T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/981 Esas
KARAR NO : 2024/631
DAVA : Menfi Tespit (Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan )
DAVA TARİHİ : 12/12/2022
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Kaçak Elektrik Kullanımından Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket tarafından İzmir ...cra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında takip yapıldığı, takibe kendileri tarafından itiraz edildiği, takiple birlikte davacıya ait şirketin elektriklerin kesildiği, ayrıca haksız takip sebebiyle davacının kredi kullanamadığı, mali sorunlar yaşadığı, yaklaşık 2 yıldır aynı adreste faaliyet yürüttüğü, salgın koşullarına rağmen davalıya ödeme yaptığı, ancak davalı tarafından 2022 yılında 2 ayrı tarihte kaçak elektrik kullanıldığından bahisle işlem yapıldığı, bu durumun tesisat hatasından kaynaklandığı, davacı şirketin bilgisi haricinde olduğu, davalı tarafından yapılan tahakkukun fahiş olduğunu belirterek takibin tedbiren durdurulmasına ve takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kaçak elektrik kullanım bedelinin mevzuata uygun olarak hesaplandığını, kaçak tespit tutanağının usulüne uygun düzenlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DAVA:
Dava, kaçak elektrik tutanağına istinaden düzenlenen faturaya dayalı takip sonrası açılan menfi tespit isteğine ilişkindir.
DELİLLER:
-Faturalar,
-İzmir ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti,
-... Elektrik Dağıtım A.Ş nin 06/03/2023, 15/03/2023, 09/05/2023 tarihli yazısı ve eki.
-... Elektrik Parekende A.Ş nin , 20/03/2023 tarihli yazısı ve eki,
-Mahalinde yapılan keşif ve bilirkişi ...'ün 03/07/2023 tarihli kök raporu ve
22/12/2023 tarihli ek raporu,
-Bilirkişi...nın 03/06/2024 tarihli raporu.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72. Maddesi: “Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.” düzenlemesini içermektedir.
Anılan maddeden anlaşıldığı üzere borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir ve takip konusu alacağın borçlusu olmadığının tespiti isteyebilir.
Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar ve bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur.
Bu noktada, konuyla ilgisi bakımından “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190.maddesi; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddî hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira, aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir (6100 sayılı HMK. 190. madde gerekçesi).
Menfi tespit konulu eldeki davada ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesi).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı kurumun kendisi hakkında haksız ve hukuka aykırı olarak kaçak elektrik tutanağı ve fatura düzenlediği, bu fatura dayanak gösterilerek İzmir ... İcra Dairesinin ...yası ile aleyhinde takip yapıldığı, kendisinin kaçak elektrik kullanmadığı, işyerinde kiracı olarak bulunduğu, bu durumun işyerinin malikinden kaynaklandığı, bilgisi haricinde olduğu, faturadaki hesaplamanın hatalı ve fahiş olduğu, düzenlenen faturanın ve tahakkukun usulsüz olduğu ve davalıya borcunun bulunmadığını iddia ettiği, davalının ise davacının kaçak elektrik kullandığı, işyerinin niteliğine göre çalışma süresinin belirlendiği, yapılan hesaplamanın yönetmeliğe uygun olduğunu savunduğu, taraflar arasında davacının kaçak elektrik kullanıp kullanmadığı ve davacı adına yapılan tahakkukun mevzuata uygun olup olmadığı, davacının söz konusu kaçak kullanım faturasına istinaden girişilen takip sebebiyle davalıya borçlu olup olmadığı, borçlu değil ise borçlu olmadığı miktarın ne kadar olduğu hususlarında ihtilaf bulunduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu kaçak elektrik tespit tutanağı ve faturanın düzenlendiği abonenin ticarethane( işyeri) olarak kullanıldığı, tarafların tacir olduğu, her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren nispi ticari dava niteliğindeki somut uyuşmazlık bakımından mahkememizin görevli olduğu değerlendirilmiştir.
Mahkememizce dava konusu aboneye ilişkin geçmiş fatura kayıtları, dava konusu kaçak tespitine ilişkin kayıtların dosyaya kazandırıldığı, mahkememizce mahalllinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığı, elektrik mühendisi bilirkişi ...'den alınan 03/07/2023 tarihli kök ve 22/12/2023 tarihli ek raporda, davacıya ait işyerinin kadın kuaförü olarak faaliyet yürüttüğü, işyerinin binanın giriş katında olduğu, işyerinin zemin ve asma kattan oluştuğu, işyerinde 2 adet kaset tipi tavan klima, 2 adet salon tipi klima ve 1 adet split klima, 2 adet termosifon, 1 adet kahve ve 1 adet çay makinası ve 10 adet saç kurutma makinasının mevcut olduğu, işyerinin aynı anda 10 müşteriye hizmet verecek kapasitede olduğu, keşfin yapıldığı tarih itibariyle davacının elektriğin kesik olduğu, başka bir işyerinden elektriğin sağlandığı, 26/09/2022 tarihinde davacıya ait işyerinde yapılan denetimde branşman hattının harici olarak çekildiğinin tespit edildiği, keşif anındaki kurulu güç tespitinin 31,030 watt olarak tespit edildiği, davalı kurum tarafından yapılan kurulu güç tespitinin ise 24.600 watt olduğu, davalı tarafından günlük çalışma süresi 12 saat olarak hesaplanarak takibe konu faturanın düzenlendiği, söz konusu elektrik kullanımının yönetmeliğin 42/1-b maddesi uyarınca kaçak elektrik kullanımı olduğu, işyerinde bulunan kurulu güç üzerinde yönetmelin 44,45,46 maddeleri uyarınca hesaplama yapıldığı, takip tarihi itibariyle davalının davacıdan faiz ve kdv dahil olmak üzere 232.019,67 TL talep edebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Taraf vekillerinin 03/07/2023 tarihli kök ve 22/12/2023 tarihli ek rapora itiraz ettikleri, mahkememizce tarafların itirazlarının kabul edilerek dosyanın yeni bir elektrik mühendisi bilirkişiye tevdine karar verildiği, bilirkişi ...'nın 03/06/2024 tarihli raporunda, davacının... Mahallesi... Bul No:... Karşıyaka İzmir adresinde bulunan işyeri için davalı ile arasında 'Ticarethane' abone grubu üzerinden ... nolu sözleşme imzalandığı, sözleşmeye göre işyerinin bağlantı gücünün 6,789 KW olduğu, ...Elektrik Dağıtım A.Ş. görevlilerinin 26/09/2022 tarihinde yaptığı denetimde davacı kullanıcının branşman hattını panonun arkasından ek alarak güç tespiti yapılan cihazları harici hat üzerinden beslediği tespit edilerek... seri nolu kaçak elektrik tespit tutanağı düzenlendiği, bu tutanağın davacı şirket yetkilisi... tarafından herhangi bir ihtirazi kayıt düşülmeden imzalandığı, davalı tarafından kaçak tespiti sırasında işyerinde 2 termosifon, 1 çamaşır makinası, 2 adet tavan tipi kaset klima ve 1 adet salon tipi klimanın bulunduğu belirterek güç tespitinin yapıldığı, yine günlük çalışma süresinin kaçak tespit tutanağında 09:00-21:00 saatleri olarak belirtildiği, davacının dava konusu kaçak tespiti öncesinde de kaçak elektrik kullanımının olduğu, ayrıca dava konusu kullanımın sayaçtan geçirmeksizin harici hat kullanımından kaynaklandığı, bu sebeple sayaç değerlerine itibar edilemeyeceği, söz konusu kullanımın yönetmeliğin 42/1-b maddesi uyarınca kaçak kullanım olduğu, yönetmeliğin 44,45,46 maddeleri uyarınca davacının kullanımının mükerrer kaçak olduğu, kaçak tespit tutanağında belirtilen 12 saatlik günlük çalışma süresine davacı şirket yetkilisinin ihtirazi kayıt koymadığı ve kullanım faktörü dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, davalı tarafından talep edilebilecek alacağa ilişkin olarak ticari faiz ve 6183 sayılı yasanın 51 maddesi uyarınca gecikme zammı dikkate alınarak seçenekli hesaplama yapıldığı, davacının abonelik sözleşmesinin tarafı olduğu ve fiili kullanıcı olduğu, kaçak kullanımdan sorumlu olduğu, 03/07/2023 tarihli kök ve 22/12/2023 tarihli ek raporda kullanım faktörü ile günlük çalışma süresinin doğru şekilde belirlendiği, ancak bu bilirkişi raporlarındaki kaçak elektrik bedeli hesabında kaçak kullanım dönemi ortalaması birim fiyatlar ile hesaplama yapılması gerekirken, tutanak tarihindeki birim fiyatların esas alınmış olduğu, yine 6183 sayılı yasaya göre gecikme zammı 24.07.2022 tarihinden sonra aylık %2,5 (yıllık %30) olarak belirlenmiş iken aylık %1,6 (yıllık %19,20) olarak alınmış olmasının hatalı olduğu, sözleşmedeki kurulu güç değerinin fiili durumu yansıtmadığı, bilirkişi tarafından yerinde inceleme yapıldığı, işyerindeki fiili kurulu güç değerinin 31,03 KW olduğu yani sözleşmedeki kurulu güç değerinin neredeyse 3 katına çıktığı, bu cihazların 21,1 KW'lık kısmının sayaç harici çekilen hat üzerinden beslendiğinin tespit edildiği, dolayısıyla sözleşmedeki kurulu güç ve bağlantı gücünün dava konusu ile hiçbir bağlantısının bulunmadığı, kaçak tutanağının düzenlenmesi sırasında dava konusu işletmenin 09.00 - 21.00 saatleri arasında faaliyet gösterdiği tespit edildiği, tutanağa geçirildiği, bu tutanak da davacı şirket yetkilisi tarafından itirazsız imzalandığı, dolayısıyla günlük çalışma süresinin 12 saat olarak alınmasının hem fiili duruma, hem de yönetmeliğin 45.5 maddesinde belirtilen kaçak tutanağı düzenleyen görevlilerin tespitine uygun olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.
Davalı kurum tarafından davacıya ait işyerinde kaçak kullanım yapıldığı gerekçesi ile kaçak elektrik tahakkukunun yapıldığı, davacının iş bu davada kaçak elektrik kullanmadığı ve kaçak elektrik kullanmış olsa dahi yapılan tahakkukun hatalı olduğunu iddia ettiği, mahkememizce dava konusu işyerinin nitelikleri, kurulu gücü ve kaçak tespitine ilişkin kayıtların dosyaya kazandırıldığı, mahallinde keşif yapıldığı, 03/07/2023, 27/12/2023 ve 03/06/2024 tarihli bilirkişi kök ve ek raporlarının alındığı, 03/06/2024 tarihli bilirkişi raporunda saptandığı üzere ve davalı kurum tarafından da dosyaya sunulan belgelere göre davacının harici hat çekmek sureti ile kaçak elektrik kullandığı, bilirkişi tarafından tespit edildiği üzere davacının söz konusu eyleminin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42/1-c maddesine uyduğu, taraflarca 03/06/2024 tarihli rapora itiraz edilmiş ise de davalı tarafından kaçak tespit tutanağında kurulu gücün hatalı belirlendiği, mahkememizce yapılan keşifte bilirkişi tarafından işyerinin kurulu gücünün fiilen tespit edildiği, ayrıca davalı kurum tarafından yönetmeliğin 44.maddesindeki sıralama gözetilmeksizin ve kullanım faktörü dikkate alınmaksızın dava konusu faturanın kurulu güç üzerinden düzenlendiği, işyerinin niteliğine göre günlük çalışma süresinin 12 saat alınmasının somut olaya uygun olduğu, fiili durum esas alınarak hesaplama yapılması gerektiği, sözleşme gücüne göre değerlendirme yapılamayacağı, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamanın anılan yönetmeliğin 42, 44, 45 ve 46 maddelerine uygun olduğu, buna göre davacının takibe dayanak fatura nedeniyle takip tarihi itibariyle davalıya 172.990,32 TL asıl alacak, 302.73 TL takip öncesi işlemiş faiz ve 54,49 TL faizin kdv'si olmak üzere toplam 173.347,55 TL borçlu olduğu, 289.194,50 TL yönünden ise borçlu olmadığı, söz konusu kaçak elektrik kullanımının davacının abonelik dönemi içerisinde tespit edildiği, bu sebeple davacının kendi abonelik dönemi içerisinde gerçekleşen kaçak elektrik kullanım eyleminden sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, mahkememizce alınan 03/06/2024 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamı ve işyerinin niteliklerine uygun, gerekçeli, objektif ve denetime elverişli olduğu, tarafların iddia ve savunmalarını karşıladığı, iddianın ileri sürülüş biçimi ile mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davacının İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün... esas sayılı dosyasında davalıya 289.194,51 TL borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
Davacı tarafından kötüniyet tazminat talebi talep edilmiş ise de, davaya konu uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, davalının haksız ve kötüniyetli olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği anlaşılmakla kötüniyet tazminat talebinin reddi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacının İzmir... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında 288.100,83 TL asıl alacak, 926,85 TL takip öncesi işlemiş faiz ve 166,83 TL işlemiş faizin kdv'si olmak üzere toplam 289.194,51 TL alacak yönünden davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Yasal koşulları oluşmadığından davacının kötüniyet tazminat talebinin REDDİNE,
3-Alınması gerekli 19.754,87 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 7.899,07 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 11.855,80 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70 TL başvuru harcı, 7.899,07 TL peşin harç, 1.274,90 TL keşif harcı, 3.200,00 TL bilirkişi ücreti, 650,00 TL keşif araç ücreti, 193,75 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 13.298,42 TL yargılama giderinin davanın kısmen kabulü ile kısmen reddi sebebiyle tarafların haklılık oranına göre (289.194,51/462.542,05=0,62) 8.245,02 TL'nin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 45.379,18 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,
6-Davalı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 27.735,61 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,
8-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,
Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/07/2024
Katip ... Hakim ...
E-İMZA E-İMZA