T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/605
KARAR NO : 2025/599
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 05/08/2022
KARAR TARİHİ : 18/07/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, temizlik malzemeleri sektöründe toptan satış yapan bir şahıs şirketi olduğunu, kendi bünyesinde satış yaptığı gibi toptan alınan malı davalı gibi kafelere, restoranlara, otellere vb birçok firmaya sattığını, davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde satılan ürünlere binaen düzenlenen faturalara konu açık cari borcun davalıca ödenmesi gerekirken, davalı ödeme yapmadığını, ülke ekonomisi ve enflasyon göz önünde bulundurulduğunda; davacı müvekkil şirket, davalı şirketin temerrüde düşmesi nedeniyle maruz kaldığı alacak bakiyesini davalıdan talep etmiş ancak bugüne kadar müvekkile herhangi bir ödeme yapılmadığını, açık cari hesap bakiyesi olan 24.847,27 TL alacak bakiyesi ile birlikte ticari işten kaynaklı %15,75 oranlı yıllık Reeskont Avans Faiziyle tahsili amacıyla 10.05.2022 tarihinde genel haciz yoluyla icra takibi yapılmış; davalı şirket 12.05.2022 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, davalının, icra takip dosyasına sunduğumuz cari hesap dolayısıyla müvekkilimize borcu bulunduğunu, davalı, itirazında söz konusu alacağa ilişkin müvekkil şirkete hiçbir borcu bulunmadığından bahisle borca itiraz ettiğini, ancak icra takip dosyasına yaptığı itirazında gönderilen cari bakiyeye ilişkin herhangi bir açıklama getirmediğini ve ödeme belgesi de sunmadığını, davalı, müvekkile ek olarak işbu dava dilekçesiyle sunduğumuz faturalardan dolayı borçlu olduğunu, itirazın mesnetsiz ve haksız olduğunu, müvekkil şirketinin işbu alacak bakiyesinden dolayı mağdur olduğunu beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davalı ...nin adresinin Tire de olduğunu, Davaya konu takip de Tire İcra Müdürlüğünde açıldığını, bu nedenlerle yetkili mahkeme (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Tire Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaları kabul etmediklerini, takibe konu cari hesap ...'a ait ... çek numaralı, 30.05.2022 keşide tarihli, 25.000,00 TL tutarlı vadeli çek ile ödendiğini, bu konuda e-dekont ekte olup, çek ödemesinin bankadan sorulmasını talep edildiği, müvekkil şirketin davacı tarafa borcu bulunmadığını, dilekçe ekinde sunulu davacı tarafa ait tahsilat makbuzlarından ve davacı tarafça sunulan cari hesap eksresinden ödemelerin vadeli çek ile yapıldığı belli olduğu, davaya konu cari hesap bakiyesi de yukarıda belirttiğimiz vadeli çek ile ödendiğini, vadeli olarak kesilmiş olan çekin ödeme tarihi gelmeden takip yapıldığından takip ve işbu dava kötü niyetli olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
SMMM...'un 15/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporunda; Davalı tarafından davacı tarafa icra takip tarihinden sonra dava tarihinden önce ödenmiş olan bu çek bedelinin, davacı tarafın davalı taraftan olan cari hesap bakiye alacağı olan 23.828,17 TL.ye mahsup edilmesi halinde, davacı taraf, davalı tarafa 1.171,83 TL. tutarında borçlu olacağını, davacı taraf vekili tarafından 17/11/2023 tarihli itiraz dilekçesi ekinde sunulmuş olan belgelere göre; davalı tarafa ait cari Hesabında dava tarihinden sonra 21.10.2022 tarihinde zayi oldukları için T.C.Bakırköy... Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/10/2022 tarihli... Karar sayılı ilamı gereğince iptal edilmiş olan 2 adet 45.000,00 TL. tutarındaki çeklerin, davacı tarafın ticari defterlerinde; kayıtlı bulunduğu ve Tire İcra Dairesi Müdürtüğünde ... Esas Nolu dosyada başlatılmış olan icra takibine dayanak alındığı, bu çeklerin aynı zamanda, davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı bulunmadıkları tespit edilmiş olmakla, Sayın Mahkemenin takdirinde ve değerlendirilmesinde olmak üzere; Tire İcra Dairesi Müdürlüğünde... Esas Nolu dosyada başlatılmış olan icra takibine dayanak alınmış olan bu çeklerin davalı tarafından hiç ödenmemiş olması halinde; Davacı tarafın davalı taraftan 21/10/2022 tarihi itibarıyla; cari Hesaptan dolayı 43.828,17 TL. tutarında alacaklı olacağı, aksi takdirde davacı tarafında davalı tarafa 21.10.2022 tarihi itibarıyla cari hesaptan dolayı 1.171,83 TL tutarında borçlu olacağı tespit edilmiştir.
6100 sayılı yasanın 222. Maddesi aşağıdaki şekildedir.
"Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması
MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır."
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Ayrıca Yargıtay... HD...ldiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, her iki tarafından ticari defter ve kayıtlarının yasal şartlara haiz olmadığı, bu doğrultuda her iki taraf açısından da delil niteliğini haiz olmadığı, hüküm açısından dikkate alınamayacağı, kaldı ki bilirkişi raporunda her ne kadar 59.000,00 TL lik bir çek ödemelerinden bahsedilmiş ise de iddia edilen ve bilirkişi raporunda işaret edilen bu ödemelerin dava tarihinden sonrasına ait olduğu, bu durumda mahkememizce dikkate alınmasının mümkün olmadığı, bu haliyle davacı defterlerine göre 23.828,17 TL lik bir bakiye alacağın kalmış olacağı, ayrıca davacı tarafın defterlerinde yer almayan 25.000 TL lik bir çekinde davacı tarafça icra takibinden sonra dava tarihinden önce ödenmiş olduğu, bu haliyle davacının alacağının kalmadığı, bu hususunda bilirkişi 2.ek raporu ile sabit olduğu, davalı tarafın defterlerinin hiç kayıt içermemesi sebebiyle dikkate alınamayacağı ancak dava dilekçesinde yemin deliline başvurulduğu, yemin için davacının yemin metnini hazırlayıp sunduğu, davalı şirket yetkilisinin ölmüş olduğu, bu sebeple yemini eda etmenin mümkün olmadığı, şu aşamada davanın ispat edilemediği anlaşılmakla, davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-)Davanın REDDİNE,
2-)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafça yatırılan 297,63 TL peşin harçtan mahsubu ile 317,77 TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
3-)Mahkememiz dosyasında yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde BIRAKILMASINA,
4-)Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 24.847,27 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-)1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
6-)Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, 6100 sayılı yasanın 343. ve 345. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize yahut mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile istinaf yasa yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/07/2025
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır