bilemiyorum, ödeme de yapmadı, ben davalı bizi arayıp taştan memnun olmadığını söyledikten sonra birkaç kez davalı taraf ile görüştüm, anlaşmak için görüşmeye çalıştım, ama kendilerine ulaşamadım." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Davacı tanığı...'in 21/03/2023 tarihinde talimat yolunda alınan beyanında, "ben davacı şirkette satış müdürü olarak çalışıyorum, davalı, davacı şirketten daha önce bizim başka bir firmaya yaptırdığımız taşın aynısının farklı ölçülerde olan trolit parlatma taşını talep etmiştir, bu taş her firmaya özel ölçülerde üretilen bir taştır, biz de davalının özel ölçüde sipariş ettiği bu taşı yurt dışından bir firmaya ürettirdik ve yurt dışından getirttik, daha sonra davalıya teslim ettik, tam olarak hatırlamıyorum ancak teslim tarihinden itibaren belki 2-3 hafta içerisinde davalı taraf bizi aradı ve trolit parlatma taşından memnun olmadıklarını bize bildirdiler, satış ekibimiz davalı taraf ile birkaç kez bu hususta görüşmüştür, ancak bir neticeye varamadılar, davalı taraf yalnızca malın iadesini talep ediyordu, bu hususta malı bize iade etti, ancak biz kabul etmedik ve geri gönderdik, mal şuan davalı taraftadır, trolit parlatma taşında talaş ve kıvılcımlar çıkması tek başına ürünü beklenen nitelikte olup olmadığını göstermez, parlatma esnasında kıvılcım çıkması ordan bir şey koparıldığı anlamına gelir, zira zaten parlatma işlemi bir aşındırma işlemidir, ürünü bastırmaya göre talaş çıkması da değişir ve talaş çıkarken kıvılcım çıkması doğaldır, satış ekibimizden diğer tanık ... orta yolu bulmak amacıyla davalı taraf ile görüşmek istedi, ancak davalı taraf hiçbir şekilde orta yolu bulmak istemedi, görüşmeleri kabul etmek istemedi. " şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağına istinaden İzmir... İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasında 3.308,56 TL asıl alacak, 75,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.383,60 TL alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 09/05/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 09/05/2022 tarihinde yasal süresi içerisinde yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verildiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını ikame ettiği ve davalının itirazının takibe konu asıl alacak ve ferileri üzerinden iptalini talep ettiği, davacının satım sözleşmesi nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu, davalıya satıma konu malın teslim edildiği, davalının malın bedelini ödemediği, takibe yapılan itirazın haksız olduğunu iddia ettiği, davalının ise mahkememizin yetkisine itiraz ettiği, satıma konu malın ayıplı olduğu, ayıp nedeniyle davalıya malın iade edildiği, sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığı, davacının bu nedenle satım bedelini talep edemeyeceğini savunduğu, taraflar arasında ticari satım ilişkisi bulunduğu ihtilafsız olup, icra dairesi ve mahkememizin yetkili olup olmadığı, davalıya teslim edilen malın ayıplı olup olmadığı ile davalının sözleşmeden dönme hakkını kullanıp kullanamayacağı, davacının bu ilişki kapsamında alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu, takipte talep edilen faiz oranının uygun olup olmadığı ve takibe yapılan itirazın haksız olup olmadığı hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır.
Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari satım sözleşmesinden kaynaklandığı, 2004 sayılı İİK nun 50, 6098 sayılı TBK nun 89 ve 6100 sayılı HMK nun 10 maddeleri uyarınca para alacağına ilişkin uyuşmazlıkta davacının yerleşim yeri olan İzmir İcra Daireleri ile mahkememizin yetkili olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesine ve mahkememizin yetkisine yönelik itirazı reddedilmiştir.
Mahkememizce dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişiden davalı tarafından dava dosyasına sunulan kamera kayıtları da incelenmek suretiyle, dava konusu malda bulunduğu iddia edilen ayıbın tespiti halinde kimden kaynaklandığının teknik verilere göre belirlenmesi, malın misli ile değiştirilip değiştirilemeyeceği, ayıplı olduğunun tespiti halinde malın değerinin ne olduğu, tamiri mümkün ise tamir bedelinin hesaplanması, sözleşmeye dayalı edimlerin ifa edilip edilmediği, varsa alacak miktarının hesaplanması, ayıplı teslim söz konusu ise malın ayıplı hali ile teslimi sebebiyle oluşan bir zarar bulunup bulunmadığı, varsa miktarının tespiti, ayıbın basit bir inceleme ile tespitinin olanaklı olup olmadığı, ayıbın saptanması için malın kullanımının gerekli olup olmadığı hususlarında rapor düzenlenmesinin istenildiği, bilirkişinin 01/02/2023 tarihli raporunda, parlatma işlemi polisaj ve hassas parlatma işi olup,bu işlemler sadece bitirme (son işlem) operasyonları olduğunun,bu parlatma işleminde kullanılacak taşların pürüzsüz bir yüzey elde etmek için küçük tane boyutu ve yumuşak sınıf taş kullanılarak yüzeyin parlatılarak ürünün sol halinin verilmesi gereken ürünler olduğu, davacı tarafın”... ürün kodlu, ... marka,2 ad.l 250x25x25,4 A46- BEL6 ürün, 2 ad.birim fiyatı 94,78 Euro'dan KDV dahil 3.308,05 TL fatura ile davalıya satış yaptığı, davacı şirketin ithal ettiği ve davalıya göndermiş olduğu parlatma taşlarının bıçak yüzeyi parlatmadığı, yüzeyde pürüzler ve deformasyon yapması ile bıçak yüzeyini kalitesinin düşük olmasına sebebiyet vereceğinden gelen taşın bu parlatma işlemi için uygun bir ürün olamayacağı, davacının... ürün kodlu, ... marka, l 250x25x25,4 A46-BE16 bu parlatma taşının parlatma işlemi yapamayacağı, üründe ayıptan ziyade bu parlatma işleminde kullanılamayacağı, davacının tarafların görüşmesine göre gelen parlatma taşının davalının yapacağı bıçak parlatma yüzey işlemi için gerekli taşı temin edemeyerek edinimi yerine getiremediği, gelen bu taşların başka bir çalışma metodu ile yapılacak yüzey taşlamasında kullanılacak bir ürün olup, parlatma taşı olarak kullanılamayacağı taşlama makinasına taşın bağlanarak bıçak yüzeyinde parlatma işlemi için bir defaya mahsus kullanılmak suretiyle taşın bıçak yüzeyindeki yapmış olduğu işlemin görülebileceği, taşın kullanılmadan yüzeydeki durumun görülmesinin mümkün olamayacağı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, davacının itirazı üzerine mahkememizce bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek davacının itirazlarını karşılar ek rapor alınmasının istenildiği, bilirkişinin 04/04/2023 tarihli ek raporunda, taş yüzeyinin çok daha parlak ve aşındırmadan ziyade yüzey pürüzlerini giderecek bir taş yüzeyi olması gerekirken dava konusu taşların daha çok aşındırıcı özelliğe sahip olduğu, parlatma özelliğinde olmadığı, kök rapordaki görüşlerinde herhangi bir değişiklik bulunmadığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.
Davalının davacı şirketten parlatma taşı sipariş ettiği, davacının 10/02/2022 tarihinde davalıya 2 adet parlatma taşı teslim ettiği, parlatma taşlarının davalı tarafından davacıya 11/02/2022 tarihinde iade edildiği, davacının davalı tarafından satım bedelinin ödenmesi gerektiği iddiası ile iş bu davaya konu takibi başlattığı, mahkememizce taraf tanıklarının dinlenildiği, satım konusu mal üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, malın davalı tarafından davacıya iade edildiği hususunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafından dava konusu ürünlerin sipariş üzerine üretilen özel ürünler olduğu ve iade edilemeyeceği, davalının dönme hakkını kullanamayacağı ileri sürülmüş ise de dosya kapsamına göre satıma konu malın standart ölçülerde bir ürün olduğu, ürünün sipariş üzerine üretilmesinin bu malların niteliği üzerinde bir etkisinin bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın TBK'nun satım sözleşmesi hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiği, mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşların parlatma özelliğinin bulunmadığı, bu durumun söz konusu taşların kullanılması ile anlaşılabileceği, bu haliyle davacı satıcı tarafından davalı alıcıya bildirilen niteliklerin satılan malda bulunmaması nedeniyle davacı tarafından davalıya yapılan teslimin gizli ayıplı olduğu, ayıbın süresi içerisinde davacıya bildirildiği, ayıp halinde davalı alıcının TBK'nun 227.maddesi uyarınca seçimlik haklarını kullanabileceği, somut olayda davalının satıma konu malı davacı satıcıya iade ederek sözleşmeden dönme hakkını kullandığı, davalının yürüttüğü mesleki faaliyet ile teslim edilen malların niteliğine göre mevcut durumun davalı alıcıyı haklı gösterdiği, davacı satıcının satılanın onarılması veya satış bedelinden indirilmesi talebinde bulunamayacağı, davacı satıcı tarafından davalı alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzeri hemen verilmek suretiyle seçimlik hakların kullanılması önlenmediğinden davalının sözleşmeden dönme hakkını kullanmasının yerinde olduğu, bu nedenle davacı satıcının satım bedeline hak kazanmadığı ve takibe konu alacağı davalıdan istemesinde haksız olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği ve davalı tarafından davacının kötüniyetli olduğunun ispatlanmadığı, davalının kötüniyet tazminatı talebinin yasal şartlarının oluşmadığı, mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın REDDİNE,
2-Davalı vekilinin kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 179,90 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
4-Mahkememizce bu yargılama nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 3.383,60 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ...sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. maddesi uyarınca davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 341 vd. Maddeleri uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/05/2023
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA