T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/679
KARAR NO : 2025/47
DAVA : İtirazın İptali
DAVA TARİHİ : 06/09/2022
KARAR TARİHİ : 21/01/2025
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARI
Davacı, davalı ile yapılan beton kesimi ve karot delimi işlemi için yapılan sözleşmenin davalı tarafından ihlal edildiğini iddia etmektedir. Davacı, işin tamamlanmasına rağmen davalının ödeme yapmadığını belirtmektedir. Davacı, sözleşmede belirtilen ödeme şartlarına uygun olarak işin tamamlanmasının ardından ödeme talep ettiğini, ancak davalının bu ödemeyi yapmadığını iddia etmektedir. Davacı, davalının ödeme yapmama gerekçesinin haksız olduğunu savunmaktadır. Davacı, davalının ödeme yapmaması nedeniyle maddi zarara uğradığını, davalının, aleyhine başlatılan icra takibine karşı yasal süresi içerisinde itiraz ettiğini, bundan dolayı itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir. Davacı, davalının ödeme yapmama sebebini, davacının çalışanının davalıya ait hurdaları çalması olarak gösterdiğini belirtmektedir. Davacı, hurdaları çaldığı iddia edilen çalışanın iş akdinin, bu hususun kendisine bildirildiği gün feshedildiğini belirtmektedir. Davacı, yapılan iş karşılığında davalıya 38.024,79 TL tutarlı bir fatura düzenlediklerini ve davalı tarafın bu faturayı süresinden sonra iade ettiğini beyan etmektedir. Davacı, iade edilen faturayı noter kanalı ile davalıya geri iade ettiğini ve davalının yapılan işlere dair fatura bedelini ödemediğini ifade etmektedir.
DAVALININ SAVUNMALARI
Davalı, yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu savunmaktadır. Davalı, dava konusu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını belirtmektedir. Davalı, iade faturasının davacı tarafça kabul edildiğini ifade etmektedir. Davalı, davacı çalışanı ola...nın davalı şirkete ait olan bir kısım eşyaları çaldığını iddia etmektedir. Davalı, davacı çalışanının verdiği zarardan davacının sorumlu olduğunu savunmaktadır. Davalı, davacıya dava konusu alacaktan ötürü bir borçlarının olmadığını belirtmektedir.
TARAFLARIN ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR
Davacı, işin tamamlanmasına rağmen davalının ödeme yapmadığını belirtmektedir. Davalı ise bu iddiayı kabul etmemekte ve ödeme yapmama gerekçesinin haklı olduğunu savunmaktadır. Davacı, davalının ödeme yapmaması nedeniyle maddi zarara uğradığını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmektedir. Davalı ise davacıya dava konusu alacaktan ötürü bir borçlarının olmadığını belirtmektedir. Davacı, yapılan iş karşılığında düzenlenen faturanın süresinden sonra iade edildiğini ve noter kanalı ile geri iade edildiğini belirtmektedir. Davalı ise iade faturasının davacı tarafça kabul edildiğini ifade etmektedir. Davacı, davalının ödeme yapmama sebebini, davacının çalışanının davalıya ait hurdaları çalması olarak gösterdiğini belirtmektedir. Davalı ise bu iddiayı kabul etmekte ve davacı çalışanının verdiği zarardan davacının sorumlu olduğunu savunmaktadır. Davalı, yetkili mahkemenin Ankara Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu savunmaktadır. Davalı, dava konusu edilen alacağın zamanaşımına uğradığını belirtmektedir. Davacı ise bu hususu kabul etmemektedir.
TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI HUSUSLAR
Davacı ve davalı arasında beton kesimi ve karot delimi işlemi için bir sözleşme yapıldığı ve davacının çalışanının, davalıya ait hurdaları çaldığı iddiası üzerine iş akdinin feshedildiği konusunda her iki taraf da hemfikirdir.
TOPLANAN DELİLLER
İzmir Arabuluculuk Bürosu ...büro dosya numaralı dosyasında yer alan taraflarının mahkememiz dosyasının tarafları olduğu başvuru konusunun İzmir... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemi olduğu elektronik imzalı arabuluculuk anlaşamama son tutanağı dava dilekçesi ekinde sunulmuştur.
... numaralı, ... numaralı 38.024,79 TL bedelli faturalar dava dilekçesi ekinde sunulmuştur.
Karşıyaka...Noterliği 24.06.2022 tarihli... yevmiye numaralı ihtarname dava dilekçesi ekinde tebliğ tebellüğ evrakı ve birlikte sunulmuştur. İhtarname içeriği incelendiğinde, davacı tarafın, davalı tarafın düzenlediği ve davacı tarafa gönderdiği iade faturasının kabul edilmediği ve yasal unsurları taşımadığı bu sebeple iade faturasını iade ettiklerini,...numaralı 38.024,79 TL bedelli faturanın ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde ödenmesini talep ettikleri görülmüştür.
Tarafların ticari defter ve kayıtları, BA-BS formları ve her iki tarafın ticari kayıtları incelenerek düzenlenen bilirkişi raporları dosyamız için alınmıştır. yapılan bilirkişi incelemelerinde; davalının ... numaralı 38.024,79 TL bedelli faturaya süresinde itiraz etmediği, davalı tarafın düzenlediği iade faturasının şekil şartlarını taşımadığının tespit edildiği, ayrıca izin almadan hurdaların alınması olayı ile ilgili davalı tarafın kayıtlarında herhangi bir zarar tespiti yahut buna ilişkin bir evrakın bulunmadığı, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının yasanın aradığı şartlara uygun nitelikte tutulduğu ve sahibi lehine delil olma özelliklerini taşıdığı, taraflar arasında 2021 yılından itibaren ticari ilişkinin bulunduğu, 2022 Nisan ayına kadar ihtilafsız bir şekilde ticari ilişkinin devam ettiği,... numaralı 38.024,79 TL bedelli faturanın Davacı tarafın 1 Haziran 2022 tarihinde ... nolu yevmiye maddesi ile kayıtlara alındığı, bu faturaya dair davacı kayıtlarında herhangi bir ödeme bilgisinin bulunmadığı, davalı tarafın bu faturaya karşılık iade faturası düzenlediği, davalının faturaya faturanın alındığı tarihten itibaren sekiz gün içerisinde itiraz etmediği, davalı tarafın yaptığı itirazın süresinde olmadığı bu sebeple iade faturasının bir anlamının olmadığı bilirkişi raporlarıyla tespit edilmiştir.
İzmir... İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. İcra dosyası üzerinde yapılan incelemede davacı tarafın fatura bedeli kadar talepte bulunduğu ve davalı borçlunun borca ve tüm ferilerine itiraz ettiği görülmüştür.
Dinlenen davacı tanığı ... beyanında özetle; “davacının kesme işlemi yaptığını, davacı ile birlikte iş yaptıklarını, davacının yanında usta olarak çalıştığını, günübirlik çalıştıklarını, çağırılmaları halinde işe gittiklerini, işe gittiklerinde tutanak tutulduğunu ve şefe imzalatıldığını, işi teslim edip gittiklerini, en son yapılan işin parasının ödenmediğini, ödenmeyen bedelin 30.000 - 40.000 Türk Lirası civarında bir bedel olduğunu, inşaatta fire olan hurda malzemelerin ... tarafından izinsiz olarak alındığını bunun üzerine davacını....’ yı işten çıkardığını,” beyan etmiştir.
Dinlenen davalı tanığı... beyanında özetle; “ davacı ile beton delme kesme işlemlerinin yapıldığını, cumali arpacı’yı kendisinin yakaladığını, karot delme işinin yapıldığını belli bir miktarda yarım iş kaldığını, malzemeler kaybolmaya başladıktan sonra kamera kaydına başladıklarını ve görüntüyü jandarmaya teslim ettiklerini, işin yarım kaldığını, işin çoğunun yapılmadığını, başka firmaya yaptırdıklarını, alacağa dair ayrıntıları bilmediğini, çalınan malzemelerin davalıyı zarara uğrattığını” beyan etmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
6100 sayılı yasanın ispatın konusuna ilişkin olarak 187. maddesinde şöyle denilmektedir.
"İspatın konusu
MADDE 187- (1) İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir.
(2) Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz."
Bilirkişiler tarafından ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde hazırlanan raporda her ne kadar taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığı yazılmışsa da, tarafların anlaştıkları hususlara dair mahkeme tespitinden de anlaşılacağı üzere taraflar arasında karot ve beton delme işi ile ilgili bir eser sözleşmesinin bulunduğu tespit edilmiştir. Her iki tarafın da kabulünde olan bu hususustan dolayı mahkemece delil araştırmasına girişilmemiştir.
YİBBGK 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi takdirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (6102 sayılı yasanın 21/2 maddesi) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenen aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karneden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifası ile ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhası ile ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı yasanın 23. maddesinin 2. ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi yukarıda anılan 23/2 madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz karşı tarafın akdi ilişki inkar etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, 6102 sayılı yasada özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Fatura içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme 213 sayılı yasada yer almaktadır. faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır. (213 sayılı yasa madde 230) dolayısıyla faturanın içeriği faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususlara yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir.
Ayrıca Yargıtay ... HD...Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi; faturanın davalı tarafa usulüne uygun tebliğ edildiğini kanıtlama yükümlülüğü davacı tarafa ait olup, davacının bu hususu kanıtlaması halinde, bu kez, 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesinde yazılı sekiz günlük yasal süre içerisinde faturaya itiraz ve iade ettiğini kanıtlama yükümlülüğü ise davalı tarafa aittir. 6102 sayılı yasanın 23/2 maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden tacir fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf faturaya dayalı bu alacağının varlığını 6100 sayılı yasanın 222. maddesi uyarınca ispatlamış olur.
Davalı tanığı... beyanının değerlendirilmesine dair ise; tanığın beyanında davacının yüklendiği işi eksik yaptığını beyan ettiği görülmüştür. Ancak cevap dilekçesinde davalı vekili tarafından davacının ifa etmekle yükümlü olduğu beton ve karot kesme ve delme işini eksik ifa ettiğine ilişkin hiçbir savunması bulunmamaktadır. Bu sebeple davacının ifa etmekle yükümlü olduğu edimini eksik ve ayıplı yaptığı yönündeki tanık beyanlarına itibar edilmemiştir.
Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosya içerisine kazandırılan raporlar, davacı tarafın kararının işin yapıldığına ilişkin beyanları, davalının faturaya süresinde ve usulüne uygun olarak itiraz etmemiş olmasına dayalı olarak az yukarıda fatura ile ilgili anlatılan bilgiler ve davalı vekilice sunulan cevap dilekçesinde işin yapılmadığına dair yahut eksik yapıldığına dair hiçbir savunmanın bulunmaması sebebiyle davacının taraflar arasındaki eser sözleşmesi gereği tüm edimlerini eksiksiz ifa ettiği hususunda mahkememizde kanaat oluşmuştur.
Davalı vekilince sunulan cevap dilekçesindeki davacı tarafın çalışanının izin almadan inşaat alanında bulunan atıkları aldığı ve bu sebeple davalı şirketin zarara uğradığı savunmalarına yönelik olarak;
6098 sayılı yasanın adam çalıştıranın sorumluluğu ile ilgili hükümleri şöyledir.
"Adam çalıştıranın sorumluluğu
MADDE 66- Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.
Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz.
Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür.
Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir."
6098 sayılı yasanın takas ile ilgili hükümleri şöyledir.
"Takas
Koşulları
Genel olarak
MADDE 139- İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.
Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.
II. Hükümleri
MADDE 143- Takas, ancak borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmesiyle gerçekleşir. Bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer.
III. Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar
MADDE 144- Aşağıdaki alacaklar takas haklarının doğumundan sonra, ancak alacaklıların rızasıyla takas edilebilir:
1. Tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.
2. Haksız olarak alınmış veya aldatma sonucunda alıkonulmuş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar.
3. Nafaka ve işçi ücreti gibi, borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu olup, özel niteliği gereği, doğrudan alacaklıya verilmesi gereken alacaklar."
Yasanın hükümleri gereği davalı tarafın dava dışı 3. şahsın eylemi sebebiyle uğradığı parasal zarar sebebiyle takas işleminin uygulanabilmesi için öncelikle muaccel olan bir borcun varlığı gerekmektedir. Bu hususta dava dışı şahsın eyleminin varlığı, yaptığı eyleminin haksız fiil teşkil edip etmediği net olarak tespit edilemediğinden davalı tarafın davacıdan muaccel bir alacağını varlığından söz etmek mümkün değildir. Kaldı ki dava dışı işçinin yaptığı iddia edilen eyleminin, davacı tarafın çalışanını seçmek konusundaki objektif yükümlülüğü ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, iddia edilen haksız fiilin davalı tarafın gerekli güvenlik önlemlerini almamasından kaynaklı ileri gelebileceği, davalının zilyedinin rızası hilafına inşaat alanındaki atıkları almasının karot delme, beton kesme işiyle de bir ilgisinin bulunmadığı, dava dışı şahsın zarar verici olduğu iddia edilen eyleminin, davacı işverenin iş talimatlarından kaynaklı bir husus olmadığı, davalının iş yerinde meydana geldiği iddia edilen bu haksız fiile yönelik olarak davacının önlem alma yahut başkaca bir müdahalede bulunma imkanının söz konusu olmadığı, davalı tarafın ticari defterinde haksız fiilden kaynaklı olarak zarar gördüğüne dair herhangi bir belgenin yahut kaydın bulunmadığı, davacının adam çalıştıran sorumlulugu kapsamında dava dilekçesinde itirazlarının bulunduğu ve davalı vekilince açıkça adam çalıştıranın sorumluluğuna dair yahut takas hususunda bir talebinin de bulunmadığı anlaşılmakla bu durumda davalı tarafın zarara uğradığı savunmasına yönelik olarak takas yahut mahsubun yasal olarak mümkün olmadığı anlaşılmıştır.
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu süre hak düşürücü süredir, Hakim tarafından resen dikkate alınması gerekir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt, bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. İcra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir. İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir.İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli, muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
Delillerin hukuki olarak değerlendirilmesine dair yukarıdaki açıklamalar ışığında; davacı tarafın alacağın varlığını ve miktarını hem ticari defter kayıtlarıyla hem de dinlenen tanık beyanlarıyla birlikte ispat ettiği, davalı vekilince davacının dava konusu edilen işi eksik ya da ayıplı yaptığına dair bir savunmasının bulunmadığı, davalı tarafça düzenlenen iade faturasının şekil şartlarını taşımadığı, süresinden sonra gönderildiği, bu durumda davacı tarafça düzenlenen faturanın aksini ispat yükümlülüğünün davalı tarafta olduğu, davalı tarafın bu husustaki ispat yükümlülüğünü de yerine getiremediği, davalı taraf açıkça takas isteminde bulununmadığı gibi takas şartlarının da mevcut olmadığı, ödeme emrinin düzenlendiği tarih ile davanın açıldığı tarih birlikte değerlendirildiğinde henüz hak düşürücü sürenin dolmadığı, fatura tarihi, yapılan işin tarihi, dava tarihi, davada fatura tutarının tamamının istenmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde dava konusu edilen alacağı zamanaşımına uğramadığı, para alacaklarında alacaklının yeri mahkemesi de yetkili olduğundan bahisle davalının yetki itirazının hukuka uygun olmadığı, itirazın iptali şartlarının oluştuğu, alacağın da likit olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne ve icra inkar tazminatına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KABULÜNE,
2-İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan İTİRAZIN İPTALİ İLE TAKİBİN DEVAMINA,
3-Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 38.024,79 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Alınması gerekli 2.597,47 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 459,25 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 2.318,22 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
5-Davacı tarafça yatırılan 459,25 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 3.000,00 TL bilirkişi rapor ücreti ve 527,00 TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplamda 4.066,95 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
8-Karar kesinleştiğinde artan gider avansının yatırana İADESİNE,
Dair, miktar bakımından kesin olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
21/01/2025
Katip...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır